DOLAR16,6453
EURO17,3419
ALTIN967,477
BIST2387,52
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa °C
sonhaber16.com

Werther’in mavi ceketi ve sarı pantolonu…

Werther’in mavi ceketi ve sarı pantolonu…
29.04.2022
A+
A-

Goethe’nin, ‘‘Genç Werther’in Acıları’’ romanını yıllar önce okuduğumda caddelerde ‘’Mavi Ceket – Sarı Pantolon’’ ile gezen gençleri hayal etmişimdir.

Böyle bir moda bana hayli ilginç geldi. Yıllar sonra 2018 ve 2020 yıllarında, bu sefer Fransa’da farklı yaş ve mesleklerden ‘’Sarı Yelekli’’ protestocular haklarını aramak için eylemlerde bulunmak için sokaklara çıktılar.

Fransa’da sarı yeleklilerin eylemleri, başta akaryakıt olmak üzere enerji zamlarına ve kötüleşen ekonomik koşullara tepki olarak 17 Kasım 2018’de başladı. Paris’te yaklaşık 300.000 kişinin katılımıyla başlayan bu eylemlerde, son yılların en büyük sokak eylemleri yaşandı. Yaşam koşullarının zorlaşması sonucu en çok etkilenen alt – orta gelir grupları ile öğrencilerin meydanlarda haklarını aramaları hiçbir zaman gündemden düşmedi.

Elbette, insanların ağırlaşan hayat şartları, ekonomik ve toplumsal haklarındaki kısıtlamalar/engellemeler sebebiyle anayasal kurallar çerçevesinde eylemler yapmaları demokrasi gereğidir. Demokrasilerin en büyük özelliği, kişilerin/grupların anayasal haklarını kullanabilmeleridir.

Ahmet Altan’ın, ”Kristal Denizaltı” adlı eserini (görüşlerine hiç katılmam) okuduğumda, Goethe’nin aşkını anlatır;

Daha o yaşında, çok az yazara nasip olmuş olağanüstü bir şöhretin tadını çıkarıyordu; yirmi altı yaşındayken yazdığı  ‘Genç Werther’in Acıları’ yalnızca Almanya’da değil bütün Avrupa’da büyük ilgi görmüş, kıtanın hemen hemen her yanında gençler Werther gibi giyinip, Werther gibi konuşmaya, Werther gibi ölmeye başlamışlardı. Sokaklarda, Werther’in kitapta anlatılan kıyafetine bürünmüş, altın düğmeli, mavi frak, sarı pantolon, fırfırlı beyaz gömlek giymiş binlerce genç dolaşıyordu.

Goethe’nin bu kitabında, çok yakın bir arkadaşının sevgilisi olan Charlotte Buff’a duyduğu aşkı ve bu imkansız aşk nedeniyle çektiği acıları çok içten anlattığı için gençleri bu kadar etkilediği söyleniyordu.

Sonunda çareyi tutkuyla sevdiği kadının yanından kaçmakta ve duygularını yazıp kurtulmakta bulmuştu.

O büyük aşkın ertesinde rastlamıştı bir başka Charlotte’a.

Charlotte von Stein, zerafeti ve etkileyici kültürüyle bağlamıştı genç yazarı kendisine.

Zor bir ilişkileri vardı.

Sık sık yaptıkları kavgalardan birinde Goethe işte o mektubu yazmıştı;

”Neden sana acı çektiriyorum sevgilim? Neden hep, ya sana acı çektirmek ya da kendi kendimi aldatmakla geçiyor günler? Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık, ama her şeyi olduk… Seni artık görmeyeceğim. Yıldızları nasıl seyrediyorsam, bundan böyle sana da öyle bakacağım demek.”

Goethe ‘hiçbir şeyi olmamayı’ ve ‘her şeyi olmayı’ daha 27 yaşında keşfetmiştir; daha sonra bütün hayatı aşkta ve edebiyatta hep bu iki şeyi keşfederek geçti.

”Hiçbir şey ve her şey, hepimiz gibi onun da hayatını altüst etti.”

Goethe, Alman edebiyatçı, doğa bilimci ve siyaset insanıdır. ”Genç Werther’in Acıları” eseri ile kendisini şöhrete kavuşturan ve gençleri intihar salgınına sürükleyen mektuplardan oluşan romanını yazar. Roman, olayları öyle bir duygusal/romantik  açıdan ele alır ki, okuyucuyu doğrudan öykünün içine çeker.

”Genç Werther’in Acıları” eseri, Goethe (1749 – 1832) tarafından 1774  yılında mektup/roman tarzında yazılmış eserdir. Roman, bu şekli ile insanda bir gerçekçilik hissi uyandırır.

Goethe, arkadaşının nişanlısı, Charlotte Buff’a duyduğu karşılıksız aşkın hayalini bu romanda yansıtmıştır. Goethe, bu kitabı yazdığı sıralarda kendisi intihar etmeyi bile düşünmüş ama etmemiş. Bu sayede, yaşamı sevmiş ve hayata da tutunmuştur.

