
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye | sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/tag/turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/tag/turkiye/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Jul 2022 10:32:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkiye ve Balkan Barışı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ve-balkan-barisi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ve-balkan-barisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2022 10:31:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[BALKANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[PROF. DR. ANIL ÇEÇEN]]></category>
		<category><![CDATA[RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=248442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya haritasına bakıldığı zaman, Anadolu yarım adasına sığınmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Asya kıtası ile Kafkas dağları, Avrupa kıtası ile de Balkan dağları üzerinden kenetlendiği görülmektedir. İki büyük kıta arasında bir geçiş koridoru konumundaki, Anadolu yarımadası bir büyük asma köprü gibi durmakta, Balkan bölgesi Avrupa ile, Kafkas bölgesi ise Asya ile bağlantı kuran köprüler olarak dünya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-ve-balkan-barisi/">Türkiye ve Balkan Barışı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya haritasına bakıldığı zaman, Anadolu yarım adasına sığınmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Asya kıtası ile Kafkas dağları, Avrupa kıtası ile de Balkan dağları üzerinden kenetlendiği görülmektedir. İki büyük kıta arasında bir geçiş koridoru konumundaki, Anadolu yarımadası bir büyük asma köprü gibi durmakta, Balkan bölgesi Avrupa ile, Kafkas bölgesi ise Asya ile bağlantı kuran köprüler olarak dünya sahnesindeki yerlerini almış gibi görünmektedirler.</p>
<p>İki büyük bölge ile iki büyük kıtaya bağlanmış olan Türkiye Cumhuriyeti kıtalar arasındaki köprü olma işlevini son yıllarda kıtalar arasındaki köprü sayılarını artırarak  ve doğal köprü konumunu insan emeği ürünü yeni köprüler yaparak sağlamlaştırmaktadır. Böylece Londra &#8211; Pekin arasında kurulmuş olan yeni ipek yolunu ya da bir yol ve bir kuşak yapılanmasını güçlendirerek deniz yollarını dışlayan yeni kara ulaşım sisteminde, Türk devleti merkezi konumunu koruyarak ve uluslararası ulaşım ve taşımacılığın daha hızlı bir yönde gelişmesi misyonunda üzerine düşen merkezi konumun gereklerini yerine getirerek  çalışmaktadır.</p>
<p>Bu doğrultuda Boğaz köprülerinin sayısı Çanakkale köprüsü ile birlikte dördü bulurken, bunlara ek olarak bir da  boğaz altı bir Avrasya geçişi de inşa edilerek sisteme dahil edilmiştir. Ayrıca bu kıtalar arası köprülerin uzantısı olarak yeni kara yolları ve bağlantılı köprüler de kurularak ve dünya ticaretinin ana geçiş hatları yoğun bir koridor konumuna getirilerek, sistem tamam olma noktasına getirilmiştir. Tarihin ilk çağlarından bu yana kıtalar arası köprü konumundaki bu bölge aynı zamanda kavimler kapısı olarak da öne çıkmış ve bu doğrultuda iki kıta arasında göçler her dönemde birbirini izleyerek bugüne kadar gelmiştir. Zaman içinde Asya’dan Avrupa’ya ya da Avrupa’dan Asya’ya Boğazlar bölgesinden geçen kavimler, daha sonraları gelerek yerleştikleri bölgelerde yerleşerek yeni devletler ve onların üzerinden de yepyeni uygarlıkları gündeme getirerek insanlığa katkıda bulunmuşlardır.</p>
<p>Dünya tarihi bir bütünlük içerisinde incelendiği zaman, Boğazlar bölgesinin bazan ana trafik merkezi konumuna geldiği ve bu çizgide Avrupa ya da Asya kıtalarında gelişen uygarlıkların, Anadolu yarımadası üzerinden geçerek yeni yapılanma aşamasına geldikleri anlaşılmaktadır. Bugüne kadar bu bölgeler üzerinden ortaya çıkan yeni siyasal yapılanmalar ve göçler ana kıtaların  siyasal şekillenmesinde önde gelen  belirleyici bir rol oynamışlardır .</p>
<p>Tarihsel süreç kendi dinamikleri içinde devam edip giderken geçen sonbahar aylarında bir gece ansızın dünyanın en büyük devleti olarak adlandırılan Amerika Birleşik Devletlerinin, Balkan yarımadasının tam ortasında yer alan Yunanistan toprakları üzerine büyük miktarda asker ve savaş malzemesi indirdiği görülmüştür. Bu aşamada insanlık Orta Doğu ve Orta Asya sorunları ile uğraşırken, ABD’nin beklenmeyen bu ani askeri çıkartması gözlerden uzak kalmış dünya kamuoyu Afganistan meselesi, Çin sorunu ve Rusya’nın batı dünyasına karşı çıkan yeni jeopolitik konumunu tartışırken, ABD her zamanki gibi ani bir çıkartma yaparak, hiç kimsenin beklemediği bir aşamada Yunanistan üzerinden Doğu Avrupa bölgesine bir askeri çıkartma yapmıştır. Hiç beklenmedik bir sırada gerçekleştirilen bu çıkartma harekatı tüm dünya ülkelerini şaşırttığı gibi, Yunanistan devletini ve Avrupa kıtasının bölgesel devletleşme yapılanması olan Avrupa Birliğini de karşısına alırken,aynı zamanda Balkan yarımadası üzerinden bütün bölge devletlerini ve bölgesel siyasal yapılanmaları doğrudan doğruya hedef almıştır.</p>
<p>Rusya’nın Ukrayna işgalinden altı ay önce gerçekleştirilen bu işgal hareketinin de, tıpkı Rusya’nın komşusuna karşı haksız yere yapmış olduğu işgalci girişim gibi dünya kamuoyunca izlenmesi ve ayrıntılarına varana kadar tartışılması gerekirken, ABD’liler sanki hiçbir şey yokmuş ya da olağanüstü herhangi bir gelişme olmamış gibi davranarak Balkan yarımadasının merkez ülkesi konumundaki Yunan devletinin topraklarına gelerek yerleşmesi, iki dünya savaşı sonrası dünyada hiç hoş karşılanmamış, herkes bu tehlikeli işgalden kendine göre sonuçlar çıkarmıştır.</p>
<p>ABD’nin bu saldırgan tutumunu iyi anlayabilmek için, harita üzerinden Balkanlara yeniden bakmak ve ortaya çıkan yeni jeopolitik durumu her yönü ile değerlendirmek gerekmektedir. Bütün jeopolitik kitaplarına göre üç kıta arasında yer alan Türkiye Cumhuriyetinin, dünyanın merkezi ülkesi olduğu ve bu durumun gereği olarak da Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarındaki tüm savaşların ya da sıcak çatışma ve çekişmelerin Türk devletini doğrudan etkilediği görülmektedir.</p>
<p>Osmanlı sonrasında Türkiye’nin merkezi devlet olarak yer aldığı bu orta dünya üzerinde, Kafkaslar kadar Balkanların da bağlantı kuran konumda oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca tarihin ortaya koyduğu gerçekler çerçevesinde sorun ele alındığında, dünyanın merkezinin Orta Doğu olduğu ama bu merkezi bölgenin kontrolünün ancak Balkanlar üzerinden yapılabileceği ileri sürülmektedir. Özellikle iki büyük dünya savaşının yapıldığı Balkan bölgesinin ele geçirilmesi ve Balkanlar üzerinden Orta Doğu bölgesinin denetim altına alınması, bir üçüncü dünya savaşı tehlikesinin belirdiği yeni aşamada dünya barışı açısından son derece kritik bir duruma gelindiğini göstermektedir.</p>
<p>Özellikle altı ay sonra Rusya’nın Ukrayna işgaline yöneldiği düşünülürse, bu durumun ortaya çıkmasından önce ABD’nin harekete geçerek, kuzey bölgesinin altında yer alan Balkan yarımadasının güvenlik açısından yeni bir önem kazandığı ve gene bir üçüncü dünya savaşı sürecinin kuzey bölgesinden gelen dalgalarla Balkan yarımadası üzerinde çıkabileceği ihtimalinin giderek yükselmesi, Doğu Avrupa bölgesinde kuzeyden Rus işgaline karşılık güneyden de,ABD işgalinin Yunanistan toprakları üzerinden yarımadanın ortasına doğru geliştirildiği anlaşılmaktadır. İlk iki dünya savaşı sırasında Doğu Avrupa bölgesinin Balkanlar üzerinden savaş meydanına dönüştürülmesi gibi bir üçüncü dünya savaşı benzeri durumun gündeme getirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Rusya ve ABD eski dünya savaşlarının cephe ülkeleri olarak sahip oldukları çok büyük askeri yapılanmalar ile gene eski cephe bölgelerinde yeniden bir askeri yayılmanın arayışları içine girdikleri görülmektedir. Rusya bir gecede Ukrayna topraklarının yarısını ayakları altına alarak ezerken, ABD ileri teknolojinin kullanıldığı bir hava çıkartması sayesinde binlerce askerini ve silahlarını getirerek, Yunanistan’ı üçüncü büyük savaşın cephe ülkesi konumuna getirmektedir. Böylesine bir durumu öne çıkaran ABD asıl rakibi olan Almanya, Rusya ve Avrupa Birliği gibi büyük yapılanmaları karşısına alırken üçüncü bir dünya savaşı riskini dikkate aldığını göstermiştir.</p>
<p>Birbiri ardı sıra çok hızlı gelişen yeni olaylar, küreselleşme süreci sonrasında dünyayı yeniden bir soğuk savaş gerginliğine sürüklerken, Ukrayna’da savaşın patlak vermesi ve savaşın Doğu Avrupa üzerinden eski dünya savaşının merkezi gücü olarak Almanya’nın yeniden karşıya alındığını, ABD’nin Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi Rusya ile paslaşarak dünyayı yönetmeye devam etmek istediğini, açıkça Rusya’yı hem Avrupa ülkelerine hem de Çin’e karşı kullanarak, eski hegemonyasını sürdürme gibi bir yeni çizgiye yöneldiğini dünya kamuoyunun gözleri önüne sermiştir.</p>
<p>Küreselleşme sonrasında dünya yeni bir döneme girerken Avrupa Birliği ve NATO gibi batı bloğundan kaynaklanan çok devletli yapılanmaların önemini yitirdiği, ABD-Rusya işbirliği ile ABD’nin eski dünya egemeni olan Avrupa ülkelerini öncelikli bir biçimde karşısına aldığını ve bunları Rusya’yı kullanarak devre dışı bırakmak için çalıştığını, daha sonraki aşamada da Avustralya merkezli kurmuş olduğu Anglosakson AUKUS örgütü  aracılığı ile de, Çin’e karşı yeni okyanus cephesini güney yarıküresinde gündeme getirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Savaşlar aracılığı ile dünya hegemonyasını ele geçiren ABD’nin yeni dönemde de savaşlar aracılığı ile bu hegemonyasını korumaya çalışacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede son gelişmeler dikkate alındığında Rusya’nın Ukrayna savaşı üzerinden savaş sürecini Doğu Avrupa’ya taşımaya çalışacağı ve bu savaşın Karadeniz üzerinden Kafkaslar, Anadolu ve Hazar bölgelerine doğru gelişebileceği ve hatta daha da ileri giderek Balkanlar üzerinde üçüncü bir büyük savaş senaryosuna doğru ilerleyebileceği gibi ihtimalleri bugünün dünyasında akla getirmektedir. Özellikle bir gece ansızın ABD’nin Balkan yarımadasının tam ortasına büyük bir askeri yığınak yapması ancak böylesine bir tutum ile değerlendirilebilir. Geçmişteki olumsuz gelişmelerden ders almasını iyi bilen Avrupa ülkeleri ve Türkiye, yeni dönemde bu tür tehlikelere dikkat ederek hareket edeceklerdir.</p>
<p>Balkanlar bölgesi her zaman için Doğu Avrupa kıtasının bir parçası olarak dünya jeopolitik yapılanmasında genellikle çok önemli bir yere sahip olmuştur. Balkan dağları üzerinden çeşitli bölgeleri kapsayan bu yarımada Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bir bölge olarak her zaman için Asya ve Avrupa kıtalarında meydana gelen devletleşme süreçlerinde önemli konumlara sahip olmuş ve bu durumdan da yararlanarak devletleşme ile ilgili oluşumların sonuca bağlanmasında da kilit bir konuma sahip olmuştur.</p>
