
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gamze GEYİK, Author at sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/author/gamzeaktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/author/gamzeaktas/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2023 07:21:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>iradenin terbiye edilişi</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/iradenin-terbiye-edilisi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/iradenin-terbiye-edilisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2023 07:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=293034</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstikrarlı çabalarımızın önündeki asıl engel; kolay pes etme, umursamazlık, tembellik ve aylaklık olarak adlandırabileceğimiz ve üzerimizden hiç eksik olmayan o zihinsel durumumuzdur. JULES PAYOT &#8211; İRADE TERBİYESİ *** İrade Terbiyesi, 1894 yılında Fransız pedagog Jules Payot tarafından kaleme alınmış bir kitaptır. Bizatihi Cemil Meriç tarafından &#8220;Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.&#8221; şeklinde tanımlanmıştır. Dilimize ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iradenin-terbiye-edilisi/">iradenin terbiye edilişi</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İstikrarlı çabalarımızın önündeki asıl engel; kolay pes etme, umursamazlık, tembellik ve aylaklık olarak adlandırabileceğimiz ve üzerimizden hiç eksik olmayan o zihinsel durumumuzdur.</em></strong></p>
<p><strong>JULES PAYOT &#8211; İRADE TERBİYESİ</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>İrade Terbiyesi, 1894 yılında Fransız pedagog Jules Payot tarafından kaleme alınmış bir kitaptır.</p>
<p>Bizatihi Cemil Meriç tarafından <strong>&#8220;Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.&#8221;</strong> şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Dilimize ilk olarak 1926 yılında <strong>&#8220;Terbiye-i İrade&#8221; </strong>ismiyle tercüme edilmiştir. Ardından redakte amacıyla Münür Raşit tarafından 1932 yılında tekrar ele alınmış fakat hak ettiği değeri görmeden tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır.</p>
<p>O yıllardan sonra baskılarına ulaşılamayan kitap, 2018 yılında Ediz Yayınları tarafından Hakan Alp ile tekrar tercüme edilmiştir.</p>
<p>Kitap, kalıcı olmayan anlık zevklerin hayatın bütününe nasıl etki ettiğini, çalışmanın verdiği mutluluğu detaylı bir şekilde anlatmıştır.</p>
<p>Kitap içerisinde; isteksizlik, cesaret kırıcı teoriler, mücadele edilecek düşmanlar, cinsel dürtü ve şehvet, irade terbiyesinde tefekkürün öneminden bahsedilmiştir.</p>
<p>Kitaba göre iradesizliğin asıl sebebi içsel dürtülerimizdir. İnsan çaba göstermekten bilhassa süreklilik gerektiren işlerden korkar ve bunu geçiştirmek için çeşitli yollara başvurur. İçsel faktörleri desteklemek ya da uyandırmak ise çevresel faktörlerin görevidir. Yanlış arkadaşlıklar gibi çevresel faktörler iradesizliğe yol açacaktır. Bunu aşmanın yolu ise tefekkür ve eylemdir. Tefekkür, derin düşünme yapısı olarak tanımlanır. İşimize yarayacak her türlü duygu ve düşünceyi beynimize kazıyıp bunları kalıcı hale getirmek tefekkürdür.</p>
<p>Ali Fuat Başgil, kitap hakkında: <strong>&#8220;İrade Terbiye&#8217;sini okumaya koyuldum. Oldukça içimde tahassür ve nedametle karışık müphem bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap, on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi diyor ve geciktiğim için üzülüyorum.&#8221;</strong> demiştir.</p>
<p><strong>&#8216;Bu kitabı okumak için çok geç mi&#8217;</strong> diye soranlarımız olacaktır. Zira hiçbir şey için geç değildir. Gelin görün ki zaten çok toyken bu kitabı idrak edebilmek bir hayli zor olacaktır.</p>
<p>Kitabın hayata dair pek çok konuda önümüzü aydınlattığına inanıyor ve şiddetle tavsiye ediyorum.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p><a href="https://www.neokuyorum.org/irade-terbiyesine-genel-bir-bakis-irem-alaydin/">https://www.neokuyorum.org/irade-terbiyesine-genel-bir-bakis-irem-alaydin/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iradenin-terbiye-edilisi/">iradenin terbiye edilişi</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/iradenin-terbiye-edilisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samson ve Delilah</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/samson-ve-delilah/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/samson-ve-delilah/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 08:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=292292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Ahit&#8217;in &#8220;Hakimler&#8221; bölümünde geçen Antik Filistinli bir kadın ve İbrani bir erkek arasında geçen buruk bir aşk hikayesi. (Tevrat&#8217;ta jdg 16:4&#8217;den 16:21&#8217;e kadar) Hikayenin arka planında son yüzyılda Filistinlilere sistematik olarak saldıran, katleden Yahudi Krallığının 3000 yıl önce yani İÖ. 12. yüzyıl sonlarında Filistinlilerin esareti hakkında çektikleri acılara yer veriliyor. Az önce buruk bir aşk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/samson-ve-delilah/">Samson ve Delilah</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Ahit&#8217;in <strong>&#8220;Hakimler&#8221;</strong> bölümünde geçen Antik Filistinli bir kadın ve İbrani bir erkek arasında geçen buruk bir aşk hikayesi. (Tevrat&#8217;ta jdg 16:4&#8217;den 16:21&#8217;e kadar)</p>
<p>Hikayenin arka planında son yüzyılda Filistinlilere sistematik olarak saldıran, katleden Yahudi Krallığının 3000 yıl önce yani İÖ. 12. yüzyıl sonlarında Filistinlilerin esareti hakkında çektikleri acılara yer veriliyor. Az önce buruk bir aşk hikayesi ibaresinden kastım, aşktan ziyade hikayede hırs, ihtiras, zaaf ve intikam bulunmaktadır.</p>
<p>Bahsini geçirdiğim bu hikaye eş zamanlı olarak, 1609-1610 yılları arasında Peter Paul Rubens tarafından Barok tarzıyla yağlıboyaya dökülmüş aynı zamanda 1949 yılında yönetmenliğini Cecil B. Demille&#8217;in üstlendiği bir film olarak beyaz perdeye uyarlanmıştır ve yine aynı zamanda Leonard Cohen&#8217;in <strong>&#8220;Hallelujah&#8221;</strong> şarkısında ve Tom Jones&#8217;un <strong>&#8221;Delilah&#8221;</strong> şarkısında da hikayenin izlerini görmekteyiz.</p>
<p>Sanata olan yansımalarından bahsettikten sonra daha fazla merak uyandırmayıp hikayeye geçme zamanının geldiği kanaatindeyim.</p>
