
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar | sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/yazarlar/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 Aug 2025 20:43:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2025 20:43:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yangının çıkmaması için önceden planlanmayan önlemler ve gereklilikler ve yangın sonrası için organizasyon ve eş güdüm gibi insan faktörleri sorgulanmalıdır  Türkiye’de Son Dönem Artan Orman Yangınları; Ekolojik Etkiler, Nedenler ve Politika Aplikasyonları. Son günlerde artan ve bir türlü kolay kontrol altına alınamayan yangınlar, “neredeyse ülkede orman kalmadı” dedirtecek ölçüde kaygı yaratmaktadır. Günlerdir yanan ormanların toplam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir/">Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><em data-olk-copy-source="MessageBody">Yangının çıkmaması için önceden planlanmayan önlemler ve gereklilikler ve yangın sonrası için organizasyon ve eş güdüm gibi insan faktörleri sorgulanmalıdır  </em></div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Türkiye’de Son Dönem Artan Orman Yangınları; Ekolojik Etkiler, Nedenler ve Politika Aplikasyonları. </strong></div>
<div>Son günlerde artan ve bir türlü kolay kontrol altına alınamayan yangınlar, “neredeyse ülkede orman kalmadı” dedirtecek ölçüde kaygı yaratmaktadır. Günlerdir yanan ormanların toplam alanını hâlen bilmiyoruz. Yakında Orman Genel Müdürlüğü (OGM) istatistikleri açıklandığında bir hesap-kitap yaparak kendi analizimi gerçekleştirebilirim. Ekolojik çeşitlilik fiilen yanmaktadır. Yanan habitatlarla birlikte ekosistem kirlenmekte, atmosfere sera gazları salınmakta ve ölçülmesi güç çok sayıda olumsuz etki ortaya çıkmaktadır. Bu etkiler bütüncül değerlendirildiğinde, her bir orman yangınının bilinenin çok ötesinde doğayı ve yaşam sağlığını tahrip ettiği açıktır.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Yanan Orman değil insanlığın ve Canlılığın Sürülebilir Geleceğidir</strong></div>
<div>Yanan yalnızca ağaçlar değildir; bir gram toprakta bulunan milyarlarca virüs, bakteri, mantar, aktinomiset ve diğer mikroorganizmalar ile memeliler dâhil pek çok canlının yaşam alanı zarar görmektedir. Canlı varlığın yaklaşık dörtte üçünün habitatı olan toprak biyotası tahrip olmaktadır. Ekolojinin öğrettiği temel bir gerçek, yeryüzünün her karışının birbirinden farklılık göstermesidir: Her ekosistem, iklim-toprak-habitat koşullarındaki değişimlerle özgün dinamikler üretir. Canlılar bulundukları ortama hızla uyum sağlayarak kendilerine uygun yaşam stratejileri geliştirir; bu süreçte hayvanlar âleminde (hatta bazı bitkilerde) trofik ilişkiler gereği bir canlının diğerini tüketmesine dayalı beslenme biçimleri de görülür. Yanan alanlarda tanımlanmamış endemik türlerin ve biyoçeşitliliğin yok olması yaşamın her alanına olumsuz etki edeceği muhakkaktır.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Yangınlar Kendiliğinden Çıkmaz, Sebep-Sonuç İçinden Bir Etken Yangına Neden Olmak Zorundadır </strong></div>
<div>İklim değişimlerinin en çok etkilediği ve aşırı sıcakların ve oluşan meteorolojik koşulların etkisi ile başta tek yıllık bitki örtüsü olmak üzere orman bitkileri ve beraberinde toprak neminin buharlaşması ile oluşan kuraklık yanıcı materyallerin yangınlarla hızla yayılmasına ortam yaratmaktadır.  Meteorolojik koşular ile yer yüzeyindeki koşullar bir araya gelince orman ve anız yangını riski doğal olarak artar. Ancak yangının oluşmasına neden olan bir etmen gerekir. Otlar ve ağaçlar durduk yerde YANGIN ÇIKARMAZ. Yangınları ya insanlar yeni arsa ve arazi rantı çıkarmak, tarım alanı ve maden alanı açmak, elektrik hatlarından kaynaklı kıvılcımlar, şimşek çakması oluşan kıvılcımalar, orman alanına insanların bıraktığı mercek etkisi yapan cam veya benzeri malzemeler veya doğal camsı minerallerin mercek etkisi gibi faktörler yangına neden olmaktadır. İklim değişimi, meteorolojik koşullar yangının çıkmasını ve yaygınlaşmasını artırır, kontrolünü zorlaştırır. Ancak doğrudan yangın çıkamaz!</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Yangınlar Büyük Çoğunlukla İnsan Kaynaklı</strong></div>
<div>Yangın ve yarattığı etkiler beklentinin ötesinde ciddidir. Yangınların %96’sının insan kaynaklı olduğu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanmıştır. Büyük olasılıkla bu oran daha da yüksektir; zira insanın doğrudan eylemleri, dolaylı etkileri, orman yönetimi uygulamaları veya farkında olmadan bırakılan materyaller yangınlara zemin hazırlamaktadır. Nitekim OGM verileri, yangınların çok büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğunu uzun süredir göstermektedir. Düzenli gelişmeleri izleyen bir toprak bilimci ve duyarlı bir yurttaş olarak kanaatim, sorunun temel kaynağının “insan” olduğu yönündedir.</div>
<div>Her olaydan sonra açıklanan nedenler incelendiğinde yangınların tamamına yakınının insanın doğrudan ya da dolaylı faaliyetleriyle ilişkili olduğu görülür. OGM verilerine bakılırsa yıllar içinde yangın sayıları hızla artmaktadır. Yakın geçmişte yangınlar Akdeniz kıyı şeridindeydi, şimdilerde Ege ve Marmara Bölgelerine doğru genişledi. Ülkemizin Akdeniz ve Ege-Marmara bölgeleri son yıllarda ciddi bir göç aldı ve her tarafa yerleşim yerlerine açıldı, 2B imar yasası, tarımsal orman alanların yerleşim yerlerine açılması ile ormanların içlerine kadar yerleşimciler girer oldu. Basına yansıyan görüntüler kent sınırlarının ormanlara dayanması ile şimdilerde köyleri özelliklede sonrada yapılmış yapıları orman yangınlar ile hızla alevlerin içinde kalarak yok olmaktadırlar. Orman alanları yakınında kontrolsüz yeni yerleşimler ve mesire alanı kullanımları riski artırmaktadır. Diğer tarafta özelleştirilen ve düzenli bakımları yapılmadığı belirtilen elektrik iletim hatlarından kaynaklanma; orman içi temizlik ve bakım eksiklikleri de yangına davetiye çıkarıyor. Yıllardır yanlışlığını dile getirdiğimiz anız yakma pratiği de ormana sıçrayan yangınlarda önemli rol oynamaktadır. Orman ekolojisini yaşayarak öğrenen orman köylülerine verilen koruyucu ve destekleyici politikaların zayıflaması, ormanları fiilen “sahipsiz” bırakmaktadır.</div>
<div>Aşağıdaki özet tablo, son yıllara ait bazı temel göstergeleri derlemektedir (OGM’nin 2024 resmî verileri):</div>
<div>Tablo, 2020-2024 arası orman alanı ve yangın sayısı ve orman alanı</div>
<table border="0" width="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td nowrap="nowrap">
<div>Yıl</div>
</td>
<td nowrap="nowrap">
<div>Toplam alan hektar</div>
</td>
<td nowrap="nowrap">
<div>Yangın sayısı</div>
</td>
<td nowrap="nowrap">
<div>Yanan alan hektar</div>
</td>
<td nowrap="nowrap">
<div>Artış</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>2020</div>
</td>
<td>
<div>22.933.000</div>
</td>
<td>
<div>3.413</div>
</td>
<td>
<div>20.971</div>
</td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>2021</div>
</td>
<td>
<div>23.110.000</div>
</td>
<td>
<div>2.793</div>
</td>
<td>
<div>139.503</div>
</td>
<td nowrap="nowrap">
<div>2020’ye göre +177.000 ha artış</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>2022</div>
</td>
<td>
<div>23.245.000</div>
</td>
<td>
<div>2.160</div>
</td>
<td>
<div>12.799</div>
</td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>2023</div>
</td>
<td>
<div>23.363.071</div>
</td>
<td>
<div>2.579</div>
</td>
<td>
<div>15.520</div>
</td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>2024</div>
</td>
<td>
<div>23.363.084</div>
</td>
<td>
<div>3.797</div>
</td>
<td>
<div>27.485</div>
</td>
<td>
<div> 2023 yılına göre 13 bin hektar tarım alanı artmış</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div aria-hidden="true"></div>
<div>Konu bütüncül bir analize tabi tutulmalıdır. Orman köylüsünün konumu ve destek mekanizmaları yeniden gözden geçirilmeli; orman sınırlarına dayanan kentlerin kontrolsüz büyümesi, kontrolsüz göç ve ormanların mesire alanı olarak yoğun ve denetimsiz kullanımı analitik yaklaşımla ele alınmalıdır. Yıllar önce de ifade ettiğim üzere, orman alanları içinde kısa sürede kuruyan otların erken dönemde kontrollü otlatılması önemli yangının genişlemesini azaltma yöntemi olabilir. Keçilerin orman düşmanı olmadığını, uygun otlatma rejimleriyle orman yönetimine doğal bir koruma sağladığını gösteren bulgular dikkate alınmalıdır. Yangın söndürme konusundaki alt yapı ve ekipman planlanması, su yerine yangın söndürme köpükler kullanımı çalışmaları mutlaka planlanmalı. Drone ve uzaktan algılama teknikleri ile erken uyarı ve küçük yangınlara droneler ile müdahale teknikleri gözden geçirilmeli.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Küçük Çıkarı İçin Yangını Çıkmayacak ve Ekolojiyi Koruyacak Nitelikte İnsan Yetiştirmek Gerekiyor</strong></div>
<div>Temel soru, insan faaliyetlerinin yangına yol açmayacağı bir yönetişim modelinin nasıl kurulacağıdır. Ağır yaptırımlar elbette caydırıcı olabilir; ancak kalıcı çözüm, ormanın yakılmasının yanlışlığı konusunda bilinç ve sorumluluk düzeyi yüksek bir toplum inşa etmekten geçer. Bu kapsamda risk azaltma (orman yakıt yönetimi, hat bakımı, yerleşim-orman ara yüzü planlaması), eğitim, erken uyarı-hızlı müdahale kapasitesi ve yerel toplulukların (özellikle orman köylülerinin) kurumsal olarak güçlendirilmesi eşzamanlı ilerletilmelidir.</div>