<p>Balkan yarımadasına dışarıdan bakıldığı zaman bir çok çözümsüz kalmış sorunlarla birlikte, bir de geleceğe yönelik yeni bazı oluşumların da sorun çıkarma potansiyelini birlikte taşıdıkları görülmektedir. Balkan bölgesi böylesine bir konuma sahip olarak doğu-batı ya da kuzey – güney yapılanması olarak dört bölgeli bir  görünüme sahiptir. Bugünün koşullarında Avrupa Birliği oluşumu ile komşu bir konuma sahip olan batı Balkanlar, en büyük Balkan sorunu olan Bosna-Hersek Cumhuriyetinin hem bölünmüş hem de geleceği belirsiz bir kaos ortamı karşı karşıyadır.</p>
<p>Osmanlı döneminden kalan Balkan yarımadasında bir bölünmüşlük ya da bütünleşememe gibi kaotik durumlar öne çıkarken, bir üçüncü dönem Balkanizasyon sürecinin yeniden gündeme gelmesi ihtimali bölge devletleri ile birlikte bütün büyük devletleri yakından ilgilendirmekte ve ABD gibi geleceğin yeni dünya düzenini oluşturmak için çaba gösteren  Almanya, ABD, İngiltere,Rusya ve Türkiye’yi karşı karşıya getirmektedir. Balkan tarihi Rusya, Osmanlı ve Avrupa ülkeleri arasında çekişme, çatışma ve savaş olayları ile dolu olduğu gibi, yakın gelecekte de benzeri bazı olumsuz durumların bu doğrultuda öne çıkması muhtemel görülmektedir. Dünya düzeninin her zaman tehlikeye sürüklendiği bölgelerden birisi olarak Balkanlar bölgesi,yakın gelecekte yeniden bir sıcak dönemin eşiğine gelmiş gibi görünmektedir.</p>
<p>Dünya hegemonyasını sürdürme iddiasında bulunan ABD’nin tam bu aşamada Balkan yarım adasının tam ortasına binlerce silah, malzeme ve asker yığmasının bir tesadüf olmadığı  ve aksine geleceğe dönük bir savaş hazırlığının ilk adımları olarak gündeme geldiği anlaşılmaktadır. Soğuk savaş sonrasında küreselleşme dalgası ile yeni bir jeopolitik ortam şekillenirken,batı Balkanlar üzerinden yeni jeopolitik oluşumun devreye girmesiyle birlikte hem NATO hem de Avrupa Birliği üyesi olan iki küçük ülke olarak Hırvatistan ve Slovenya, Balkanlar ile Avrupa Birliği arasında yeni sınır ülkeleri olarak eskisinden farklı bir konuma sahip olmuşlardır.</p>
<p>Avrupa Birliği oluşumu doğuya doğru genişleme süreci içinde eski Osmanlı ülkeleri olan Müslüman devletleri de içine almaya çalışırken, Hristiyan tarikatların bu bölgede üstünlük çekişmeleri içine girmesiyle birlikte bu bölgede yaşanan sorunlar en üst noktaya doğru tırmanmıştır. Böylesine olumsuz bir duruma müdahale etmek isteyen ABD; İtalya, Almanya, Belçika ve Yunanistan’daki askeri birlikleri aracılığı ile sıcak çatışmalara yön verebilmenin arayışları içine girerek, bölgede daha fazla askeri birlik bulundurabilmenin arayışı içine girmiştir. NATO ittifakının baş aktörü olarak ABD, Balkan barışı için üzerine almış olduğu askeri misyonları yerine getirebilmenin çabası içine girmiştir. Rusya, Almanya ve Fransa gibi büyük ülkeler bölge sınırlarını zorlarken aslında üçüncü bir Balkan savaşı oluşumunun da hazırlayıcısı olarak öne çıktıkları açıkça görülmektedir. Batı Balkanlar’da Bosna üçe bölünmüş bir ülke olmaktan çıkmaya çalışırken, Kosova üzerinden Rusya’nın Sırbistan aracılığı ile bölgede yeniden eski hegemonya düzenini kurmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Sırplar Ortodoks dayanışmasıyla öne çıkarken, Almanlar Hırvatistan ile yeni bir denge düzeni arayışı içine girmekte, İngiltere ise Yunanistan’ı kullanarak yeniden bir hegemonya arayışına girişirken, İtalyanlar Arnavutluk aracılığı ile yeni kurulan Balkan denklemlerinde kendileri için daha uygun bir konum arayışına yönelmişlerdir. Balkanların Hrıstiyan devletleri hiçbir zaman tek bir büyük devletin çatısı altında bir araya gelemedikleri için, Hristiyan Avrupa’nın büyük devletleri küçük Balkan ülkelerini birbirlerine karşı kullanmışlardır. Almanya Hırvatistan’a, İngiltere Yunanistan’a, Rusya Sırbistan’a, dönük politikalar aracılığı ile Balkan yarımadasında üstünlük kurmaya çaba gösterirken, Türkiye  Bosna, Arnavutluk ve Kosova gibi Müslüman ağırlıklı bölge ülkelerine her zaman için öncelik taşıyan politikalar aracılığı ile hareket ederek, Osmanlı döneminden kalma yakınlıkları komşu Balkan ülkelerinde kullanmıştır.</p>
<p>ABD yeni dönemde Sırbistan ile tarihi bir yakınlaşma gerçekleştirerek, bu ülkedeki Rusya’nın etkisine son vermek istemektedir. Rusya’nın Sırbistan’ı kullanarak yeni Yugoslavya maceralarına izin vermek istemeyen bir yaklaşımla ABD’nin hareket ettiği görülmekte ve bu nedenle de Anglosakson ülkelerine en çok yakınlık gösteren Yunanistan gibi bir ülke,yeni dönemin işgal senaryolarında ilk adım olarak önceliğe sahip olmaktadır. Bölgedeki NATO üstlenmesini yeterli görmeyen ABD’nin bu durumdan yararlanarak yeni bir orduyu Balkan bölgesine taşımak istemesinin iki dünya savaşı sırasında kilit öneme sahip bulunan bu yarımada üzerinde, artık kendi kontrolünde eskisine oranla daha kalıcı bir düzen arayışı içinde olduğu göze çarpmaktadır. Bölgenin çeşitli noktalarında ısınmaya başlayan eski problemlerin yeni Serebrenica felaketlerine yol açmaması için,din merkezleri üzerinden bir bölge düzeni arayışı içine girilmesi sırasında uluslararası bütün kuruluşların Balkanlara dönük çalışmalarında, daha gerçekçi tutumlar izleyerek yeni katliamların önünün kesilmesi gerekmektedir.</p>
<p>ABD’nin dünyanın en güçlü ülkesi olarak ve geçmişten gelen tecrübelerinin izleyicisi  konumuyla tüm Balkanlar için NATO aracılığıyla kalıcı bir barış ortamı hazırlaması gerekirken, kendi emperyalist ordusunun bazı birliklerini ansızın Balkanların ortasına getirerek işgal ve savaşa hazır bir duruma geçirmesi, bu aşamada yeni bir Balkan savaşının eşiğine gelindiği gibi son derece olumsuz yeni bir durumu ortaya çıkarmıştır. Bu bölgede yaşanan iki dönem savaş ve Balkanizasyon oluşumlarının birbirini izleyerek, üçüncü bir insanlık dramına yol açması, Balkan sorunlarının günümüzde de eskisi gibi devam edip gittiğini ve her güçlenen ülkenin bu coğrafya da kendisinin merkezinde yer aldığı yeni bir harita çizmeye kalkışmasıyla, işlerin yeniden karışıklık ortamına sürüklendiğini de ortaya koymaktadır. NATO’nun dünya jandarması görünümünde bir askeri birlik olarak kullanılması, ABD’ye karşı beslenen barış ortamı beklentilerini aksattığı için, ABD artık hiç kimseyi dinlemeyerek ve ordularını Balkanların ortasına getirerek tam bir savaş yapılanmasına girmiştir.</p>
<p>Karadağ bölgesinde Rusya’nın bir darbe senaryosuna kalkışması son dönemde dengeleri iyice sarsarken, ABD arabuluculuğa soyunarak, bölgedeki Hristiyan ülkelerin güvenini kazanmaya çalışıyordu. Kosova ile Arnavutluk devletlerinin birleşmelerinin önlenmesiyle, Sırp-Arnavut çatışma ortamı devam ederken, Makedonya’da isim değişikliği sonrasında gündeme gelen gerginliklerin zamanla bir patlama noktasına gelerek, bölgedeki barış ortamını iyice tehdit etmesi gibi bir olumsuz ihtimalin öne çıkması da, ABD’yi yavaş yavaş üçüncü dünya savaşına doğru sürükleyen nedenler içinde yer almasına yol açmıştır. Yugoslavya’nın dağılması sonrasında gündeme gelen sıcak sorunlar, yerel halk ve örgütleri kızıştırırken,büyük devletler dış güçler olarak Balkan sorunlarını kendi planları doğrultusunda çözüme kavuşturmak üzere bölgeye geliyor ve küçük ülkeleri yönlendirmeye kalkışıyorlardı.</p>
<p>Doğu Balkanlar’daki meseleler bir çok açıdan çözüme doğru yönlendirilirken, bölgenin batısında yer alan sorunların, Avrupa Birliğinden gelen baskılar yüzünden giderek sıcak çıkmazlara doğru sürüklendikleri görülmektedir. Avrupa Birliği kendi karmaşık sorunları ile uğraşırken bölge ülkeleriyle gerçek anlamda kalıcı çözümler oluşturamamış ve bu yüzden de Batı dünyası adına Balkan sorunlarına çözüm üretmek gibi bir misyona ABD’nin sahip çıkmasıyla, Rusya ve Almanya’ya karşı bölgede yeni bir güç dengesi kurma girişimleriyle karşılaşılmıştır. Avrupa kuşkuculuğu yüzünden çözümsüz kalmış Balkan sorunlarının, ABD ordularının gelerek Yunanistan’a yerleşmeleri  sayesinde yeni bir barış sürecine doğru yönlendirilecekleri beklentisi, her geçen gün daha da güçlenerek öne çıkmaktadır. ABD’nin Balkan sorunlarını uzaktan izlerken, birden binlerce kilometrelik Okyanusları aşarak Doğu Avrupa bölgesinin tam göbeğinde yer alan Yunanistan’ın dağları ve ovaları üzerinden bir işgal hareketi ile karşılaşmak, bölgede barış bekleyen dünya kamuoyunu fazlasıyla umutsuzluğa doğru kaydırmıştır.</p>
<p>Yugoslavya gibi bir federasyonun yeni bir benzerinin Balkan yarımadası üzerinde kurulamaması, barış için yürütülen girişimlerin küçük ve cılız kalmasına yol açmıştır. Avrupalı büyükler ile Çin, Rusya ve İran gibi dünyanın büyük devletlerinin gelecekteki tutum ve izleyecekleri yollar Balkan barışının çizgilerini ortaya koyabilecektir. ABD’nin hızla harekete geçerek ordularını Yunanistan’a yığmasının sebebi bölge dışı güçlerin önünü kesme çabasıdır.</p>
<p>Yeni yılda Rusya Ukrayna savaşı ile  Doğu Avrupa’ya doğru harekete geçerken, bu aşamada  ABD’de okyanuslar ötesinden bölgeye gelerek ordusunun gücü ile Rusya’nın önünü kesmek üzere  devreye girmektedir. Rusya dünyanın en büyük ülkesi olmak üzere küresel hegemonya açılımına kalkışırken, Avrupa ile arasında yer alan Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyası üzerinde   sahip olduğu otoriteyi daha da yaygınlaştırmaya çalışırken, eski sosyalist ülkeler üzerindeki baskılarını artırmıştır.</p>
<p>ABD’nin doğu Avrupa ülkeleri üzerinden ABD’deki Macaristan, Polonya, Romanya ve Çek cumhuriyeti bağlantılı Yahudi lobilerinin etkin girişimleri sayesinde, Balkan sorunlarının ABD üzerinden çözüme bağlanmasında etkin çalışmalar yürütülmüştür. Rusya zayıf kalan teknolojisi  ve giderek azalan nüfus yapısıyla diğer  büyük devletler ile karşılaştırmalara konu olurken, sahip olduğu büyük askeri gücü kullanarak dünyanın altı da birini oluşturan kara topraklarını korumaya çalışırken, aynı zamanda Doğu Avrupa’daki sosyalist dönemden kalma otoritesini de artırarak kendi güçlenmesini artırmanın arayışı içine girmiştir. Eski düşmanlıklar ile yeni yolsuzlukların çok farklı gerginliklere yol açtığı Balkan bölgesinde Rusya’nın Doğu Avrupa kökenli hegemonya girişimlerinin etkisi, Balkanlara  çok güçlü bir biçimde yansımaktadır.</p>
<p>Eski Sovyetler birliğinin yeniden inşası gibi bir hayal peşinde koşan Rus emperyalizminin, Balkan yarımadasını Osmanlı sonrası sosyalist sisteme bağlaması gibi yeni bir yaklaşımın Rusya aracılığı ile Balkanlara taşındığı görülmektedir. Balkanları eskisi gibi kanlı  bazı maceralara ya da senaryolara sürüklemek,hiçbir biçimde kabul edilemeyecek olumsuz bir durumdur. ABD’nin bütün dünyada gövde gösterisi maceralara kalkıştığı gibi,taklitçi bir yaklaşım aracılığı ile bölgenin kabadayılığına soyunmak, üçüncü kez Balkan yarımadasını bir dünya savaşının cephe ülkesine dönüştürebilecektir. Yolsuzlukların gerginleştirdiği bir yeni ortamda eski düşmanlıkların  yeniden hortlatılması da üçüncü parti savaş senaryolarına bölgenin küçük devletlerini mahkum edebilir. Balkanizasyon dalgalarının paramparça ettiği çok etnisiteli Balkan ülkelerinin önümüzdeki dönemde yeniden etnik kavgalara sahne olmaları, yeni dünya savaşı senaryolarını tekrar gündeme getirerek Rusya’nın başlatmış olduğu sıcak savaşın  devam edip gitmesine yol açabilecektir.</p>