<p>Baş kahramanlardan Samson, annesi tarafından Tanrılara adanmış, özel güçlerle bezenmiş İsrailli bir halk kahramanıdır. Ez az Herkül kadar güçlüdür ve gücünü saçlarından almaktadır. Delilah (okunuşuyla Dİlayla) bazı kaynaklara göre kesinliği olmamasıyla beraber hayat kadını olduğu söylenir lakin bunun pek bir ehemmiyeti yoktur çünkü ne olduğuna bakmaksızın Samson, Delilah&#8217;a aşık olmuştur. Delilah ise esasen Samson&#8217;un gücüne aşık olur ve bu gücün nereden geldiğini öğrenmeyi kafasına koymuştur ve en nihayetinde gücünü saçlarından aldığını öğrenir. Bir gün bu iki sevgilinin birlikteliğinin ardından Delilah, Samson&#8217;ın saçlarını kazıtır ve Samson&#8217;ı Filistinli askerlere bir damla kanının akmayacağına dair söz alarak teslim eder. Fakat Filistinliler sözlerinde durmayarak Samson&#8217;ın gözlerine mil çekerek onu kör ederler ve ardından bir değirmende değirmen taşını çevirmek için prangaya vururlar.</p>
<p>Yazımın başında bahsettiğim, Rubens da hikayenin bu kısmını resmetmiştir.</p>
<p>Tabloya baktığımız zaman Samson, Delilah&#8217;ın kucağında uyumaktadır. Delilah&#8217;ın üzerindeki kırmızı elbise şehveti vurgulamaktadır. Samson&#8217;ın ise kaslı vücudu ve altına doğru uzanan hayvan postu ise gücünün vahşiliğinden bahseder bize. Samson ve Delilah dışında ki diğer bir figür ise Samson&#8217;un saçlarını kesen genç adamdır. Samson&#8217;ın saçlarını keserken ressam, adamın makası ve saçı tutan ellerini çapraz bir şekilde resmetmiştir. Bu da Delilah ve Samson&#8217;un ilişkilerinin aldatmaca olduğunu vurgulamaktadır. Esere ilk baktığımızda 4 kişi karşılamakta bizi ve sonuncu tasvir ise Delilah&#8217;ın arkasında duran yaşlı kadın&#8230; Yaşlı kadının kim olduğu bilinmese de tahminler (Delilah&#8217;ın hayat kadını olduğunu belirten kaynaklara dayanarak) yaşlı kadının, kadın satıcısı olduğu yönündedir. Arka planda Venüs ve Cupid heykelleri bulunur yani aşk Tanrıçası ve onun oğlu. Bu durum da Samson&#8217;ın aşkını anlatmaktadır. Kapıda duran Filistinli askerler ise Samson&#8217;ın gücünü kaybetmesinin ardından içeri girip onu almak için beklemektedirler.</p>
<p>Hikayeye geri dönecek olursak; prangaya vurulan Samson, Filistinliler tarafından bu durumu halka göstermek için Karnak Tapınağına getirilir. Bu olaya şahit olmak için bütün Filistin halkı tapınakta toplanmıştır. Türlü işkenceler halkın gözü önünde yapıldıktan sonra cüceler tarafından üstüne ağ atılır, yere düşürülür ve işkenceye devam edilir.</p>
<p>Bu eziyete daha fazla dayanamayan Delilah, Samson&#8217;un yanına gelir ve pişman olduğunu söyler. Samson&#8217;u cücelerin elinden kurtarıp tapınağın ayaklarına getirir. Bu sırada Samson son kez Tanrılardan gücünü geri ister. Samson&#8217;un saçları biraz daha uzar ve Tanrılar gücünü tekrar bahşeder. Samson, tapınağın iki sütununu iki eliyle var gücüyle iter ve sütunlar çatırdayarak bütün tapınağın yıkılmasına sebep olur. Filistin halkı, Delilah ve Samson enkazın altında kalarak can verirler.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>leopold von Sacher masoch’un kürklü venüs romanında bu ikiliden şöyle bahsedilir:</strong><br />
<em>&#8221;sevmek, sevilmek, ne mutluluk. ama, erkeği kendine oyuncak yapan, onu köleleştirip ayakları altına alan zorba bir kadının tattıracağı sınırsız mutluluğun yanında, bunun ne değeri var? o kahraman, o dev samson bile, kendisini aldatmış olan dalila’nın ayaklarına kapanmadı mı? dalila onu bir daha bir daha aldatmadı mı? en sonunda onu dalila’nın önüne getirdiler, gözlerini oydular onun&#8230; ve, o, son bakış gücüne kadar, yiğitlik ve aşk dolu gözlerini insafsız güzel sevgilisinden ayırmadı.&#8221;</em></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Tom Jones&#8217;un harika şarkısı <strong>&#8220;Delilah&#8221;</strong> sözlerine baktığımız zaman Tom Jones bir pop şarkıda bile 3000 yıl geriye giderek tarihi bir derinlik sunuyor. Bu tarihi derinlikte de geçmişini unutmuyor, unutturmuyor. <strong>&#8220;why why why Delilah&#8221;</strong> diye tarihi bir figüre atıfta bulunarak bu derinliği toplumuna mal ediyor.</p>
<p>Leonard Cohen&#8217;in <strong>&#8221;Hallelujah&#8221;</strong> adlı olağanüstü bestesinde de bu hikayeye değinilmektedir:</p>
<p>Şarkının başında <strong>&#8220;duydum ki gizli bir akor varmış Davut&#8217;un çaldığı ve tanrının hoşuna giden, ama sen aslında müziği hiç umursamıyorsun değil mi?&#8221;</strong> dizeleri hikayeye bir nevi giriş niteliği taşımakta, Samson anlatılmadan önce İsrailoğullarından böylece bahsedilmektedir. <strong>&#8220;ona olan inancın güçlüydü, ama yine de kanıta ihtiyacın vardı&#8230; ve onu çatıda yıkanırken gördün, güzelliği ve ayışığı seni büyülemişti&#8221;</strong> kısmında Samson&#8217;un Delilah&#8217;a aşık oluşu anlatılır ve hemen ardından <strong>&#8220;ama o seni bir mutfak sandalyesine bağladı, tahtını kırdı, saçlarını kesti ve böylece ve dudaklarından yakarışı aldı&#8221;</strong> mısrasıyla hikayenin o en vurucu yerine geçilir. Sonra sanırsam ki Samson&#8217;un yalnızlığını anlatan şu dizelere geçilir: <strong>&#8220;belki daha önce buraya geldim bu odayı biliyorum, bu yerde yürüdüm seni tanımadan önce yalnız yaşardım&#8221;</strong> ardındansa Samson&#8217;un acı içindeki sözlerine gelinir: <strong>&#8220;mermer kemerde bayrağını gördüm aşk, zafer kazanılacak bir yürüyüş değil soğuk ve kırık bir yakarıştır&#8230; bana içini açıp, kalbini gösterdiğini, içinde nelerin olup bittiğini gösterdiğin bir zaman vardı, ama onu artık bir daha asla göremeyeceğim, değil mi? ve hatırlıyor musun, ben senin içinde ilerlerken aslında kutsal karanlık da ilerliyordu, aldığımız her nefes bir yakarıştı&#8230;&#8221;</strong> ve Samson&#8217;un acısından yakardığı dizeler: <strong>&#8220;belki de yukarıda bir tanrı vardır, ama benim aşktan tek öğrendiğim, silahını senden önce çeken birini nasıl vuracağın oldu&#8230; ve bu, geceleyin duyabileceğiniz bir yakarış değil&#8230; bu, ışığı görebilmiş biri de değil&#8230; bu sadece sadece tanrı&#8217;ya edilmiş soğuk ve kırık bir şükür&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>KAYNAKÇA: </strong></p>
<p><a href="https://eksisozluk.com/samson-and-delilah--154568?p=1" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://eksisozluk.com/samson-and-delilah--154568?p%3D1&amp;source=gmail&amp;ust=1675576263603000&amp;usg=AOvVaw39J4eCyG2tjN2nZHs6UPKJ">https://eksisozluk.com/samson-and-delilah&#8211;154568?p=1</a></p>
<p><a href="https://strasam.org/kultur-sanat-ve-egitim/kultur/samson-ve-delilah-hikayesi-664#:~:text=Delilah%2C%20bir%20e%C5%9Fek%20%C3%A7enesi%20kemi%C4%9Fi,ve%20onu%20Filistinlilere%20teslim%20eder" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://strasam.org/kultur-sanat-ve-egitim/kultur/samson-ve-delilah-hikayesi-664%23:~:text%3DDelilah%252C%2520bir%2520e%25C5%259Fek%2520%25C3%25A7enesi%2520kemi%25C4%259Fi,ve%2520onu%2520Filistinlilere%2520teslim%2520eder&amp;source=gmail&amp;ust=1675576263603000&amp;usg=AOvVaw2ElSex108CCmFudyaTO6SD">https://strasam.org/kultur-sanat-ve-egitim/kultur/samson-ve-delilah-hikayesi-664#:~:text=Delilah%2C%20bir%20e%C5%9Fek%20%C3%A7enesi%20kemi%C4%9Fi,ve%20onu%20Filistinlilere%20teslim%20eder</a>.</p>
