‘Ev içi bulaşma’ kısıtlamaların getirdiği başarıyı sekteye uğratabilir

‘Ev içi bulaşma’ kısıtlamaların getirdiği başarıyı sekteye uğratabilir
25.12.2020
A+
A-

Kovid-19’la mücadele kapsamında uygulanan kısıtlamaların etkisiyle son günlerde ulaşılan başarının, yüzde 85’lere yükselen ev içi bulaşmaların artışını sürdürmesi halinde sekteye uğrayabileceği belirtiliyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın, yeni tip koronavirüs (Kovid-19’la) mücadele kapsamında uygulanan kısıtlamalar ile evde vakit geçirilen zamanın çoğalmasının ev içi bulaşmayı artırdığını belirtti.

Kovid-19 salgını kapsamında 17 Kasım’da düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda alınan kararla 20 Kasım’da hayata geçirilen yeni tedbirler ve 30 Kasım’da bu tedbirlerin genişletilmesinin ardından hasta ve vaka sayısındaki hızlı düşüş devam ederken, aile içi bulaşmalar artış gösteriyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ev içi bulaşma oranlarının yüzde 85’e kadar yükseldiğine dikkati çekerek, bu konuda tedbirli olunması uyarısında bulundu.

Ev içi bulaşın artmasının Kovid-19’la mücadelede son günlerde ulaşılan başarıyı olumsuz etkileyebileceğine dikkati çekilirken, eve misafir kabul edilmemesi ve misafirliğe gidilmemesinin de ev içi bulaşmanın önlenmesi için azami önem taşıdığı vurgulanıyor.

Kısıtlamaların tam anlamıyla amacına ulaşması ve salgının seyrinin olumlu yönde ilerlemesi için yılbaşını da içeren 4 günlük sokağa çıkma kısıtlaması sürecinin ailelerle evlerde geçirilmesi; komşular ve akrabalarla evlerde bir araya gelinmesinden ve tatil beldesine gidilmesinden kaçınılması öneriliyor.

“Kapalı ortamlardaki bulaş açık ortamlara göre daha yüksek”

Prof. Dr. Kemalettin Aydın, tedbir kararları sonrası salgının seyrine ve ev içi bulaşmaların artmasına ilişin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Uygulamaya konulan kısıtlamaların, başta büyük kentler olmak üzere ülke genelinde salgının yayılımını önemli oranda azalttığını belirten Aydın, “Olumlu sonuç elde edildi, edilmeye devam ediyor ama halihazırda daha çok yolumuz var. Mücadeleyi başarıyoruz, bu yolda ilerliyoruz ama tam olarak ‘başardık’ dememiz için oldukça erken. ‘Başardık’ deyip tedbirleri gevşetirsek 3. dalga ile karşılaşmamıza engel bir durum söz konusu değil. Böyle olunca bireysel tedbirlerimize daha fazla uyacağız, kısıtlamalara riayet edeceğiz ve kişisel bulaşın önüne geçeceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’deki en önemli bulaşma ortamlarının ev içi, toplu taşıma araçları ve iş yerleri olduğuna dikkati çeken Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kısıtlamalarla zamanımızı daha çok evde geçirince ev içi bulaş doğal olarak arttı. Bu da bize şunu gösteriyor ki dışarda, çalışma ortamında, kafeteryada, restoranda, parkta ya da caddede yürürken nasıl maske ve mesafeye dikkat ediyorsak, ev içinde de mümkün olduğunca mesafeye önem göstermemiz gerekiyor. Ayrıca bu durum, kısıtlamaların olduğu zaman dilimlerinde geniş aile, dost, akraba, komşu buluşmalarının ne kadar sakıncalı olduğunu ortaya çıkardı. Çünkü kapalı ortamlardaki bulaş açık ortamlara göre daha yüksek. Kış dönemi kapalı, mesafesiz ve havalandırmasız ortamlarda bir araya gelindiğinde virüsün daha çok bulaştığı bir gerçek.”