<p>Sovyetler Birliğinin çöküşünün  dünyanın başına gelen en büyük felaket olduğuna inanan bir devlet yöneticisi olan Putin bugün tanklarıyla Ukrayna’yı işgal ederken, ikinci aşamada Beyaz Rusya ve Moldavya üzerinden  Polonya, Macaristan, Romanya, Finlandiya ve Baltık ülkeleri gibi Doğu Avrupa devletlerini hedefe alarak, batıya doğru bir genişleme stratejisini,bugünün koşullarında ısrarlı bir biçimde sürdürmektedir. Önce Kırım’ı işgal ederek yola çıkan Rus emperyalizmi, daha sonra büyük bir ülke olan Ukrayna’yı çiğneyip geçerek Baltık kıyılarına doğru bir yeni işgal senaryosunu  gündeme getirirken, bütün Avrupa ülkelerini tedirgin etmiştir. İki bin yıllık modern dünya tarihinde Rusya her zaman için Doğu Avrupa üzerinden Balkanları esas alarak bir emperyalist bağımlılık düzenini kendi denetimi altında  geliştirmeye çalışmıştır.</p>
<p>Eskiden  her zaman için Fransa ve Almanya’yı karşısında gören Rusya, bugün Amerika Birleşik Devletlerini karşısında görmekte ve ABD’yi yönlendiren Musevi lobilerinin baskıları ile de uğraşmak zorunda kalmaktadır . Dünya tarihinin son beş yüz yılında yer küreye egemen olan Atlantik emperyalizmi, Avrupa emperyalizminin yerini alarak orta dünya bölgelerine yönelik bir hegemonya macerasına girerken, Rus emperyalizminin önünü kesmek üzere ABD orduları, Balkanların tam ortasındaki Yunanistan topraklarına gelerek burada kendisi için bir üçüncü dünya savaşı senaryosunun uygulanmasına yönelmektedir. Balkanlardaki küçük devletlerin ulusal bağımsızlık senaryolarından sonra, bugün de insanlık küresel bağımlılık senaryolarının gündeme getirdiği çatışma ve savaşlar ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır.</p>
<p>Üç kurucu etnik grubun bir araya gelmesiyle oluşan Bosna-Hersek Cumhuriyetinin  gelecekte nasıl bir şekil alacağı,bir çatışma sonrası dönemde belirlenebilecekmiş gibi görünmektedir. Özgür bir Balkan dünyası yaratmak için yola çıkan Balkan halkları büyük devletlerin çekişmesine kurban olurlarken, emperyalistlerin kendi aralarındaki kavgalarında da telef olmaktadırlar . Bu yüzden çok büyük oranda Balkan ülkelerinde yaşayan etnik toplulukların çeşitli bölge dışı ülkelere göç ettikleri görülmektedir. Türkiye bu göçlerden en çok payını alan ülke olarak Balkanlarda her zaman önde gelen ülke olmuştur.</p>
<p>Kosova-Arnavutluk-Makedonya hattında, ABD yeni dönemde etkin olmak istediği için ordusu ile gelerek Balkanlara yerleşmiş ve eski NATO üslerinin bulunduğu bu bölgede bugünün koşullarında ondan fazla askeri üs kurarak bölge ülkelerini sıkı bir baskı altına almıştır . İran, Arabistan ve Katar gibi zengin Arap ülkeleri yardım için bölgeye gelirken, Bosna, Kosova ve Makedonya gibi Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip olan Balkan ülkeleri, onların desteğiyle  gelecek yapılanmasına girmektedir. Bu bölgenin  ülkelerini içine almaya çalışan ama Müslümanlar ile Musevilerin ortak bir yaşam içinde barındıkları Kosova, Makedonya, Bulgaristan ve Sancak bölgesi gibi yerlerde var olan kozmopolit nüfus yapılanması ABD’nin müdahalesine yol açmakta,etnik ve dinsel çatışmaların bölgede sıcak savaşlara neden olmaması için Atlantik kıyılarından böylesine hassas bölgelere sürekli olarak dışarıdan karışma ve de müdahale gibi yollara başvurulmaktadır.</p>
<p>Atlantik ittifakının hazırlamış olduğu bazı belge ve raporlarda Balkanlar da çatışmalara neden olan etnik ve dinsel ayrılıkların toplumsal barışı tehlikeye sokmasını önlemek için ABD’nin Balkanlarda kalıcı bir biçimde askeri varlık tesis etmesinin doğru olacağı düşüncesiyle, ABD’nin son askeri çıkartmasının gündeme getirildiği anlaşılmaktadır. ABD batı dünyasını doğudan gelebilecek tehditlere karşı korumak amacıyla Balkanlar’da yeni askeri oluşuma giderken bölge güvenliğine dikkat ederek hareket etmek durumundadır. ABD dış işleri bakanı gelecek dönemde yirmi iki devletin sınırlarının değişeceğini ifade ederken, Balkanların da içinde yer aldığı İslam coğrafyasının da böylesine bir değişime doğru gittiğini dile getirmekteydi. ABD bölgede NATO ile birlikte hareket ederken bölge barışının daha sağlam temeller üzerine atılması gibi gerekçeler ile çağdaş yeni yapılanmalara gidildiği ileri sürülmektedir.</p>
<p>ABD bugün gelmiş olduğu Yunanistan topraklarında batı için güvenli bir gelecek arayışını sürdürürken,bu uğurda bölge ülkeleri arasında zaman içinde oluşmuş olan dayanışma düzeninin de ortadan kalmasına giden yolu açmaktadır. ABD Balkanlardaki askeri çıkartması sonrasında bölge ülkelerine güven verici bir çizgide hareket ederse, o zaman diğer emperyal devletlerin devreye girmelerine gerek kalmayabilir. Bosna barışını getiren Dayton antlaşmasıyla ciddi bir arabuluculuk denemesine giren ABD’nin gelecekte eskisi gibi devreye girerek arabuluculuk yapabilmesi de, yaratılacak güven ortamı içinde gerçekleşebilir.</p>
<p>Balkanlar da var olan çok sayıdaki Müslüman ve Hristiyan toplulukların düzgün bir  geleceği  bölgede oluşturulabilecek bir barış ortamı ile mümkün olabilecektir. Bölgedeki Müslüman topluluklar ile Hristiyan toplulukların kendi dindaşları olan ülke ve devletler tarafından desteklenmeleri, barış ortamına bir dereceye kadar katkı sağlamakta ve gereksinmelerin karşılanmasıyla yaratılan olumlu hava sayesinde çatışma ve savaş eğilimlerine karşı barışçı dengelerin oluşturulmasına yardımcı olmaktadır.</p>
<p>NATO’ya yönelen olumsuz tepkilere sahip çıkma aşamasında ABD’de suçlanmakta ve bu durumda NATO ile ABD ortak bir bütün olarak görülmektedirler. ABD’nin büyük bir ordu getirerek Balkanlar’da barış sağlaması çok kutuplu dünya düzeninde pek kolay görünmemekte ve küçük devletçikler ile dünyanın en büyük dev ülkesi ABD’nin küçük devletler ile ayrı ayrı barış antlaşması yapması gereğini öne çıkarmaktadır. Binlerce askerin emperyalist bir ordu çatısı altında Balkanlara getirilmesi küçük devletler ile bölge devletlerinin güvenliğini tehdit ederken, bölge dışı büyük ülkeleri de Balkanlardaki küçük toplumlar içinde müttefikler aramaya doğru yönlendirmektedir.</p>
<p>ABD’nin yeni dönemde daha dürüst bir arabulucu kimliğine yönelmesiyle güvensizlik ortamı ortadan kalkacağı için çekişmeler geride kalarak, sonu savaşlara kadar gidebilecek, sıcak çatışmaların ortadan kalkması için olumlu bir ortam yaratılabilecektir. Devletler arası işbirliği ve uluslararası kuruluşlar  barış misyonu doğrultusundaki hareketlerinin Balkan yarımadası üzerinde çıkacağı tartışılan üçüncü dünya savaşı senaryoları  içinde yer alacağı açıktır. Uzun süren bir insanlık tarihinin her sayfası çevrildikçe ortaya çıkan katliamlar ve insanlık dışı sahnelere artık üçüncü bin yıl idrak edilirken, insanlık adına izin verilmeyecek bir çizgi çerçevesinde olumlu  yeni bir sistemin gündeme getirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda arayışlara girişilmesinin düşünülmesi gerektiği aşamada, artık savaşlar yolu ile siyasal sorunların çözümüne gerek kalmayacak ve barış ortamı içinde sorunlar çözülebilecektir.</p>
<p>ABD’nin yeni cumhurbaşkanı  seçimine kadar yeni dünya düzeni için bekleyen ve bu doğrultuda seçim sonuçlandıktan sonra da bir sessizlik dönemi geçirilmesiyle birlikte, yeni dönemin siyasal yapılanmasını savaş yolunun denenerek açılmasıyla, olayların birbirini izleyerek öne çıkması süreci başlatılmıştır. ABD uluslararası alanda yeni bir oluşumun başlangıcı olarak Afganistan gibi bir savaş merkezinden çekilmiştir. Dünya uyuşturucu trafiğinin merkezi olan bu ülkede yıllardır devam eden terör ve buna bağlı olarak gelişen karışıklıklar süreci sürerken, ABD’nin hiç beklenmedik bir anda Afganistan gibi bir merkezi ülkeden geri çekilmesi, küresel planların değiştiğini göstermektedir.</p>
<p>Altı ay önce ABD orduları ile Yunanistan’a gelirken tam değişimin gündeme geldiği bir aşamada, Afganistan gibi bir ülkeden geri çekilmenin anlamının büyük olduğu anlaşılmaktadır. Dünyayı yeni bir düzene doğru sürükleyen Atlantik emperyalizmi geçmişin problemi olarak Afgan meselesini geride bırakırken, Avrupa’yı garantiye almak ve Rusya’nın kuzey bölgesinde başlatmış olduğu yürüyüşün önünü keserek bir Rusya ve Avrupa ya da bir Almanya ve Rusya birliğinin Balkanlarda gündeme gelmesinin önüne geçildiği yeni bir dönem öne çıkmıştır. İstanbul İngiltere tarafından dünyanın merkezi ilan edilirken, aynı zamanda Selanik kenti yeni yapısıyla bir doğu-batı bütünleşmesinin başkenti  olarak  öne çıkarılmıştır. Ayrıca batı Karadeniz’in büyük şehri Odessa’nın başkenti olacağı bir Doğu Avrupa Birliği  oluşumu, Brüksel merkezli Avrupa Birliği’ne alternatif olarak gündeme getirilmiştir. ABD bütünüyle Doğu Avrupa’yı  örgütleyecek bir büyük bölgesel oluşumu kontrol altına alabilmek için, ordusu ile birlikte Balkanlar’ın ortasına gelerek yerleşmesi birbirine bağlı görünen yeni  gelişmeler olarak açıklanabilir. Batının kontrolü dışında bir Doğu Avrupa Birliği ya da bir Balkan Federasyonu gibi yeni devlet yapılanmaları ile birlikte, Rusya’ya bağlanacak bir Doğu Avrupa ya da Putin’in sürekli olarak rüyasını gördüğü yeni bir Sovyetler Birliği oluşumu ile yeniden Rusya hegemonyasının denetimi altına alınacak Doğu Avrupa oluşumlarını önlemek üzere, ABD ordusunun gelecek için Balkanları kendine merkez olarak seçtiği açıkça görülmektedir.</p>
<p>Bütün dünya yeni bir döneme doğru sürüklenirken, her ülke gelecek hesapları yaparak kendi önceliklerine yönelecek yeni girişim ve yapılanmalara öncelik vermektedir. Balkanlar’da bir araya gelecek bir doğu-batı  birliği ya da bütünleşmesi, dünya güç merkezleri haritasını değiştireceği için, ABD okyanus ötesinden yönlendiremediği  dünyayı yönetmek üzere merkezi bölgeye gelmekte ve buraya yerleşerek, Avrasya bölgesinin bir Atlantik işgali senaryosu üzerinden yönetilmesini sağlayacak gelişmeleri öne çıkarmaktadır. Dünya dengeleri yeniden kurulurken, güvenlik ve ekonomi bilimi alanlarında farklı yaklaşımların öne çıkartıldığı göze çarpmaktadır. ABD okyanus ötesinden dünyayı yönetmekte zorlanırken, Avrasya bölgesinin merkezi olarak Ege ve Balkanlara yerleşebilmenin arayışı içine girmektedir. İngiltere kurmuş olduğu beş yüz yıllık bir büyük imparatorluğu artık adalardan yönetememekte ve bu nedenle İstanbul’u başkent yapacak bir yeni açılımı Doğu Avrupa üzerinden yönlendirmeye çalışmaktadır. İki dünya savaşını Atlantikçiler karşısında kaybeden  Almanya, Anadolu’ya gelerek, yerleşme planları doğrultusunda yeni dönemde Rusya ile yakınlaşarak bir Kuzey Birliği oluşumunu Balkan merkezli kurmaya çabalarken, Atlantik güçleri olarak ABD ve İngiltere’nin buna izin vermeyeceği anlaşılmaktadır.</p>