Kitabın etkisi o kadar büyüktür ki gençler, kitabın kahramanı Werther gibi giyinmeye başlar. Sokaklar, ”mavi ceket ve sarı pantolon” giyen gençlerle dolup taşar. Kitabı okuyan gençlerin, (sarı-mavi) Werther kıyafeti içerisinde intihara gitmeleri çok vahimdir. İntihar sayısı o kadar yüksek olduğundan, bazı bölgelerde (Leipzig, Kopenhag, Milano gibi) kitap yasaklanmıştır. Werther fincanı ve Werther parfümünü de kapsayan, Werther modası böylelikle tüm dünyaya yayılmıştır.

Yakın arkadaşı Karl Wilhelm Jerusalem’in intiharı, bu trajik aşkın doğuşu Goethe’ye esin kaynağı olmuştur. Hikâye, Werther’in, hayali arkadaşı K. Willhelm Jerusalem eliyle yazdığı, psikolojik/romantik acı dolu ilişkileri anlatılır. Werther, nişanlı olan Lotte’ye duygularını bastırmaya ve gizlemeye çalışsa da bunda başarılı olamaz, aşık olur.

Lotte, nişanlı olduğunu ve bir daha görüşmemeleri gerektiğini bildirir. Werther, toplum baskısına, dayanamayarak ortamdan kaçar. Fakat, Lotte’yi özlediği için kısa bir süre sonra, terk ettiği kasabaya geri döner. Lotte, nişanlı olmasına rağmen Werther’in duygularına karşı tamamen kayıtsız değildir ama Albert ile evlenir.

Werther, aşık olduğu kadına bir veda mektubu yazar.

“Bak Lotte! Bana ölümün sarhoşluğunu tarttıracak olan o soğuk ve korkunç kadehi elime alıyorum. Onu bana sen uzatıyorsun, ben de alırken hiç duraksamıyorum. Hayatımın bütün istekleri ve ümitleri yerine geldi. Ölümün çelikten kapısını vurmak öylesine titretici ve çetin ki” diyen Werther, “Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor. Alınyazısı bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda Lotte! Elveda” sözleriyle mektubuna ve yaşamına son verir.

Dindar ve muhafazakar kesim taraftarları, Goethe’nin bu eserini sert bir şekilde eleştirmişlerdir. “Genç Werther’in Acıları” eseri onlar için, hayal kırıklığını yaratmıştır.

Goethe, intihar konusunda kendisini kınayan Piskopos Lord Bristol’a, kızgınlığını şöyle açıklamıştır.

“Siz şu an, bir yazardan hesap sormaya ve zaten sönmeye yüz tutan ışıklarını tamamen söndürmekten başka hiçbir şey yapamayan bir düzine aptal ve ciğeri beş para etmez insandan, dünyayı büyük ölçüde kurtaran ve dar görüşlü beyinler tarafından yanlış algılanan bir esere çamur atmaya kalkışıyorsunuz.”

Dünya edebi tarihine konu olmuş bir çok ölümsüz aşk hikayeleri dilden dile dolaşarak günümüze dek gelmiştir. ”Leyla ile Mecnun”, ”Ferhat ile Şirin”, ”Afrodit (Venüs) ile Çoban Anahis’, ”Napolyon ile Josephine”, ”Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan”, ”Kerem ile Aslı”, ”Tahir ile Zümre”, ”Arzu ile Kanber” vb. pek çok hikâyede örnek olarak gösterilebilir.

Birlik ve beraberlik duygularımızı paylaşacağımız, sevgi ve huzur dolu bayramlar geçirmek dileğiyle,

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun…

Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

  1. Veysel Budak dedi ki:

    Ülkemiz de en acı olan İnsanların ANAYASAL haklarını öğrenememiş veya öğrenememiş olmasıdır !
    İnsanların İNSANCA YAŞAYABİLECEĢİ Bayramlar diliyorum.Ayrıca yazı ve paylaşım için teşekkür ediyorum.

  2. Veysel Budak dedi ki:

    Ülkemiz de en acı olan İnsanların ANAYASAL haklarını öğrenememiş veya öğretilememiş olmasıdır !
    İnsanların İNSANCA YAŞAYABİLECEĢİ Bayramlar diliyorum.Ayrıca yazı ve paylaşım için teşekkür ediyorum.

  3. İdris SEVER dedi ki:

    Elinize sağlık. Selamlar, saygılar…

  4. Kenan zeybekler dedi ki:

    kalemin sağlam olsun canım kardeşim 👏👏👏👏👏 çok güzel olmuş yazdığın yazıların içinde yaşadım .teşekkürler

  5. LEVENT KARAOĞULLARI dedi ki:

    Güzel yazınız için teşekkür ederim, emeğinize sağlık Tansel bey 👏🏻👏🏻

  6. Ahmet Çavuşoğlu dedi ki:

    Her zaman ki gibi akıcı ve anlaşılır şekilde yazmış olduğun yazın için teşekkür eder… Bayramını can-I gönülden kutlarım… Selamlar&Sevgiler..!