Yönetim neydi? Biz ne yaptık!

Yönetim neydi? Biz ne yaptık!

Kişiler, sorumlulukları altındaki toplulukları nasıl yönetmelidirler?

Bir birey hayatını, bir CEO şirketini, bir lider toplumunu nasıl yönetmelidir? Farkında mısınız iyi ya da kötü hepimiz birer yönetici, hepimiz birer stratejistiz aslında. İş hayatı, hatta sosyal hayat durmadan akıp giden bir kararlar dizisi. Hayatımızın her alanında kararlar veriyoruz; hangi meslek seçilecek, kiminle evlenilecek, işimiz nasıl yönetilecek, başkanlığa aday olmalı mı gibi sorular, bu kaçınılmaz kararların sadece birkaç örneği.

Etrafımızda bizim gibi karar vericiler ile dolu; onların kararlarıyla bizim kararlarımız karşılıklı etkileşiyor. Bu karşılıklı etkileşim de yetiştirilirken edindiğimiz ahlak ve görgü kuralları ile birleştiğinde düşüncelerimizde ve davranışlarımızda önemli bir etki yapıyor. Bir oduncu ile bir generalin kararları arasındaki farkı düşünün. Oduncu odunları nasıl keseceğini kararlaştırırken, odunların ona karşı koymayacağını, direnç göstermeyeceğini bilir. Ama bir general bir ordunun yolunu kesmek isterse, yaptığı plana karşı bir direnme ile karşılaşacağını beklemek ve bunun üstesinden gelmek zorundadır.

Bireylerin yönetimlere yönelik, yaşamı boyunca edinmiş olduğu doğru veya yanlış olan bilgileri var. Örneğin, ülkesinin rejimini çoğu insan bilir, ne tür siyasi kurumların bulunduğu, bunların nasıl çalıştığı hakkında bir miktar bilgiye sahiptir. Ya da ülkesinde bürokrasinin iyi çalışmadığını, adam kayırmacılık ve rüşvetin yaygın olduğunu düşünebilir. Bireylerin yönetime yönelik bilişsel, duygusal ve yargısal olan bu düşünceleri kendi içinde bağlantılıdır ve bu düşünceler bize toplulukların kültür tipi hakkında bilgi verir. O topluluğun yöresel mi, tebaa mı ya da katılımcı bir kültür mü olduğunu bu düşünceleri ve yönelimleri ile anlarız. Bu kültürler bir bütünün üretmiş olduğu değer, tutum ve inanç örüntüsü olduğundan bize o topluluğun nasıl yönetileceği konusunda bilgi verir.

Yazılım sektöründe hizmet veren bir şirketi düşünün; Türkiye’deki merkezi ve Hindistan’daki merkezi CEO’ları ayrı ayrı yönetim biçimi uygulamak durumundadırlar. Ya da seçim zamanı bir siyasi partinin yönetimi ve stratejisi Türkiye’de ve Almanya’da birbirinden çok daha farklı olacaktır.

Yönetim; adaletli, ahlaklı, demokratik, bilgili, etik değerlere saygılı bir lider, iyi bir strateji, iyi ve liyakatli bir ekip olduğunda ve yönetim biçimi de düzenleyici adaletli kurallar olduğunda ilgililerin adil ve mutlu yaşamasını sağlar. İş adamlarının, şirketlerin, siyaset adamlarının, teknik direktörlerin, anne babaların ve hatta süper güçlerin stratejileri, ahlakları, yönetim biçimleri; çalışanlarının, çocuklarının, takımlarının, teşkilatlarının ve hatta insan ırkının hayatını sürdürmesine yön verir.

Peki yönetim bu kadar önemliyken insanoğlu yönetim adına ne yaptı?

Dünyanın birçok yerinde toplum içindeki en küçük bütün olan aileden tutun da, şirket yönetimleri, siyasi parti yönetimleri ve ülke yönetimlerine kadar demokrasiye tecavüz etti, insan haklarını hiçe saydı, etik değerlere ahlaka uygun davranmadı, hesap verilebilir şeffaf sorumluluğu dağıtan bir sistem kurmadı, eşitlikten yana olmadı, liyakatli davranmadı… Bu liste uzayıp gider…

Burada yapılması gereken; topluluğun büyüklüğü ve türü ne olursa olsun kültürünü doğru tanımlamak, stratejiyi bu kültüre aktarmanın planlamasını doğru yapmak, kültüre uygun bir yönetim biçimi belirlemektir. Yönetim biçimini topluluğun etik değerlerine saygılı, şeffaf, eşit, düzenleyici ve adaletli kurallar ile uygulanabilir kılmaktır. Yönetimin demokrasinin üç temel özelliği olan “temsil, katılım ve denetim”i içermesini sağlamaktır.

Biraz önce vermiş olduğum örnekteki general gibi siz de ticaretteki rakiplerinizin, müstakbel eşinizin, çocuğunuzun, ekibinizde yer alan takım arkadaşlarınızın, sorumluluğunuzda olan topluluktaki kişilerin zeki ve amaç sahibi kişiler olduğunu kabul etmek zorundasınız. Onların amaçları çoğu kez sizinkilerle çatışabilir ama siz bu çatışmaları hesaba katmalı ve iş birliğinden yararlanmalısınız. Topluluk içerisinde bulunan zeki, bilgili ve liyakatli kişilerin sorumluluk sahibi olmasına olanak sağlamalısınız. Yönetim ve iletişimin birbirlerinden ayrılamayacak iki kavram olduğunu unutmamalı; topluluk ile liderler arasında yakın bir iletişimin daima mevcut olmasını sağlamalısınız.

Ne yazık ki dünyada ve ülkemizde; spor kulübü yönetimlerinden tutun da, okul yönetimi, şirket yönetimi, siyasi parti yönetimi ve hatta ülkelerin yönetimleri çoklukla keyfiyet rejimine dönüşmüş durumda. Bu durum tüm dünya insanları için ve gelecekte ülkemizi, dünyayı emanet edeceğimiz çocuklarımız için çok üzücü, bizim içinse çok utanç verici. Toplulukların her ferdi bu durumun değişmesi için yasaların kendisine tanıdığı hakları kullanmaktan, düşüncelerini dile getirmekten korkmamalıdır.

Bilgi ve tecrübe dahilinde aktif olarak mutlaka bir iyileştirmenin içinde yer almalıdır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