<p>ABD ve İngiltere Büyük Avrupa Birliği modelini devre dışı bırakırken, Almanya ve de İsrail İslam ülkelerini bir araya getirerek kendi kontrolları altında Büyük İslam imparatorluğu oluşturarak küresel bir yeni  denge sağlamanın çabalarını göstermektedirler. Ayrıca Kudüs merkezli Büyük İsrail girişimi ile Rusya merkezli bir Avrasya yapılanması ya da Çin merkezli bir Doğu imparatorluğu gibi yeni dünya hegemonyası oluşturma çabaları, merkezi coğrafyanın yeni yapılanması esas alınarak, gündemdeki diğer dünya imparatorluğu seçenekleri olarak gündeme gelmektedir. Bu nedenle, ABD’nin Balkan çıkartmasıyla Rusya’nın Ukrayna işgali, yeni dünya imparatorluğu çabalarının ilk örnekleri olarak tarihteki yerlerini almışlardır. Ne var ki, merkezi coğrafyanın tam ortasında yer alan Türkiye ve komşuları daha son sözlerini söylememişlerdir. Türkiye bir geri dönüşü gündeme getirecek yeni Osmanlıcılık takıntılarından kurtulabilirse, o zaman dünyanın tam ortalarında bir Merkezi Devletler Birliği tıpkı Avrupa Birliği gibi gündeme gelecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-ve-balkan-barisi/">Türkiye ve Balkan Barışı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ve-balkan-barisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;deki sendikalı işçi sayısı 2 milyon 280 bin 285 oldu</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiyedeki-sendikali-isci-sayisi-2-milyon-280-bin-285-oldu/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiyedeki-sendikali-isci-sayisi-2-milyon-280-bin-285-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2022 06:07:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=247400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de 15 milyon 987 bin 428 işçiden 2 milyon 280 bin 285&#8217;inin sendika üyeliği bulunuyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının &#8220;6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2022 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ&#8221;i Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı. Buna göre, 15 milyon 987 bin 428 işçiden yüzde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiyedeki-sendikali-isci-sayisi-2-milyon-280-bin-285-oldu/">Türkiye&#8217;deki sendikalı işçi sayısı 2 milyon 280 bin 285 oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de 15 milyon 987 bin 428 işçiden 2 milyon 280 bin 285&#8217;inin sendika üyeliği bulunuyor.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının &#8220;6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2022 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ&#8221;i Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 15 milyon 987 bin 428 işçiden yüzde 14,26&#8217;sına denk gelen 2 milyon 280 bin 285&#8217;i herhangi bir işçi sendikasına üye.</p>
<p>20 iş kolu arasında en fazla işçinin yer aldığı iş kolu, 4 milyon 86 bin 7 işçiyle &#8220;ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar&#8221; oldu. Bunu 1 milyon 865 bin 713 işçiyle &#8220;metal&#8221; ve 1 milyon 445 bin 368 işçiyle &#8220;inşaat&#8221; iş kolları izledi.</p>
<p>Hizmet-İş Sendikası, sahip olduğu 252 bin 612 üyeyle tüm işçi sendikaları arasında ilk sırada yer aldı. Hizmet-İş&#8217;i 245 bin 602 üyeyle Türk Metal Sendikası, 193 bin 829 üyeyleÖz Sağlık-İş takip etti.</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiyedeki-sendikali-isci-sayisi-2-milyon-280-bin-285-oldu/">Türkiye&#8217;deki sendikalı işçi sayısı 2 milyon 280 bin 285 oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiyedeki-sendikali-isci-sayisi-2-milyon-280-bin-285-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC&#8217;de 48. yıl dönümü coşkusu</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 05:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt]]></category>
		<category><![CDATA[KIBRIS]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;nın ve KKTC&#8217;nin bağımsızlığının 48. yıl dönümü Türkiye’de ve KKTC’de bugün çeşitli etkinliklerle anılacak. ANKARA (İGFA) &#8211; Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;nın ve KKTC&#8217;nin bağımsızlığının 48. yıl dönümü Türkiye’de ve KKTC’de çeşitli etkinliklerle anılacak. Kıbrıs Harekâtı (TSK kod adı: &#8220;Atilla Harekâtı&#8221;, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nde &#8220;&#8216;Kıbrıs Barış Harekâtı'&#8221;, Yunanca: &#8220;Kıbrıs Türk İstilası&#8221;), 20 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/">KKTC&#8217;de 48. yıl dönümü coşkusu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;nın ve KKTC&#8217;nin bağımsızlığının 48. yıl dönümü Türkiye’de ve KKTC’de bugün çeşitli etkinliklerle anılacak.</em></strong></p>
<p><strong>ANKARA (İGFA) &#8211;</strong> Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;nın ve KKTC&#8217;nin bağımsızlığının 48. yıl dönümü Türkiye’de ve KKTC’de çeşitli etkinliklerle anılacak.</p>
<p>Kıbrıs Harekâtı (TSK kod adı: &#8220;Atilla Harekâtı&#8221;, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nde &#8220;&#8216;Kıbrıs Barış Harekâtı'&#8221;, Yunanca: &#8220;Kıbrıs Türk İstilası&#8221;), 20 Temmuz 1974&#8217;te Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs&#8217;ta başlattığı askerî harekât. Harekâtın ilk ayağı Yunanistan hükûmetinin desteğiyle gerçekleştirilen 15 Temmuz 1974 darbesinin ardından düzenlendi. 14 Ağustos günü başlatılan ikinci harekâtla Kuzey Lefkoşa da dahil olmak üzere adanın yüzde 37&#8217;sinin Türk kontrolüne geçmesiyle sonuçlandı. 140 bin ila 200 bin Rum adanın kuzeyinden, 42 bin ila 65 bin Türk adanın güneyinden göçmen oldu.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti harekâtın Zürih ve Londra Antlaşması&#8217;nın 4. maddesine istinaden gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Fakat Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir.</p>
<p>20 Temmuz 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi&#8217;nin 353 sayılı kararında &#8220;Uluslararası güvenlik ve barış için ciddi tehlikeye yol açan ve bölge üzerinde olağanüstü infiale müsait bir ortam yarattığından Birleşmiş Milletler ciddi bir endişe duymaktadır. Tüm devletlerin Kıbrıs Cumhuriyeti&#8217;nin toprak bütünlüğüne saygı duyması gerekir. Yabancı askeri müdahaleye derhal son verilmelidir.&#8221; diyerek harekata karşı olduğunu belirtti ve ateşkese çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 11 Mayıs 1984 tarihindeki 550 sayılı kararında ise durumu &#8220;işgal&#8221; olarak niteledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/">KKTC&#8217;de 48. yıl dönümü coşkusu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/kktcda-48-yil-coskusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan: Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/erdogan-milli-guvenligimize-kast-eden-ser-odaklarini-suriyeden-sokup-atmakta-kararliyiz/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/erdogan-milli-guvenligimize-kast-eden-ser-odaklarini-suriyeden-sokup-atmakta-kararliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 04:46:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=246852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür, terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir.&#8221; dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran Uluslararası Konferans Salonu&#8217;nda, Türkiye, İran ve Rusya arasında düzenlenen &#8220;Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı&#8221;nın açılışında konuştu. İran Cumhurbaşkanı İbrahim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/erdogan-milli-guvenligimize-kast-eden-ser-odaklarini-suriyeden-sokup-atmakta-kararliyiz/">Erdoğan: Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür, terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir.&#8221; dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran Uluslararası Konferans Salonu&#8217;nda, Türkiye, İran ve Rusya arasında düzenlenen &#8220;Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı&#8221;nın açılışında konuştu.</p>
<p>İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#8217;i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7&#8217;ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi&#8217;nin şahsında İran Hükümetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.</p>
<p><iframe title="Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli güvenliğimize kast eden odakları Suriye&#039;den söküp atmakta kararlıyız" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/XLkJqhBlmlU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019&#8217;da Ankara&#8217;da bir araya geldiklerini hatırlatırken, koronavirüs salgını nedeniyle 2020&#8217;deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, &#8220;İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkanı bulacağız.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegane girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak, Rusya Federasyonu ve İran&#8217;dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye&#8217;ye destek olmalarıdır. Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak, bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye&#8217;nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-246853" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2.jpg" alt="" width="800" height="540" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2.jpg 800w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2-650x439.jpg 650w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2-444x300.jpg 444w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/07/erd-1-2-768x518.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></p>
<h3>&#8220;Bölücü terör örgütü işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılmalı&#8221;</h3>
<p>PKK, PYD ve YPG&#8217;nin Fırat&#8217;ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.</p>
<p>&#8220;Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor.&#8221; diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.&#8221;</p>
<p>Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye&#8217;deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.</p>
<h3>&#8220;Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür&#8221;</h3>
<p>PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye&#8217;nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye&#8217;nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye&#8217;nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hala gerçekleşmemiştir. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür. Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye&#8217;de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekanı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.&#8221;</p>
<p>Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM&#8217;nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye&#8217;nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.</p>
<p>Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.&#8221;</p>
<h3>&#8220;Sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor&#8221;</h3>