<div>Sorunu Orman Mühendisi bilim insanları, Orman Bakanlığı yetkililer ve ilgiler önemli hayati önemdeki açıklamaları önemli. Ancak toprak bilimcisi, ormanın dibinde büyümüş duyarlı bir yurttaş olarak sorunun kaynağı olarak ülkenin içinde bulunduğu ekolojiyi kavrayamamış, iklim değişimlerinin yaratacağı meteorolojik olguları analiz edemediği için zamanında önlem almayan, planlama yapmayan, yangın sonrasında ne tür araç-gereç ve organizasyon sorunun üstesinden gelineceğini organize demeyen insan da sorunun kaynağıdır. Yangını bilinçli çıkaranların bulma cezalandırmak önemli ancak bütünlüklü sorunu çözülmediği de açıktır. Ancak asıl yapılması gereken ormanın yakılmasının yanlışlığının bilinci gelişmiş ve sorumluk sahibi doğayı içselleştirmiş insan yetiştirmektir. Yangınalar konusunda toplumsal bir farkındalık yaratmak gerekir.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Sonuç olarak; i</strong>nsan kökenli risklerin baskın olduğu can sıkıcı orman yangınlarının ekolojik ve toplumsal maliyeti ölçülenden çok daha fazla oluğu muhakkaktır. Doğru politika bileşeni, cezai yaptırımlar önemli. Ancak ekolojik anlamda kontrollü otlatma dâhil yangının genişlemesinin önceden kontrolü için bir yönetim olabilir. Başta orman içi altyapı (özellikle enerji iletim hatları) bakımı; orman-yerleşim yeri seçimi planlama, göç olgusu; orman köylüsünün kurumsal destekler ile güçlendirilmesi ile ormanın daha iyi korunacağı beklentisi ile birlikte ormanın çok yönlü öneminin eğitimi ve farkındalık programları ile birlikte uygulanması kaçınılmaz gözüküyor. Kontrolü otlatma, su yerine, köpük vs. etkili söndürücüler, uzaktan algılama ve drone teknikleri gibi yangının genişlemeden anında müdahaleler gerekli. OGM’nin güncel istatistikleri açıklandığında, yanan alanlar ve emisyon etkileri üzerine nicel bir analiz yapılması farkındalığın artırılması için öğretici olacaktır.</div>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir/">Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 12:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülkenin gelişmişliği şöyle tanımlanır; ülkenin ekonomik büyüklük (GSYH), insani gelişmişlik (HDI), eğitim düzeyi, sağlık hizmetlerine erişim, teknolojik altyapı gibi birçok gösterge üzerinden ölçülür. Ancak her olgu doğrudan eğitimin niteliği, gelişmişlik düzeyinin hem nedeni hem de sonucu olarak ta ilişkilendirilmektedir. Eğitim kalitesi ve niteliğinin önemi günümüzdeki 200 devletin farklılığının temel göstergesi verdikleri eğitim ile ilişkilidir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi/">2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülkenin gelişmişliği şöyle tanımlanır; ülkenin ekonomik büyüklük (GSYH), insani gelişmişlik (HDI), eğitim düzeyi, sağlık hizmetlerine erişim, teknolojik altyapı gibi birçok gösterge üzerinden ölçülür. Ancak her olgu doğrudan eğitimin niteliği, gelişmişlik düzeyinin hem nedeni hem de sonucu olarak ta ilişkilendirilmektedir. Eğitim kalitesi ve niteliğinin önemi günümüzdeki 200 devletin farklılığının temel göstergesi verdikleri eğitim ile ilişkilidir. Aynı toplum içinde bazı okulların başarısı ve etkinliği de bina değil, niteliği ve bilgi birikimi yüksek, iç disiplini sağlamış donalı kişilerin hazırladığı plan, programı ve hedefe olan kişi ve kurumlar tarafından sağlanmaktadır. Okullar arasındaki farklılaşma ve ülkenin gelecekteki insan gücünü seçerek belirlemek için dünyada olduğu gibi ülkemizde de belirli dönemlerde sınavlar düzenlenmektedir. Sınavalar o ülkenin çocukları içinde geleceklerini nerde ve nasıl gerçekleştirmek isteyenler içinde liyakate dayalı olarak hak edenlerin seçicilikle belirlemek için yapılır.</p>
<p>Ülkemiz genç nüfusun fazlalığı, işe girme potansiyeli olan alanların az olması sınavlara olan ilgiyi artırıyor. Yarış öğrenciler kadar, aileler içinde bir itibar, siyaset de kendi dünya görüşünde insanların yükseköğretimde görmek istediği görülüyor.</p>
<p>Sınavların sonuçları doğal olarak ülkenin genel potansiyelini bilmek öğrencinin başarı düzeyi verileri ülkenin politika yapıcıları içinde önemli. Üniversiteler için ayrıca kendi bilgi havuzundaki öğrencilerin eğitim kalitesi bilinmesi bakımından önemli. Ancak ülkenin ve bölgenin gündemi yoğun oluğu için sınavların sonuçları ve eğitimin kalitesi gerilerde gelebilmektedir. Ancak ülkenin gelişmişliği ve yakıcı sorunlarının temel sorunları ülkenin ve bireylerin ortalama eğitim kalitesi ile doğrudan ilişkilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2025 yılı ÖSYM YKS sınav sonuçları açıklandı. </strong></p>
<p>Fen ve matematik sorunlarına verilen cevaplar ile ülkenin gelişmişliği arasında bir ilişki olmalı sorusunu akla getiriyor. Aşağıda sorulan sorular içinde ortalama doğru sayısı uzun zamandır bendeki verilere göre değişmiyor.  Aşağıdaki alanlarda yıllık 2,351,641 iki milyon üçüyüz elli bin öğrencinin içinde kaç öğrenci üniversiteye okuyacak düzeyde. Öğrencilerin aldığı puanalar baktığımızda soruların yarısından fazlasını yapan öğrenci potansiyeli ve sayısı ne kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Öğrencilerin Ortalama Başarı Düzeyi (Tüm Adaylar) için;</strong></p>
<p>Türkçe (40 soru) testinde 21,707,</p>
<p>Sosyal bilimler (20 soru) testinde 9,722,</p>
<p>Temel matematik (40 soru) testinde 6,648 ve</p>
<p>Fen bilimleri (20 soru) testinde 4,606&#8217;dir.</p>
<p>Bu sonuçlar, Türkçe testi ortalaması 21 doğru ile görece yüksek olsa da öğrenciler ancak %52 düzeyinde soruları cevaplamış. Buna karşın matematikte 6 net oldukça düşük olup temel bilişsel becerilerde sorun olduğunu göstermektedir. Fen sorularına verilen 4.6 is çok daha sorunlu. Matematik ve Fen bilmeyen bir toplumun teknolojik gelişme yapması beklenmemeli. Ayrıca özellikle de fen ve matematik testlerinde yüksek standart sapmalar, adaylar arasında başarı düzeyinin çok değişken olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> AYT Test Tüm adalar için ortalamaları</strong></p>
<p><strong>Matematik</strong>: 6,79 / 40</p>
<p><strong>Fizik</strong>: 2,44 / 14</p>
<p><strong>Kimya</strong>: 1,76 / 13</p>
<p><strong>Biyoloji</strong>: 2,60 / 13</p>
<p><strong>Edebiyat</strong>: 6,63 / 24</p>
<p><strong>Tarih-1</strong>: 2,24 / 10</p>
<p><strong>Coğrafya-1</strong>: 1,44 / 6</p>
<p>Alan Yeterlilik Testlerinde de matematik ve fen bilimleri testlerinde adayların performansları oldukça düşüktür. Sayısal alanda, ortaöğretim düzeyinde kazanılması beklenen temel bilgi ve kavrama düzeyinde ciddi eksiklikler göze çarpmakta olduğu görülüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yüksek başarı grubunda 400+ puan alan öğrencilerin 2025’te hem nicel hem oransal olarak azalma olduğu görülüyor. Ancak matematik ve fen net ortalamalarının düşüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, genel başarı düzeyinin düşmekte olduğu görülüyor.</p>
<p>Temel Yeterlilik Testinde (TYT) 400 ve üzerinde puan alan öğrenci sayısı 44.193, Sayısal 40857, Sözel 652, Eşit ağırlık 2,823, Dil 5789 öğrenci üniversiteye okuyabilir durumda. Bu da öğrencilerin %1,87’si anacak soruların %75 kadarını yaparak üniversitede akademik yeterliliğe sahip denilebilir. 200 ve üzeri puan alan öğrenci sayısı 1.686.626 tüm öğrencilerin yaklaşık %71,7’sine tekabül etmektedir. Yerleştirme Puanı TYT 400 puan ve üzeri öğrenciler yaklaşık 201 bin, sayısal puan türünde 450 ve üzeri alan öğrenciler ise 46.142. 500 tam puan alan öğrenci sayısı ise yalnızca 1 kişi. 410 ve üzerinden puan alan öğrenci sayıları sırası ile 137.133,  87.117,  5.036,  20.244 ve 17.830. (TYT) 14, sayısalda 57, sözelde 1, eşit ağırlıkta 4, dilde 12 aday 550 ve üstünde puan aldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İngilizce testinde başarı düzeyi, diğer yabancı dillere göre görece daha yüksek olsa da (%44) bu oran hâlâ yetersiz düzeyde denilebilir. Sonuçlar nedeyse son 10 yıldır hemen hemen aynı eğilimde. Bu durum PISA ve diğer sınav sonuçları ile kıyaslandığında çok değişen bir şey yok. Hatta 2025 YKS sonuçları, özellikle sayısal ve fen alanlarında geçmiş yıllara kıyasla ciddi başarı gerilemeleri içeriyor denilebilir</p>
<p>&nbsp;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td><strong>2024 yılı verileri ile kıyaslandığında puan aralığı</strong></td>
<td><strong>2025</strong></td>
<td><strong>Yılı için</strong></td>
<td></td>
</tr>
</thead>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td colspan="2" width="167"><strong>Puan Aralığı</strong></td>
<td colspan="2" width="195"><strong>2025</strong></td>
<td colspan="4"><strong>                2024</strong></td>
<td></td>
<td colspan="4" width="31"></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="167"><strong>500 (TYT)</strong></td>
<td width="158">                    1 kişi</td>
<td colspan="7">                        1 kişi</td>
<td></td>
<td colspan="2" width="4"></td>
</tr>
<tr>
<td width="163"><strong>480 ve üstü (Sayısal)         </strong></td>
<td colspan="5" width="220">701 kişi</td>
<td colspan="6" width="210">           986 kişi</td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td width="163"><strong>400 ve üstü (Genel)</strong></td>
<td colspan="4" width="201">44 bin</td>
<td width="17"></td>
<td width="155">              74 bin</td>
<td colspan="6" width="57"></td>
</tr>
<tr>
<td width="166"></td>
<td width="4"></td>
<td width="160"></td>
<td width="36"></td>
<td width="2"></td>
<td width="19"></td>
<td width="196"></td>
<td width="2"></td>
<td width="5"></td>
<td width="2"></td>
<td width="5"></td>
<td width="2"></td>
<td width="5"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>ÖSYM tarafında yayınlanan veriler (ÖSYM 2025,https://cdn.osym.gov.tr/pdfdokuman/2025/YKS/sayisalbilgiler_tayd19072025.pdf)</p>
<p><a href="https://sonhabertv.com/wp-content/uploads/2025/07/yks-1.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-378800" src="https://sonhabertv.com/wp-content/uploads/2025/07/yks-1-1024x652.png" alt="" width="1024" height="652" /></a></p>
<p><a href="https://sonhabertv.com/wp-content/uploads/2025/07/yks-2.png"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-378801" src="https://sonhabertv.com/wp-content/uploads/2025/07/yks-2-1024x679.png" alt="" width="1024" height="679" /></a></p>
<p>2024 yılına göre üst puan alan öğrenci düzeylerinde sayısal başarı azalmış görülüyor. Yıllar içinde değişimler aslında ÖSYM verileri üzerinden genel ortalama ile uyumlu olarak düşük ve yetersiz oluğu görülüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Her Alan Sağlıklı Eğitim için Minimum Puan Türüne göre Öğrenci Almalı </strong></p>
<p>ÖSYM tarafından yayınlanan rapordaki verilere göre 500 tam puan alan adayların tek haneli sayılarda olması sınavın seçici olduğunu, ancak öğrencilerin çoğunluğunun 300-400 aralığında büyük bir yığılma oluşturduğu görülmektedir. Bu da eğitimin kalitesinin düşüklüğünü göstermektedir. Sınava giren öğrencilerin sorulan soruların yarısını yapması beklenir. İyi bir üniversite eğitimi için ise soruların en azından % 60-70 oranında çözüyor olması beklenir. Anlaşılan sınava giren öğrencilerin çoğunluğu beklenen üniversiteyi okuyacak kadar akademik bilgiyi lise sürecince kazanmamış.</p>
