
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süleyman IŞIK, Author at sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/author/suleyman-isik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/author/suleyman-isik/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2021 15:07:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Telefon denen bela&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/telefon-denen-bela/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/telefon-denen-bela/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman IŞIK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 15:07:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=160975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkası anlatsa, ‘Cem Yılmaz fıkrasıdır’ der geçerim. Ama tümüyle gerçek. Üstelik kardeşim var başrolde. Kızkardeşim bir vakıfta tekstil öğretmeni. Bir gün çalıştığı vakıf, kız kardeşimi sosyal sorumluluk projesi için görevlendirmiş. Proje, o vakıfla emniyet müdürlüğü tarafından ortaklaşa organize ediliyor. Projenin amacı, hayat kadınlarına legal bir meslek kazandırarak onları bu hayattan kurtarmak. Ne var ki, toplantılar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/telefon-denen-bela/">Telefon denen bela&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkası anlatsa<strong>, ‘Cem Yılmaz fıkrasıdır’</strong> der geçerim. Ama tümüyle gerçek. Üstelik kardeşim var başrolde. Kızkardeşim bir vakıfta tekstil öğretmeni. Bir gün çalıştığı vakıf, kız kardeşimi sosyal sorumluluk projesi için görevlendirmiş. Proje, o vakıfla emniyet müdürlüğü tarafından ortaklaşa organize ediliyor.</p>
<p>Projenin amacı, <strong>hayat kadınlarına</strong> legal bir meslek kazandırarak onları bu hayattan kurtarmak. Ne var ki, toplantılar emniyetin <strong>ahlak şubesinde</strong> yapılıyor ve toplantıya girip çıkarken kız kardeşim huzursuz oluyor; &#8216;orada görülürüm&#8217; diye.</p>
<p>Bir gün yine toplantıdan çıkıp dolmuşa binmiş. Ön tarafa oturmuş. Aklına bir yere telefon etmesi gerektiği gelmiş, telefona davranmış ama telefon yok. Ara tara telefon yok. Şoföre <strong>‘Telefonunuzu alabilir miyim?’</strong> diye sormuş. Şoför <strong>‘Niye ki?’</strong> deyince <strong>‘Telefonum çantamda mı onu kontrol edecektim’</strong> demiş.</p>
<p>Şoför, <strong>‘Söyle numaranı arayayım’</strong> demiş. Derken aramış ve kız kardeşim böylece telefonu çaldığı için çantada olduğunu öğrenmiş. Ancak zihni dağınık olan kardeşim telefonunu kaybetmemiş olmanın mutluluğuyla araması gereken yeri aramayı unutmuş bu kez. Dolmuş dolup hareket edince telefon etmesi gerektiğini tekrar anımsayan kardeşim bu kez telefonunu zorlanmadan bulmuş çantasında.</p>
<p>Bir bakmış ki, hiç tanımadığı bir numara tarafından aranmış. <strong>‘Acaba kimmiş arayan?’</strong> deyip geri arayınca yanındaki şoförün telefonu çalmış ama kız kardeşim farkında değil.</p>
<p><strong>-Alo beni aramışsınız beyefendi.</strong></p>
<p><strong>-Yoo ben aramadım.</strong></p>
<p><strong>-Olur mu, numaranız çıktı telefonumda onun için geri aradım.</strong></p>
<p><strong>-Hayır hayır, ben aramadım hanımefendi.</strong></p>
<p>Aradın, aramadım münakaşası sürerken şoför elindeki telefonu kız kardeşime uzatmış. <strong>‘Galiba sizinle ilgili arıyorlar’ </strong>diye.</p>
<p>Kız kardeşim şoke olmuş. Bir elindeki telefonla kimin aradığını anlamaya çalışırken şoförün uzattığı telefondan kendisini kim aramış ki? Merak, korku ve telaş içinde şöyle düşünmüş: <strong>‘Şoförün uzattığı telefondan kendisini kim arayabilir ki? Hangi dolmuşa bindiğini ve bindiği dolmuşun şoförünün telefon numarasını bilse bilse ancak polis bilir. Helal olsun vallahi polise. Bayağı ilerlemişler bu işte…’</strong></p>
