Sağlıkçılara bizi kurtarmaları öğretildi, bizim için ölmeleri değil!

Sağlıkçılara bizi kurtarmaları öğretildi, bizim için ölmeleri değil!

Pandemi bütün hızıyla sürüyor ve sağlık çalışanlarımız artan iş yükü, yıpranmışlık, hak kayıplarında yaşadıkları sıkıntılar konusunda halen bir iyileştirme olmadan bizim için canlarını hiçe sayarak çalışmaya devam ediyorlar.

Neredeyse altı ay oldu sağlıkçılarımız hala, her gün ölüyor. Sağlık Bakanımız 29.865 profesyonel sağlıkçının korona virüse yakalandığını açıkladı. Türkiye’deki toplam vakaların %11’i sağlık çalışanı. Son 48 saatte 7 sağlık çalışanı daha yaşamını yitirdi. Vatana hizmet ederken, hastalara şifa dağıtırken yitirdiğimiz sağlık personeli sayısı toplamda 52 oldu. Can bunlar; bizim canımız, bizim şehitlerimiz.

Sağlık çalışanlarımıza emeklerinin karşılığı ödenmiyor. Sağlık sektöründe istifalar başladı. Ülkemizin her tarafında hekimlerimiz istifa ediyor. Böyle giderse hastalara bakacak hekimimiz kalmayacak.

Üstüne üstlük bir de pandeminin sağlık çalışanlarında meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için adım atılmıyor. 5510 sayılı Kanun daha yürürlüğe girmeden 2006 yılındaki AYM iptali sonrası memurlar için “Meslek hastalığı kurum ve kavramı kullanılamaz ve meslek hastalığına ilişkin hükümler uygulanamaz” denmişti. İstenirse bu değiştirilebilir. Değiştirilmeli.

Tek kalemde net maaş, sözleşmelilere kadro, özlük hakları, insanca değer görmek için sağlıkçıya işleyen şiddet yasası, şehitlik statüsünün de içinde bulunduğu aslında hakları olan bazı talepleri var. Canımızı emanet ettiğimiz sağlıkçılarımız için çok mu bunlar. Yalnızca hakları olanı istiyorlar.

Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulumuz halen, ‘biz her şeyin en iyisini biliriz’ mantığı ile hareket ediyor. Türk Tabip Odası, Eczacılar Odası, Diş Hekimleri Odası, Aile Hekimleri Derneği gibi meslek temsilcileriyle görüşmüyor. Fikirlerini almıyor. Bu şekilde bir yönetim biçimi olamaz, olmamalı.

Salgın sürüyor, sağlıkçılarımız tükeniyor, hekimlerimiz ölüyor…

Sağlıkçılarımız devletin almadığı önlemler ve insanlarımızın duyarsızlıkları yüzünden birer birer ölüyor.

Bakan Koca, “Bizim testlerin içinde basın mensupları ve turistik bölgelerde yapılan testler yok. Pozitif vakaları takibe alıyoruz ama testlerin içinde yok.” dedi. Sırf sıcak para gelsin diye turizm bölgelerinde olan artış dile bile getirilmiyor. Mitinge gidince bulaşmayıp düğüne gidince bulaşan, Ayasofya açılınca bulaşmayıp Anıtkabir açılınca bulaşan, Malazgirt kutlanınca bulaşmayıp 30 Ağustos kutlanınca bulaşan, Turizm Bakanı isteyince bulaşmayıp Sağlık Bakanı isteyince bulaşan virüs mü olur.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” diyen Şeyh Edebali’ye de mi kulak vermiyorsunuz.

İnsan yaşamının sizin iktidarınızdan önemli olduğunu niye görmüyorsunuz?

Yapmayın, insanlar ölüyor, sağlık çalışanları ve hayat kurtaracak olan doktorlarımız ölüyor.

Çocuklar ölüyor,

Kadınlar ölüyor,

İşçiler ölüyor,

Sağlıkçılar ölüyor,

Öğretmenler ölüyor,

Avukatlar ölüyor,

Askerler başkalarının vatanı için ölüyor,

Doğa ölüyor,

Demokrasi kültürümüz, saygı, sevgi, dayanışma duygularımız ölüyor,

Halk ölüyor.

Hükümet ne iş yapıyor bu memlekette…

Maskelerin ardından yorgun yüzlerini görmüyorsunuz, tulumların içinden akan terlerini görmüyorsunuz, o kadar emeği, çabayı görmezden geliyorsunuz.

Yapmayın!

Seslerini duymanız için daha ne kadar sağlıkçımızın ölmesi gerekiyor. Her gün yürek sızısıyla “başımız sağ olsun” demekten yorulduk.

Yöneticileri acilen durumun ciddiyetine uygun tutum almaya ve politikalar üretmeye davet ediyorum.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