<p>Eski Ahit</p>
<p>Kürklü Venüs, Leopold von Sacher</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/samson-ve-delilah/">Samson ve Delilah</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/samson-ve-delilah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NİCOLAS FLAMEL</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/nicolas-flamel/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/nicolas-flamel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 12:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=272920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harry Potter serisinin ilk kitabı olan Felsefe Taşı’nda adını sıkça duyduğumuz Nicolas Flamel, kitapta tarihten esinlenilerek yaratılmış, gerçekten yaşamış bir karakterdir. Kendisi 14. yüzyılda Paris yakınlarında yaşamış ünlü Fransız simyacıdır. Hayatının ilk yıllarıyla ilgili pek bilgi olmasa da kitapçıda çalıştığı ve Perenelle adında kendinden birkaç yaş büyük dul bir kadınla evli olduğu bilinir. O dönemler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/nicolas-flamel/">NİCOLAS FLAMEL</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harry Potter serisinin ilk kitabı olan Felsefe Taşı’nda adını sıkça duyduğumuz Nicolas Flamel, kitapta tarihten esinlenilerek yaratılmış, gerçekten yaşamış bir karakterdir.</p>
<p>Kendisi 14. yüzyılda Paris yakınlarında yaşamış ünlü Fransız simyacıdır. Hayatının ilk yıllarıyla ilgili pek bilgi olmasa da kitapçıda çalıştığı ve Perenelle adında kendinden birkaç yaş büyük dul bir kadınla evli olduğu bilinir.</p>
<p>O dönemler simya, Avrupa’da oldukça popüler olmuş ve bilhassa transmutasyon (bir maddeyi başka bir maddeye dönüştürmek) üzerine çalışma yapılan bir bilim dalıydı. Flamel, civayı altına dönüştürerek felsefe taşını yaratmasıyla ünlenmiştir.</p>
<p>25 Nisan 1382 yılında saat öğleden sonra beşi gösterirken yanında sadece Perenelle varken taşın cıva üzerinde gösterimini yapmış ve <strong>“Cıvayı gerçekten de altına, hatta ondan daha iyi daha esnek ve ayrıca daha yumuşak bir şeye dönüştürdüm.”</strong> demiştir.</p>
<p>Cıvanın gerçekten başkalaşıp başkalaşmadığı bir hayli şüphelidir, çünkü yanında yalnızca karısı vardır. Yine de 14. yüzyılda insanlar Flamel’in hikayesine inanmışlardır. Bunun üzerine tüm kraliyet ailesi kendilerine servet ve sağlık kazandıracak simyacılar aramaya başladılar.</p>
<p>Flamel, taşı oluştururken mühim olan böyle bir taşı yaratabilecek bilgiyi nerden elde etmiş olduğuydu.</p>
<p>Flamel’e göre rüyasında onu bir melek ziyaret etmiş ve ona kimsenin anlayamayacağı bir kitap hediye etmiştir. Ardından melek, yazının zaman içinde ona gösterileceğini söylemiştir.</p>
<p>Kısa bir süre sonra Flamel, elinde Yahudi Abraham tarafından yazılmış aynı kitabı yolda bir adamın elinde görür ve kitabı ondan satın alır. Kitaptaki yazılar üzerinde 21 sene çalıştıktan sonra yazıdaki sembolleri deşifre etmiş ve transmutasyonun sırlarını öğrenmiştir.</p>
<p>Bittabi kitaba ait bütün izler, 17. yüzyılda yok olduğu için kitabın bir kopyası günümüzde mevcut değildir. Bu da Flamel’in hikayesinin gerçekliğini daha da şüpheli kılmaktadır ama bir zamanlar gerçekten de yaşamış olduğu su götürmez bir gerçektir.</p>
<p>Fakat bununla beraber öldüğünde dönemin kralı XIV. Louis kendisine özel bir mezar yaptırır. Yıllar sonra hakkında çıkan, <strong>&#8216;aslında ölmedi zamanlar arası yolculuk yapıyor&#8217;</strong> söylentilerinden sonra XIV. Louis mezarını açtırır ve Flamel’in mezarda olmadığı söylenir.</p>
<p>Flamel’in karısı ile birlikte felsefe taşını kullanarak zamanlar arasında yolculuk yaptığı iddialar arasındadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Evliya Çelebi seyahatnamelerinde Flamel ve eşini Bursa yakınlarında hiç yaşlanmamış hallerinde görüldüklerini iddia ediyor.</p>
<p>Bunların doğruluğu tamamen tartışmaya açık konulardır, fakat 14. yüzyılda Fransa’da yaşamış ve hayatını felsefe taşını bulmaya adamış Nicalos adında bir simyacı gerçekten vardır.</p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<h6><a href="https://fantastikcanavarlar.com/dusunseli/gercek-nicolas-flamelin-sirlarla-dolu-hayati/"><strong>https://fantastikcanavarlar.com/dusunseli/gercek-nicolas-flamelin-sirlarla-dolu-hayati/</strong></a></h6>
<h6><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Nicolas_Flamel"><strong>https://tr.wikipedia.org/wiki/Nicolas_Flamel</strong></a></h6>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/nicolas-flamel/">NİCOLAS FLAMEL</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/nicolas-flamel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedimeler</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/nedimeler/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/nedimeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2022 09:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=267923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nedimeler, Geç Ortaçağ İspanyası&#8217;nın en önemli ressamı sayılan Diego Velazquez tarafından 1656 yılında yapılmıştır. Sanat tarihinin en muammalı tablolarından biridir. Bu alışılmadık muammalı tablo, sahnenin ardındaki soylu hayata kaçamak bir bakış açısı sunmaktadır. Tablonun etkisinin bu derece önemli olmasının en önemli sebepleri resmin tüm kurallarının uygulanmış olması aynı zamanda arka plandaki aynaya yansıyan görüntü ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/nedimeler/">Nedimeler</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nedimeler, Geç Ortaçağ İspanyası&#8217;nın en önemli ressamı sayılan Diego Velazquez tarafından 1656 yılında yapılmıştır. Sanat tarihinin en muammalı tablolarından biridir. Bu alışılmadık muammalı tablo, sahnenin ardındaki soylu hayata kaçamak bir bakış açısı sunmaktadır.</p>
<p>Tablonun etkisinin bu derece önemli olmasının en önemli sebepleri resmin tüm kurallarının uygulanmış olması aynı zamanda arka plandaki aynaya yansıyan görüntü ile derinlik (üç boyut) kazandırılmıştır. Sanat tarihinin ilk üç boyutlu tablosu olarak kabul edilir.</p>
<p>Velazquez, bu resmi yapmak için; beyaz kurşun, azurit, vermilyon ve okra kullanılmıştır.</p>