<p>Bir yandan bunları düşünürken, diğer yandan da <strong>2 elindeki 2 telefona</strong> kan ter içinde yanıt vermeye çalışırken arka sırada oturan kız dayanamayıp seslenmiş : <strong>‘Yahu siz birbirinizle konuşuyorsunuz. Daha doğrusu konuşamıyorsunuz.’</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/telefon-denen-bela/">Telefon denen bela&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/telefon-denen-bela/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıkıyorsa git!</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/sikiyorsa-git/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/sikiyorsa-git/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman IŞIK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2021 11:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=157621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu’da kuzeyde bir yerlerde bir şirkete eğitimler veriyor, bir proje çalışması yürütüyorum. Patron, tahsilli olmamakla birlikte eğitime epey önem veriyor. Ne var ki, her aile şirketinde olduğu gibi her işin de içinde. Mizaç olarak oldukça sert. Hata arıyor, bulursa da ortalığı yıkıyor. Bu nedenle yöneticiler aportta ve her türlü riskten uzak duruyorlar. Şirkette en önemli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/sikiyorsa-git/">Sıkıyorsa git!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu’da kuzeyde bir yerlerde bir şirkete eğitimler veriyor, bir proje çalışması yürütüyorum. Patron, tahsilli olmamakla birlikte eğitime epey önem veriyor. Ne var ki, her aile şirketinde olduğu gibi her işin de içinde. Mizaç olarak oldukça sert. Hata arıyor, bulursa da ortalığı yıkıyor.</p>
<p>Bu nedenle yöneticiler aportta ve her türlü riskten uzak duruyorlar. Şirkette en önemli sorun, hata yapmamak için aşırı efor sarfetmek, buna karşın yine de hata yapılmışsa o hatayı kamufle etmek, bu başarılamıyorsa hatayı birilerinin üstüne yıkmak.</p>
<p>Bu durum neredeyse bir şirket kültürü haline gelmiş durumda. Olan biteni kısa sürede gözlemleyip patronla konuştum. Dedim ki, <strong>‘Bir projeye başlayacağız. Ancak kimse destek olmuyor. Çünkü korkuyorlar. Bu aşamada destek ver ve hatalar yapılsa bile hoşgörülü yaklaşacağını ifade et ki, çalışanlar ve yöneticiler projeye katılsınlar.’</strong></p>
<p>Sağ olsun kırmadı ve bir toplantıda kendisinden istediğim konuşmayı yaptı. Bu iyimserlik havasında proje çalışmaları hız kazandı. Önce durumu fotoğrafladık. Ardından proje fazlarının ilki üzerinde epeyce uğraştıktan sonra uygulamaya koyduk. Proje ekibini onore etmek için patrona ve diğer yöneticilere ekip olarak bir sunuş yapmalarını istedim.</p>
<p>Ekip, şevkle hazırlandı. Eski durum, proje uygulandıktan sonraki durum, şirketin projeyle edinilen avantajları rakamlar ve grafiklerle gösteriye dönüştürüldü.</p>
<p>Sunuş günü herkes heyecanlıydı. Patron ve üst yönetimin karşısında başlangıçta birkaç dil sürçmesi hariç güzel bir sunum yapıldı. Herkesin gözü kulağı patrondaydı. Beklenen övgü dolu sözcüklerdi. Kısa sürede bu başarı ödülsüz kalamazdı.</p>
<p>Patron, konuya direkt girdi: <strong>&#8221;Madem bu işler böyle yapılabiliyordu da daha önce yıllarca neden yapmadınız? Boşuna mı para ödedim size?&#8221;</strong> Ardından hırsla kalkıp odasına yöneldi.</p>
<p>Ortalık yangın sonrası harman yerine dönmüştü. Ne kimse konuşabiliyor, ne de yerinden kalkabiliyordu.</p>
<p>Birden ayağa fırlayıp patronun odasına daldım. Konuşmasına fırsat bırakmadan yaptığının yanlış olduğunu, sözünde durmayıp insanların şevkini kırdığını, bu durumda kendimi kullanılmış hissettiğimi, bu saatten sonra proje çalışmasından hayır gelmeyeceği için görevden affımı istediğimi söyledim.</p>
<p>Patron sakin sakin beni dinleyip bir eliyle masasını karıştırmaya başlayınca, her dönüşümde vermeyi adet edindiği ve o şehrin ürünü olan bir hediyeyi arandığını düşündüm. Fakat o da ne? Çekmeceden bir tabanca çıkardı ve masanın üstüne, tam önüme koydu.</p>