<p>Erdoğan, İdlib&#8217;de bugün göreceli de olsa sükunet varsa bunun Astana Platformu&#8217;nun bir başarısı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, İdlib&#8217;deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Erdoğan, &#8220;Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib&#8217;deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hakimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim.&#8221; diye konuştu.</p>
<h3>&#8220;1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için hazırlıklarımız sürüyor&#8221;</h3>
<p>Türkiye&#8217;nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.</p>
<p>Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye&#8217;den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.&#8221;</p>
<h3>&#8220;Uluslararası camianın yardım ve desteği de zaruri&#8221;</h3>
<p>Suriye&#8217;deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Erdoğan, &#8220;Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.&#8221; dedi.</p>
<p>Suriye&#8217;nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Erdoğan, &#8220;4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa 6 ay için uzatıldığını dile getiren Erdoğan, bu sürenin BM&#8217;nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye&#8217;nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.</p>
<p>Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye&#8217;deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegane yöntem olduğuna işaret ederek, &#8220;Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye&#8217;nin, İran&#8217;ın, Rusya&#8217;nın ve Suriye&#8217;nin omuzlarında olacaktır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkan sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikardır. Değerli dostum Putin&#8217;in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi&#8217;ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.&#8221;</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/erdogan-milli-guvenligimize-kast-eden-ser-odaklarini-suriyeden-sokup-atmakta-kararliyiz/">Erdoğan: Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye&#8217;den söküp atmakta kararlıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/erdogan-milli-guvenligimize-kast-eden-ser-odaklarini-suriyeden-sokup-atmakta-kararliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan İran&#8217;a gidecek</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/cumhurbaskani-erdogan-irana-gidecek/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/cumhurbaskani-erdogan-irana-gidecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 05:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=246407</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin davetine icabetle resmi ziyarette bulunmak ve Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı&#8217;na katılmak için 18-19 Temmuz&#8217;da İran&#8217;ın başkenti Tahran&#8217;ı ziyaret edecek. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, resmi ziyaret kapsamında, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi&#8217;nin başkanlıklarında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cumhurbaskani-erdogan-irana-gidecek/">Cumhurbaşkanı Erdoğan İran&#8217;a gidecek</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin davetine icabetle resmi ziyarette bulunmak ve Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı&#8217;na katılmak için 18-19 Temmuz&#8217;da İran&#8217;ın başkenti Tahran&#8217;ı ziyaret edecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, resmi ziyaret kapsamında, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi&#8217;nin başkanlıklarında 19 Temmuz&#8217;da Tahran&#8217;da yapılacak.</p>
<p>İlgili Bakanların iştirakiyle tertiplenecek Konsey Toplantısı&#8217;nda, Türkiye-İran ilişkileri tüm yönleriyle gözden geçirilecek, ikili iş birliğinin geliştirilmesi için atılabilecek adımlar ele alınacak.</p>
<p>Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel meseleler hakkında fikir alışverişinde bulunulacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin&#8217;in de katılımıyla İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ev sahipliğinde Tahran&#8217;da düzenlenecek Astana formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı&#8217;na iştirak edecek.</p>
<p>Zirvede, Suriye&#8217;deki güncel gelişmeler, PKK/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere bölge güvenliğine tehdit teşkil eden terör örgütleriyle mücadele, siyasi çözüme yönelik çabalar, insani durum ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü geri dönüşleri konularının istişare edilmesi öngörülüyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve vesilesiyle Rus mevkidaşı ile ikili bir görüşme de gerçekleştirecek.</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cumhurbaskani-erdogan-irana-gidecek/">Cumhurbaşkanı Erdoğan İran&#8217;a gidecek</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/cumhurbaskani-erdogan-irana-gidecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD &#8211; Türkiye ilişkileri bozulabilir mi?</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/abd-turkiye-iliskileri-bozulabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/abd-turkiye-iliskileri-bozulabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ata ATUN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 06:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PROF. DR. ATA ATUN]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=245640</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Başkanı Joe Biden&#8217;ın NATO Liderler Zirvesi kapsamında bulunduğu Madrid&#8217;de &#8220;(Türkiye&#8217;ye) F-16 uçaklarını satmalıyız ve aynı zamanda uçakları modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil.&#8221; şeklindeki açıklamaları, ABD’deki Türkiye karşıtı lobileri harekete geçirdi. Bu lobiler, ABD Kongresinde yer alan 35 milletvekilinin imzaladığı bir yazı ile Başkan Biden’a “Türkiye&#8217;ye F-16 satmayın” mesajı, arkasından da Biden’a Türkiye’yi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/abd-turkiye-iliskileri-bozulabilir-mi/">ABD &#8211; Türkiye ilişkileri bozulabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Joe Biden&#8217;ın NATO Liderler Zirvesi kapsamında bulunduğu Madrid&#8217;de <strong>&#8220;(Türkiye&#8217;ye) F-16 uçaklarını satmalıyız ve aynı zamanda uçakları modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil.&#8221; </strong>şeklindeki açıklamaları, ABD’deki Türkiye karşıtı lobileri harekete geçirdi. Bu lobiler, ABD Kongresinde yer alan 35 milletvekilinin imzaladığı bir yazı ile Başkan Biden’a <strong>“Türkiye&#8217;ye F-16 satmayın” </strong>mesajı, arkasından da Biden’a Türkiye’yi kötüleyen skandal bir mektup gönderdiler. Lobilerin Türk karşıtı hamleleri bizi şaşırtmıyor ancak meydanı bu dezenformasyon ustalarına bırakmak da doğru değil.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Şimdi gelelim ABD bu lobilerin etkisinde kalır mı konusuna;</strong> ABD’nin Balkanlar, Adalar Denizi, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Hazar Bölgesi, Kafkaslar ve Karadeniz Bölgesi ile ilgili stratejileri, Türkiye üzerine kurulu. Başrolde Türkiye bulunmakta. Başkan Biden’in ve Pentagon’un bu kışkırtmalara kapılmalarının ABD’nin bölgesel çıkarlarına zarar vereceği kesin. Yunanistan siyasi akla göre artık ABD için eskisi kadar önemli bir ülke değil. Yunan lobisinin çığırtkanlığı gerçekte bir düş kırıklığının gözyaşları.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bana göre, Türkiye’nin Adalar Denizi’nde organize ettiği EFES-2022 askeri tatbikatına ABD’ye ilaveten 37 farklı ülkenin katılması Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak ne denli önemli bir konumda olduğunu ortaya koyuyor. Orta Doğu’da bir dönem ABD’nin müttefiki konumuna yükseltilen Türkiye karşıtı örgütlerin, başarısızlıkları ile bu konumlarını süreç içinde kaybetmeleri ve 2022 yılına damgasını vuran Ukrayna-Rusya savaşıyla, dünyada gıda ve enerji krizinin ortaya çıkması gibi gelişmeler, <em>-bölgesel barışın tesisi ile komşu ülkelere tahıl ve enerji aktarımı konusunda- </em>Türkiye’nin bölgesel değerini ciddi olarak ortaya koydu. Ki, ABD Savunma Bakanlığı’nın Türkiye’nin F-16 filosunun modernize edilmesine destek çıkması ABD’nin bölgesel çıkarlarının Türkiye ile ne denli bağlantılı olduğunun göstergesi.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Tüm bu realitelere karşın ABD Başkanı Biden, ABD Kongresini ikna edemez ve Türkiye’ye yeni F-16 satışı gerçekleşemez ise Batı bloku içinde merkez kaymasının oluşmaya başlaması kaçınılmaz. ABD’nin, lobilerin çığırtkanlığı sonucunda İncirlik Hava ve Elektronik Dinleme Üssünü, Kürecik Hava Savunma Sistemini, Sinop Bölgesel Dinleme tesislerini ve özellikle Türkiye’yi müttefik olarak kaybetmesinin, kendisi için <em>-bölgesel olarak- </em>büyük oranda güç kaybına yol açacağı açık.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Merkez kaymasından kasıt, ABD’nin doğudaki yönetim erkini başka ülkelere teslim etmesi. Bu kayma, Türkiye ile İngiltere arasındaki askeri ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi olarak ortaya çıkabilir mesela&#8230; Batı blokunun ABD odaklı merkezi, doğu istikametinde Avrupa’ya doğru kaymaya başlayabilir. En önemlisi de Ankara’nın Washington’a bir katre kalan güveni iyice yok olabilir. Yani, ABD’nin artık zayıflamaya başlamış olan Balkanlar, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkaslar’daki etkisi, bölgesel güç olan Türkiye ile bozuşması ile kopma noktasına gelecek.</p>
<p>Özetle ABD artık tarafını seçmek zorunda. İşi düştüğünde “<strong>müttefikiz dostum!”</strong> diyerek bir parmak bal çaldığı Türkiye mi, yoksa günümüzde artık bölgesel önemini kaybetmiş Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Ermenistan gibi zayıf ve önemsiz ülkeler mi? Sadece lobicilikten beslenen bu dezenformasyon ustalarından etkilenmesinin, ABD’nin aleyhine olacağı önemli bir gerçek olarak ortada dururken, Biden ve tayfasının aklıselim hareket etmesi gerekecek.</p>
<p><strong><em>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></strong></p>
<p><strong><em>Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN</em></strong></p>
<p><strong><em>Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi</em></strong></p>
<p><strong><em>KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/abd-turkiye-iliskileri-bozulabilir-mi/">ABD &#8211; Türkiye ilişkileri bozulabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/abd-turkiye-iliskileri-bozulabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, nüfusa göre 195 ülke arasında 18&#8217;inci&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-nufusa-gore-195-ulke-arasinda-18inci/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-nufusa-gore-195-ulke-arasinda-18inci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2022 10:59:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt]]></category>