<p>Nedimeler, dönemin İspanya Kralı IV. Felipe&#8217;nin Alcazar Sarayı&#8217;ndaki yüksek tavanlı bir odasında yapılmıştır. Tabloda resmedilen kişilerin kimlikleri belirlenmiştir. Tabloda toplam 11 kişi bulunmaktadır. Tablo, Kral IV. Felipe&#8217;nin kızı Prenses Margaret Teressa&#8217;yı merkezine almıştır.</p>
<p>Silüetleri aynaya yansıyan iki kişi, IV. Felipe ve eşi Mariana&#8217;dır. Kral ve eşi portreleri yapılırken poz vermektedirler. İşte az önce bahsettiğimiz eserin en önemli noktalarından biri bu yansımadır. Velazquez&#8217;in eserindeki ayna esprisini Jan Van Eyck&#8217;ın Arnolfini&#8217;nin evlenmesi isimli tablosundan esinlenerek yaptığı düşünülmektedir.</p>
<p>Merkeze alınan prensesin üzerinde beyaz bir elbise vardır ve anne babasına bakmaktadır. Aslında daha sonra kutsal Roma imparatoriçesi olacak olan prenses, yazık ki 22 yaşında hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Prenses Margeret&#8217;in etrafında köpeği, tabloya ismini veren nedimeleri (sağda Dona Isabel de Velasco ve solda Dona Maria Agustine Sarmiento de Satamayor) bulunur. Resmin ön sağında ise saray soytarısı ve bakıcıları resmedilmiştir. Sağdaki nedime Isabel de Velasco reverans pozisyonundayken Sarmiento de Sotomayor prensese kırmızı fincanda içecek sunuyor. Arkada merdivenlerden inen ya da çıkan Jose Nieto Velazquez&#8217;dir. Nieto&#8217;nun Diego Velazquez&#8217;in akrabası olduğu düşünülmektedir. Sağ dizi öyle bir resmedilmiştir ki iniyor mu çıkıyor mu belli olmamaktadır. Başka bir görüşe göre Nieto, kral ve kraliçe için kapıyı açmaktadır.</p>
<p>Resmin sol tarafında ise Ressam Velazquez&#8217;in kendini büyük bir boy tuval üzerinde çalışırken görüyoruz. Kral ve kraliçenin aynadaki yansımasından portrelerini çizdiği anlaşılmaktadır fakat tarihte IV. Felipe ve eşinin bu boyutlarda bir portresi olmadığı biliniyor. Sanatçı kendini öyle bir biçimde canlandırmış ki, resmi bitirip bitirmediği veyahut daha bir fırça darbesi bile sürüp sürmediği anlaşılmıyor.</p>
<p>Kendi otoportresini esere ekleyen Velazquez&#8217;in kıyafetinde yer alan haç, ona verilen kraliyet emaresidir ve muhtemelen sonradan eklenmiştir.</p>
<p>Arka duvarda asılı duran iki tabloların birinde Arakhne ve Athena, diğerinde ise Marsias ve Apolon resmedilmiştir.</p>
<p>İzlenimcilerin atası kabul edilen Velazquez&#8217;in resimlerini hiçbir gönderme yapmadan yarattığına, gündelik bir fotoğraf gibi, geçip giden anı kalıcı biçime dönüştürdüğüne inanılmıştır. Bu tablo ile de Velazquez&#8217;in fotoğraf makinası bulunmasından çok daha önce, gerçek bir anı durdurmayı başardığı görülmektedir. Bu varsayıma göre de bu tablonun konusu da saray yaşamının kısa bir sahnesidir.</p>
<p><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-267936" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1.jpg" alt="" width="800" height="416" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1.jpg 800w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1-650x338.jpg 650w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1-500x260.jpg 500w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/Nedime-1-768x399.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></p>
<p>Fransız düşünür Michel Foucault, 1966 tarihli Kelimeler ve Şeyler (Les Mot et Le Choses(fr.)) kitabında tabloyu detaylı bir şekilde inceler ve ilk bölümünde şöyle der:</p>
<p><strong>&#8220;Bir ressamın oradan itibaren bizi seyrettiği bir tabloya bakıyoruz. Bir karşı karşıya duruştan, birbirlerine bakan gözlerden, birbirlerine dik açıyla bakarken kesişen bakışlardan daha fazla bir şey değil. Fakat bu ince görülebilirlik hattı, dönüşte koskoca bir karmaşık belirsizlikler, alışverişler ve sıyrılmalar şebekesini kapsamaktadır. Ressam bakışlarını bize ancak, bizim onun modelinin yerinde bulunduğumuz ölçüde yöneltmektedir. Biz seyirciler fazlalığızdır.&#8221;</strong></p>
<p>Yine aynı düşünür, Velazquez&#8217;in tabloda kullandığı ışık tekniği ve perspektif ile de şunları ekler:</p>
<p><strong>&#8220;Ressamın gözleri, seyirciyi bakışlarının alanı içine yerleştirdiği ânda, onu kavramakta, tablonun içine girmeye zorlamakta, ona hem ayrıcalıklı ve hem de zorunlu bir yer vermekte, onun aydınlık ve görünür yanını yok etmekte ve onu donuk tuvalin ulaşılamaz yüzeyine yansıtmaktadır. Seyirci, ressam için görünür hale gelmiş ve kendi için kesinlikle görünmez bir görüntü halinde yüzeye aktarılmış olan görünmezliğini görmektedir. Marjinal bir tuzak tarafından çoğaltılan ve daha da kaçınılmaz kılınan şaşkınlık.&#8221;</strong></p>
<p>Nihayetinde ise Foucault, şu sonuca varır:</p>
<p><strong>&#8220;Belki de Velazquez&#8217;in bu tablosunda, klasik temsilin temsili gibi bir şey ve açtığı mekânın tanımı vardır. Nitekim, bu mekânın tüm unsurları, imgeleri, kendini sunduğu bakışlar, görünür kıldığı çehreler, onu doğuran hareketleri bu tabloda temsil etmeye girişmektedir. Fakat, buraya getirdiği ve hepsini birden sergilediği bu dağınıklığın içinde, özel bir boşluk, her yandan emredici bir şekilde işaret edilmektedir: Onu kuranın zorunlu olarak yok olması -benzediği kişinin ve gözünde benzerlikten ibaret olduğu kişinin-&#8230; Bu konumun kendisi -aynıdır- ortadan kaldırılmıştır. Ve sonunda, onu zincire vurmuş olan bu ilişkiden kurtulan temsil, kendini saf temsil olarak verebilir.&#8221;</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Nedimeler_(tablo)" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://tr.wikipedia.org/wiki/Nedimeler_(tablo)&amp;source=gmail&amp;ust=1666167539168000&amp;usg=AOvVaw2RwAfCFfDJ7mAEmOKTRTKo">https://tr.wikipedia.org/wiki/Nedimeler_(tablo)</a></p>
<p><a href="https://www.pivada.com/diego-velazquez-nedimeler-las-meninas" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.pivada.com/diego-velazquez-nedimeler-las-meninas&amp;source=gmail&amp;ust=1666167539168000&amp;usg=AOvVaw34IVZYT6k3F5tvssqHOgho">https://www.pivada.com/diego-velazquez-nedimeler-las-meninas</a></p>
<p>Kelimeler ve Şeyler- Michel Foucault</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/nedimeler/">Nedimeler</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/nedimeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhametsiz Güzel Kadın</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/merhametsiz-guzel-kadin/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/merhametsiz-guzel-kadin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 12:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=266315</guid>