<p>Şok ve panik karışımı bir büyülenmişlikle tabancaya bakakalmışken patronun sözüyle irkildim: <strong>‘Bey, bey… Biz ağa adamız. Biz istersek gidersin. İstemezsek şurdan şuraya adım atamazsın.’</strong></p>
<p>Bir karar vermeliydim ama mıhlanmıştım sanki koltuğa. Yavaşça ayağa kalktım; ürkütmemek ister gibi mırıldandım: <strong>‘Ben gidiyorum…’</strong> Odadan çıktım. Kapıyı kapatıp kapatmadığımı bile hatırlamıyorum. İdari binadan otoparka kadar olan mesafe 20 metre olmasına karşın sanki o mesafeyi bir saatte almış gibiydim. Arkama bakmıyor, bakamıyordum. Arabaya bindim ve evime döndüm.</p>
<p>Sonra ne mi oldu? Aradan bir hafta geçti. Patronun sekreteri aradı ve projeye devam etmemin rica edildiğini söyledi. Şartlı kabul ettim. <strong>Şartım şuydu:</strong> Patronla aynı günler şirkette olmayacaktık.</p>
<p>Kabul edildi ve projeyi tamamladım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/sikiyorsa-git/">Sıkıyorsa git!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/sikiyorsa-git/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baltayı taşa vurmak!</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/baltayi-tasa-vurmak/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/baltayi-tasa-vurmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman IŞIK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2021 10:28:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=154918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitimcilik zor zenaat. Suya yazı yazıyorsun her seferinde. Her gün farklı yaş, kültür, cinsiyet, pozisyon ve şirketten insanlara bilgiler, deneyimler, mesajlar taşıyorsun. Her birinin beklentisi farklı, yapısı farklı. Kimi zorla, kimi kendi isteğiyle geliyor eğitime. Kimi ağzının içine bakarken, kimi de, ‘Bitse de gitsek havasında’ esniyor mütemadiyen. Henüz daha PERYÖN şubesini kurmamışız Bursa’da. Meslektaşlar olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/baltayi-tasa-vurmak/">Baltayı taşa vurmak!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimcilik zor zenaat. Suya yazı yazıyorsun her seferinde. Her gün farklı yaş, kültür, cinsiyet, pozisyon ve şirketten insanlara bilgiler, deneyimler, mesajlar taşıyorsun. Her birinin beklentisi farklı, yapısı farklı. Kimi zorla, kimi kendi isteğiyle geliyor eğitime. Kimi ağzının içine bakarken, kimi de<strong>, ‘Bitse de gitsek havasında’</strong> esniyor mütemadiyen.</p>
<p>Henüz daha PERYÖN şubesini kurmamışız Bursa’da. Meslektaşlar olarak ayda bir toplanıyoruz. Dedik ki; <strong>&#8216;En iyisi toplantılara konuşmacılar da çağıralım, hem bilgilenelim, hem yiyelim, içelim.&#8217;</strong></p>
<p>Bu görev bana verilmişti. Daha çok İstanbul’dan ünlü konuşmacılar getiriyorduk. Sağolsunlar, hatıra binaen geliyorlardı, bir gece misafirimiz oluyorlar konuşma karşılığında. Ertesi gün İskender kebabımızı ikram edip yolcu ediyorduk.</p>
<p>O yıllarda moda: <strong>Toplam Kalite Yaklaşımı.</strong> Her konu oraya bağlanıyordu. Toplam kaliteyi anlatması için Erdal adında bir uzman çağırmışız. Salon tıklım tıklım. Hoca epey formunda. Herkes pür dikkat dinlediği için hocanın coşkusu arttı. <strong>‘Mesela siz’</strong> dedi. <strong>‘Personelci mantığıyla hareket edip işletmenizi kışlaya da çevirebilirsiniz. Ya da toplam kalite yaklaşımıyla insan kaynakları süreçlerini inşa edersiniz. Karar sizin…’</strong></p>
<p>Arka sıralardan biri kalkıp söz istedi. Herkes gibi arkaya dönüp sesin sahibine yöneldim. Ayaktaki kişi <strong>Hüseyin</strong> ağabeydi. Bursa’daki büyük bir holdingin personel müdürüydü ve emekli albaydı.</p>
<p><strong>‘Kışla derken’</strong> dedi. <strong>‘Neyi kastettiğinizi sorabilir miyim? O kışlalar olmasa siz bugün burada ders anlatamazsınız. Kendinize gelin ve terbiyenizi takının.’</strong></p>