		<category><![CDATA[NÜFUS]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=244057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alıyor. Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişilik nüfusuyla nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1&#8217;ini oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından 2022 yılı için Dünya Nüfus Günü&#8217;nün teması olarak belirlenen &#8220;fırsatlardan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-nufusa-gore-195-ulke-arasinda-18inci/">Türkiye, nüfusa göre 195 ülke arasında 18&#8217;inci&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alıyor.</strong></em></p>
<p>Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişilik nüfusuyla nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1&#8217;ini oluşturdu.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından 2022 yılı için Dünya Nüfus Günü&#8217;nün teması olarak belirlenen &#8220;fırsatlardan yararlanmak, herkes için haklar ve seçenekler sağlamak&#8221; mesajı çerçevesinde Türkiye&#8217;deki nüfus gruplarının mevcut durumlarına ilişkin verileri açıkladı.</p>
<p>TÜİK&#8217;in Dünya Nüfus Günü bültenine göre, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından 1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyar insana ulaştığı &#8220;11 Temmuz 1987&#8221; tarihi &#8220;Dünya Nüfus Günü&#8221; olarak kabul edildi. Bu özel günde UNFPA tarafından her yıl nüfusa ilişkin önemli konuları ele alan bir tema belirlenerek buna ilişkin farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılıyor.</p>
<p>Dünya nüfusu 1999&#8217;da 6 milyara ve 2011 yılında 7 milyara ulaştı. Kasım 2022 itibarıyla dünya nüfusunun 8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. UNFPA, ideal bir dünyada haklar ve seçeneklerle güçlendirilmiş daha sağlıklı toplumlar için 8 milyar insanın, 8 milyar fırsat anlamına geleceğine işaret ediyor.</p>
<p>Nüfusa değil insanlara odaklı çalışmalar yapılmasının önemi vurgulanırken, çözümün az ya da çok insan değil tüm insanlar için (kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler, mülteciler, göçmenler dahil) fırsatlara daha fazla ve eşit erişimden geçtiği belirtiliyor.</p>
<p>Demografik dayanıklılığı sağlamanın en iyi yolunun, bireylerin üreme hakları ve seçimleri de dahil olmak üzere insan haklarını desteklemekten geçtiği ve giderek birbirine bağlanan bir dünyada demografik olarak çeşitlilik gösteren ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığı ifade ediliyor.</p>
<h3>Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 18&#8217;inci sırada</h3>
<p>Birleşmiş Milletlerin değerlendirmelerine göre, 2021 yılı için dünya nüfusunun 7 milyar 874 milyon 965 bin 732 kişi olduğu tahmin edildi. Bu tahminler çerçevesinde en fazla nüfusa sahip ülke, 1 milyar 444 milyon 216 bin 102 kişiyle Çin olurken, bu ülkeyi 1 milyar 393 milyon 409 bin 33 kişiyle Hindistan, 332 milyon 915 bin 74 kişiyle ABD izledi. Bu 3 ülke dünya toplam nüfusunun yüzde 40,3&#8217;ünü oluşturuyor.</p>
<p>Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişiyle nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alırken, Türkiye nüfusu toplam dünya nüfusunun yüzde 1,1&#8217;ini oluşturuyor.</p>
<h3>Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Nijer</h3>
<p>Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 0-17 yaş grubu çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülke yüzde 56,4 ile Nijer oldu. Bu ülkeyi yüzde 53,8 ile Mali ve yüzde 53,2 ile Çad izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 14,9 ile Singapur olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi yüzde 15 ile Japonya ve Kore Cumhuriyeti, yüzde 15,7 ile İtalya takip etti.</p>
<p>Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2021 yılında yüzde 30 oldu. Türkiye&#8217;deki çocuk nüfus oranının yüzde 26,9 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.</p>
<h3>Türkiye&#8217;nin çocuk nüfus oranı AB ülkelerinden yüksek</h3>
<p>Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülkelerin yüzde 24,5 ile İrlanda, yüzde 21,1 ile Fransa ve yüzde 21 ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise yüzde 15,7 ile İtalya, yüzde 15,9 ile Portekiz ve yüzde 16,5 ile Yunanistan oldu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,9 ile AB üyesi ülkelerin çocuk nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.</p>
<h3>Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Orta Afrika Cumhuriyeti</h3>
<p>Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu genç nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip ülke yüzde 22,6 ile Orta Afrika Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,1 ile Afganistan ve yüzde 21,5 ile Nepal izledi.</p>
<p>Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 8,3 ile Letonya olarak kayıtlara geçerken, bu ülkeyi yüzde 9 ile Bulgaristan, Litvanya ve Çekya, yüzde 9,1 ile Slovenya ve Estonya takip etti.</p>
<p>Genç nüfus oranı dünya ortalaması ise 2021 yılında yüzde 15,4 oldu. Türkiye, yüzde 15,3 olan genç nüfus oranıyla dünya genç nüfus ortalamasının hemen altında bulunuyor.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin yüzde 13,5 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 12,4 ile İrlanda ve yüzde 12,2 ile Danimarka olduğu görüldü.</p>
<h3>Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Japonya</h3>
<p>Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke yüzde 28,7 ile Japonya oldu. Bu ülkeyi yüzde 23,6 ile İtalya ve yüzde 23,1 ile Portekiz izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 1,4 ile Birleşik Arap Emirlikleri iken bu ülkeyi yüzde 1,9 ile Katar ve yüzde 2 ile Uganda takip etti.</p>
<p>Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması 2021 yılında yüzde 9,6 oldu. Türkiye&#8217;nin yaşlı nüfus oranının yüzde 9,7 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının hemen üzerinde olduğu görüldü.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler yüzde 23,6 ile İtalya, yüzde 23,1 ile Portekiz ve yüzde 23 ile Finlandiya olarak kayıtlara geçti. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler ise yüzde 14,6 ile Lüksemburg, yüzde 14,7 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 14,9 ile İrlanda olarak sıralandı.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin yaşlı nüfus oranının yüzde 9,7 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu kayıtlara geçti.</p>
<p>Buna göre, ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke, 6,51 çocuk ile Nijer oldu. Bu ülkeyi 5,66 çocuk ile Somali ve 5,46 çocuk ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mali izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,08 çocuk ile Kore Cumhuriyeti olarak belirlendi. Bu ülkeyi 1,22 çocuk ile Bosna Hersek ve 1,24 çocuk ile Singapur takip etti.</p>
<p>Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2021 yılında 2,42 çocuk oldu. Türkiye&#8217;nin toplam doğurganlık hızının 1,70 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke, 1,85 çocuk ile Fransa oldu. Bu ülkeyi 1,84 çocuk ile İsveç ve 1,79 çocuk ile İrlanda izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,26 çocuk ile Yunanistan olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 1,30 çocuk ile İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 1,35 çocuk ile Portekiz izledi. Toplam doğurganlık hızı 2021 yılında 1,70 olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 7. sırada yer aldı.</p>
<h3>Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke İsviçre oldu</h3>
<p>Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2020-2025 dönemi için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,2, erkekler için 70,8 ve kadınlar için 75,6 yıl olduğu görüldü.</p>
<p>Ülkelerin aynı dönemde doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 82,4 yıl ile İsviçre oldu. Bu ülkeyi 82,2 yıl ile İzlanda ve 82,1 yıl ile Avustralya ve Singapur izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 52,2 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 52,5 yıl ile Lesotho ve 53,7 yıl ile Çad takip etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin erkekler için 75,6 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, 2020-2025 dönemi erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 81,9 yıl ile İtalya oldu. Bu ülkeyi 81,7 yıl ile İsveç ve 81,4 yıl ile Malta izledi.</p>
<p>Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 70,8 yıl ile Letonya oldu. Bu ülkeyi 71 yıl ile Litvanya ve 72,1 yıl ile Bulgaristan takip etti. Türkiye&#8217;nin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.</p>
<h3>Türkiye&#8217;de kadınlar için beklenen yaşam süresi dünya ortalamasından yüksek</h3>
<p>Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 88,1 yıl ile Japonya oldu. Bu ülkeyi 86,7 yıl ile İspanya ve 86,4 yıl ile Kore Cumhuriyeti izledi.</p>
<p>Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 56,6 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 56,7 yıl ile Çad ve 56,8 yıl ile Nijerya ve Sierra Leone takip etti. Türkiye&#8217;nin kadınlar için 81,2 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu gözlendi.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, 2020-2025 dönemi kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,7 yıl ile İspanya oldu. Bu ülkeyi 86 yıl ile İtalya ve 85,8 yıl ile Fransa izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 79,1 yıl ile Bulgaristan olarak belirlendi. Bu ülkenin ardından 79,9 yıl ile Romanya ve 80,4 yıl ile Letonya geldi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin kadınlar için 81,2 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-nufusa-gore-195-ulke-arasinda-18inci/">Türkiye, nüfusa göre 195 ülke arasında 18&#8217;inci&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-nufusa-gore-195-ulke-arasinda-18inci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye-İtalya Zirvesi&#8217;nin ardından ortak bildiri</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-italya-zirvesinin-ardindan-ortak-bildiri-yayimlandi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-italya-zirvesinin-ardindan-ortak-bildiri-yayimlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 19:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[RECEP TAYYİP ERDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=243844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye-İtalya 3. Hükümetlerarası Zirvesi&#8217;nin ardından ortak bildiri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Mario Draghi&#8217;nin başkanlığındaki Hükümetlerarası Zirve Oturumunun ardından ortak bildiri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İtalya Başbakanı Draghi&#8217;nin başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde düzenlenen Türkiye &#8211; İtalya 3. Hükümetlerarası Zirve&#8217;sinin ardından ortak bildiri yayımlandı. Türkiye ve İtalya&#8217;nın, Avrupa&#8217;da ve Akdeniz bölgesinde tarih boyunca ortak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-italya-zirvesinin-ardindan-ortak-bildiri-yayimlandi/">Türkiye-İtalya Zirvesi&#8217;nin ardından ortak bildiri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye-İtalya 3. Hükümetlerarası Zirvesi&#8217;nin ardından ortak bildiri yayımlandı.</strong></em></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Mario Draghi&#8217;nin başkanlığındaki Hükümetlerarası Zirve Oturumunun ardından ortak bildiri yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İtalya Başbakanı Draghi&#8217;nin başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde düzenlenen Türkiye &#8211; İtalya 3. Hükümetlerarası Zirve&#8217;sinin ardından ortak bildiri yayımlandı.</p>