					<description><![CDATA[<p>La Belle Dame Sans Merci (fr.) Tablo, İngiliz şair John Keats’in 1829 yılında yazmış olduğu bir şiirden esinlenilmiştir. Üzerine de bu tablo ve şiirden ilham alınarak birçok şarkı ve film yapılmıştır. Şiir, konusunu 19. Yüzyılda (İngiltere’de Kraliçe Victoria döneminde)  bilinen bir öyküden almaktadır. Bilinenin üzerine, Victoria dönemi, ihtişamın, refahın ve romantizmin çağı olarak adlandırılır. John [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/merhametsiz-guzel-kadin/">Merhametsiz Güzel Kadın</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>La Belle Dame Sans Merci (fr.)</strong></em></p>
<p>Tablo, İngiliz şair John Keats’in 1829 yılında yazmış olduğu bir şiirden esinlenilmiştir. Üzerine de bu tablo ve şiirden ilham alınarak birçok şarkı ve film yapılmıştır.</p>
<p>Şiir, konusunu 19. Yüzyılda (İngiltere’de Kraliçe Victoria döneminde)  bilinen bir öyküden almaktadır. Bilinenin üzerine, Victoria dönemi, ihtişamın, refahın ve romantizmin çağı olarak adlandırılır.</p>
<p>John Keats’in şiiri İngiliz Edebiyatı’nın mihenk taşı olarak kabul edilir. Şiir, karşılıklı konuşma havasında geçer. Şiirde bir peri kızının efsanevi güzelliği ve kendine has özgürlüğünden dolayı merhametsiz olmasından yakınılır.</p>
<p>Şiirde aynı zamanda çiçek kokulu teniyle erkekleri kendine aşık eden; şövalyelerin, prenslerin uğruna kendilerinden geçtikleri ve büyülenmişçesine hareket ettikleri bu <strong>“merhametsiz kadın”</strong> gerçekten etkisi altına aldığı erkeklerle tutkulu aşklar yaşar.</p>
<p>Tablonun Frank Dicksee versiyonunda esere ilk baktığımızda manzara gerçekten etkileyici. İngiltere’nin yemyeşil ağaçlarla kaplı arazisinde etkileyici bir aşk manzarası…</p>
<p>Peri kızının başında bulunan taç, şiirde bahsedilen o taçtır. Büyüleyici güzelliğe sahip kadın, tam da şiirde betimlenen biçimde atın üzerinden şövalyeye uzanmış ve kulağına peri türküsü fısıldamaktadır.</p>
<p>Peri türküsüyle büyülenen şövalye ise kadından gözlerini ayırmadan yürümektedir. Şövalye atı kontrol ediyor gibi görünse de atın ipleri kadının elindedir. Yolda olmayı bir yere varmayı tercih ettiğinden zamanı geldiğinde aşıklarının yanından kolaylıkla ayrılabilir. Bu tabloda da bir veda anı resmedilmiştir.</p>
<p>Merhametsiz güzel kadın, sırf gidebilme özgürlüğüne sahip olduğu için merhametsiz hatta bazı kaynaklara göre cadı ilan edilmiştir. Şövalyesini kendine aşık eden bir cadı…</p>
<p>Şövalyenin neden ve nasıl aşık olduğuyla kimse ilgilenmez. Herkes gidebildiği için merhametsiz güzel kadını suçlar.</p>
<p>Çünkü gidebilmek yalnız cesurların işidir.</p>
<p>Bugün tablonun orijinali, Birleşik Krallık Bristol Sanat Müzesi’nde bulunmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze.jpg"><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-266317" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze.jpg" alt="" width="449" height="328" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze.jpg 1024w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze-650x474.jpg 650w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze-411x300.jpg 411w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/10/gamze-768x560.jpg 768w" sizes="(max-width: 449px) 100vw, 449px" /></a></p>
<p><strong>La Belle Dame Sans Merci</strong></p>
<p>“Seni ne üzebilir, ey gücü-pek bahadır!<br />
Yalnız dolaşıyorsun, benzinde solgunluk var.<br />
Sazlar kurudu artık gölün kıyılarında.<br />
Ötüşmez oldu kuşlar.</p>
<p>“Seni ne üzebilir, ey gücü-pek bahadır!<br />
Ne kadar da bitkinsin, terk etmiş seni rahat,<br />
Sincap doldurdu artık kışlık ambarlarını.<br />
Yapıldı bitti hasat.</p>
<p>“Bir zambak görüyorum senin alnında açmış<br />
Istırap nemi ile humma çiği taşıyan,<br />
Ve solan bir gül yanağının üstünde<br />
Son demini yaşayan.”</p>
<p>“Bir hatuna rastladım kırlarda dolaşırken,<br />
En güzelden de güzel – Gerçek bir perikızı,<br />
Topuklarında saçı, keklik gibi sekişli,<br />
Vahşi – ürkek bakışlı.</p>
<p>“Çiçeklerden bir çelenk ördüm onun başına,<br />
Sonra bileziklerle bir kemer hoş kokulu;<br />
Gözlerime baktı da sevdalı gözleriyle,<br />
İnledi arzu dolu.</p>
<p>“Tuttum, onu bindirdim rahvan giden atıma<br />
Ondan sonra bütün gün bilmedim gördüğümü,<br />
Eğilerek bir yana çünkü çağırdı durdu<br />
Bir peri türküsünü.</p>
<p>“Bayan hazlar verici kökler çıkardı bana,<br />
Yaban balı topladı, kudret çiği içindi,<br />
Ve sonunda dedi ki kendi peri dilinde<br />
‘Çok seviyorum seni.’</p>
<p>“Sonra götürdü beni büyülü mağ’rasına,<br />
Or’da gözyaşı döktü, bir ah çekti kederle,<br />
Or’da kuruttum ben de o vahşi gözlerini<br />
Yanan öpücüklerle.</p>
<p>“Or’da uyuttu beni tatlı ninnileriyle,<br />
Bir rüya gördüm or’da – Ah! bahtım ne de kara,<br />
Biraz önce gördüğüm pek taze bir rüya bu<br />
Bu ürperten yamaçta.</p>
<p>Solgun krallar gördüm, prensler, savaşçılar<br />
Ölüm solgunluğuydu hepsinin yüzündeki;<br />
Haykırarak dediler ki – “La Belle Dame sans Merci<br />
Beni de tutsak etti!”</p>
<p>“Kavruk dudaklar gördüm akşam alacasında<br />
Büyük büyük açılmış müthiş bir uyarmayla.<br />
Birden uyanıverdim, bur’da buldum kendimi<br />
Bu ürperten yamaçta.</p>
<p>“İşte bundan dolayı buradayım şimdi ben<br />
Yalnız dolaşıyorum, benzimde solgunluk var,<br />
Kurumuş da olsalar sazlar göl kıyısında<br />
Susmuş da olsa kuşlar.”</p>
<p><strong><em>John Keats</em></strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong><br />
https://www.cozenesor.com/2020/12/27/la-belle-dame-sans-merci-merhametsiz-guzel-bayan-tutsak-etti-beni/</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/merhametsiz-guzel-kadin/">Merhametsiz Güzel Kadın</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/merhametsiz-guzel-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Layık olma</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/layik-olma/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/layik-olma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2022 11:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=235815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arapça ‘lyk’ kökünden gelen liyakat sözcüğü ‘layık olma’ anlamına geliyor. Biraz daha Türkçeleştirirsek ‘yakışmak’, ‘yaraşmak’ veya ‘uygun olmak’ diyebiliriz. Ağabeyciliğin, adam kayırmanın, tanıdığın zıttıdır liyakat. Ahlaklı ve endüstriyelleşmiş toplumda makam ve göreve teknik ihtiyaçlara göre hak eden kişinin bulunmasıdır. Meritokrasinin dayanağıdır. Bu kelimeyi kullanabilmek için bile liyakat aranmalıdır. Bir yerlerde bize şu atasözünü hatırlatıyor desem [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/layik-olma/">Layık olma</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arapça <strong>‘lyk’</strong> kökünden gelen liyakat sözcüğü <strong>‘layık olma’</strong> anlamına geliyor. Biraz daha Türkçeleştirirsek <strong>‘yakışmak’, ‘yaraşmak’ veya ‘uygun olmak’ </strong>diyebiliriz. Ağabeyciliğin, adam kayırmanın, tanıdığın zıttıdır liyakat. Ahlaklı ve endüstriyelleşmiş toplumda makam ve göreve teknik ihtiyaçlara göre hak eden kişinin bulunmasıdır. Meritokrasinin dayanağıdır. Bu kelimeyi kullanabilmek için bile liyakat aranmalıdır. Bir yerlerde bize şu atasözünü hatırlatıyor desem sanırım yeri var; <strong>&#8221;Adam, hacı mı olur gitmekle Mekke’ye? Eşek, evliya mı olur taş çekmekle tekkeye?&#8221;</strong></p>