<p>Ortalık gerilmişti. Hüseyin ağabey yüksek sesle söylenmesini sürdürüyordu.</p>
<p>Hoca önce özür diledi, sonra <strong>‘Aslında’</strong> diye başlayan <strong>‘Demek istemiştim’</strong>le biten cümleler kurmaya çalıştıysa da Hüseyin ağabeyi sakinleştirmemiz mümkün olmadı. Eğitimin tadı kaçtığı için hoca bir şekilde kapattı ve millet dağıldı.</p>
<p><strong>‘Balta böyle taşa vurulurmuş demek ki’</strong> diye düşünmüştüm. Ben yıllar sonra baltayı taşın göbeğine göbeğine vurdum.</p>
<p>Anlatayım.</p>
<p>Bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği <strong>‘Kurum Kültürü’</strong> konulu bir seminerin konuşmacısıydım. Konuyla ilgili bilgiler veriyordum ve salonun tamamını dolduran kadın izleyiciler ilgiyle dinliyordu.</p>
<p><strong>‘Kurum kültürü, bazen insanların yüzüne yansır. Güzel, şık bir ortamda işe başlayan, mahallenin çirkince kızını 2 yıl sonra tanıyamazsınız. Alımlı bir genç kız olmuştur. Ama vergi dairesinin kasvetli koridorlarında işe başlayan çıtı pıtı kızı 2 yıl sonra göbekli, bakımsız bir halde bulabilirsiniz. Çevrenize bir de bu gözle bakın…’ </strong>dedim.</p>
<p>Ön sıradan 40’ını aşmış, son derece bakımlı bir kadın parmağını kaldırdı. <strong>‘Hocam’</strong> dedi. <strong>‘Ben ………. Vergi Dairesi Müdürü Gülsüm…….’</strong></p>
<p><strong>‘Eyvah’</strong> dedim. <strong>‘Baltayı taşa vurduk’</strong>.</p>
<p>Aklıma <strong>Erdal </strong>hoca geldi ister istemez.</p>
<p><strong>‘Şimdi kadın bana döşenecek’</strong> diye bekliyordum. Saniyeler yıl gibi geçmek bilmiyordu. Nihayet Gülsüm Hanım tane tane konuştu: <strong>‘Çok haklısınız hocam. Meslek hayatım boyunca bu söylediğinizi daima müşahede ettim. Kurumun havası, insanın simasına aynen yansıyor.’</strong></p>
<p>İçimde tuttuğum nefesi birden koyuverdim. Korktuğum başıma gelmemişti. Ama bir şey kulağıma küpe oldu:</p>
<p><strong>Kime karşı konuşma yapacaksan önce bir incele. İzleyici profili çıkar, sonra salla ne sallayacaksan… Yoksa baltayı taşa da vurursun, kayaya da.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/baltayi-tasa-vurmak/">Baltayı taşa vurmak!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/baltayi-tasa-vurmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siz kimsiniz?</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/siz-kimsiniz/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/siz-kimsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman IŞIK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2021 09:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=152130</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlkokul öğretmenim İdris Yaşar’ın ‘Kendini tanımayan başarılı olamaz’ sözü kulağıma küpe olmuş olacak ki, yaşamım başarıya ulaşmak için kendimi tanıma yolculuğuna dönüştü. Başaramama korkum, Bursa’nın bir dağ köyünden çıkıp beni kitaplara mecbur etti. Çünkü başaramazsam babamın deyimiyle kazma sapı beni bekliyordu. O zamanlar cılız ve çelimsiz yapımla çiftçilik çok örtüşmüyordu. Bir yandan bitmek bilmeyecek gibi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/siz-kimsiniz/">Siz kimsiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlkokul öğretmenim <strong>İdris Yaşar</strong>’ın <strong>‘Kendini tanımayan başarılı olamaz’</strong> sözü kulağıma küpe olmuş olacak ki, yaşamım başarıya ulaşmak için kendimi tanıma yolculuğuna dönüştü. Başaramama korkum, <strong>Bursa</strong>’nın bir dağ köyünden çıkıp beni kitaplara mecbur etti. Çünkü başaramazsam babamın deyimiyle kazma sapı beni bekliyordu. O zamanlar cılız ve çelimsiz yapımla çiftçilik çok örtüşmüyordu.</p>
<p>Bir yandan bitmek bilmeyecek gibi görünen okul yaşamı, diğer yandan Aziz Nesin’e soyadını kazandıran <strong>‘Ben kimim, neyim?’</strong> sorularıyla geçti.</p>
