DOLAR8,155
EURO9,7089
ALTIN457,347
BIST1416,55
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 9°C
Yağışlı
sonhaber16.com

YOLA ÇIKMAK

YOLA ÇIKMAK
REKLAM ALANI

Nerde başladığı, nasıl sonlanacağı belli olmayan ömür denilen bu hikaye, yollardan ibaret.

Bu yollarda kurulur küçük dünyalar ve dünya döndükçe devam eder yolculuk. Giderek genişleyen, sonuna doğru daralan ve en nihayetinde yalnız başlanan bu yolculuğun yalnız noktalandığı;

girişte aciz, gelişmede dünyaya hükmeder, sonuçta dünyayı olduğu gibi bırakır terk-i diyar eder insan.

***

Yaşamımız bir yola girmekle başlar. O yoldaki mücadelemiz küçük evrenimizin yolunu açar.

Öyle bir evren ki her şey bize hizmet eder.

Nefes almamıza, beslenmemize dolayısıyla büyüyüp gelişmemize uygundur. Gün gelir kendi küçük evrenimize sığamaz oluruz, kabuğumuzu çatlatırız. Varlığımızı duyurmaya çalışırız.

Çatlatmadan önce tepki veririz defalarca; ben burdayım, hey duyuyor musun beni! Hissediyor musun varlığımı? (Bu içten içe ömür boyu sürer.) Takvim işler, vakti gelir, yol açılır, yeni bir yaşama doğarız. Önce göbek kordonu ile beslenen insan yavrusu, bu yolun kesilmesi ile yeni evrendeki ilk acısıyla tanışır.

Poposuna yediği ilk şaplak yeni bir yaşama doğduğunu çevresine müjdeler, herkes güler, o ağlar. Kolay değil kendisini koruyan fanus kırılmış, çıplak kalmıştır bedeniyle ruhu.

Bir süre yeni dünyasında eski dünyasını arar. Doğum travması…

İnsan, yavru iken neyse tüm yaşamı boyunca da güvenmek, sevilmek, değer görmek,

önemsenmek, ait olmak, özgür olmak ister.

Zamanla sığamaz olur doğduğu eve. Eşik giderek genişler, sokağa, okula, topluma… açılır. Bu açılan yollar anne karnındaki küçük dünyasına benzemediği gibi evdeki dünyaya da benzemez. Dışarı hiç bitmez, içi bunu bilir. Sesini duyurma çabası giderek büyür.

***

YOL ALMAK   

Zamanla ne yollar açıldı önümüze, ne yollar açtık kendimize. Yollar vardı düz, yollar vardı kıvrım kıvrım iz sürdüğümüz.

İnerken rüzgarı yüzümüzde hissettiğimiz de oldu, çıkarken dizlerimizin bağı da çözüldü.

Soluklandık. Kimi yolu terkettik, kimi yolu yarım bıraktık. Kimi yola yazık ettik. Kimi yolu katettik. Yolda işaretler vardı gördük bazen de büsbütün kördük. Kimi çıkmaz sokağa, kimi tadına doyamadığımız manzaralara çıktı.

Yolumuzu tıkayanlar da oldu, yol göstericiler de. Yollarımız kesişti kimileriyle, yolumuzdan etti, yola getirdi kimileri de. Yol boyunca kimleri taşımadık ki içimizde… Yol çatallandı bazen seçim yapmakta zorlandık. Bazen adrese vardık, bazen kaybolduk. Ama hep kendimizi aradık yol boyunca. Bunca tıkanmışlığı kendi gücümüzle açmalıydık, aşmalıydık. Kimse bize gül bahçesi vadetmedi! Yolumuzu kimse bizim yerimize yürümeyecekti.

Yolda bıraktıklarımız da oldu.

Eklediklerimiz de kendimize.

Sayelerinde usandık dünya hallerinden, uslandık derinden.

Dışımıza da baktık içimize de. Çoğu zaman karnımızı doyurmaktı amacımız. Para nerede? İş nerde? Gelecek nerede? diye diye başarı peşinde, mutluluğumuzun derdinde epeyce bir yol aldık. Kendimize vardık mı?

Keşkelerden, pişmanlıktan, umutsuzluktan, korkudan ördüğümüz duvarlardan yolumuzu göremedik. Livraga’nın dediği gibi, korkumuzu elimize alıp yürümekti cesaret. Kah gösterdik kah gösteremedik.

Yenik düştüğümüz de oldu.

Yüzleştiğimiz de.

Sesimiz de oldu, sessizliğimiz de.

Taleplerimiz bitmedi. Talepleri bitmedi.

İnsanlığa, yaklaştık, uzaklaştık, aldık, verdik.

