Hititler’in izinde…

Hititler’in izinde…

Hititler ya da Etiler, Tunç Çağı’nda Anadolu yarımadasında devlet kuran bir halk. MÖ 1600 civarında İç Anadolu’daki Hatti beyliklerini ele geçirerek Hattuşaş merkezli devlet kurmuşlar. Anadolu, Erken Tunç Çağı’nın son yüzyıllarından başlayarak irili ufaklı pek çok beylik arasında paylaşılmaya başlamıştı. Anitta, Anadolu’da şehir beylikleri halinde yaşayan Hititlerin birleşmesinde ilk adımı atarak Anadolu’nun merkezî sistemle idare edilen ilk devletini kurmuştur. Eski Asurlu koloniciler Anadolu’yu terk ettikten bir süre sonra MÖ 1650’lerde I. Hattuşili devletin başkentini Neşa’dan Hattuşaş’a taşımıştır. Anadolu’nun yerli halklarından oldukları anlaşılan Hititler, MÖ 3. binyılın içlerinde başlayan toplumsal gelişmelerin bir sonucu olarak giderek büyük bir devlet durumuna gelme başarısını göstermişlerdir. Bu devlet içinde Hititlerin yanında Hattiler, Palalar, Hurriler, Luviler vb. pek çok etnik unsur bulunmaktaydı. Hitit İmparatorluğu gibi büyük bir devletin sonunu getiren olaylar arasında MÖ 1200 yıllan civarında Balkanlar’dan Anadolu’ya ulaşan büyük göç dalgalarının etkisi olabileceği düşünülüyor. Anitta Hattuşaş’ı istila etmeden önce Kayseri’de bugün Kültepe kaniş olarak bilinen eski Asur ticaret kolonisinin üzerine kurmuş devletini, başkentine Neşa denilmiş. Neşa’dan sonra Hattuşaş alınarak büyümüş genişlemiş. Hititlerin ilk başkenti Kayseri’den, son başkenti Çorum’daki Hattuşaş’a ve Amasya’ya kadar gezerek Hitit izlerini aradım, eskiden kalanları ve son durumunu gözlemledim.

***

Kayseri; geniş bir alana yayılmış, çok fazla göç almış, nüfus artmış kozmopolit bir kent olmuş; güvenli, huzurlu kent olmaktan çıkmış. İranlılar’ın batıya göçmeden önce ilk durağı olmuş, İranlılar uyuşturucu trafiğini yönetiyor, gençler arasında uyuşturucu kullanımı yaygın. Merkezde Sahabiye Mahallesi ve Eskişehir bağları Suriyeli nüfusla dolmuş, parklar bahçeler ve sokaklar Suriyeli kaynıyor. Şehrin zenginleri Hisarcık ve Ali Dağın eteklerinde; serin havadar bağlarda, lüks villalarda yaşıyor yazın. Kırsal köylere emekli olanlar dönmüş, şehirde tutunamayan devlet desteği alarak hayvancılığa başlamış. Tarım eskiden Hititler’den günümüze kadar uygulanan ilkel tarım terk edilmiş, biçme, destekleme, taşıma, patosa verme, harman yapma, denesinden ayırma eskiden 1 ay sürüyordu. Şimdi samanı ayrı, denesi ayrı, samanlığa hortumla saman basma gibi harman işleri 1 güne sığdırılabiliyor, makineleşme sayesinde. Hayvancılıkta gelişmiş, eskiden küçük bodur dayanıklı ama verimsiz karasığır beslenirdi, şimdi simental inek Alman ve Hollanda tipi verimli kaliteli hayvanlar besleniyor. Koyun olarak çift doğuran Romanov koyunları hibe ediyor devlet. Hayvancılıkta devlet desteği köylüyü sadık seçmen haline getiriyor, minnet duyuyor. Hayvancılıkta yem saman küspe gibi temel girdiler yüksek, dört hayvanı büyütmek için bir hayvan yemi veriliyormuş. Buzağı, dana al; besle, büyüt, kurbanda iyi paraya sat. Parayla şehirde ev al şeklinde ekonomik faaliyet. Köylü gençler şehre göçmüş, emekli ve yaşlılar kalmış köylerde. Yaylalar yazın serin olduğu için, çoğu köylü yaylaya gece kondu türü derme çatma evler yapmışlar.