<p>Bu bağlamda üniversitelerde <strong><u>sağlıklı beklenen ortalama eğitim için her alanın ihtiyaç duyduğu minimum puan türü veya çözmesi gereken soru sayısı dikkate alınarak belirlenmeli.</u></strong> Onun altındaki öğrencilerin üniversiteye kayıtları ne kişiye ne de üniversiteye katkı sağlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sonuç ve Öneri:</strong></p>
<p>Özellikle temel matematik ve fen bilimleri test sonuçları, eğitimin erken evrelerinde temel bilimsel okuryazarlığın geliştirilmesinde sorunlar olduğuna işaret etmektedir. Bugüne kadarki sonuçların sonuçlarından <strong>t</strong>estlerin tümünde standart sapmaların yüksek olması, eğitimde fırsat eşitsizliğini göstermektedir. Bu konu yetkililer tarafında incelenmeli. 480 + ve üzerinde yüksek puan bandındaki öğrencilerin sayısının çok düşük olması ileride ülke için yetersizlikler görülmektedir.</p>
<p>Eğitim kalitesinde yaşanan sorunlar, yükseköğretimdeki yüksek işsizlik, ücretlerin düşüklüğü uzun vadede ülkenin geleceğini etkileyecektir. Yükseköğretime yerleşme oranlarında daralma görülecektir. Bilim ve mühendislik alanlarına yönelimin azalması görülebilir. Bilim ve teknoloji alanda geride kalana toplum ve ülkelerin gelecekteki varlıkları için hiç bir şansları olmayacaktır.</p>
<p>Ülkemizde her yıl yaklaşık 2.5-3 milyon öğrenci sınava hazırlanıyor. Ancak sınava giren öğrencilerin sadece 1/3 civarının son sınıf öğrencileri. Bu durum, bir önceki sınavda başarılı olmuş çoğu öğrenci girdikleri programdan memnun olmaması nedeniyle yeniden aradığı bir program ve üniversite için sınava hazırlanıyor. Bir kısmı öğrenci bir yıl daha sınava hazırlanmak için kazandığı program kayıt yaptırmayarak geleceğini sınavlara bağlamış görülüyor. Ancak son yıllarda yaşanan sınav şaibeleri söylentilerinin sık yaşanıyor olması insanların yükseköğretime ve sınava hazırlık süreçlerinin sorgulanması gibi sonuçlar doğurabilir. Son yıllarda çok sayıda öğrencinin gerek gelecek görememesi ve ekonomik nedenlerden dolayı eğitime devam etmeme durumu yükseköğretime olan ilgiyi azaltır.</p>
<p>Türkiye’nin geleceği nitelikli eğitim ve bilime bağlı oluğu gerçeği ile yurdun her tarafında eğitimin niteliği yükseltilecek programlar geliştirmek durumundadır. Eğitim ve bilim politikası yeniden siyaset üstü bir yaklaşımla çağın gereklerine hatta ilerisini düşünerek planlanmalı ve devlet politikası olarak benimsenerek uygulanmalıdır. Başta Milli Eğitim bakanlığı YÖK ve ÖSYM öncelikle insanların sınavların şaibesizliğini sağlayarak toplumu sınavın herkese eşit davrandığı konusuna ikna etmesi gerekir. Sınav sonuçları fen okuryazarın düşük olduğunu göstermekte olup bu durum ülkenin gelecekteki teknoloji gelişimi için kritik. Ülke genelinde eğitimde uzmanlar tarafından hazlınmış fen-matematik eğitimine önem veren müfredatlar geliştirilmeli. Eğitim birliği sağlanmalı, ders, dershane, özel ders vs. son bulmalı, ezbere dayalı sınav yerine yetenek ve bilgiye dayalı ölçme değerlendirme sınav yapılmalıdır. Öğretim eğitimi en üst düzede özel bir yasa ile nitelikten taviz vermeyen bir yaklaşıma kavuşturulmalı.  Eğitim Fakülteleri ülkenin uzun erimli başarısı için en üst düzeyde donatılmalı. Akademik kadroları liyakate dayalı en iyi bilim insanlarınca güçlendirilmeli.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi/">2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 07:46:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362378</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi İnsan Olmak İçin Zeki mi Olmak Gerekir Aşağıdaki sosyal medyada alınan yazının Ömer Hayyam tarafından belirtildiği belirtiyor. Ömer Hayyam’ın eserlerini inceledim, ancak bu metnin ona ait olduğuna dair açık bir kanıta ulaşamadım. Yazı şöyle, ”Zeki bireyler ahlaki olmaktan çok etik olmaya eğilimlidir, ahlakın kültürler ve toplumlar arasında farklılık gösterebileceğini bilirler. Zeki bireyler adalet duygusuna [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli/">İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong data-olk-copy-source="MessageBody">İyi İnsan Olmak İçin Zeki mi Olmak Gerekir</strong></div>
<div>Aşağıdaki sosyal medyada alınan yazının Ömer Hayyam tarafından belirtildiği belirtiyor. Ömer Hayyam’ın eserlerini inceledim, ancak bu metnin ona ait olduğuna dair açık bir kanıta ulaşamadım. Yazı şöyle, ”Zeki bireyler ahlaki olmaktan çok etik olmaya eğilimlidir, ahlakın kültürler ve toplumlar arasında farklılık gösterebileceğini bilirler. Zeki bireyler adalet duygusuna sahiptirler ve adalete değer verirler, sadakatsiz hareketlerden ve kısa yollu haydutluklardan uzak dururlar. Kurnazlar ise erdemde zavallıdırlar ve iyi duygulara sahip değiller ve insanlara daha yüksek güçlere inandıklarına inandırmaya eğilimlidirler. Kurnazlar fırsatlarını daima iyi değerlendirirler, ancak akıllı değildirler. Kurnazlar belirlenen varış noktasına ulaşmak için mümkün olan her yolu kullanacaklardır. Analitik düşünce yeteneğinden yoksun ve akıllı olmadıkları için de zekâ kapasiteleri onların doğru ve yanlış veya iyi ve güzel kavramlarını da sağaltmıyor.”</div>
<div>Dün ve günümüz modern bakış açısı ile bu ve benzeri konular sıkça işlenmektedir. İnsanın insan olma sürecinde, insan ilişkilerindeki sorunlar hep aydınlanmış, farkındalığı yüksek inşaların işlediği ve uğrunda can verdiği konulardır. Bu bağlamda bu tür özlü sözlerin düşünürünü ve zamanını bilmek merak konusudur. Yazının filozof Hayyam’a ait olduğu bilmiyor. Ancak yazıdaki konular günlük olarak her ortamda tartışılan konulardan birdir. Bu tür metinler sosyal medya platformlarında veya çeşitli bloglarda anonim yazarlar tarafından da paylaşılabiliyor. Ayrıca insanın geçmişte de günümüzde halen önemli bir yer tutan ahlaki duruş, bilgi, bilinç zekâ olgusunun işlenmiş olması önemli. Sözün kaynağın gerilere kadar gitmiş olması özellikle insan bilinci ve ahlaki duruşu üzerinden zekânın ve erdemli duruşun etkisi her zaman önemsenmektedir. Literatürde ve özlü sözlerde bu tür ifade ve konular genellikle Aristoteles, Immanuel Kant, Nietzsche, John Stuart Miller gibi filozoflar yanında, Ömer Hayyam ve Anadolu aydınlanmasının düşünür ve ozanları tarafından da değişik şekillerde işlenmiştir. Bu filozofların bilgi ve görgüsü bizleri de aydınlatsın bu değerli insanların zekâsı ve öngörüsü.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>İyi İnsan, Zeki İnsan, Erdemli İnsan ile Etik İlişki Arasındaki Arayış</strong></div>
<div>Yazıdaki, iyi insan tanımlamasında, iyi ve zeki insan kurallara ve doğa kanunlarına saygı duyan ifadesi kullanılmış. İyi bir insan olma arayışı insanın insan olma yolunda toplumsallaşması ile başlamış ve halende üzerinde en çok konuşulan, tartışılan ve aranan bir olgudur. İyi insan olma bilgi, bilinç kadar aynı zamanda iyi bir zekâya sahip olmayı da gerektirebilir. Zeka içinde bulunulan ortamı anlamak ve kısa sürede adapte olmak için önemli İyi bir insan ancak iyi bir bilince ve etik değerlere sahip olmak bence işin esasını oluşturur. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için okuyarak öğrenmek kadar zekânın olayı anlaması ve içinde bulunduğu ortama adapte olmasında gerekli görülüyor. Zeki, bilinç sahibi bir birey aynı zamanda erdem sahibi olması ile taçlanırsa daha da anlamlı olur.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>İyi insan Olma Çabası Baş Belası mı Olmaktadır</strong></div>
<div>İyi insan olma yolunda verilen çaba ve mücadeleler bazen insanın başına belada olabilir. Çoğu insan düşünceleri uğruna idama da gittiler. Korkusuzca baldıran zehiri içen bir Sokrates örneği var tarihin beleğinde. Konuya yakın geçmişte vefat eden Sayın Nihat Genç şöyle yaklaşıyor. “Dünya delilerin cehennemidir. Bilanço okumayı öğrenenler, ihaleleri takip edenler, annesinin uygun bulduğu kızla evlenenler akıllıdır. Düzenin, ahlakın, inancın kurallarının ötesine geçenler delilikle sınanır. İşte bu yüzden bilinmeyen kıtaları keşfetmeye çıkana, atomu parçalamaya yeltenene ya da dev düşmanlarla mücadele etmeye karar verene &#8220;deli misin&#8221; derler. Bu bağlamda “deli” olmak önemli</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Önemli Değil, Değerli Olmak Gerekir</strong></div>
<div>Bu bağlamda tarihsel yaşamda iyi insan olma arayışı devam ede gelmektedir. İyi gibi göreceli ifadeden öte etik değerleri olan, bilinç ile hareket edebilmesi önemli. Değerli insan hep değerlidir. Ancak önemli insan, sahip oluğu öneli porsiyonu kaybettiğinde önemini de kaybedebilmektedir. Çok sayıda kişi önemli bir makamda söz sahibi iken, görevden ayrılması ile tam tersine istenmeyen insan konumunda hatta tepkilere daha çok maruz kalmaktadırlar.   Değerli ve önemli olanlar önemini kaybetseler de değerleri ile toplumdaki yerini koruyabilmektedirler. Nasıl ki altın her koşulda değerini içeriğinden alıyorsa, insanda değerini sahip olduğu bilgi ve bilinci ile harmanlanmış etik/ahlaki erdemliğinden almaktadır. Önemli olan değerli insanı tanımanın ötesinden onun bilgisinden, irfanından ve yaşam pratiğinden yararlanarak öğrendiklerimizi yaşamımıza ve toplumun yaşamına değer katacak şekilde uygulamaktır. Erdemli etik değerleri olan iyi insan olmak çokta zor olmaması gerekir. Önemli olan yaşadığı dünyayı, ekoloji, coğrafi, tarih ve etik bilgi ve bilinç ile analiz edecek konuma ulaşmasıdır. İnsanlığın üzerinde yaşadığı toprak ile çevrilmiş kürenin bütünlüğünü insanın duygu dünyası ile anlayarak sağlıklı gelişimi için sorunlara çözümler araması ile sağlanacaktır. Birlikte ekolojinin yasları içinde doğayı bozmadan barış içinde yaşam sürdürmek için insanın aç gözlülük, bencillik ve aşırı iktidar hırslarından arınması, birlikte üretmeyi ve yetenekleri ölçüsünde yaşamdan yararlanması benimsenirse iyi insan hâllide yakalanmış olur!</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div>Özet olarak; iyi insan olmak için tek başına zekâ olmak yeterli olmaya bilir. Etik değerleri olan, erdem sahibi olmak, doğa, tarih ve coğrafya bilgisi olan bütünlüklü bir doğa ve insan analizi yapabilmek iyi insan olma çabasının tarih sürecinde zorlu/riskli ama anlamlı bir yolculuk olduğu görülmektedir. Önemli değil, değerli insan olmayı başarabilirsek, doğayla barış içinde yaşama ilkesini benimser, hep berabere birbirimize katkı sunarak anlamlı bir yaşam sürdürmüş oluruz. İyi insan olmak için söylem değil, toplumsal olarak olması gereken bir ihtiyaç görülmeli; içten, özde samimi ve bilinçle istemelidir. Yoksa gar dolabındaki elbiselerin değiştirilmesi dekoratifine dönüşür. İyi ol, iyilik yap. Kimsen bir şey bekleme. Bu nedenle örneğim olan anemin mezar taşına “İyilik iyidir” yazdırdım.</div>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli/">İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet ve Acil Durum Önlemleri</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri-2/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şener MENGENE]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 12:13:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Depremlerin sıkça yaşandığı bir coğrafyada bulunan ülkemizde, son yıllarda afet ve acil durumların sayısında artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle afet ve acil durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri-2/">Afet ve Acil Durum Önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Depremlerin sıkça yaşandığı bir coğrafyada bulunan ülkemizde, son yıllarda afet ve acil durumların sayısında artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle afet ve acil durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). AFAD; itfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve diğer gönüllü kuruluşlarla koordineli şekilde afet yönetimi organizasyonunu ve lojistiğini sağlamaktadır.</p>
