Uzmanlar uyarıyor: Bebeğinizi 4 aydan önce denize sokmayın

Uzmanlar uyarıyor: Bebeğinizi 4 aydan önce denize sokmayın
29.07.2020
A+
A-

Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Başhekimi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Musa Bostancıoğlu, “Bebeğinizi 4 aydan önce denize sokmayın. Genel havuzlarda hastalık ve enfeksiyon riski büyük. Güneş kreminde 30 faktör yeterlidir. Maksimum koruma vadeden 50+ faktörlü ürünlerde daha fazla kimyasal var.” ifadelerini kullandı.

Medipol Pendik Üniversite Hastanesi’nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bostancıoğlu, bebeklerin belli bir zamandan sonra havuza veya denize girebileceklerini belirterek, “Bebekler; cilt altı yağ dokularının kalınlaşarak vücut ısısını korumaya başladığı, kafasını dik tutabildiği, yaklaşık 7 kiloya ulaştığı 4’üncü aylarından itibaren denize ve evlerindeki özel havuza girebilir. Erken doğmuş prematürelerse düzeltilmiş yaşları 4’üncü aya ulaşıp tartıları da ideal kiloya eriştiğinde suya sokulabilir. Deniz suyu sıcaklığı 26-30 derece aralığında, hava sıcaklığı da bundan en az 3 derece yüksekse, rüzgar yok ve deniz temizse bebekler suya sokulabilir.” değerlendirmelerinde bulundu.

Bebek için genel yüzme havuzlarının uygun olmadığını kaydeden Bostancıoğlu, ishal, orta kulak iltihabı, mantar ve benzeri cilt sorunları, bulaşıcı hepatit, özellikle kız bebekler için idrar yolu enfeksiyonu oluşma riski olduğunu kaydetti. Bostancıoğlu, evde özel aile havuzu varsa, iyi dezenfekte edilip, iyi ısıtılmak koşuluyla bebeklerin havuza girebileceğini belirterek, “Ancak unutulmamalıdır ki temiz bir denize sokmak havuza nazaran daha doğru bir tercihtir. Havuzlarda sterilizasyon için kullanılan ozon veya klor gibi kimyasallar bebeğin cildinde hassasiyet oluşturuyorsa bebek, havuza sokulmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bebekler suda 30 dakikadan fazla tutulmamalı

Su kaybının bebek sağlığı açısından büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Bostancıoğlu, çok sıcak ve güneşli havalarda saat 11.00-15.00 arası bebeklerin denize sokulmaması gerektiğini, illa girilecekse de bebeğin başına boynu ve enseyi de örten siperlikli bir şapka takılması, başının ıslatılması ve omuz-yüz gibi açıkta kalan bölgelerine de güneş koruyucu krem sürülmesi gerektiğini kaydetti.

Bostancıoğlu, riskli saatlerde 5-10 dakikadan fazla güneş altında kalınmaması uyarısında bulunarak, şöyle devam etti:

“Aşırı sıcakta su kaybını önlemek için bebek ve çocuklara yeteri kadar su ve sıvı gıda verilmelidir. Bebekler her defasında suda en fazla 30 dakika tutulmalıdır, zira güneş altında su kaybına maruz kalır ve vücut sıcaklıklarını uzun süre koruyamazlar. Vücudunun üst kısmı giyinik olmalı ve bu giysi suda dahi çıkarılmamalıdır. Bu giysi saf pamuktan yapılmış ince ama güneşi içeri geçirmeyecek kadarda sıkı dokunmuş bir elbise olmalıdır. Cildin sağlıklı nefes almasını engelleyen, terleten hatta egzamaya bile yol açabilen naylon ve polyester karışımlı kıyafetler giydirilmemelidir.

Çocuklar için üretilen UV filtreli mayolar kullanılabilir. Yüzü, gözü, boynu ve enseyi güneşten koruyacak genişlikte siperlikli şapka takılmalıdır. Çocuklar da güneş gözlüğü takabilir ama gözlüğü taşıyabilecekleri olgunlukta ve bunun sorumluluğunu alabilecekleri bir yaşta olmaları gerekli. İşportadan gözlük almayın, UV ışınlarına karşı yüzde 99 korumalı gözlükleri tercih edin.’’

30 faktörlü güneş kremi yeterli

Güneş kremlerini kullanırken dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Bostancıoğlu, 30 faktörlü güneş kreminin yeterli olduğunu ifade etti. 30 faktörlü kremin koruyuculuğunun yüzde 95, 50 faktörlünün koruyuculuğunun ise yüzde 97 olduğunu kaydeden Bostancıoğlu, “Sadece yüzde 2 fazla koruma için daha kimyasal maddeyi çocuğa sürmenize gerek yok. Güneş koruyucunun etiketini okuyun; ‘paraben free (parabensiz)’ ifadesi olanı tercih edin. Oxybenzone, avobenzone, diethylamino hexyl benzoate gibi kimyasal filtreli güneş koruyucular uzun vadede hormonal yan etkiler gösterebileceği için tercih edilmemeli. Çinko oksit/titanyum dioksit gibi mineral bazlı fiziksel koruyucular içeren sürüldükten sonra vücutta beyaz bir tabaka bırakan, nano partikül içermeyen güneş kremleri kullanılmalı, bu kremler suya her girdiğinde tekrar sürülmeli, yüzme, duş, terleme, havluyla kurulanma sonrası yenilenmelidir. Alerji yapmayan, parfümsüz, kokusuz olan suya dayanıklı, en az 15 en çok 30 SPF koruma faktörlü krem, losyon ya da sprey formunda bir güneş yağı tercih edilebilir. Hem UVA hem de UVB ışınlarından koruyan geniş spektrumlu bir güneş yağı olmalıdır. Bir önceki yıldan kalan güneş kremleri kullanılmamalıdır.” uyarılarını yaptı.

“Gözünüzü sudaki çocuğunuzdan ayırmayın”

Bostancıoğlu, güneş koruyucuların ilk olarak, dışarıya çıkmadan en az 15 dakika önce sürülmesi gerektiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Güneş koruyucular ilk olarak; dışarıya çıkmadan en az 15 dakika önce sürülmeli denize veya havuza girildikten sonra 2 saatte bir tekrarlanmalıdır. Hava bulutlu dahi olsa, güneş yağı kullanmalıdır. Çünkü bulutlar cilde zararlı olan UV ışınlarını, engelleyemez. Yeterince bilimsel çalışma olmadığından 6 ayın altındaki bebeklerde güneş yağı kullanımı önerilmemekle birlikte; güneşe çıkılmışsa, sadece kıyafetten arta kalan bölgelere güneş koruyucu ince bir tabaka halinde sürülebilir. Eğer bebek güneş yanığı olduysa, etkilenen bölgelere soğuk kompres yapılabilir, güneş sonrası kremleri sürülebilir.

6 aydan küçük bebekler refleks olarak nefeslerini suyun altında tutabilirler, yani su yutmazlar. Altıncı aydan sonra bu yeteneklerini, kaybederler, kolayca boğulabilirler. Can simitleri, kolluklar, deniz yatakları veya diğer yüzmeye yardımcı cihazlar aileler için yalancı bir güvenlik duygusu oluştururlar. Ancak çocuğun simitten veya yataktan kayması anlık bir olaydır. Bebekler ve çocuklara suyun içindeyken de etrafında oynarken de suya düşme riskine karşı can yeleği giydirilmeli ancak bu önlemlerle birlikte anne ve babalar gözünü sudaki çocuğundan ayırmamalıdır.”

(AA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.