<p>Ünlü sosyolog <strong>Melvin Tumin</strong>’in ifadesine göre; meritokrasi, toplum içerisinde bireylerin yetenekleri ölçüsünde rol alma durumudur. İngiltere merkezli meritokrasi partisi beş maddeden oluşan bir manifesto hazırlamıştır ve bu maddeler şöyledir:</p>
<ol>
<li>Kayırmacılık yoktur. Ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.</li>
<li>Yandaşçılık yoktur. Başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.</li>
<li>Ayrımcılık yoktur. Cinsiyet, ırk, din, yaş önemsizdir.</li>
<li>Eşit imkanlar. Herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.</li>
<li>Tatminkar erdemler. En başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.</li>
</ol>
<p><strong>Bir başka ifadeyle:</strong> <strong>Platon</strong>’a göre yansıma bilginin en alt düzeyidir. Yansıma, madde dışı oluşu sebebiyle başka bir bilgi düzeyinde yer alır. Düşünceyi algılanabilir olandan kurtarmaya, neticeden öze dönmeyi davet eder.</p>
<p>Yansıma, bilgeyi mağaradan çıkarmaya çalışan gölgeler gibi bir göz aldanması değil; bir emare, dolaylı bir işaret, gizlenmiş olan şeylerin belirmesi, görünüşten çok ortaya çıkma durumudur.</p>
<p><strong>Platon</strong>, insanın özünü oluşturan ruhuna özen göstermesi gerektiğini izhar ederken, ruhun kendini göremeyeceğini ve kendisini tanıyabilmesi için bir yansımaya ihtiyaç duyacağını söyler. Kendini silmekten değil bilmekten yana olanlar bilirler ki; kendini tanımak, kendini anlamak ve kendini bilmek için kendini görmek icap eder. Lakin göz, gören olduğu halde kendini göremez.</p>
<p>Göz gibi kendini görme arzusu ve bilme iştiyakı ile tefekkür ateşinin kırmızı boyutunda karar kılmış olan kimseler, görünebilenler dünyasında görünemezleri görme, tanıma ve bilmeye mucib gerçeği söyleyen aynalara muhtaçtır. Bu aynalar; <strong>Platon</strong>’a göre, kendi gözünü ve ruhunu gerçek, doğru ve aslında sadık göstererek bir ayna gibi sunan bir aşık aynasıdır.</p>
<p><strong>St. Augustinus</strong>, insanın muhtaç olduğu aynanın kutsal metinler olduğunu söyler. Kendisine, kendisi için vahyedilmiş Tanrı kelamlarının aynasından bakan, Tanrı’nın ihtişamı karşısında kendi sefaletini görür. O aynadan yansıyan ışık, ayna karşısında durana ne olduğunu gösterecektir. Bir manası itibariyle de ayna karşısında zilletin ne idüğünü idrak eden kişi, suretinde gördüğü lekelerden kendini beğenmeyecek ve güzelleştirmeye çalışacaktır. İşte  bu çaba, liyakat hissinden ileri gelmektedir.</p>
<p><strong>Sokrates</strong>,insanların aynaya bakmasını salık verir. İnsan, sahih, gerçek, doğru ve aslına sadık bir aynada kendisini güzel görüyorsa ve bu ayna tarafından güzel gösteriliyorsa bu güzelliğe layık olup olmadığı sorgulanmalıdır. Aynı şekilde  bu ayna üzerinde tecelli eden görüntü çirkin ise, kendilerini çirkin görüyorsa bu çirkinlikten kaynaklanan dezavantajı eğitim yoluyla gizlemeye çalışıp çalışmadıklarını sorgulamalı ve bu yolda çaba göstermelidirler. Ona göre kendisini gösteren, tanıtan ve bildiren bu ayna, insanların kendilerine uluhiyet atfetmemeleri, kibirlenmemelerini, hadlerini bilmelerini ve daima kendilerini yetkinleştirmelerini ister.</p>
<p>Liyakat, insan, gerek kutsal metinler aynasında kendini görerek Allah’a ve O’nun dünya üzerinde insanlığa sunduğu nimetlerin değerini bilme; gerekse hiçbir dünyevi menfaat taşımadan kalbini ellerinde sunan aşık ve dostların aynasında kendini görerek bu, <strong>“gerçek, doğru ve aslına sadık”</strong> bir şekilde gören ve gösteren aynada gördüğü güzellikler karşısında bu güzelliklere layık olma hissi görülen çirkinlik, fenalıkları da gösterme azmi ve gayreti olarak tanımlanabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/layik-olma/">Layık olma</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/layik-olma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MERHUM</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/merhum/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/merhum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 May 2022 10:04:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=233738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asi mi, soft mu, kibar mı şeytansı mı, sana mı yoksa senin arkana mı baktığı anlaşılmaz. Gözleri bahar ışığında parlıyor değil mi? Ya da kimselerin gelmediği bir başına bir yıldızda savrulan eski parşömen kağıtları gibi. Jung’a göre, &#8221;Zamanda geriye dönüşle ortaya çıkarılan çocukluk bilinci, dalgalar arasında tek tek görülen takım adalara benzer.&#8221; O zamanlar, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/merhum/">MERHUM</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Asi mi, soft mu, kibar mı şeytansı mı, sana mı yoksa senin arkana mı baktığı anlaşılmaz. Gözleri bahar ışığında parlıyor değil mi? Ya da kimselerin gelmediği bir başına bir yıldızda savrulan eski parşömen kağıtları gibi.</p>
<p>Jung’a göre, <strong>&#8221;Zamanda geriye dönüşle ortaya çıkarılan çocukluk bilinci, dalgalar arasında tek tek görülen takım adalara benzer.&#8221; </strong></p>
<p>O zamanlar, bir gün o günü hatırlamaya zorlanacağınızı bunun size ne denli uzakta kalacağını, bir çırpıda kaybedeceğinizi ve onun gibi temiz, saf, güzel, onun kadar samimiyetten daha ziyade samimi niyetle dolduramayacağınızı kimse söylemedi değil mi?</p>
<p>Yetişkinken ne ağaçların gölgeleri geceleri canlanır, ne yatağın altında canavar vardır, ne de anneannenizin dişlerini çıkarıp kenara koyduğu yetmezmiş gibi saçlarının pamuktan olduğuna dair inanılan bir şaşkınlık vardır.</p>
<p><strong>Çocukken kreş öğretmenine aşıksındır. Her şeyi bilir o. Büyüyünce onun gibi olmak istediğine dair hayaller kurarsın ama daha ilkokula bile yüzlerce yıl vardır.</strong></p>
<p>Saatlerce halının desenleriyle konuşursun, halıların kapatmadığı yerler gulyabanilerle dolu denizlerdir, onlara basmamak için halılar üzerinden zıplayarak geçersin. Çıtçıtlı değil de bağcıklı ayakkabı giyebilmek için o yüzyılların hemen geçmesini ve bir an önce büyümek istersin.</p>
<p>Hatırlamak değildir sadece. Ağız dolusu gülümsemektir. Oyun arkadaşınız olan çocuğu çocuklara özgü o, <strong>&#8221;bu kadar&#8221;</strong> kucaklayışınızla kucaklamak için zıp zıp zıplayarak yarın sabahı beklemektir.</p>