<p>Afetlere karşı alınacak önlemler üç aşamada değerlendirilebilir: Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası. Bu yazıda, her üç aşama detaylı şekilde ele alınacaktır.</p>
<p><strong>1. Afet Öncesi Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet öncesi hazırlıklar, afetle mücadelede en kritik aşamadır. Bu süreçte alınacak önlemler, yaşanabilecek can ve mal kayıplarını en aza indirir. Bu kapsamda eğitimler, tatbikatlar, yerleşim yerlerinin seçimi, zemin etüdü, yapı kalitesi ve alınacak bireysel önlemler büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Her konutta, iş yerinde, okulda, hastanede, yurtta, otelde ve sanayi tesisinde mutlaka bir afet planı hazırlanmalı; afet dolabı ve afet çantası oluşturulmalıdır. Bu hazırlıklar sayesinde afet anında panik ve karmaşa yaşanmasının önüne geçilebilir. Kurumlar arası iş birliği, eğitimler ve tatbikatlar bu sürecin temel yapı taşlarıdır.</p>
<p>Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen &#8220;Sivil Strateji&#8221; sempozyumları gibi faaliyetlerin tüm topluma yayılması, afet bilincinin erken yaşta, anaokulundan itibaren kazandırılması gerekmektedir. Afet öncesi yapılacak hazırlıklar, hem afet anındaki hem de sonrasındaki olumsuzlukları azaltacaktır.</p>
<p>Ülkemizde Ulusal Afet Müdahale Planı (TAMP) ve İl Risk Azaltma Planı (İRAP) yürürlükte olsa da Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) henüz uygulamaya konulmamıştır. 6 Şubat depremlerinde görüldüğü gibi çok ili etkileyen afetlerde organizasyon eksiklikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle bölgesel çalışma grupları kurulmalı ve bölgesel tatbikatlar gerçekleştirilmelidir.</p>
<p><strong>2. Afet Sırası Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet sırasında, afet öncesinde hazırlanan plan, çanta ve dolapların soğukkanlılıkla uygulanması hayati önem taşır. Deprem anında &#8220;Çök-Kapan-Tutun&#8221; yöntemiyle yaşam üçgeni oluşturmak, ilk olarak bireysel can güvenliğini sağlamak gereklidir. Yangın gibi diğer afet türlerinde ise ilk müdahalenin vakit kaybetmeden yapılması büyük önem arz eder.</p>
<p>Kişisel güvenliğimizi sağladıktan sonra çevremizdeki diğer afetzedelere yardım etmek, afet anında toplum dayanışmasının bir göstergesidir. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi için öncesinde yeterli bilinçlendirme ve hazırlığın yapılmış olması şarttır.</p>
<p><strong>3. Afet Sonrası Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet sonrası dönemde özellikle ilk 72 saat kritik öneme sahiptir. Bu süreçte bireylerin kendi yaşamlarını idame ettirmesi ve çevrelerine yardım edebilecek düzeyde hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda daha önce hazırlanmış afet planları, afet çantası ve dolabı, alınan eğitimler ve bilinçlendirme çalışmaları devreye girmelidir.</p>
<p>Afetler sonrasında haberleşme altyapısının çökebileceği, ulaşımın aksayabileceği göz önüne alınarak, bu ilk 72 saat boyunca bireylerin mevcut imkanlarla hareket etmesi gereklidir.</p>
<p>Ülkemizde farklı bölgelere göre farklı afet riskleri bulunmaktadır. Örneğin:</p>
<p>Karadeniz sahil şeridinde heyelan ve sel baskınları,</p>
<p>Doğu Anadolu&#8217;da çığ felaketleri,</p>
<p>Ege ve Akdeniz&#8217;de orman yangınları,</p>
<p>İç Anadolu&#8217;da kuraklık ve su sıkıntısı&#8230;</p>
<p>Bu nedenle, bölgesel afet planlaması yapılmalı ve bölgeye özel tatbikatlar uygulanmalıdır. Afet sonrasında yaşanabilecek panik ve yağma olaylarına karşı güvenlik önlemleri alınmalı; vatandaşlar bilinçlendirilmelidir. Devletimiz sahra çadırları, hastaneler, konteyner kentler kurarak halkın yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Bu süreçte vatandaşların bilinçli ve işbirliği içinde hareket etmesi, müdahalenin etkinliğini artıracaktır.</p>
<p><strong>Sonuç ve Öneriler</strong></p>
<p>1. Afet ve acil durumlarda can ve mal kayıplarını azaltmak için hazırlıklar sürekli hale getirilmeli ve yeni stratejiler geliştirilmelidir.</p>
<p>2. Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle yaz aylarında Ege ve Akdeniz Bölgesinde yaşanan orman yangınlarına karşı kalıcı önlemler alınmalıdır. Kastı olarak orman yakanlar için caydırıcı kanunlar çıkartılmalıdır.</p>
<p>3. Afet eğitimi, anaokulundan itibaren başlatılmalı, bu bilinç ömür boyu devam etmelidir.</p>
<p>4. Yaşanılan konut ve işyerlerinde tehlike avı ve risk analizi yapılmalı; gerekli önlemler alınmalıdır.</p>
<p>5. Her binada Afet Acil Durum Planı, Afet Ekipleri, Afet Dolabı, Yangın Dolabı ve Afet Çantası hazır bulundurulmalıdır.</p>
<p>6. Sanayi kuruluşları, güvenli bölgelere yayılmalıdır. Marmara Bölgesi’nde olası bir deprem, ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu yüzden yeni yerleşim ve sanayi bölgeleri kurulmalıdır.</p>
<p>7. Fay hattı üzerinde bulunan yerleşim yerleri kademeli olarak tahliye edilmeli, yeni ve güvenli yerleşim alanları oluşturulmalıdır. Alternatif ulaşım yolları belirlenerek afet müdahale süreci güçlendirilmelidir. Hazırlıklar sürekli hale getirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri-2/">Afet ve Acil Durum Önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet ve Acil Durum Önlemleri</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şener MENGENE]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 11:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Depremlerin sıkça yaşandığı bir coğrafyada bulunan ülkemizde, son yıllarda afet ve acil durumların sayısında artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle afet ve acil durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri/">Afet ve Acil Durum Önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Giriş</p>
<p>Depremlerin sıkça yaşandığı bir coğrafyada bulunan ülkemizde, son yıllarda afet ve acil durumların sayısında artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle afet ve acil durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). AFAD; itfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve diğer gönüllü kuruluşlarla koordineli şekilde afet yönetimi organizasyonunu ve lojistiğini sağlamaktadır.</p>
<p>Afetlere karşı alınacak önlemler üç aşamada değerlendirilebilir: Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası. Bu yazıda, her üç aşama detaylı şekilde ele alınacaktır.</p>
<p><strong>1. Afet Öncesi Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet öncesi hazırlıklar, afetle mücadelede en kritik aşamadır. Bu süreçte alınacak önlemler, yaşanabilecek can ve mal kayıplarını en aza indirir. Bu kapsamda eğitimler, tatbikatlar, yerleşim yerlerinin seçimi, zemin etüdü, yapı kalitesi ve alınacak bireysel önlemler büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Her konutta, iş yerinde, okulda, hastanede, yurtta, otelde ve sanayi tesisinde mutlaka bir afet planı hazırlanmalı; afet dolabı ve afet çantası oluşturulmalıdır. Bu hazırlıklar sayesinde afet anında panik ve karmaşa yaşanmasının önüne geçilebilir. Kurumlar arası iş birliği, eğitimler ve tatbikatlar bu sürecin temel yapı taşlarıdır.</p>
<p>Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen &#8220;Sivil Strateji&#8221; sempozyumları gibi faaliyetlerin tüm topluma yayılması, afet bilincinin erken yaşta, anaokulundan itibaren kazandırılması gerekmektedir. Afet öncesi yapılacak hazırlıklar, hem afet anındaki hem de sonrasındaki olumsuzlukları azaltacaktır.</p>
<p>Ülkemizde Ulusal Afet Müdahale Planı (TAMP) ve İl Risk Azaltma Planı (İRAP) yürürlükte olsa da Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) henüz uygulamaya konulmamıştır. 6 Şubat depremlerinde görüldüğü gibi çok ili etkileyen afetlerde organizasyon eksiklikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle bölgesel çalışma grupları kurulmalı ve bölgesel tatbikatlar gerçekleştirilmelidir.</p>
<p><strong>2. Afet Sırası Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet sırasında, afet öncesinde hazırlanan plan, çanta ve dolapların soğukkanlılıkla uygulanması hayati önem taşır. Deprem anında &#8220;Çök-Kapan-Tutun&#8221; yöntemiyle yaşam üçgeni oluşturmak, ilk olarak bireysel can güvenliğini sağlamak gereklidir. Yangın gibi diğer afet türlerinde ise ilk müdahalenin vakit kaybetmeden yapılması büyük önem arz eder.</p>
<p>Kişisel güvenliğimizi sağladıktan sonra çevremizdeki diğer afetzedelere yardım etmek, afet anında toplum dayanışmasının bir göstergesidir. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi için öncesinde yeterli bilinçlendirme ve hazırlığın yapılmış olması şarttır.</p>
<p><strong>3. Afet Sonrası Hazırlıklar:</strong></p>
<p>Afet sonrası dönemde özellikle ilk 72 saat kritik öneme sahiptir. Bu süreçte bireylerin kendi yaşamlarını idame ettirmesi ve çevrelerine yardım edebilecek düzeyde hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda daha önce hazırlanmış afet planları, afet çantası ve dolabı, alınan eğitimler ve bilinçlendirme çalışmaları devreye girmelidir.</p>