***

Çorum; Kargı ilçesi yaylaları ile, Alacahöyük ve Hattuşaş antik şehri ile Hititlerin izlerini taşıyor, otel isimleri dahi Hitit döneminin krallarının ismini taşıyor. Alacahöyük müze şeklinde açık hava müzesi ve küçük sergi resminin olduğu kapalı müze, çay evi, hediyelik eşya satan dükkândan oluşuyor. Kazı hala devam ediyor, ilk arkeolojik kazıyı benim en çok sevdiğim Türkçü Remzi Oğuz Arık yapmış, büyük Atatürk’ün öncülük ettiği ilk kazı girişimi. Büyük mezarların içi imitasyon heykel sanat eseri ile dolu, asıllarını Ankara medeniyetler müzesi, fırtına tanrıçası heykelini ise Amasya almış, Çorum’a çanak çömlek heykel kalmış. Hattuşaş etrafı surlarla çevrili korunaklı sarayların, sunakların tapınakların ve Karum denilen alışveriş ticaret merkezi, çarşısı ile büyük yerleşim yeri. Aslanlı kapısı, kalenin dibinden üçgen şeklinde alt geçit, kurban kesilen sunaklar, tapınaklar ile muhteşem bir antik kent. Aslan kapı, kral kapı, Boğazköy sfenksli kapı,71 metre uzunluğunda yer kapı denilen tünel. Boğazköy’de Hattuş’un hemen yanında yazılı kaya var, açık tapınak şeklinde, tanrı figürleri kazınmış kayaların üzerine; çoğu aşınmış ama görülmesi gereken mekan. Aşağıda doğal beslenen havuzlarda yetişen alabalık çitliğinde mutlaka alabalık yemelisiniz.

Çorum; kaloriferi ile ünlü, sanayisi gelişmiş, altın madenciliği yapılan ve oldukça zengin iş adamlarının çıktığı yaşanabilir şehir. Üniversitesi, hastanesi ve okulu, özel kolejleri ile bir memur için yaşanabilir şehir. Havuzlu fıskiyeli ve ışıklandırması dahi güzel, geniş dolanma piknik yapma alanları olan büyük millet bahçesi var. Süheylli Rumi gibi sahabe kabrinin olduğu, Hıdırlık Camisi ile ilk dönem İslam izlerini bulursunuz. Osmanlı döneminden Ulu Camii ve Abdülhamit döneminden saat kulesi ile Osmanlı izleri taşıyor. Dünyanın en dar çarşısı Ermeni sanatkâr ve ayakkabıcı atölyelerinin olduğu eski dar çarşısı. Gece hayatının olmadığı, karanlık çökünce herkesin evine gittiği sessiz kendi halinde slow city. Alevilerin Mahallesi sadece ayrı, hala kız alıp verme yokmuş, eski düşmanlık kalmamış ama çok sıkı fıkı da değil. Leblebinin bin bir çeşidi, kuruyemişin en kalitelisi Çorum’da. Mültecisi de farklı Çorum’un. Irak’tan gelen Arap ve Türkmenler çoğunlukta, Suriyeli sayısı daha az.

***

Amasya; büyük dik ulu dağların arasında, ortasından Yeşil ırmağın bulanık ve coşkulu aktığı, cennetten yeryüzüne kondurulmuş büyülü bir kent gibi. Yeşilırmak üzerinde köprüler, olta ile  balık tutan adam bronz heykeli, selfi çeken şehzade heykeli, büyük tarihçi Strabon heykeli ve Ferhat ile Şirin heykeli mutlaka görülmeli. Çorum’un en büyük tarihi heykelciği, Hititlerin fırtına tanrısı Taşok da Amasya müzesinde. Rum Pontus döneminden kalma kalesi, dağa kazılarak yapılmış büyük kral mezarları kale içinden girilerek ziyaret ediliyor. Tepesinde büyük Türk bayrağı asılı kale sarp, çıkması zor ama gezip yukardan kuş bakışı şehri seyretmek için ideal. Beyazıt külliyesi, camii ile Osmanlı şehzade şehri kimliğini veriyor. Maraş’ın kesme dondurması gibi ama daha ünlü Amasya kaymağı mutlaka dondurma olarak tadılması gerekir. Şehrin aşağısında Ferhat ile Şirin müzesi, kabri, hikayesi ve heykelleri ile Ferhat’ın dağdan su getirmek için açtığı su kanalı mutlaka gezilmelidir. Irmağın beslediği havza yemyeşil ve bereketli, tarım oldukça gelişmiş. Çorum ve diğer yakın iller, gece eğlenmeye Amasya’ya geliyor. İnsanları güler yüzlü, medeni ve saygılı. Milli hisler oldukça kuvvetli şehrimiz. Milli mücadelenin başladığı ve tamimin yayınlandığı, kurtuluş meşalesinin tutuştuğu serhat şehrimiz.

Mutlaka gezilmeli ve görülmelidir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