Putin’in masasında Rusya’yla anlaşma

13.03.2020
A+
A-

En başta şu soruyu sormakta fayda olduğunu düşünüyorum:

“5 Mart’ta Moskova’da Rusya’yla yapılan anlaşmada kim, kimi kandırdı veya kim, kimi yendi?”

Ne hikmetse, Eylül 2018’de yapılan Soçi anlaşmasıyla devreye giren, gerginliği azaltma bölgeleri ve sonrasında devamı olan Astana anlaşmasıyla ‘çatışmasızlık bölgeleri’ diye adlandırılan anlaşmalarda hep aynı senaryolar gerçekleştirilmiş, aynı yollara yeniden başvurulmuştur.

Ve Rusya, hep o bildiğimiz Rus kurnazlığını sergilemiştir.

Her anlaşmadan sonra kısa süren ateşkes ve sükunet ortamı, sonra Rus destekli Esed güçleri ateşkesi ihlal eden girişimlerde bulunmuş ve lokal çatışmalarla sahada hep ilerleme kaydetmiştir. Sonrasında gerginlik artmış, Türkiye dolaylı yollarla müdahale etmiş ve Rusya’nın yeni anlaşma masası kurmasına zorlamıştır. Ve dolayısıyla bu masalarda yeni konumlamalara göre emrivaki yaparak anlaşmaya gitmiştir.

Ta ki son gerginlik hadisesine gelene kadar.

RUSYA İSTEDİĞİNİ YAPTI

Türkiye’nin gözlem noktaları olmasına ve bütün uyarılarına rağmen, Esed güçleri görünümlü Rusya destekli güçler, başlattıkları çatışma ve ihlallerle, önce stratejik konumda olan “Han Şeyhun” beldesini ve devamında tarihi ‘Marratulnuman’ kentini ve orayla yetinmeyip bölgenin en kritik yerleşim yeri olan ‘Sarakeb’ kentini ele geçirerek neredeyse muhaliflerin kontrolünde olan İdlib ilinin 4’te birini ele geçirmiş ve birçok Türk gözlem noktasını arkasında bırakarak, stratejik öneme sahip M4 ve M5 yollarını işgal etmiştir.

27 Şubat’ta Türk askerine yönelik hain saldırıdan sonra, Türkiye’nin sert müdahalesi olsa da, Rusya başta belirttiğimiz gibi, kurnazlığını kullanarak Moskova’da yeni bir toplantıya davet etmiş ve oradan yeni bir anlaşmayla masadan ayrılmıştır.

Ama bu arada Rusya, her toplantıdan önce gelenek haline getirdiği ve sahada ses getirecek bir eyleme imza atmasını, yine bu toplantıdan önce sivil mülteci kamplarını bombalayarak onlarca can almış ve geleneğini bozmadığını göstermiştir.

Bu toplantının birden fazla özelliği vardı:

  • Sahada Rusya ile İran arasındaki soğuk rüzgarların estiği bir döneme denk gelmesi,
  • Türkiye’nin bir ilke imza atarak Siha savaşıyla, dünyada ses getirmiş ve Türkiye’ye farklı bir imaj vermiş olması,
  • 2011’de başlayan Suriye savaşında ilk günden bu yana Esed ve destekçilerinin hem insan, hem de muhimmat açısından en çok zayiat verdikleri döneme denk gelmesi…

Bütün bu etkenler, Türkiye’nin masada elini güçlendiriyor ve Suriye meselesini yakından takip eden herkes, Türkiye’nin bu görüşmeden zaferle ayrılacağı ümidini taşıyordu!

Ama basın açıklamasından hemen sonra, herkes şaşkın, herkes olan biteni anlamaya çalışıyordu!

Neden mi?

Çünkü; Suriye olayları çerçevesinde yapılan en komik ve en saçma anlaşmaya imza atmıştı Türkiye. Anlaşmanın maddeleri, Putin’in aylardır talep ettiği ve güç kullanarak gerçekleştirmeye çalıştığı adımlardır.

50’DEN FAZLA ŞEHİT VERİLDİ

Esed güçlerinin daha önceki anlaşmaları ihlal ederek, son bir ayda işgal ettiği topraklardan geri çekilmesini talep edeceğini umduğumuz Türkiye, Rusya’nın emrivaki yaparak dayattığı yeni anlaşma sınırlarını kabul etmesi hem siyasi otorite, hem de sahadaki silahlı yapılar tarafından şaşkınlıkla karşılaşılmıştır.

Ayrıca, son bir ayda 50’den fazla şehit veren Türk Silahlı Kuvvetleri, bunu Soçi sınırlarını korumak ve işgal altındaki gözlem noktalarını kurtarmak için yaptığımızı defalarca dillendirmişti, Türkiye’deki siyasi ve askeri yetkililer.

Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan bile, “Ya Soçi sınırlarına çekilecekler ya da omuz üstünde kelle bırakmayacağız” diyerek bu konuda en uç noktayı işaret etmesine rağmen, bu anlaşmayla şehitlerimizin kanı yerde kalmış oldu.

Ve bu anlaşmadaki en kritik madde, M4 yolunun güvenliğini Türk-Rus ortak devriyeleri ile sağlanacak olmasıdır.

Bunun neden önemli olduğunu açıklayalım:

Suriye’de silahlı mücadelenin başladığı Haziran 2012’den bu yana Esed ve yanındaki Rusya, İran, Hizbullah, Irak Haşdi Şabi, Afgan milisler ve Lazkiye’de merkezi bulunan Acilciler grubundan Hatay Kurtuluş Örgütü, bu saydığım ülke ve örgütler yıllardır neredeye Suriye’nin tamamını ele geçirmelerine rağmen, M4 yolu üzerinde bulunan (Sarakeb – Badama) güzergahındaki bölgelere girememiş ve her türlü yolu denemelerine rağmen o bölgeleri ele geçirememişlerdir.

Oysa Türkiye bu anlaşmayla, bütün bu bölgeyi Rusya’ya çatışmadan, altın tepside takdim etmiştir.

BU ANLAŞMA UZUN SÜRMEZ

Türkiye’nin bu dayatmayı bu şekilde kabul etmesi ve İdlib’te hiç bir şey olmamış gibi davranmasını sahadaki hiç kimse anlamış değil.

Bu nedenle önceki anlaşmalar gibi bu anlaşmanın da ömrü en fazla bir kaç ay sürer.

Çünkü, bu şekil bir anlaşmayla ne Rusya o bölgeye girebilir, ne de Türkiye o bölgede Rus askerlerini koruyabilir.

Tam tersi, Sarakeb – Cebel el Zaviye arasındaki sınırlı olan çatışma alanları, bu uygulamayla, Halep ile Lazkiye arasındaki hattın (150 km) tamamına taşınmış olur ve bu iş içinden çıkılmaz bir hala gelir.

Burada akla gelen iki mesele var:

  • Ya Rusya, Türkiye’yi yine kandırdı ve vermiş olduğu yüksek dozlu narkozla konumlandırmaya çalışıyor,
  • Ya da Türkiye, bu dengeyi ve sorunun mahiyetini bile bile bu anlaşmaya imza atarak, büyük çatışma öncesi sahayı dizayn etmek için zaman kazanma hamlesi olarak planladı.

Bu anlaşmanın doğru veya yanlış yapıldığını bekleyip sonuçları görerek anlayacağız ancak.

Özetle, bu anlaşmanın adı; “savaş ve çatışmaya kısa bir mola vermektir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.