<p>Bazen dört kızın bacaklarına geçirilmiş bir don lastiğinin ucunda, bazen patlak bir plastik topta, bazen tıp notlarının üzerine çizilmiş bir köpek resmindedir.</p>
<p>Bak şimdi, süzülüyor dizine sığdırdığın çocukluk yaraların. Can verdiğin oyuncaklar yerde. Yüzlerce uçak, binlerce otobüs, onlarca liman varken bir daha oraya gitmen imkansız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/merhum/">MERHUM</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/merhum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bana Bi’ 45’lik</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/bana-bi-45lik/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/bana-bi-45lik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 May 2022 13:01:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=229978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çağ, koca bir hüzne seyirci kalmanın utancından başka bir şey değil. Eskilerin &#8216;mahbub&#8217; dediğine şimdikiler &#8216;kanka&#8217; diyor. Eskilerin &#8216;sevda&#8217; dediğine şimdikiler &#8216;ilişki&#8217; diyor. Eskilerin &#8216;yar&#8217; dediğine şimdikiler &#8216;manita&#8217; diyor. Eskilerin &#8216;naz&#8217; dediğine şimdikiler &#8216;trip&#8217; diyor. Eskiler bakmaya kıyamazken şimdikiler canına kıyıyor. Eski aşklar bitmiş yani. Hani şu, insanın ayaklarına suda yürüme ve yerden yükselme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bana-bi-45lik/">Bana Bi’ 45’lik</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çağ, koca bir hüzne seyirci kalmanın utancından başka bir şey değil.</p>
<p>Eskilerin <strong>&#8216;mahbub&#8217;</strong> dediğine şimdikiler <strong>&#8216;kanka&#8217; </strong>diyor. Eskilerin <strong>&#8216;sevda&#8217;</strong> dediğine şimdikiler <strong>&#8216;ilişki&#8217;</strong> diyor. Eskilerin <strong>&#8216;yar&#8217;</strong> dediğine şimdikiler <strong>&#8216;manita&#8217;</strong> diyor. Eskilerin <strong>&#8216;naz&#8217;</strong> dediğine şimdikiler <strong>&#8216;trip&#8217; </strong>diyor. Eskiler bakmaya kıyamazken şimdikiler canına kıyıyor.</p>
<p>Eski aşklar bitmiş yani. Hani şu, insanın ayaklarına suda yürüme ve yerden yükselme kudreti bahşeden, gözlerinin rengini değiştiren, ellerine çiçek ismi verdiren aşk. Kalbi büyüten, olgunlaştıran, tatlandıran…</p>
<p><strong>Aşk deyince;</strong> kulağa hiç acısı olmaz, hep şarkısı olur gibi gelen. Aşkın dansı olur, uykusu olur, vuslatı olur, hasreti bile güzel olur gibi gelen.</p>
<p>Aşkın kulaktaki tınısı, kalpteki yankısı hep hoş kokularla değermiş o zamanlar burnuna insanın. Aslında bu iksirin altında, zehri bal eyleyen bir tesir yatıyor kanımca. Süründüren acısını, başkasıyla tadacağın baş döndürücü mutluluklara yeğlediğin, ağrısına sızısına sadık olduğun, yokluğundan gocunmadığınmış. Hülasa hasretinin komando çakısı gibi dikiş tutmaz yaralar açtığı, vuslatına muhtaç olunmayanmış. Kimi zaman unutulan fakat ne vakit hatıra düşse insanı zamandan ve mekandan, akıldan ve mantıktan, sabırdan ve dik durmaktan alıkoyanmış.</p>
<p><strong>Aşkın seneleri varmış. Eskiymiş. Eskirmiş. Eskitirmiş.</strong></p>
<p>Aşkının senelere, çok gecelere, çok gündüzlere ihtiyacı varmış . Hayret etmekten bitap düştüğüm, tükendiğim kalb-i asalak&#8217;lar bu aşkın idrakinde sonsuz güçlük çekeceklerdir.</p>
<p>İşte bu eskiler, hepimizin hatırlayınca yüzünde yeis oluşturan ölümler bütünü. Saatini hiç bilmediğimiz bir zamandan geçiyoruz hepimiz.</p>
<p>Tuzu kuru olanın ötekinin halinden anlamadığı, hemen yanındaki kişinin senin ne durumda olduğunu görmediği, görse de kendini düşünmekten zaman ayırıp ilgilenmediği bi’ çağı yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Her birimiz bi önceki seneyi özlüyoruz. Bundan bi öncekini. Seneye de mesela bu seneyi özleyeceğiz. Tazeliğini yitiren her şeyin kuyruğu olma durumu söz konusu. </strong></p>
<p>Dünya zaten bi garip. Üzerinde hiç bir şey yolunda gitmiyor. Umrunda değil milyonlarca yıldır dönüp duruyor. Yahu kardeşim bi dur. Tanrı tarafından taşımakla görevlendirildiğin bu şizofrenik insanlık var ya, çürüyor. Üzerinden roket fırlatıp seni terk ediyoruz, başka gezegen arıyoruz yaşamak için ama yanı başımızda yanan komşumuza gitmek zor geliyor en sağlam kemiğimize.</p>
<p>Mürekkebi bitmiş daktilo gibiyiz her birimiz. Hiç birimizin cüzdanında sevdiği kişinin fotoğrafı yok, mesela hiç birimiz mektup pulunun tadını bilmiyoruz ya da hiç birimiz tebrik kartı atmıyoruz kimseye, hiç birimiz postanede mektup göndermek için sıra beklemiyoruz artık, çünkü artık postanelerde mektup sırası olmuyor. Zaten yakında postaneyi de kaldırırlar, kuryeler alır yerini. Mesela temiz nevresimlerimiz artık naftalin değil parfümlü yumuşatıcı kokuyor. Marketten bir yoğurt alıyorsun, ömrü bir ay. Eskiden üç güne ekşiyen yoğurt artık bir ay mevsimlik çiçek gibi tazeliğini koruyor. Bir ayın sonunda da ekşimiyor direkt bozuluyor, hal böyle olunca ekşimiş yoğurttan ayran bile yapılamıyor artık. Ayranların bile eski tadı yok yani. Radyolarda kadife sesli sanatçılar yok artık, siyah beyaz kenarı zikzaklı fotoğraflar yok. Komşunun çiçeğini sulayan teyzeler yok, çünkü komşu yok. Jilet gibi delikanlıların gömleklerinin ceplerinde karanfil yok artık. Bırakın karanfilin yokluğunu karanfilin biçimini bile bilmiyoruz. Biraz sevilip çokça unutuluyoruz artık. Anacım, gencecik kızların çeyizlerinden kaneviçeler kalktı. Aniden çeyizlere bile en yeni tabirle bi <strong>&#8216;güncelleme&#8217;</strong> geldi. Kar bile doğru düzgün yağmıyor artık. Yağmur desen yarısı radyasyon zaten. Güneş <strong>&#8216;D&#8217;</strong> vitamini vermiyor, mübarek direkt kavuruyor.</p>
<p>Parfüm değil, naftalin kokmak istiyordum ben. Her ay düzenli para yatırıp farklı farklı istediğim şarkıları dinlemek değil de kasetçiden bi kere para verip sürekli aynı şarkıları dinlemek isterdim. Erdoğan’ın Putin ile yaptığı görüşmenin sonuçlarını Twitter&#8217;dan değil de gazeteden okumak isterdim ben. Dijital baskılı kumaşlardan değil de eski un çuvallarından minder dikmek istiyorum hala evime. Ankara&#8217;nın o ayazında bilmem kaç para verdiğim yarısı polyester kazağımı değil de elimle iki haftada ördüğüm yün kazağımı giymek isterdim. Bir hafta boyunca gözüm pencerede postacı ağabeyi beklemek istiyorum mektubumu getirsin diye. Gece 12.00’den sonra elektrik gitsin mesela. Gaz lambasında kitap okuyalım tatlı tatlı. N&#8217;olmuş yani?</p>