<p>Türkiye ve İtalya&#8217;nın, Avrupa&#8217;da ve Akdeniz bölgesinde tarih boyunca ortak değerler, ilkeler ve hedefler etrafında birleştiği belirtilen bildiride, bu kayda değer sağlam temelin, iki ülkenin her alanda iş birliğini geliştirmelerini temin ettiği vurgulandı.</p>
<p>Bölgesel ve uluslararası konularda birbirleriyle yakın iş birliği ve eşgüdüme sahip iki NATO müttefiki ve G20 ortakları olarak Türkiye ve İtalya&#8217;nın, Avrupa ve ötesinde uluslararası barış ve istikrara önemli katkılarda bulundukları ifade edilen bildiride, 3&#8217;üncü zirvenin, Ukrayna-Rusya savaşı, gıda ve enerji güvensizliği, Kovid-19 salgını sonrası normalleşme süreci, düzensiz göç ve iklim değişikliğinin yanı sıra birbiriyle uyumlu mukabele ve acil insani müdahale gerektiren doğal afetler gibi bölgesel ve küresel ölçekte önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde toplandığı belirtildi.</p>
<p>Bildiride, &#8220;Bu arka plan temelinde, 3&#8217;üncü zirve, iki ülkeye her alanda ikili ve çok taraflı iş birliğini gözden geçirme ve ilgili kamu kurumlarının, parlamentolarının, iş dünyasının, akademinin, araştırma merkezlerinin ve sivil toplumun aktif katılımıyla bu iş birliğini daha da geliştirmenin yollarını ve araçlarını gözden geçirme fırsatını vermiştir. Bu vesileyle taraflar, açık ve samimi diyaloğu sürdürme konusundaki ortak arzularını yinelemiş ve gelecekteki iş birliğine yönelik irade ve kararlılıklarını teyit etmişlerdir. Taraflar, Hükümetlerarası Zirve&#8217;yi muntazaman tertip etmeyi ve bir sonraki zirveyi İtalya&#8217;da düzenlemeyi kararlaştırmışlardır.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<h3>Ekonomi ve Ticaret</h3>
<p>Tarafların, ekonomi ve ticaret konusunda daha yakın diyaloğu sürdürme ve bu alandaki gelişmenin güçlendirilmesine yönelik ortak yaklaşımları tanımlama ve uygulama konusundaki kararlılıklarını vurguladıkları aktarılan bildiri, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Kovid-19 salgınına rağmen, 2021 yılında ikili ticaret hacminin tarihi bir rekorla hızlı ve güçlü bir şekilde toparlanmasını memnuniyetle karşılayan taraflar, bu büyüme eğilimini sürdürmek ve 30 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefine ulaşmak için birlikte çalışma konusundaki ortak iradelerini, karşılıklı ticareti ve ilgili pazarlara erişimi daha da teşvik etmek ve kolaylaştırmak suretiyle gerçekleştireceklerini teyit etmişlerdir. Bu bağlamda taraflar, Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (ETOK) Toplantısının ve İş Forumu&#8217;nun 2022 yılının son çeyreğinde düzenlenmesinde mutabık kalmışlardır.&#8221;</p>
<p>Tarafların, iki ülke arasındaki doğrudan yatırımların ekonomik ilişkilerinin önemli bir boyutunu oluşturduğuna inandığı belirtilen bildiride, bu nedenle karşılıklı doğrudan yatırım seviyesini artırmak için Türk ve İtalyan yatırımcıları daha fazla teşvik etmeye karar verildiği vurgulandı.</p>
<h3>Ulaştırma ve Türkiye AB ilişkileri</h3>
<p>Tarafların, ticari ilişkilerin geliştirilmesinde karayolu taşımacılığının önemini göz önünde bulundurarak, bu sektördeki paydaşların mevcut ihtiyaçlarını karşılamak için Kara Ulaştırması Karma Komisyon Toplantısının uygun olan en yakın zamanda yapılması gerekliliğini teyit ettikleri aktarıldı.</p>
<p>Tarafların, Türkiye-AB ilişkilerinin, Türkiye&#8217;nin katılım perspektifi ve Türkiye&#8217;nin tüm Avrupa kıtasının istikrar ve refahına olası katkısı temelinde, daha fazla geliştirilmesinin öneminin altını çizdikleri belirtilen bildiride, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8220;Taraflar, Gümrük Birliği’nin uygulanmasındaki mevcut sorunların giderilmesi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerine başlanması dahil, her seviyede ve geniş konu yelpazesinde diyaloğu artırarak Türkiye’nin AB perspektifinin güçlendirilmesi amacıyla Türkiye-AB ilişkilerinin tüm boyutlarının geliştirilmesine yönelik gelecekteki olası adımların araştırılması konusunda mutabık kalmışlardır. Taraflar ayrıca, Türkiye-AB vize serbestisi diyaloğu, göç iş birliğinin yenilenmesi, terörle mücadele iş birliğinin güçlendirilmesi ve katılım öncesi fonlar (IPA) ve çeşitli AB programları/mekanizmaları kapsamındaki mevcut iş birliğinin derinleştirilmesi gibi önemli alanlarda somut sonuçlar elde etmek için çabalarını koordine etmek konusunda mutabık kalmışlardır.&#8221;</p>
<h3>Savunma alanı</h3>
<p>&#8220;NATO Madrid Zirvesi&#8217;nde alınan kararlar ve yeni stratejik konsept çerçevesinde taraflar, terörle mücadele başta olmak üzere özellikle güneyden kaynaklanan tehditler ve sınamalar gibi konulara ilişkin olarak 360 derece yaklaşımı temelinde iş birliğini güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır.&#8221; ifadesinin kullanıldığı bildiride, tarafların, uzun süredir devam eden iş birlikleri temelinde NATO-AB Stratejik ortaklığının güçlendirilmesinin önemini ve AB üyesi olmayan müttefiklerin ve bu bağlamda Türkiye&#8217;nin AB savunma çabalarına tam katılımının bu ortaklığın gelişmesi için gerekli olduğunu teyit ettikleri kaydedildi.</p>
<p>Bildiride, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8220;Türk ve İtalyan savunma sanayii şirketlerinin son yıllarda başarıyla sonuçlandırdıkları ortak projelere ve bu iş birliğini ilerletmeye yönelik siyasi iradeye değinen taraflar, savunma sanayiinin hem mevcut hem de gelecekteki ilişkileri açısından kilit bir rol oynadığını teyit etmişlerdir. Bu çerçevede taraflar, &#8216;Savunma Sanayii Alanında Gizlilik Dereceli Bilgilerin Karşılıklı Korunmasına İlişkin Anlaşma&#8217;nın imzalanmasını memnuniyetle karşılamışlardır. Bildiride taraflar aşağıdaki amaçlarla, Ortak Güvenlik Stratejik İş birliği Komitesi&#8217;nin (JSSCC) oluşturulmasına yönelik olarak polis güçleri arasındaki iş birliğini güçlendirme iradeleri hususunda mutabık kalmışladır.</p>
<p>Her iki ülkenin güvenliğine yönelik tehditleri ve ortak sınamaları belirlemek ve değerlendirmek, toplumlarının güvenliğini garanti altına almak için ortak girişimleri ve eylemleri tanımlayarak, stratejik iş birliğini güçlendirmenin gerekli olduğu alanları belirlemek, terörizm ve siber suçlar da dahil olmak üzere en ağır suç biçimlerini önlemek için yöntem, iyi uygulama ve uzmanlık teatisini teşvik etmek, kamu düzeni ve güvenliğini etkileyebilecek kritik durumları da göz önünde bulundurarak, polis güçleri arasındaki iş birliğini geliştirmek için yararlı olabilecek diğer faaliyetleri değerlendirmek.&#8221;</p>
<p>Tarafların 1951 tarihli Kültür Anlaşması temelinde sürdürülen kültür, eğitim, bilim, gençlik, spor ve arşiv alanlarındaki mevcut iş birliğini daha da ilerletme ve güçlendirme konusundaki kararlılıklarını teyit ettikleri belirtilen bildiride, tarafların turizmin halklar arasındaki etkileşimin canlanması üzerindeki etkisini dikkate alarak teşvik ve tanıtım faaliyetlerini destekleme iradelerini yineledikleri ifade edildi.</p>
<h3>Terörle mücadele, iklim değişikliği ve çevre</h3>
<p>Bildiride tarafların, terörün her biçim ve tezahürüne karşı etkin mücadele hedefi doğrultusunda iş birliği iradelerini ifade ettikleri bildirildi.</p>
<p>Paris Anlaşması’na üye ve G20&#8217;deki ortaklar olarak tarafların, 1,5 derecelik artış hedefi için karbon tarafsızlığı veya net sıfır sera gazı emisyonlarını yüzyılın ortasına kadar veya bu dönem civarında sağlamak amacıyla çevre koruma ve iklim eylemi alanında iş birliğini artırma taahhütlerini teyit ettikleri açıklanan bildiride, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8220;Taraflar, &#8216;Güney Gaz Koridoru&#8217;nda ortaklar olarak enerji çeşitlendirmesi konusundaki sağlam iş birliğini kıymetlendirmişler ve enerjinin kapsayıcı değerini Akdeniz&#8217;de de ortak büyüme, güvenlik ve refah faktörü olarak kabul ederek iş birliklerini ilerletme konusundaki kararlılıklarını yinelemişlerdir. Bu nedenle taraflar, arz güvenliğini ve çeşitlendirmeyi sağlamak için enerji alanında devam eden iş birliğini ilerletme konusundaki kararlılıklarını yinelemişlerdir. Temiz enerjiye geçişe, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve altyapıları, hidrojenin yanı sıra gaz sektörünün de dahil edilmesinin önemini vurgulamışlardır.&#8221;</p>
<h3>Ukrayna-Rusya Savaşı</h3>
<p>Bildiride, tarafların, Rusya Federasyonu&#8217;nun Ukrayna&#8217;ya karşı yürüttüğü haksız ve hukuksuz savaş karşısında Ukrayna ile dayanışmalarını ve Ukrayna&#8217;nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdikleri desteği ifade ettikleri belirtilerek, &#8220;Ukrayna&#8217;ya barışın en kısa sürede getirilmesine yönelik çabalarını sürdürme iradelerini yinelemişlerdir.&#8221; vurgusu yapıldı.</p>
<p>Bildiride, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8220;Taraflar, Ukrayna&#8217;dan tahıl ihracatının önündeki engelleri kaldırmak için acil önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, benzer insani konularda BM ve ilgili diğer kuruluşlarla birlikte çalışma konusundaki kararlılıklarını yinelemişlerdir. Taraflar, eşgüdüm ve iş birliklerini artırarak küresel gıda güvenliğine yönelik girişimlere katkıda bulunmayı sürdüreceklerini teyit etmişlerdir. Taraflar, Türkiye&#8217;nin İtalya öncülüğünde 8 Haziran 2022 tarihinde Roma&#8217;da başarıyla gerçekleştirilen Gıda Güvenliği Krizine İlişkin Akdeniz Bakanlar Diyaloğu eşbaşkanlığının bu yöndeki çabalar bağlamında olumlu bir adım teşkil ettiğini vurgulamışlardır.</p>
<p>Taraflar, bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrara katkıda bulunmak amacıyla düzenli stratejik diyaloğu sürdürme konusundaki kararlılıklarını ve merkezinde Birleşmiş Milletler’in (BM) bulunduğu çok taraflılığa olan bağlılıklarını bir kez daha teyit etmişlerdir. Bu bağlamda taraflar, BM&#8217;nin reforma tabi tutulması dahil BM bünyesinde devam eden ikili iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirmişler ve BM sisteminin barış ve güvenlik, kalkınma ve insan hakları olmak üzere üç ayağını korumayı taahhüt etmişlerdir.&#8221;</p>
<h3>Düzensiz göç</h3>
<p>Tarafların, Doğu ve Orta Akdeniz göç yolları da dahil olmak üzere son zamanlarda ortaya çıkan göç eğilimlerini ele aldıkları belirtilen bildiride, ayrıca düzensiz göçle mücadelede, Türkiye-AB 18 Mart 2016 Bildirisi&#8217;nin uygulanması da dahil olmak üzere uluslararası iş birliğinin önemini vurguladıkları ifade edildi.</p>