<p>Afetler sonrasında haberleşme altyapısının çökebileceği, ulaşımın aksayabileceği göz önüne alınarak, bu ilk 72 saat boyunca bireylerin mevcut imkanlarla hareket etmesi gereklidir.</p>
<p>Ülkemizde farklı bölgelere göre farklı afet riskleri bulunmaktadır. Örneğin:</p>
<p>Karadeniz sahil şeridinde heyelan ve sel baskınları,</p>
<p>Doğu Anadolu&#8217;da çığ felaketleri,</p>
<p>Ege ve Akdeniz&#8217;de orman yangınları,</p>
<p>İç Anadolu&#8217;da kuraklık ve su sıkıntısı&#8230;</p>
<p>Bu nedenle, bölgesel afet planlaması yapılmalı ve bölgeye özel tatbikatlar uygulanmalıdır. Afet sonrasında yaşanabilecek panik ve yağma olaylarına karşı güvenlik önlemleri alınmalı; vatandaşlar bilinçlendirilmelidir. Devletimiz sahra çadırları, hastaneler, konteyner kentler kurarak halkın yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Bu süreçte vatandaşların bilinçli ve işbirliği içinde hareket etmesi, müdahalenin etkinliğini artıracaktır.</p>
<p><strong>Sonuç ve Öneriler</strong></p>
<p>1. Afet ve acil durumlarda can ve mal kayıplarını azaltmak için hazırlıklar sürekli hale getirilmeli ve yeni stratejiler geliştirilmelidir.</p>
<p>2. Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle yaz aylarında Ege ve Akdeniz Bölgesinde yaşanan orman yangınlarına karşı kalıcı önlemler alınmalıdır. Kastı olarak orman yakanlar için caydırıcı kanunlar çıkartılmalıdır.</p>
<p>3. Afet eğitimi, anaokulundan itibaren başlatılmalı, bu bilinç ömür boyu devam etmelidir.</p>
<p>4. Yaşanılan konut ve işyerlerinde tehlike avı ve risk analizi yapılmalı; gerekli önlemler alınmalıdır.</p>
<p>5. Her binada Afet Acil Durum Planı, Afet Ekipleri, Afet Dolabı, Yangın Dolabı ve Afet Çantası hazır bulundurulmalıdır.</p>
<p>6. Sanayi kuruluşları, güvenli bölgelere yayılmalıdır. Marmara Bölgesi’nde olası bir deprem, ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu yüzden yeni yerleşim ve sanayi bölgeleri kurulmalıdır.</p>
<p>7. Fay hattı üzerinde bulunan yerleşim yerleri kademeli olarak tahliye edilmeli, yeni ve güvenli yerleşim alanları oluşturulmalıdır. Alternatif ulaşım yolları belirlenerek afet müdahale süreci güçlendirilmelidir. Hazırlıklar sürekli hale getirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri/">Afet ve Acil Durum Önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/afet-ve-acil-durum-onlemleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Mallarını Rumlaştırma Tuzağı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turk-mallarini-rumlastirma-tuzagi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turk-mallarini-rumlastirma-tuzagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Yurdagül ATUN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 19:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362371</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Kıbrıs Rum kesimi, Kıbrıslı Türklere Kuzeydeki mülklerinin satışını yapmakla suçladığı kişilere baskılarını artırırken, Güneyde kalan Türk mallarının hukuksuz bir şekilde gasp edildiği ortaya çıktı. Baf’taki büyük arazisi için başvuru yapan Kıbrıslı Türk’e arazinin kamulaştırıldığı ve bedelinin bankaya yatırıldığı söylendi. Gerçek değerinin çok altında kalan meblağı almak için bankaya giden mülk sahibine yüklü miktarda “emlak vergisi” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turk-mallarini-rumlastirma-tuzagi/">Türk Mallarını Rumlaştırma Tuzağı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>*Kıbrıs Rum kesimi, Kıbrıslı Türklere Kuzeydeki mülklerinin satışını yapmakla suçladığı kişilere baskılarını artırırken, Güneyde kalan Türk mallarının hukuksuz bir şekilde gasp edildiği ortaya çıktı. Baf’taki büyük arazisi için başvuru yapan Kıbrıslı Türk’e arazinin kamulaştırıldığı ve bedelinin bankaya yatırıldığı söylendi. Gerçek değerinin çok altında kalan meblağı almak için bankaya giden mülk sahibine yüklü miktarda “emlak vergisi” çıkarıldı. Mülkün ederinden fazla olan vergiyi ödeyemeyen şahıs, mülkünden vazgeçti. </strong></p>
<p><strong> </strong><em><strong>*T</strong></em><em><strong>aşınmaz Mal Komisyonu </strong></em><em><strong>(TMK) </strong></em><em><strong>eski Başkan Yardımcısı Romans Mapolar</strong></em><em><strong>,  Güneyde k</strong></em><strong>amulaştırılan </strong><strong>Türk </strong><strong>taşınmaz malları</strong> <strong>için, </strong><strong>“</strong><strong>taşınmaz malın güncel piyasa değeri ile orantılı makul bir tazminatın ödenmesi kriteri</strong><strong>”</strong><strong>ne uy</strong><strong>ulmadığını ifade etti. G</strong><strong>östermelik tazminatlar ve ödenmemiş emlak vergileri öne sürülerek hak sahipleri</strong><strong>nin</strong><strong> borçlu çıkarılmaya başlan</strong><strong>dığına dikkat çeken Mapolar,</strong> <strong>“</strong><strong>Güneyde Türk mallarına bir kuruş bile ödenmeden Türk mallarını Rumlaştırma tezgahı kurulmuştur.</strong><strong>” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong>Kıbrıs Türklerinin Güneyde kalan mülkleri üzerinde keyfi/usulsüz kararlar alan Rum kesimi, ikiyüzlü siyasetine bir yenisini daha ekledi. Rum Yönetimi Kuzey’deki mülklerin satışını yapmakla suçladığı kişilere büyük yaptırımlar getirirken, “kamulaştırma” yöntemiyle Rumlaştırdığı mülklerin sahiplerine ödenemeyecek boyutta vergiler çıkararak yasal haklarından vazgeçmelerini sağladı. Bu yöntemle Lefkoşa’nın Rum kesimi, Baf, McKenzy’nin de içinde bulunduğu Larnaka kent merkezlerindeki yapılar ve Limasol Marinası gibi ekonomik değeri olan Türk mülklerine usülsüzce el konduğu tespit edildi.</p>
<p><strong>Mapolar: “</strong><strong>Türk mal</strong><strong>ları</strong><strong> sahiplerine  uyarı</strong><strong> dahi yapılmadan </strong><strong>kamulaştır</strong><strong>ıldı”</strong></p>
<p><em>T</em><em>aşınmaz Mal Komisyonu </em><em>(TMK) </em><em>eski Başkan Yardımcısı Romans Mapolar</em><em>, </em>Güneydeki taşınmaz mallarını terk etmek zorunda kalan eşdeğerden yararlanamamış olan Türklerin mallarına erişiminin yasaklandığını söyledi. Kişilerin ancak 1974’ten önce Kıbrıs’ı terk eden Türklerin, Rum tarafında kurulan Türk Malları Vasiliğinden izin almak koşuluyla evlerine geri dönebileceklerini veya satabileceklerini anımsatan Mapolar,  1974’ten sonra Kıbrıs’ı terk edenlere de AİHM‘in zorlamasıyla bu hakkın tanındığını ifade etti. “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bununla da yetinmemiş, konu malları icar ederek yıllarca kira almak yanında, mal sahiplerinden emlak vergisi de talep etmiştir. Türk mal sahiplerine usul gereği uyarıda dahi bulunmadan kamulaştırmalar yapılmıştır.” diyen Mapolar, kamulaştırılan taşınmaz malların tapusunun el değiştirmesi için, taşınmaz malın güncel piyasa değeri ile orantılı makul bir tazminatın ödenmesi kriterine uyulmadığını, göstermelik tazminatlar ve ödenmemiş emlak vergileri öne sürülerek hak sahiplerinin borçlu çıkarılmaya başlandığını belirtti.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Türk mallarını Rumlaştırma tezgahı</strong><strong> kuruldu”</strong></p>
<p>Güneydeki Türk mallarına bir kuruş bile ödenmeden Rumlaştırma tezgahı kurulduğuna dikkat çeken Mapolar sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Eşdeğerden yararlanamayan bir avukat arkadaşımdan, Baf kasabasındaki denize bakan arazilerini kaybetmemek için binlerce Euro emlak vergisi ödemekte ne kadar zorlandığını dinlemiştim. Hal böyle iken, Kuzeyde çalışan iki yabancı emlakçı, savunma olanağı bulamadıkları için savcılığın yönlendirmesiyle aleyhlerindeki Rum mallarını yasa dışı sattıkları iddialarının bir kısmını kabul etmek zorunda kalmışlar ve hapse mahkum edilmişlerdir. Sanıkların savunma hakkı, sanıkların temel haklarındandır. Sanıkların yalnız kâğıt üzerinde kalmayan, fiilen savunma hakkı tanınmalıdır. Sanıkların savunma olanağını kullanabilecek durumda olmaları sağlanmalıdır. Gerçek bir savunmanın olmadığı yerde adil yargılanmadan bahsedilemez.</p>
<p><strong>“B</strong><strong>ireyleri cezalandırmakla KKTC’deki mülkiyet düzenini değiştirm</strong><strong>ek mümkün değil”</strong></p>
<p><strong> </strong>Kaldı ki Rum Mahkemelerinin, terkedilmiş mülkiyetle ilgili verdiği kararların Kuzeyde uygulanma olanağı yoktur. AİHM yetkili mahkeme olarak Taşınmaz Mal Komisyonu’nu tanımaktadır. Bireyleri cezalandırmakla KKTC’deki mülkiyet düzenini değiştirmek mümkün değildir.”</p>
<p>Mapolar’a 12 Nisan 2025’te gönderilen bir mesajda yazılanlar da Kıbrıslı Türklerin mallarının akılalmaz uygulamalarla, usulsüzce gasp edildiğini gözler önüne serdi: “Geçen hafta Kıbrıs’ta idim, orada akrabalarım da bulunmakta. Bu ziyaretimde şöyle bir yoruma şahit oldum. Özellikle Rum kesiminde taşınmazı olan Türklerin, tabir caizse Rumların Ali-Cengiz oyunu ile malların üzerine konma hikayesini dinledim.</p>
<p>Benim bir akrabam Baf’lıdır. Kendisinin oldukça büyük bir arazisi bulunuyor. Benim arazimi verin diye başvuruda bulunmuş Rum tarafına. ￼Hatta arazinin bir kısmı kamulaştırma işlemine maruz kalmış. Rumlar demiş ki, ‘tabi, siz bankaya gidip paranızı alın.’ Gerçekten de gidiyor bankaya kamulaştırma parası yatırılmış. Takdir ederseniz gerçek bedeli ile alakası olmayan komik rakam.</p>
<p>Parayı almak istediğinde de ‘ya arkadaş sen emlak vergisi ödememişsin git önce onu öde’ demişler. Tabi ki gidiyor ilgili belediyeye, emlak borcu kamulaştırmadan daha pahalı bir tutar. Gerçekten üzücü bir durum. Kıbrıs Türkümüz haklarını umarım Rumlara rağmen alabilirler.”</p>
<p><strong>Neler olmuştu?</strong></p>
<p>Kıbrıs Rum Kesimi Yönetimi’nin KKTC’deki mülk satışlarına ilişkin başlattığı hukuki süreç insan hakları ve evrensel hukuk ilkelerini yerle bir etmenin yanında, tehlikeli bir hal aldı. Son günlerde art arda gelen tutuklamalar ve genişletilen soruşturmalar, KKTC inşaat sektöründen müteahhitlere, emlakçılardan alıcılara kadar geniş bir kesimi kapsamasının yanında, eşdeğer malı olan herkes suçlu ilan edildi.</p>
<p>Akan Kürşat’la başlayan, Simon Aykut’la gündemde yer bulan ve Alman, Macar vatandaşları kişilerin tutuklanmasıyla devam eden süreçte 13 kişiye daha suçlama getirildi.</p>