“3 kuşağın bir arada yaşadığı evlerde ortak alanlar aynı anda kullanılmamalı”

Türkiye’de son günlerde görülen bulaşmaların yüzde 85’inin ev içinden kaynaklandığını hatırlatan Aydın, çoğunlukla evde vakit geçirildiği için bunun olağan olduğunu ancak ev içinde bu oranda bir bulaşın gerçekleşmesine izin verilmemesi için dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Aydın, kalabalık ailelerde ev içi bulaşmanın önlenmesi için “Özellikle anneanne, babaanne ve dede ile torunların yani 3 kuşağın bir arada yaşadığı aile yapıları içerisinde genç ile yaşlı kuşaklar, aynı zaman dilimlerinde ortak ev içi mekanları, kahvaltı ya da akşam yemeği sofrasını önümüzdeki 1-1,5 ay daha paylaşmamalı. Ortak alanlar belirli periyotlarda kullanılmalı. Örneğin, büyüklerimiz 17.00-18.00 saatleri arasında akşam yemeği için masaya oturuyorsa, 2 ve 3. kuşak aynı ortamı daha sonra kullanmalı.” önerilerinde bulundu.

Türkiye’de ailelerin sürdürdüğü oturma odası kültüründen bahseden Aydın, şöyle devam etti:

“Kültürel yapımız içerisinde 2 çekyat bir televizyondan oluşan oturma odası kültürüne sahibiz. 3 kuşak, konu komşu aynı odada otururlar. Bu dönemde mümkün olduğu kadar küçük mekanlarda kalabalık aile oturmalarını değil, evin her alanını kullanabilecek bir yaşam tarzını tercih etmemiz gerekiyor. Aynı mekanda olmak zorundaysak da mesafe ve maske kurallarını ev içinde de bir süre uygulamalı ve başarmalıyız. Önümüzdeki dönem aşıya bağlı bağışıklık da devreye girdiği zaman güz döneminin büyük tehlikesinden çok daha hafif bir süreçle baharı, bahar tadında yaşayabiliriz. Bunun için bireysel kurallara uyacağız, kamusal tedbirlere dikkat edeceğiz.”

“Virüsün bulaşmasına imkan verirsek tekrar saldırıya geçer”

Prof. Dr. Aydın, toplumsal immünizasyonun devreye girdiğini dile getirerek, “Toplumsal immünizasyona, ‘aşı tipi immünizasyon’ dediğimiz aşı bağışıklığı da eklendiğinde ocak sonu şubat başında Türkiye’de salgınla mücadelede önemli bir oranda başarıya ulaşabiliriz.” dedi.

“Virüsle geçici ateşkes halindeyiz.” diyen Prof. Dr. Aydın, “Eğer saflarımızı gevşetir, mücadelede uygulamalarımızdan vazgeçer, birbirimizle kümelenir, virüsün bulaşmasına imkan verirsek, bu virüsün tekrar saldırıya geçmesine ve ateşkesi bozmasına neden olur. O nedenle bu ateşkes halinde, mücadelede bize düşen sorumluluğu en üst düzeyde yerine getirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

“Planlanan yılbaşı partileri virüse çağrıdır”

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın, yılbaşında uygulanacak kısıtlamaya değinerek, şu uyarılarda bulundu:

“Maalesef aile içi beraberliklerin yanında komşu buluşmalarına da şahit oluyoruz. Özellikle yaklaşan yılbaşında uygulanacak 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasını bazı kişilerin tatil mantığına çevirip otel, tatil beldesine gitmeyi ya da bazı genç kitlelerin boş mekanlar kiralayarak yılbaşı partileri düzenlemeyi planladıklarını öğreniyoruz. O ortamlarda yapacağınız parti, aslında virüse çağrı ve bu çağrının sonunda da yoğun bakımda yatma riskinize davet partisidir. Yılbaşı ya da sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde birbirimizle ne kadar yakınlaşırsak o kadar hasta olma ve yoğun bakımda kalma riskimizi artırıyoruz. Bu nedenle başarılı bir yolda giderken birkaç ay daha bize özgü olduğunu keyifle söylediğimiz ev içinde samimi buluşmalardan ve ‘kümelenme’ dediğimiz grupsal bir araya gelmelerden kaçınalım.”

Öte yandan, aile içinde pozitif vaka çıktığında yapılması gerekenleri de anımsatan Aydın, Kovid-19 pozitif aile bireyinin ayrı bir odada izole edilmesi, bireysel malzemeler kullanması, kendisiyle karşılıklı görüşülmesi gerekirse maske ve mesafe kurallarına uyulması ve pozitif kişinin temas ettiği alanların sulandırılmış çamaşır suyu ya da dezenfektanla temizlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

(AA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.