DOLAR16,8287
EURO17,5715
ALTIN977,775
BIST2405,98
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa °C
sonhaber16.com

Mizahın gücü – Mizahın gücü karşısında yara alanlar…

30.10.2018
A+
A-

Doğal ve toplumsal sınırlayıcılıklara, baskılara karşı isyan ediyoruz; insanız haliyle. Mizahı yüzyıllar boyu en güçlü eleştiri yollarından biri olarak kullanıyoruz; ukalalığa, zalimliğe, ben yaptım olduculuğa, burnu büyüklüğe karşı etkili bir silah, erdemden ve iyi duygulardan uzaklaşıldığında baş kaldırmanın, tiye almanın, şikayet etmenin, pes etmemenin bir yolu. Yani sopayla, yumrukla değil de nükte ile, zekice söylemlerle, gayet medeni bir şekilde karşıdakine beklenen etkiyi verme sanatı aslında ve üstelik nihayetinde tebessümle noktalanıyor.

Özellikle otoriteye yöneltilen eleştiriler, bir çırpıda kanımıza girer. Dönemin koşulları gereği normal şartlarda dile getirmekte sıkıntı yaratacak, doğrudan ifade edildiğinde tehlikeli olabilecek fikirlerin sesi olur. Tarih boyunca krallara söylenemeyecek kadar ciddi fikirleri söyleyenler soytarılar olmuştur hep.

Yüksek statüdeki insanların kötülüklerini ve ahlaksızlıklarını gözler önüne sermek ve otorite sahibi kişileri biraz silkip onların o özenti tavırlarını, davranışlarını ortalığa dökmek için, mizaha başvurulmuştur hep… Orantısız, şatafatlı ve asap bozucu şeyler de güldürebiliyor bizi. Üzerindeki şatafatlı elbiseler bir kralın gerçek değerini aşıyorsa, iktidarı, kişiliğine birkaç numara büyük geliyor ise, o kral komiktir bizim için. İnsanlığını unutan, ayrıcalıklarının suyunu çıkaran yüksek statü insanları komiktir. Şüphesiz yüksek statüdeki her birey, bu komik ancak bir o kadar etkili muameleyi hak etmiyor.

Freud der ki, “Yapılan bir espiri, düşmanımızın gülünç bir yönünü bulup ortaya çıkarmamızı sağlar, espiri yapmadığımız koşullarda önümüze çıkan engeller yüzünden bilinçle ve açık yüreklilikle ifade edemeyeceğimiz yönlerdir bunlar” demiştir. Freud’a göre yaptığımız espiriler sayesinde son derece önemli mesajlar, espri yapılanın gözünde kabul edilirlik kazandırıyordu, oysa ciddi bir ifade formunda bu kabul edilebilirliğin gerçekleşmesi olanaksızdı. İşte tam da bu yüzden espiriler, yüksek statüdeki insanların konumlarını eleştirebilmek için özellikle başvurulan ifade biçimiydi.

Büyük üstad Aziz Nesin’in tabiri ile mizah çok ciddi bir iştir ve işin ehilleri tarafından yapılması gerekir. Mizah yapanlar toplumu rahatsız eden kişileri ve saygıdeğerlik kisvesi altına gizlenip yapılanları çıkarırlar ve büyük büyük ustalıkla farkındalık yaratacak enstrumanlarla topluma sunarlar. Kahkaha patlatmak da bu beceriye gösterilen saygıdır.

Mizahın alıcısı ve yaratıcıları o toplumu oluşturan bireyler ve dolayısı ile zülfüyâre dokunacak bir söz söylemek bu yüzyılda bizi korkutmamalı ve otoritelerce bu özgürlük kısıtlanmamalıdır. Zira mizah anlayışını yitirmiş bir toplum fikri kulağa hiç hoş gelmiyor ne yazık ki. Siyaset ve/veya toplumun çarpıklığı, iş görmezliği, aksaklıkları üzerine espiri yapmanın bıçak sırtı olmamasını ümit ediyoruz.

Ben toplumun yani eleştirinin merkezindeki kişilerin mizah yeteneklerine de saygı duyuyorum. Bu karşılıklı bir anlayış ilkesi gerektiriyor.

Örneğin rahmetli Necmettin Erbakan’ın bir söylemi geldi aklıma, hatırlarsınız, çok gülüyorum okudukça. “Sen Refah Partisi’ne hizmet etmezsen hiçbir ibadetin kabul olmaz. Çünkü başka türlü müslümanlık olmaz. Refah Partisi için çalışacaksın. Çalışmazsan patates dinindensin!”

Bana göre güzel bir mizah anlayışı var öyle değil mi?

Rahmetli Kamer Genç, ”Anlayana derler davul zurna az, pardon neyse, sivrisineksiniz!” demişti, hala çok tebessüm ederek yadederim onu.

Yine hazırcevaplılığı ile anımsadığımız Osman Yüksel Serdengeçti, ”Bu meclisin yarısı hıyardır!.. Sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değildir…” gibi…

Söylemler aslında hedefindeki, okun yöneltildiği kesimi incitecek söylemler olsa da yüzümüzde tebessüm bırakıyor. Mizah böyle bir anlayış ve toplumsal algı gerektiriyor. Bu kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı ve gergin siyasi düzlemde sert, hakaret, dışlayıcı, gergin üslupların havada uçuştuğu bu süreçte ülkedeki iklimin yumuşatılmasına katkısı olan tüm mizah ustalarına ve mizahseverlere selam olsun…

Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler!..

Neyzen’e saygıyla…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.