<p><strong>Bana bi 45’lik lütfen. Plak ya da tabanca…</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bana-bi-45lik/">Bana Bi’ 45’lik</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/bana-bi-45lik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lisan-ı Beşer</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/lisan-i-beser/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/lisan-i-beser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 14:46:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=228047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ecdadımızın Arapça öğrenmeye başlayan gençlerin eline verdiği ilk kitap olan Emsile’de örnek fiil olarak, “Nesara=yardım etti” fiilidir. Talebe kitap boyunca; yardım etti, yardım edecek, yardım eden, yardım edilmiş, yardım et… fiil çekimleriyle uğraşır. Talebenin düşünce ve gönül uzayı “yardım” kavramıyla dolup taşar. İngilizce eğitiminde ise en çok kullanılan örnek fiil, “I have=ben sahibim, ben aldım, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/lisan-i-beser/">Lisan-ı Beşer</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ecdadımızın Arapça öğrenmeye başlayan gençlerin eline verdiği ilk kitap olan Emsile’de örnek fiil olarak, <strong>“Nesara=yardım etti”</strong> fiilidir. Talebe kitap boyunca; yardım etti, yardım edecek, yardım eden, yardım edilmiş, yardım et… fiil çekimleriyle uğraşır. Talebenin düşünce ve gönül uzayı <strong>“yardım”</strong> kavramıyla dolup taşar.</p>
<p>İngilizce eğitiminde ise en çok kullanılan örnek fiil, <strong>“I have=ben sahibim, ben aldım, benim” </strong>fiil çekimleridir.</p>
<p>Arapça fiil çekiminde çekim sırası üçüncü şahıstan başlar. <strong>“Ene” </strong>en sona bırakılır. İngilizce de ise <strong>“I=ben”</strong> her şeyin temelidir.</p>
<p>İngilizce&#8217;de cümlenin neresinde olursa olsun, <strong>&#8221;I&#8221;</strong> cehennem kütüğü gibi kocaman yazılır.</p>
<p>Daha bizim çocukluk yıllarımıza kadar eskiler birine bir şey verirken <strong>“Al”</strong> demezlerdi. <strong>“Alıver”</strong> derdi. Karşısındakini almanın kaba bencilliğinden kurtarmak için al fiilini <strong>“verme”</strong>nin inceliği ve yüceliği içinde eritir, <strong>&#8221;alıver&#8221;</strong> derdi. Şimdilerde biz; çay alıyoruz, duş alıyoruz, misafirimizi koltuğa alıyoruz.</p>
<p>Başka bir lisanın, başka bir örneğiyle konuyu pekiştireyim.</p>
<p>Fransızca&#8217;da tam olarak, <strong>“seni özledim”</strong> diyemezsiniz<strong>. “Tu me manques”</strong> şeklinde <strong>&#8221;sen bende eksiksin&#8221;</strong> diyebilirsiniz. Yani özlemek eksilmektir onlara göre. Cümlenin öznesi işi yapan değil, işten etkilenendir. Bu dil-anlam ilişkisindeki zariflik gibi çok az şey var hayatta.</p>
<p>Başka bir misal, <strong>“saye”</strong> Farsça&#8217;da gölge manasına geliyor. <strong>“Sayende”</strong> ise senin gölgen yardımıyla manasına gelen çok ince bir teşekkür şekli.</p>
<p>Türkçe&#8217;de, <strong>“sevdiceğim”</strong> hitabı 3 farklı zaman çekimini içinde barındırıyor. <strong>“Sevdiğim, seviyor olduğum ve seveceğim.”</strong> Bunu öğrenince Türkçe’ye olan saygım bi’hayli artmıştı.</p>
<p><strong>Ez cümle lisanda hiçbir şey tesadüf değil.  </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/lisan-i-beser/">Lisan-ı Beşer</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/lisan-i-beser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUSUR</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/kusur/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/kusur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gamze GEYİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 07:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=226646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah’ım, bazen gücenecek gibi oluyorum ya, affet. Hiçbir şey olmamış ve olmazken aceleciyim biraz. Haddim değil. Küsecek kadar cüretkar da değilim elbet. Serin bir akşamda gece kahvesi içmeye çıkmak gibiydi mutfak balkonuna ve koşar adım kaçma isteğiydi, o kadar. Bağışlanabilir miyim bilmiyorum ama içimin karanlık köşelerini daha iyi bilirsin. Beni aşan her zorluksa sana uzanan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kusur/">KUSUR</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ım, bazen gücenecek gibi oluyorum ya, affet. Hiçbir şey olmamış ve olmazken aceleciyim biraz. Haddim değil. Küsecek kadar cüretkar da değilim elbet. Serin bir akşamda gece kahvesi içmeye çıkmak gibiydi mutfak balkonuna ve koşar adım kaçma isteğiydi, o kadar.</p>
<p>Bağışlanabilir miyim bilmiyorum ama içimin karanlık köşelerini daha iyi bilirsin. Beni aşan her zorluksa sana uzanan bir duadır bilirim. Gözlerime kara bulutlar üşüşünce kirpiklerimi şemsiye ettiğin için teşekkür ederim.</p>
<p>Bir gün daha fazla iyi hissetmek adına nasıl da çabalıyoruz görüyor musun? Ve nicedir bocalıyoruz. Başkasının mahcubiyetini üzerimizde taşımak gibi bir şey bu. Bizlik bir mevzu değil. Bir şeyler olur ve birileri ya da öylece hiçbir şey olmamıştır ve kimse her halükarda seni ayağından çekecek güçtedir. Öğrendiklerinle yanılgıya düşmek gün be gün çoğalırken pekiştirme dediğin sadece bir sıfattır. Gökyüzü dururken misal Ayşe neden tatile çıktı diye sormayız. Küçükken bazı şeyleri olduğu gibi kabullenmek, büyüyünce afallamaktır.</p>
<p>Bu dünya değil mi insanı yontan, şekillendiren, çerçevelerini görmek istemediği manzaralarla donatan, her gece olmaktan korktuğu insana bir adım daha yaklaştıran dünya? Kararında yaşamamak gibi bir hastalığa kapılıyor insan. Büyümekten ve öğrenmekten sonra ki en ölümcül hastalığımız da bu biraz.</p>
<p>Ütopik tavırlarımızın naif hevesi kaç kursakta kalakalmıştır kim bilir?  Dünyayı daha güzel bir hale getiremiyoruz. Bütün benleri toplasak yine yarım ediyor belki. Ama canımız sağ olsun. Kutsal kitaplara inanan herkes gibi insan en çok göremediğine inanmak istiyor. Bulamadığını arıyor. Bunun içine her şey dahil olabilir, hariç olamaz. Ekseriyete aşikar olmayana meyilliyiz. Muammaların peşinde koşturmaktan sıkılmışız. Sabitlikten hoşlanmıyor. Güzelliklerin kalıcı olmayışından şikayet ediyoruz. Şehrin yapısına uygun olmayan ironik birer heykel gibi duruyoruz meydanlarda. Var olanı sevmek, pek de iyi olduğumuz bir konu değil.</p>
<p>***</p>
<p><strong><em>Yıllara şiir okuyalım</em></strong></p>
<p><strong><em>Meydanlar boş kalsın. </em></strong></p>
<p><strong><em>Rakamlarla aramız yaşlandıkça kötüye gidecek.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ve kadehlerden mumluk yapacağız kendimize&#8230;</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kusur/">KUSUR</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/kusur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