<p>Bu kişilerden 4’ünün eşdeğer mal sahibi (Rum mülkü karşılığında mal alıp satan), 4’ünün Türk vatandaşı müteahhit (eşdeğer malı satın alıp üzerine inşaat yapan), 5’inin yurtdışından gelip ev satın alanlar olduğu açıklanırken listedeki isimlerin çok fazla olduğu, şu anda inşaatı  yapanlar, satışa aracılık edenler ve mülk alanların da yargı tehdidiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.</p>
<p>(KKTC’nin büyük inşaat firmalarından birinin sahibi Dubai’ye giriş yaptığı sırada ülkeye alınmamış, Kıbrıs Rum mallarına izinsiz inşaat yaptırdığı iddiasıyla Birleşik Arap Emirlikleri’ne girişi yasaklı kişiler listesine sokulduğu, bu listede emlak işiyle ilişkili bir çok Kıbrıslı Türk’ün olduğu iddia edilmişti.)</p>
<p>Afik Grup Kurucu Başkanı Simon Mistriel Aykout, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden İsrail’e giderken tutuklanmış, KKTC’deki Rum mallarını yağmalayarak yabancılara satmakla suçlanmıştı. Rum yönetimi aylardır cezaevinde tuttuğu Simon Aykut’a 124 dava açtı. <strong>Aykout’un davası 18 Ekim’de görüşülecek</strong><strong>.</strong></p>
<p>Ardından, KKTC’de yaşayan ve Rum mallarının satışıyla ilgili olarak ifade vermesi için Güney Kıbrıs’a çağrılan Alman vatandaşı Martin Josef Rikels’e tutuklama emri çıkarıldı. Ayrıca Alman vatandaşı Eva Kounzel KKTC’de emlakçılık yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.</p>
<p>Son olarak ise Kuzey’deki Kıbrıs Rum mallarının satışına karıştıkları gerekçesiyle tutuklanan İlona Lesko ve Melinda Ladanyi isimli iki Macar asıllı kadın cezaevine gönderildi. Ilona Lesko’ya 2,5 yıl, Melinda Ladanyi’ye ise 15 ay hapis cezası verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turk-mallarini-rumlastirma-tuzagi/">Türk Mallarını Rumlaştırma Tuzağı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turk-mallarini-rumlastirma-tuzagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye afet acil durum önlemleri</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-afet-acil-durum-onlemleri/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-afet-acil-durum-onlemleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şener MENGENE]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 23:18:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremlerin çok sık yaşandığı bir coğrafyadayız. Son yıllarda ülkemizde afet ve acil durumlarda önemli bir artış olduğu görülmekte, can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Bu nedenle afet acil durumlara karşı sürekli tedbirler almak ve bu tedbirleri geliştirmek zorundayız. Afet ve Acil Durumlarla ilgili ülkemizde yetkili kurum AFAD başkanlığıdır. AFAD Başkanlığı İtfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-afet-acil-durum-onlemleri/">Türkiye afet acil durum önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depremlerin çok sık yaşandığı bir coğrafyadayız. Son yıllarda ülkemizde afet ve acil durumlarda önemli bir artış olduğu görülmekte, can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Bu nedenle afet acil durumlara karşı sürekli tedbirler almak ve bu tedbirleri geliştirmek zorundayız. Afet ve Acil Durumlarla ilgili ülkemizde yetkili kurum AFAD başkanlığıdır. AFAD Başkanlığı İtfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve diğer gönüllü kuruluşlarla beraber afet ve acil durumların yönetim organizasyonu ve lojistiğini sağlamaktadır. Afetlere karşı alınacak önlemleri üç aşamaya ayırabiliriz. Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası olmak üzere üç aşamada bu hazırlıkları ele alabiliriz.</p>
<p><strong>AFET ÖNCESİ HAZIRLIKLARI:</strong></p>
<p>Afet öncesi hazırlıkta en önemli kısımdır, çünkü bu aşamada alınacak tedbirler yaşanacak can ve mal kayıplarının azalmasına katkı sağlayacaktır. Bununla ilgili eğitimler, tatbikatlar, önlemler, yerleşim yerlerinin seçimi, zemine etütü, inşaat kalitesi ve afet önlemleri çok önemlidir. Afet planı konutlarda, işyerlerinde, okullarda, hastanelerde yurtlarda, otellerde ve sanayi tesislerinde mutlaka yapılmalıdır. Afet dolabı oluşturulmalı ve afet planı yapılmalıdır. Afet sırasında panik ve karmaşa olmaması için her kurum, konutlarda dahil herkes afet planı, afet çantasını, afet dolabını hazırlamalıdır. Bununla birlikte tatbikatlar, kurumların işbirliği ve eğitim süreci çok önemlidir. Marmara Üniversitesi’nce her yıl Sivil Strateji adı altında Sempozyumlar yapılmakta, Öğrenciler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Medya Mensupları bilgilendirilmektedir. Bu çalışmaları tabana, halka yaymalıyız, Anaokulundan, İlkokulundan itibaren başlatmalıyız. Bu çalışmaları küçük yaşta başlatmakta fayda var. Afet öncesi süreç çok önemli dedik, burada yapılacak hazırlıklar afet sırasını ve afet sonrasında oluşacak olumsuzlukları, riskleri azaltacaktır. Ulusal Afet Planı (TAMP) ve İl Risk Afet Azaltma Planı(İRAP) var ama ülkemizde Bölgesel ve Mevsimsel Afet Planı yapılmıyor. 6 şubat depreminde gördük ki birçok ili etkileyen bir durumda yönetim organizasyon eksiklikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle, afet öncesi tedbirler kapsamında Bölgesel Afet Planı(BAP ve Mevsimsel Afet Planı(MAP) hazırlanmalıdır. Bununla ilgili bölgesel çalışma grupları oluşturulmalı ve bölgesel tatbikatlar yapılmalıdır.</p>
<p><strong>AFET SIRASI HAZIRLIKLARI:</strong></p>
<p>Afet sırası önlemlerine gelince, daha önce afet öncesinde hazırladığımız bu planları tatbikatları eğitimleri soğukkanlılıkla panik yapmadan uygulamalıyız daha önce hazırladığımız afet müdahale planı afet dolabı ve çantamızdaki malzemeleri kullanmalıyız. Bir depreme maruz kaldıysak çöp kapan tutun tekniğiyle yaşam üçgeni oluşturarak önce kendi can güvenliğimizi sağlamalıyız. Bir yangında ise ilk müdahalenin zaman kaybetmeden yapılması çok önemlidir. Kendi güvenliğimizi sağladıktan sonra başka afetzedelere de yardımcı olmalıyız. Bu sürecin verimli olabilmesi için afet öncesinde yeterli bilinçlendirme ve hazırlık yapılmalıdır.</p>
<p><strong>AFET SONRASI HAZIRLIKLARI:</strong></p>
<p>Afet sonrası hazırlıkları ele aldığımızda, özellikle ilk 72 saat çok önemlidir. Bu süreçte kendi hayatımızın idame etmesi ve bulunduğumuz yerde binada, konutta ya da iş yerinde diğer insanlara da yardımcı olabilecek şekilde, elde olan imkanlar ne ise onları kullanarak yardım gelene kadar çalışmalar yapmalıyız. Bu çalışmaları yapabilmek için daha önce afet planı, afet tatbikatı, afet çantası ve afet dolabının hazır olması, bu konuda eğitimler ve bilinçlendirmeler yapılmış olması gerekiyor. Çünkü bir afet durumunda haberleşme altyapısının çökebileceği, ulaşım imkanlarının zarar görebileceği, özellikle ilk 72 saat de yardım gelemeyeceğini düşünürsek, eldeki imkanları çok iyi kullanarak afetzedelere yardımcı olmamız gerekiyor. Daha önce hazırlanmış olan planları, ekipmanları uygulamamız gerekiyor. Ülkemizde bölgesel ve mevsimsel olarak çeşitli afet ve acil durumlar yaşanıyor. Mesela Karadeniz Bölgesi’nin sahile yakın bölgelerinde daha çok heyelanlar ve su baskınları yaşanmakta, Doğu Anadolu’da çığ felaketi yaşanmakta Ege ve Akdeniz&#8217;de son yıllarda orman yangınları artış göstermekte, İç Anadolu Bölgesinde kuraklık ve su sıkıntısı baş göstermekte, dolayısıyla bu bölgesel risklere göre planlama yapılmalı, il afet planları çok önemli, tatbikatlar önemli, ulusal afet planı(TAMP) var uygulanıyor ama risklere göre bölgesel afet planı hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Afet sonrasında oluşacak panik ve yağma olaylarına karşı da tedbir almak gerekiyor. Burada güvenlik güçlerimize de görev düşüyor ama tabii halkımızın bu konudaki bilinçli olması, ahlaklı olması çok önemli, çünkü sahra çadırı kuruluyor, sahra hastanesi kuruluyor, çadırlar kuruluyor çadır kentler yapılıyor, konteyner kentler yapılıyor devletimiz halkımızın yarasını sarmak için imkanlarını seferber ediyor. Burada da halkımıza çok görev düşüyor, çünkü halkımızın bilinçli hareket etmesi, bu imkanların daha etkin kullanılmasını sağlayacak ve bu müdahalenin daha etkili olmasına sağlayacaktır.</p>
<p><strong>SONUÇ:</strong></p>
<p>1-Afet ve Acil Durumlarda can ve mal kaybına neden olan risklerin ve tehlikelerin azaltılması için hazırlıkları sürekli hale getirmeliyiz. Sürekli yeni stratejiler ve tedbirler geliştirmeliyiz</p>
<p>2-Bölgesel Afet Planı(BAP) ve Mevsimsel Afet Planı(MAP) hazırlanmalıdır.</p>
<p>3-Afet Acil Durum Eğitimlerini Anaokulu ve İlkokuldan başlatmalıyız. Ömür boyu eğitimle bir yaşam tarzına ve kültüre dönüştürmeliyiz.</p>
<p>4-Bulunduğumuz binada tehlike avı ve risk analizi yaparak riskleri ve tehlikeleri azaltmalıyız.</p>
<p>5-Afet Acil Durum Planı, Afet Acil Durum Ekipleri ve Afet Acil Durum Dolabı, Yangın Dolabı ve Afet Çantası Hazırlamalıyız.</p>
<p>6-Sanayi kuruluşlarını güvenli bölgelere yaymalıyız. Marmara bölgesinde olası bir deprem felaketinde ülke ekonomisi büyük yara alır. Bu nedenle yeni yerleşim yerleri ve sanayi bölgeleri kurulmalı ve sanayi kuruluşları güvenli bölgelere taşınmalıdır.</p>
<p>7-Güvenli yeni yerleşim yerleri kurulmalıdır. Bunun için yeni mahalle, ilçe ve şehirler kurulmalıdır. Özellikle birinci derece fay hattı üzerinde olan yerleşim yerleri kademe kademe tahliye edilmelidir. Afetlere müdahale için alternatif ulaşım yolları belirlenmelidir. Hazırlıklar sürekli hale getirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-afet-acil-durum-onlemleri/">Türkiye afet acil durum önlemleri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-afet-acil-durum-onlemleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan&#8217;ın Egemenlik Anlayışı Felsefesinin Temelleri ve Günümüzdeki Anlamı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/23-nisanin-egemenlik-anlayisi-felsefesinin-temelleri-ve-gunumuzdeki-anlami/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/23-nisanin-egemenlik-anlayisi-felsefesinin-temelleri-ve-gunumuzdeki-anlami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 20:01:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egemenliğin Kaynağı: Toplumun İradesidir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnızca bir milli bayram değil, aynı zamanda insanlığın barış, eşitlik ve özgürlük ideallerini simgeleyen evrensel bir ütopyanın da ifadesidir. Kimsenin kimseye egemen olmadığı, işgalin ve savaşın olmadığı, dayanışmanın hâkim olduğu bir dünya tasavvuru, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle somutlaşan siyasi felsefesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/23-nisanin-egemenlik-anlayisi-felsefesinin-temelleri-ve-gunumuzdeki-anlami/">23 Nisan&#8217;ın Egemenlik Anlayışı Felsefesinin Temelleri ve Günümüzdeki Anlamı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span data-olk-copy-source="MessageBody">Egemenliğin Kaynağı: Toplumun İradesidir</span></b></p>