<p>Lisedeyken dersime çok iyi çalışamamıştım. Çünkü <strong>‘Ben kimim?’</strong> sorusuna birkaç yanıtım vardı. Zannettim ki, üniversitede bu sorunun tüm yanıtlarını bulabileceğim. Ama sorular değişmiş, kafam daha karışmıştı.</p>
<p>İş yaşamı boyunca da kim olduğum sorusunu sordum kendime. Baktım olmayacak not almaya başladım. <strong>Amin Malouf</strong>’un <strong>‘Ölümcül Kimlikler’</strong> kitabını bitirdiğimde kafam biraz netleşmişti.</p>
<p>Hepimizin farklı farklı kimlikleri vardı. Çok önemsiz gibi görünen bir kimliği yitirme tehlikesi baş gösterdiğinde o kimliğe sarılıyorduk.</p>
<p>Bir dönem etnik kimliğine bağlı bir siyaset anlayışına karşı neredeyse savaş ilan etmişken etnik kimliğimize karşı sataşmalar başladığında o kimliğe sımsıkı bağlanışımızı da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyordu.</p>
<p>Savaşların temelinde kimliklerin ayrışması nasıl tetikleyiciyse kimliklerin örtüşmesi de iletişim denen olguya zemin hazırlıyor, alanını genişletiyordu.</p>
<p>Bütün bu uğraşlara karşın başarılı olamadığıma göre kendimi tanıma yolculuğum sona ermedi demek ki. Bununla birlikte kendimi tanıma uğraşım bana kendimle ilgili epeyce ipucu vermişti.</p>
<p>Bir gün, adı sıkça telaffuz edilen bir şirketin insan kaynakları müdürü arayışını sona erdirmeyi kafaya koyarak gittiğim mülakatta genel müdürü yaşamımda en çok zorlandığım soruyu sordu: <strong>‘Sizi tanımak istiyoruz. Bu göreve talip olduğunuza göre… Öyle değil mi? Anlatın bakalım, siz kimsiniz?’ </strong></p>
<p>Bir şeyleri unutup atlarım korkusuyla makinalı tüfek gibi sıraladım:</p>
<p><em>&#8216;İnsanım, erkeğim, babayım, evladım, dayı, amca, abi, yeğen, kuzenim, enişteyim, kayınbiraderim. Aşıklar sülalesindenim ama nüfus memuru yanlış yazdığından Işık’ım. Türküm, yörüküm, müslümanım, Bursalıyım, Kelesliyim, Belenörenliyim, dağlıyım. Demokratım, özgürlükten, insan, kadın, çocuk, hayvan haklarına saygıdan, emekten yanayım. Balık burcuyum, duygusallığım Akdeniz ırkı olmamdan geliyor. Mülkiyeliyim, iletişimciyim, Bursa Erkek Liseliyim. Allaha şükür Fenerbahçeliyim. Atatürk’e hayran, yaptıklarına müteşekkirim. Yurtseverim. Gazeteciyim, yazarım, insan kaynakları gönüllüsüyüm. Danışmanım, eğitim uzmanıyım, yöneticiyim. Hayvan severim. Bir dönem çocuktum, gençtim, askerdim, başkandım, üyeydim. Emekliyim ama emekçiyim. Peryönlüyüm. İyi bir okurum. Gelişime ve değişime açık, iletişim sorunlarını az  yaşayan, elini taşın altına koymayı seven, sorumluluk duygusu yüksek, sabırsız, uyumlu, -eşime göre- inat, sosyal, aceleci, ekip oyunculuğunu tercih eden, astlarının kapasitesini  zorlayan, işiyle bütünleşen, zaman zaman iş-aile dengesini kuramayan, işletmekten çok kurmayı seven, monotonluk yerine hareketi tercih eden biriyim.’</em></p>
<p>Hızımı alamamıştım. Soluk alıp  <strong>‘Daha çok…’</strong> diye başlamıştım ki, genel müdürün bir el hareketiyle sustum. <strong>‘Yeter’</strong> dedi. <strong>‘Yeterince bilgilendik. Görüşme bitmiştir. Çıkabilirsiniz.’</strong> Şaşkınlıkla ve ne olduğunu anlamaya çalışarak özgeçmişimi ve bazı belgelerimi çantama tıkıştırdım. <strong>‘Siz sormuştunuz…’</strong> deyip odayı terk ettim.</p>
<p>Dönüş vapurunda hep bu mülakatı ve nerede hata yaptığımı düşündüm. Kendimi hala tanıyamadığımı, tanıdığım yönlerimi de anlatamadığımı, ya da anlattıklarımın karşımdakileri çok fazla etkilemediğini düşündüm.</p>
<p>Ya da dedim kendi kendime; <strong>‘Siz kimsiniz sorusunun yanıtı ne olmalı? Genel müdüre sıraladığım özellikler olmasa acaba kendimi tanımlamış olur muydum? Beni tanımak adına beklentisi hangi özelliklerimi öğrenmekti dersiniz?’</strong>.</p>
<p>Peki siz kimsiniz? Anlatın bakalım…</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/siz-kimsiniz/">Siz kimsiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/siz-kimsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