Belki yolumuz uyuştu evlendik, birlikte yürüdük. Yola gelmedik, yoldan çıktık, bizim yolumuz değildi anladık ayrıldık.

Belki de tek başınalığımızın farkında yar da istemedik, yaren de kime ne! Çarkın içinde döndük durduk.

***

YOLDA OLMAK…

Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik.

Tamamlanmamışlık, tam anlamamışlık.

Ömrümüzün ustası da olduk çırağı da.

Değiştik, dönüştük. Önemli olan, özümüze sadık bir hayat sürdük mü?

İç yolumuzu yürüdük mü?

Bir iken bütün, bütün iken bir… Büyük resmi görebildik mi?; İnsanlığın, evrenin yolunu. Zekamızla, irademizle, aşkla yürüdük mü? Kısa ömründe uzun yol katedenler de oldu mücadele ederek; Aklımıza gelen aklımızdan çıkmayacak olan  ilk isim Atatürk, devrimleri ile yolumuzu açan aydınlatan, insanlığın hizmetine sunulmuş kısa ama yaşamını yaşamlarla birleştiren sonsuz bir ömür. Minnettarız.

Uzun ömründe bedenine yenik düşenler de oldu, zaaflarına hizmet ederek.

Evreni, dünyayı, ülkemizi, insanlığı, kendimizi tanımak, anlamak, iletişim kurmak ve nihayetinde kendi merkezimize yol almaktı mesele. Tüm yollarımız farkındalık, keşif, deneyim, derinlik, anlam sundu önümüze. Kendimiz ile dünya arasında uyum ancak dengeyi anlamakla mümkündü. Büyük bilge Eflatun’un dediği gibi insan, birden ve diğerinden oluşur.Yaşamın haritasını okuyup kendi haritamızda ilerlemekti ömür dediğin.

Dünyadan ayrılma vakti geldi.

Evet geldi hocam, ansızın…

16 Şubat 2021 tarihinde dünyadaki sonlu günlerini tamamlayıp sonsuz bir dünyaya yürüyen saygıdeğer, sevgideğer, Doğan Cüceloğlu’na ithaf etmek istiyorum yazımı.

Kendisi sınıf sahnesinde hocam olmadı. Yaşam sahnesinde hepimizin hocası oldu.

Ortaokuldaydım, yolumuz kesişti. Öğretmenliğimin yirmili yıllarına kadar da ışık oldu yoluma. Bitti mi yolumuz! Bitmez; çünkü bazı yollar sonsuza uzanır. Kitaplarınız, duraklarımız oldu nefeslendiğimiz.

Bilincimizi gözlemledik sayenizde. İçimizdeki çocuğa sığındık zor günümüzde.

İnsanın özü, varoluşu üzerine düşündük.

İnsanın her yaşının önemini ve yaşamda oynadığı rollerin değerini anladık kitaplarınızdaki iç sesinizden, programlardaki beden dilinizden. Can, sevgiyle olduğunda coşar dediniz, anladık. Kişisel bütünlüğün biz duygusuyla tamamlandığında doğamızla, doğayla uyum içinde olduğunu fark ettik ve birlikte yürüdük.

Doğum tek değildi sizce, kendimizi defalarca doğurtmalıydık yaşam yolunda.

Duygularımızla,düşüncelerimizle ve aşkın ruhumuzla muhteşem bir potansiyeldik,

fark ettik.

Siz bize ışık oldunuz, aşkın ruhunuz ışık olacaktır size.

D.Steinberg Guzman der ki, ”İnsan evriminin uzun yolunda bir yaşam nedir ki?

Hiçbir şey; sadece bir gün yükselen ve akşamın çöküşü ile gizlenen güneşin yolculuğu süresince geçen kısa bir zaman dilimi…

Pozitif eylemleri toplayarak tek yaşamı tamamlamamızı sağlayacak; uzun evrimleştirici yükselişin basamakları olan pek çok yaşamdır.”

Hocam, Doğan Cüceloğlu, bu uzun evrimleştirici yükselişin basamaklarını çıkarak, çıkmamız için elimizden tutarak pozitif eylemleri ne güzel topladınız, yaşamınızı ne güzel tamamladınız. Ne güzel yükselttiniz insan bilincini ne güzel genişlettiniz insan yüreğini.

Ölünün arkasından, ‘nasıl bilirdiniz?’ derler ya.

Beylik bir laftır; iyi biliriz demek. Biz diyoruz ki tüm içtenliğimizle biz sizi çok iyi biliriz ve iyilikleriniz bizimle yaşamaya devam edecektir, biliniz.

Tıpkı önderimiz Atatürk, hocamız, Doğan Cüceloğlu gibi kısa ama sonsuzluğa bağlanan yolumuzu onun içinde ve içimizde görebilirsek ne mutlu bize.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.