<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnızca bir milli bayram değil, aynı zamanda insanlığın barış, eşitlik ve özgürlük ideallerini simgeleyen evrensel bir ütopyanın da ifadesidir. Kimsenin kimseye egemen olmadığı, işgalin ve savaşın olmadığı, dayanışmanın hâkim olduğu bir dünya tasavvuru, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle somutlaşan siyasi felsefesinin de özünü oluşturur. Atatürk’ün siyasi düşüncesinin temelinde, egemenliğin ilahi ya da monarşik bir kaynaktan değil, doğrudan halkın iradesinden doğduğu fikri yatar. Bu anlayış, Jean-Jacques Rousseau’nun “toplum sözleşmesi” kavramıyla paralellik gösterir. Rousseau’ya göre, “bireyler özgürlüklerinin bir kısmını, ortak iradeyi temsil eden bir yapıya devrederek daha büyük bir toplumsal düzen sağlarlar”. Atatürk de en çok etkilendiği batı felsefesinin öncülerinden Rousseau’nun bireylerin egemenlik felsefeden hareketle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) milletin ortak iradesinin temsil edildiği yer olarak merkezi Ankara olan yerde kurmuştur.</p>
<p>Atatürk’ün parlamenter demokrasiye verdiği önem, toplumsal sözleşme teorisiyle uyumlu bir şekilde, halkın kendi kaderini belirleme hakkını merkeze alan bütünlüklü bir anlayıştır. Cumhuriyeti kuran iradenin öncüsü Mustafa Kemal’in egemenlik anlayışının dayandığı felsefi temelleri ve bu anlayışın modern bir toplum inşasındaki rolünü yalnızca Türkiye değil diğer mazlum milletlerde model olmuştur.</p>
<p><b>Parlamenter demokrasi 20 yy.’ın en önemli toplumsal sözleşme ve düzenidir.  </b></p>
<p>İnsanın insan olarak yer yüzeyindeki son bilinen 10 bin küsur yıllık birlikte toplum olarak yaşmak için geliştirdiği en uygun yönetim modeli bireylerin kendi iradeleri kısmı süre ile temsilcileri üzerinden kural belirleme şeklidir. 2500 yıl önce İtalya-Roma ve Antik Yunan halk meclisleri kulmuş ve belirli sınıflara sağlayan temsiliyet Sanayi Devrimi sonrası reşit olan herkesin temsil edildiği bir konuma dönüştürmüştür. Osmanlı İmparatorluğunu kaçırdığı Sanayi Devrimi ve onun alt ve üst yapı organları Halk iradesi TBMM ve Cumhuriyet ile tamamlanarak milletin iradesinin hâkim kılındığı bir toplumsal sözleşmedir. Nihayetinde her askeri darbeler sonrası değiştirilen anayasalar şekilsel de olsa yine de toplumun oluruna sunulmuştur. En son 1981 yılında yapılan ve o dönemde açıktan olmasa da el altında dönemin askeri yönetimi tarafından herkesin onaylanmasının istendiği anayasa % 91’nın üzerinde evet, 8-9 ret oyu ile kabul edilmiş oldu.</p>
<p>Atatürk’ün 1920 yıların birinci Dünya savaşı ve paylaşım sürecinde topluma sunduğu parlamenter sistem hamlesiyle, Osmanlı’nın tebaa anlayışını yıkarak, yurttaşlık bilincine dayalı çağının ilerisinde muasır medeniyetler seviyesinde modern bir siyasi sistemin temellerini atması büyük bir zekâ ve stratejisidir. Egemenliğin millete ait olması, aynı zamanda bireylerin yönetime katılma hakkını da beraberinde getiriyordu.</p>
<p>Bundan 105 yıl önce 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması, saltanatın ve hilafetin devreden çıkarılarak milli iradenin üstünlüğünün tesis edilmesi anlamına gelen monarşik bir ailenin babadan oğula geçen yönetim şekli yerine toplumun oy kullanarak kendi yönetimlerini belirlediği bir anlayışa geçildi. Okuma yazması çoğunlukla olmayan, mili irade nedir tam bilmeyen, dünyadaki gelişmelerden çok haberdar olmayan toplumun önüne altın tepsiden sunulan bu özgür birey, özgür toplum, Anayasal yaşam, güvence, hukuk devleti, hesap verilebilir ve sorulabilir anlayış çok önemliydi. Halen Asya’nın ve Afrika’nın bazı ülkelerinde halen bireylerin-toplumun iradesi yönetimlere yansıtılmamaktadır.</p>
<p>Son 100 yılda çok ciddi çekişmeler ile geçen ülkemizin siyasi yaşamı içinde 1950’li yılarda serbest seçimlere geçilmiş olması ile günümüze kadar geçen süreç, toplumun iradesine bağlı olarak oluşacak bir parlamenter yapıyı önemsediği ve bu yönde güçlü irade beyan ettiği görülmektedir. Toplumun benimsemiş oluğu ve iradesine sahip çıkmaya çalışması ayrıca bütün siyasi oluşumların geçekleri açısından da önemsenmesi gerekir. Daha iyi bir yönetim anlayışı oluşana kadar halkın bilinç ve bilgi ile çıkarsız ve beklentisiz irade niyeti önemsenmeli.</p>
<p><b>Parlamenter Sistem ve Toplumsal Sözleşme</b></p>
<p>Atatürk’ün öngördüğü sistem, yurttaşların temsili demokrasiye dayanıyordu. Halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetimin şekillenmesi, toplumsal sözleşmenin pratikteki en uygun yansımasıydı. Bu modelde, bireyler yalnızca kanunlara uymakla kalmaz, aynı zamanda o kanunların yapım sürecine de dolaylı olarak temsilcileri üzerinden katılırlar. Atatürk, bu katılımı sağlamak için çok partili hayata geçiş denemeleri yapmış, basın özgürlüğünü desteklemiş ve eğitimli bir toplumun demokrasinin temeli olduğunu vurgulamıştır. Bunun için önce askere alınan farkındalığı yüksek zeki gençleri eğitmişler, sonra köylere eğitimi götürmek için Köy Enstitüleri kurmuşlar, Üniversitelerin özerkliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi, sonra Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi, Ankara Yüksek Ziraat enstitüsü ve nihayetinde Ankara Üniversitesi kurularak toplumun demokrasi bilinci yükseltilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Parlamenter sistemin en önemli işlevlerinden biri farklı görüşlerin ve kültürlerin uzlaşmasını sağlamaktır. Üzerinde yaşadığımız dünyada 7300 kadar farklı dilin, farklı dinlerin ve inançların ve kültürlerin kendiliğinden geliştiği doğal olarak farklılıklar oluşmuştur. Her kültürü ve farklılığı karşıt olarak görmek veya İspanyolların, İngiliz ve Fransızların yaptığı gibi dillerini, inançlarını ve kültürlerini değiştirmek yerine, farklılıkları zenginlik görüp birlikte yaşamak için mekanizma kurmak gerekiyor. Bugün birçok ülkede insan sosyolojisindeki farklılıkların temeli ve ekolojisi anlaşılmadığı için insanlar birbirlerine ciddi baskılar uyguladıklarını kan ve göz yaşı içinde izliyoruz. En barizi güneyimizde Filistinlilerin yaşadıkları, Suriye ve Irakta yaşanan kültürel, inançsal ve etnikte temeli çatışmalardır. Aslında inşaların birbirleri kendilerine benzetmek için değişime zorlamak yerine bir arada nasıl gelişiriz benimsese belki daha çabuk gelişilecektir.</p>
<p>Bu bağlamda insanlık tarihinde önümüze koyulduğu bütün farklılıkları Atatürk tarafından fark edildiği ve bu bağlamda Meclis’teki muhalefetin varlığını, sağlıklı bir demokrasi için gerekli gördüğünü düşünüyorum. Nitekim 1924 Anayasası’nda, kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenerek, keyfi yönetimin önüne geçilmek için anayasal ve ekler arasında denge ve denetimi sağlayan mekanizmalar önermiştir. Bu durum, toplumsal sözleşmenin “ortak irade” oluşturma amacıyla çok örtüşmektedir.</p>
<p><b>Modern Türkiye’nin Kuruluş Felsefesi ve Toplumsal Sözleşme</b></p>
<p>Atatürk’ün gözünde egemenlik anlayışı, yalnızca siyasi bir sistem değil, aynı zamanda aydınlanmacı bir toplum projesidir. Bu bağlamda eğitime verine önemi onun öğretmene ve bilime verdiği önem ile biliyoruz. Medeni kanunun kabulü, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi temel kırılmalar feodal bir toplum için kolay kabul edilir görüşler değildir. Halen kırsalda kız çocuklarına miras vermeyen kardeşlerin kanla biten miras kavgaların yaşayanınca konun önemi daha iyi anlaşılıyor. Osmanlının hakimiyetinde üç semavi din, çok sayıda farklı mezhep, tarikat ve kültürlerin olduğu gibi kabulü ve TBMM çatısı altında temsili anlamına gelen laiklik ve herkese bütünlüklü bilimsel eğitim sistemine geçiş gibi reformlar modern toplumsal sözleşme projesinin bir parçası gibi geliyor. Bu reformların amacı, bireyi padişaha kul olmaktan çıkarıp özgür ve sorumlu bir yurttaş olarak kendi kaderini kendisi belirleyen birey haline getirmektir.</p>
<p>Toplumsal sözleşme teorisinde olduğu gibi, Atatürk’ün vizyonunda da hukuk, toplumun ortak iradesini yansıtan bir araçtır. Kanunların üstünlüğü, keyfi yönetimi engelleyerek, bireylerin haklarını güvence altına alır. Bu nedenle, hukuk devleti ilkesi, herkesin kanunlar karşısında eşit olduğu ilkesi Atatürk’ün siyasi mirasının temel taşlarından biridir.</p>
<p><b>23 Nisan’ın Günümüz İçin Önemi Çağdaş Yorumu</b></p>
<p>Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesi, yalnızca sembolik bir jest ve arzu değil, aynı zamanda geleceğin inşasına dair derin bir vizyonun ve misyon aktarımıdır. Onun gözünde çocuklar, saf ve temiz bir dünyanın temsilcileri aynı zamanda yarının büyükleri olarak egemenliğin eğitim yolu ile aktarılmasını istemesidir. Bugünün çocuklarının yarının yurttaşları olacağı düşüncesiyle, eğitim sistemini laik (bütün inanç ve görülerin olduğu gibi kabul görüldüğü ancak sisteme yansıtılamadığı yönetim), bilimsel ve çağdaş değerler üzerine yurttaşlık bilinci ile inşa etti. Geçmişte liyakatin işletildiği dönemde okumanın, çabalamanın, başarının ve zekanın önemi kurumlardaki temsilcilerde görülürdü. İnsanları devlete ve geleceğe olan inancı ancak bilen ile bilmeyenin ayırt edilmesi ile sağlanır.</p>
<p>Atatürk’ün 23 Nisan’ı “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak ilan etmesi, yalnızca tarihsel bir olayın kutlanması değil, aynı zamanda insanlığın evrensel değerlerine yapılan bir vurgudur. Egemenliğin millete ait olması, parlamenter demokrasi, eğitimli ve özgür bireylerden oluşan bir toplum ideali, bugün yaşanan birçok olay nedeniyle geçerliliğini daha çok hissettirmektedir.</p>
<p>Bugün dünyada süren anlamsız savaşlar, eşitsizlikler ve otoriter rejimler karşısında, Atatürk’ün “egemenlik” anlayışı birçok alternatif sunmaktadır: Barış içinde bir arada yaşamanın yolu, halkın kendi kaderini belirleme hakkının kendi özgür iradesi ile seçtiği vekilleri üzerinden temsiliyetinin bugünden çocukların saf bilinçlerine işleyerek yarınla umut bakmalarını sağlamaktır.</p>