<p>Bildiride taraflar, &#8220;Geri dönüşlerin, yeniden yerleşimlerin ve mali yardımın, iyi iş birliği ve adil yük paylaşımını sağlamak için bildirinin öngördüğü kilit araçlar olduğunu yinelemişlerdir, göç akımlarıyla ilgili düzenli istişarelerin başlatılması ve bu alandaki en iyi uygulamaların paylaşılması için İtalyan Göç Fonu’nun bir projesinin uygulanması konusunda mutabık kalmışlardır.&#8221; bilgisi verildi.</p>
<h3>Doğu Akdeniz ve Libya</h3>
<p>İki deniz kıyısı ülkesi olarak tarafların, artan enerji riskleri karşısında, Akdeniz&#8217;de seyrüsefer serbestisinin ve kapsayıcı bir iş birliğinin teşviki konusunda mutabık kaldıkları belirtilerek, &#8220;Taraflar, hakkaniyet temelinde bir çözüme ulaşmak amacıyla deniz sınırı ihtilaflarının, uluslararası hukuk temelinde mutabakata varılarak çözülmesinin önemini vurgulamışlardır. Taraflar, gerekli koşullar sağlandığı takdirde, Doğu Akdeniz konulu Çok Taraflı Konferansın gerçekleştirilmesinin bölgede kapsayıcı bir iş birliği mekanizması kurulması için bir fırsat olduğunu belirtmişlerdir.&#8221; değerlendirmesi yapıldı.</p>
<p>Bildiride Libya&#8217;ya ilişkin ise &#8220;Taraflar, ülkede şiddete veya daha büyük bölünmelere yol açabilecek tek taraflı eylemleri kesin olarak reddederek, Libya&#8217;nın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine olan güçlü bağlılıklarını bir kez daha teyit etmiş; özgür, adil ve ülke çapında cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin mümkün olan en kısa sürede sağlam bir yasal temelde yapılmasının önemini vurgulamışlardır. Libya&#8217;nın öncülüğü ve sahipliğinde, BM’nin kolaylaştırdığı siyasi sürece desteklerini yinelemişlerdir.&#8221; ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Tarafların Suriye&#8217;deki krizle ilgili derin endişelerini dile getirdiği ve BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin 2254 sayılı Kararı uyarınca, Suriye&#8217;de sürmekte olan çatışmaya siyasi çözüm bulmayı amaçlayan ve BM’nin kolaylaştırdığı siyasi sürece desteklerini yineledikleri ifade edilen bildiride, &#8220;Bu bağlamda taraflar, Suriye’deki grupları Anayasa Komitesi&#8217;nde anlamlı ve yapıcı müzakerelere katılmaya teşvik etmektedirler. Taraflar, BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin 2585 sayılı Kararı uyarınca Suriye&#8217;deki insani krizin acilen ele alınması gerektiğinin altını çizmişler ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine kararın yenilenmesi için çağrıda bulunmuşlardır. Taraflar ayrıca, mülteciler sorunu ve mültecilerin güvenli, gönüllü ve insan onuruna yakışır şekildeki geri dönüşleri de dahil olmak üzere Suriye krizinin tüm yönleriyle ilgili kapsamlı istişarelerine devam etme kararı almışlardır.&#8221; bilgisine yer verildi.</p>
<p>Tarafların düzenli ve üst düzeydeki ikili görüşmeleri sürdürme hususunda mutabık kaldıkları belirtilen bildiride, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8220;Taraflar ayrıca ikili ve AB konularındaki düzenli toplantıları, Doğu Avrupa, Akdeniz Bölgesi, Orta Doğu, Balkanlar, Asya ve Afrika&#8217;daki ve diğer ilgili uluslararası meselelerdeki gelişmelere ilişkin ve bölgesel hususlardaki istişareleri sürdürmeye karar vermişlerdir. Taraflar, ilgili Dışişleri Bakanlıklarının Diplomasi Akademileri ve Stratejik Araştırma Merkezleri veya politika planlama birimleri arasındaki iş birliğini yoğunlaştırma konusunda anlaşmışlardır. Taraflar, iki ülkeyi ilgilendiren dış politika konularındaki kamu diplomasisinde iş birliğini güçlendirme ve stratejik iletişim yaklaşımlarını ele alma hususunda mutabık kalmışlardır. Zirve vesilesiyle 9 anlaşma imzalanmıştır. Taraflar, bu anlaşmaların imzalanmasının, halihazırda geniş kapsamlı bir anlaşma altyapısından yararlanan ikili ilişkilerini daha da geliştireceğine olan inançlarını vurgulamışlardır.&#8221;</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-italya-zirvesinin-ardindan-ortak-bildiri-yayimlandi/">Türkiye-İtalya Zirvesi&#8217;nin ardından ortak bildiri</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-italya-zirvesinin-ardindan-ortak-bildiri-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye ile İtalya arasında 9 anlaşma imzalandı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ile-italya-arasinda-9-anlasma-imzalandi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ile-italya-arasinda-9-anlasma-imzalandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 19:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[RECEP TAYYİP ERDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=243834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Mario Draghi&#8217;nin huzurunda 9 anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İtalya Başbakanı Draghi&#8217;nin başkanlığındaki Hükümetlerarası Zirve Oturumunun ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde iki ülke arasındaki anlaşmaların imza törenine geçildi. Buna göre, &#8220;Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile İtalya Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Başkanlığı Sivil Koruma Dairesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-ile-italya-arasinda-9-anlasma-imzalandi/">Türkiye ile İtalya arasında 9 anlaşma imzalandı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Mario Draghi&#8217;nin huzurunda 9 anlaşma imzalandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İtalya Başbakanı Draghi&#8217;nin başkanlığındaki Hükümetlerarası Zirve Oturumunun ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde iki ülke arasındaki anlaşmaların imza törenine geçildi.</p>
<p>Buna göre, &#8220;Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile İtalya Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Başkanlığı Sivil Koruma Dairesi Arasında Sivil Koruma Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Muhtırası&#8221; AFAD Başkanı Yunus Sezer ile İtalya&#8217;nın Ankara Büyükelçisi Giorgio Marrapodi tarafından imzalandı.</p>
<p>&#8220;Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile İtalya Ekolojik Dönüşüm Bakanlığı arasında Sürdürülebilir Kalkınma Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı&#8221; Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile İtalya Ekolojik Dönüşüm Bakanı Roberto Cingolani tarafından imza altına alındı.</p>
<p>&#8220;Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Uygulama Programının 2023-2025 Yılları İçin Yenilenmesine Yönelik Ortak Açıklama&#8221; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Luigi Di Maio tarafından imzalandı.</p>
<p>&#8220;Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İtalya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı arasında Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı&#8221;na Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile Ekonomik Kalkınma Bakanı Giancarlo Giorgetti imza attı.</p>
<p>İki ülke hükümetleri arasında &#8220;Savunma Sanayiinde Gizlilik Dereceli Bilgilerin Karşılıklı Korunmasına İlişkin Anlaşma&#8221; Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini tarafından imza altına alındı.</p>
<p>İki ülke hükümetleri arasında &#8220;Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değiştirilmesine İlişkin Anlaşma&#8221;ya İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile İtalya İçişleri Bakanı Luciana Lamorgese imza attı.</p>
<p>&#8220;Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı Arasında Siyasi İstişarelere İlişkin Mutabakat Zaptı&#8221; ve &#8220;Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı Arasında Diplomatların Eğitimi Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası&#8221; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Di Maio tarafından ayrı ayrı imzalandı.</p>
<p>Çavuşoğlu ile Di Maio ayrıca, &#8220;Antalya Diplomasi Forumu (ADF) ile MED Diyalogları Arasında İşbirliği Niyet Mektubu&#8221;na da imza attı.</p>
<p>(AA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/turkiye-ile-italya-arasinda-9-anlasma-imzalandi/">Türkiye ile İtalya arasında 9 anlaşma imzalandı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/turkiye-ile-italya-arasinda-9-anlasma-imzalandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 Dev Adam&#8217;ın 2. tur maç programı belli oldu</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/12-dev-adamin-2-tur-mac-programi-belli-oldu/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/12-dev-adamin-2-tur-mac-programi-belli-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yonetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 10:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[12 DEV ADAM]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=243732</guid>

					<description><![CDATA[<p>A Milli Erkek Basketbol Takımı&#8217;nın ikinci tur maç programı belli oldu. FIBA 2023 Dünya Kupası Elemeleri&#8217;nde mücadele eden A Milli Erkek Basketbol Takımı&#8217;nın ikinci turdaki maç programı belirlendi. Türkiye Basketbol Federasyonunun açıklamasına göre ay-yıldızlılar, ikinci turda Letonya, Belçika ve Sırbistan ile I Grubu&#8217;nda karşılaşacak. FIBA Avrupa Yönetim Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda Belarus&#8217;un organizasyondan ihraç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/12-dev-adamin-2-tur-mac-programi-belli-oldu/">12 Dev Adam&#8217;ın 2. tur maç programı belli oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>A Milli Erkek Basketbol Takımı&#8217;nın ikinci tur maç programı belli oldu.</strong></em></p>
<p>FIBA 2023 Dünya Kupası Elemeleri&#8217;nde mücadele eden A Milli Erkek Basketbol Takımı&#8217;nın ikinci turdaki maç programı belirlendi.</p>
<p>Türkiye Basketbol Federasyonunun açıklamasına göre ay-yıldızlılar, ikinci turda Letonya, Belçika ve Sırbistan ile I Grubu&#8217;nda karşılaşacak.</p>
<p>FIBA Avrupa Yönetim Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda Belarus&#8217;un organizasyondan ihraç edilmesiyle Türkiye, Yunanistan ve Büyük Britanya ikinci tura yükseldi. A Grubu’nda oynanan karşılaşmaların ardından ise Letonya, Belçika ve Sırbistan I Grubu’nda yer aldı.</p>
<p>İkinci tur gruplarında ilk üç sırayı alan 12 ekip, FIBA 2023 Dünya Kupası&#8217;nda mücadele etmeye hak kazanacak.</p>
<p><strong>Milli takımın oynayacağı müsabakaların programı şu şekilde:</strong></p>
<p>25 Ağustos: Letonya-Türkiye</p>
<p>28 Ağustos: Türkiye-Sırbistan</p>
<p>10 Kasım: Türkiye-Belçika</p>
<p>13 Kasım: Sırbistan-Türkiye</p>
<p>24 Şubat 2023: Türkiye-Letonya</p>
<p>27 Şubat 2023: Belçika-Türkiye</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/12-dev-adamin-2-tur-mac-programi-belli-oldu/">12 Dev Adam&#8217;ın 2. tur maç programı belli oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/12-dev-adamin-2-tur-mac-programi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