<p>Cumhuriyeti biz kurduk siz yaşatacaksınız ifadesi ile Atatürk emanetini çocuklar ve gençlere bırakmıştır. Onun için gençleri kötülemek değil, iradelerini kırmak değil, iradelerini geliştirerek yaratıcıklarını geliştirerek ülkenin gelişimine katkı koyması istenmeli. Bugün irade sergileyen gençler aslında zinde ve sorumluluk duyan gençlerdir. Bunun önemini birazda ülkenin geçeceğine katkı olarak görelim.</p>
<p>Çocuklara verilen değer, Atatürk’ün barışçıl ve insan merkezli bir toplum idealini de yansıtmaktadır. “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüyle ifade ettiği bu ideal, egemenliğin sadece iç politikada değil, uluslararası ilişkilerde de adil ve eşitlikçi bir temelde kullanılması gerektiğini vurgular. “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” ifadesi ile bu karakter, ancak milletin egemenliğiyle beslenebilir. 23 Nisan, işte bu bilincin bayramıdır. Bu bağlamda, çocuk bayramlarında dünyadaki çocukların sembolik olarak davetlerinin arkasında 23 Nisan’ın evrensel bir barış mesajı taşıması da tesadüf değildir</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/23-nisanin-egemenlik-anlayisi-felsefesinin-temelleri-ve-gunumuzdeki-anlami/">23 Nisan&#8217;ın Egemenlik Anlayışı Felsefesinin Temelleri ve Günümüzdeki Anlamı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/23-nisanin-egemenlik-anlayisi-felsefesinin-temelleri-ve-gunumuzdeki-anlami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 14:47:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl, ülkemizde özellikle Çukurova bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve ardından gelen ani soğuk hava dalgaları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle, başta bahçe bitkilerinde olmak üzere bu yıl tarımsal üretimde verim kaybı yaşanacaktır. Başta İç Anadolu ve Toros Dağları civarında -3°C ve yer yer -7°C&#8217;ye kadar düşen sıcaklıklar, tarım bitkilerinin donmasına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir/">Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl, ülkemizde özellikle Çukurova bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve ardından gelen ani soğuk hava dalgaları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle, başta bahçe bitkilerinde olmak üzere bu yıl tarımsal üretimde verim kaybı yaşanacaktır.</p>
<p>Başta İç Anadolu ve Toros Dağları civarında -3°C ve yer yer -7°C&#8217;ye kadar düşen sıcaklıklar, tarım bitkilerinin donmasına yol açtı. Son dört gündür devam eden ve etkisi hâlâ hissedilen don olayları, çiçek açan birçok meyve ağacı ve bitkinin ciddi şekilde zarar görmesine neden oldu. Geçmişte yaşanan -1°C veya -2°C derecelik donlar bu kadar etkili olmamıştı. Özellikle 9 ve 10 Nisan tarihlerinde Güneydoğu&#8217;da yaşanan ani sıcaklık düşüşleri ve don olayları (-2.0°C ile -3.2°C arasında), tarım bitkileri üzerinde ciddi zararlara yol açtı.</p>
<p><strong>Don, Bitkilerin Donmasına ve Çiçeklerin Dökülmesine Yol Açtı</strong><br />
Bölgedeki çiftçilerden gelen bilgilere göre, özellikle meyve ağaçlarının çiçeklenme döneminde yaşanan bu don nedeniyle ürün kaybı ve kalite düşüşü gibi sorunlar ortaya çıktı. Henüz resmi hasar tespit raporları yayımlanmamış olsa da, ilk değerlendirmeler ciddi kayıpların yaşandığını gösteriyor.<br />
Dört gün boyunca gece sıcaklıklarının ani düşüşüyle yaşanan dona bağlı kurumalar ve çiçek dökülmeleri, bu yıl bazı ürünlerin veriminin oldukça düşeceğine işaret ediyor. Çiftçiler, bahçelerinde büyük tahribatların yaşandığını belirtiyor.<br />
Meyve ağaçları arasında özellikle sert çekirdeklilerden kayısı, erik ve kiraz gibi türler ile üzümsü bitkiler, soğuklardan ciddi şekilde etkilendi. Sebze ürünlerinde ise açık alanda yetiştirilen patates ve seralardaki domates, biber ile marul gibi ürünlerde verim kaybı yaşandığı ifade ediliyor.</p>
<p><strong>Farklı Bölgelerde Halen Hasar Tespit Edilmedi Ancak Zararın Büyük Olduğu Belirtiliyor</strong><br />
Basına yansıyan verilere göre, Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz ve Ege (Manisa üzüm bağları) gibi bölgelerde de önemli hasarlar oluştu. Karadeniz&#8217;de fındık, Ege&#8217;de üzüm bağları ve Malatya gibi kayısı üretim merkezlerinde ciddi üretim sorunları yaşanacağı öngörülüyor. Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş&#8217;ün basına yansıyan açıklamalarına göre, &#8220;meyve ve çiçeklerin yaklaşık yüzde 40&#8217;ı soğuk hava nedeniyle yandı.&#8221; Gümüş, &#8220;Bölgede etkili olan soğuk hava ve don olayının, seralarda ve açık alandaki tarım ürünlerine zarar verdiğini&#8221; belirtti.</p>
<p><strong>Sigorta Yaptırmak Güvence İçin Önemli</strong><br />
Genellikle çiftçilerimizin tarım sigortası yaptırmaması nedeniyle, umarız ciddi bir ekonomik sorun yaşanmaz. Bu bağlamda, meteorolojik uyarıların ve uzman görüşlerinin dikkate alınarak bu tür hava koşullarına karşı önlemlerin artırılması büyük önem taşımaktadır.<br />
Ayrıca, teknoloji çağında bulundukları bölgelerin don riskinin bilinebilir olduğu düşünüldüğünde, çiftçilerin bilimsel bilgilerden yararlanmaları faydalı olacaktır. Tabii ki, tecrübeli ve yerleşik çiftçiler bulundukları bölgenin don riskini tahmin edebilir. Ancak iklimdeki ani değişimler, çoğu zaman hazırlıksız yakalanmaya neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Bu Yıl Meyve ve Sebzelerde Kıtlık Yaşanabilir</strong><br />
Yaşanan don olayları nedeniyle bu yıl, başta sert çekirdekli meyveler ve patates ile sera ürünleri gibi sebzelerde ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Mevcut yüksek enflasyon nedeniyle zaten pahalı olan fiyatlar daha da yükselebilir. Konunun bütünlüklü bir şekilde analiz edilerek erken önlemler alınması gerekiyor. Aksi takdirde, gıdaya erişim sorunu yaşayan yoksul kesim ve sabit gelirle geçinenler, meyve ve sebzeleri daha pahalıya almak zorunda kalabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir/">Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye için çalışıyoruz</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-icin-calisiyoruz/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-icin-calisiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şener MENGENE]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 13:03:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=362364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stratejik Araştırma Merkezi olarak &#8220;Strateji Enstitüsü&#8221;, Ülkemizde Strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir katkı sağlamış, Yerli, Milli ve Manevi Değerlere Bağlı Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak Ahilik Değerlerini asrımızda yeniden gerçekleştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Strateji Enstitüsü; ülkemizde, strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir farkındalık kazandırmıştır. Yerli ve Milli Düşünce Kuruluşu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-icin-calisiyoruz/">Türkiye için çalışıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stratejik Araştırma Merkezi olarak &#8220;Strateji Enstitüsü&#8221;, Ülkemizde Strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir katkı sağlamış, Yerli, Milli ve Manevi Değerlere Bağlı Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak Ahilik Değerlerini asrımızda yeniden gerçekleştirmek için çalışmalar yapmaktadır.</p>
<p>Strateji Enstitüsü; ülkemizde, strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir farkındalık kazandırmıştır. Yerli ve Milli Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırma Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak &#8220;Güçlü Türkiye&#8217;nin Stratejik Vizyonu&#8221; hedefi ile kurulan Strateji Enstitüsü, ülkemizin kronik sorunlarına kalıcı çözümler üretmektedir. Asrın Ahilik Teşkilatını kurmak, İslam İktisadını gerçekleştirmek ve Faizsiz Ekonomiye geçilmesi için çalışmalar yapmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, ülkemizin gelecek vizyonuna katkı yapacak stratejik araştırmalar ile derinlemesine akademik, stratejik, jeopolitik, sosyal, sağlık, spor, enerji, gıda, teknoloji, hukuk, siyasal, ekonomik ve diplomatik konularla ilgili çalışmalar yapmaktadır. Teknoloji, Ar-Ge ve İnovasyon çalışmalarını desteklemektedir.</p>
<p>Bununla birlikte, ülkemiz için uluslararası alanda rekabet edebilecek etkili politikalar geliştirmek, Faizsiz Ekonomiyi oluşturmak, Asrın Ahilik Teşkilatını kurmak, İslam İktisadını gerçekleştirmek, Faizsiz Ticaret Pazarı oluşturmak, Türk ve İslam ülkeleri arasında sosyal, kültürel, siyasal, ticari ve askeri alanda işbirliğini güçlendirmek, somut, uygulanabilir, sürdürebilir, kısa, orta ve uzun vadeli, milli, yerel, ulusal, bölgesel ve küresel stratejiler belirlemeyi amaçlamaktadır. Nihai hedef; Vatanın ve Milletin Birliğini korumak, Milli ve Manevi Değerlere sahip çıkmak, güçlü Türkiye’nin oluşmasına ve dünyada söz sahibi olmasına katkı sağlamak ve Allah’ın rızasına nail olmaktır.</p>
<p>Strateji Enstitüsü, Stratejik Raporlar, Makaleler, Seminerler, Eğitimler, TV, Gazete, Dergi gibi bilimsel çalışmalar ile birlikte, Strateji Akademisi &#8220;Stratejik Vizyon toplantıları&#8221; ile gündemdeki konuları, uzman konukları ile belirli periyodlarla derinlemesine değerlendirmektedir. Stratejik konulara ilgi duyan, ülkem için bende varım diyen herkesi merkezimize destek olmaya davet ediyoruz.</p>
<p>STRATEJİ ENSTİTÜSÜ<br />
SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ:</p>
<p>https://www.facebook.com/share/1AKGAmquKS/</p>
<p>https://www.facebook.com/profile.php?id=61567581900359&#038;mibextid=ZbWKwL</p>
<p>https://www.facebook.com/stratejidernegiensitusu/</p>
<p>Strateji Enstitüsü (@StratejiEnstitu) adlı kişiye göz at: https://twitter.com/StratejiEnstitu?t=gcHtC8xD6LSEOx2Kqw3swA&amp;s=08</p>
<p>https://instagram.com/strateji_enstitusu?utm_source=qr&#038;igshid=ZDc4ODBmNjlmNQ%3D%3D</p>
<p>Strateji Enstitüsü (@StratejiEnstitu) adlı kişiye göz at: https://x.com/StratejiEnstitu?t=TiyLuIqcy5358qN_dOM7YA&amp;s=08</p>
<p>https://stratejienstitusublog.wordpress.com/</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-icin-calisiyoruz/">Türkiye için çalışıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-icin-calisiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
