DOLAR8,1507
EURO9,7211
ALTIN453,158
BIST1375,91
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 19°C
Çok Bulutlu
sonhaber16.com

Süleyman Bağcıoğlu: “Canlı müziğin tadı başka” (ÖZEL RÖPORTAJ)

Süleyman Bağcıoğlu: “Canlı müziğin tadı başka” (ÖZEL RÖPORTAJ)
REKLAM ALANI
25.03.2021
5
A+
A-

Ankara’da 80’li yıllarda Rock müziğini icra eden ilk gitarist olarak efsaneleşen Süleyman Bağcıoğlu, kendi yaptığı gitarıyla da simge haline geldi. Müziğe 9 yaşında başlayan ve kariyerinde Bulutsuzluk Özlemi’nin gitaristliğini de yapan Bağcıoğlu ile müzik hayatı hakkında Ankara Masası ekibi keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

ANKARA (İGFA) – Ankara’nın ünlü Blues&Rock gitaristi Süleyman Bağcıoğlu, müzik hayatı hakkında özel açıklamalarda bulundu.

Siz Ankara’da rock müzik yapan ilk isimlerden birisiniz. Müziğe başlama hikayenizle birlikte bizi biraz 80’li yıllara götürebilir misiniz?

80’li yıllar anlatılmaz yaşanır. Daha doğrusu yetmişlerden itibaren Ankara da Türkiye de muhteşemdi. Müzik açısından 80’lerde canlı müzik belli bir yere gelmiş durumdaydı. Barlar açılıyordu ve bu barlarda çeşitli gruplar çalışıp çalmaya başlamıştı. Rock ve Blues konusunda çok güzel gruplar çıkmıştı.

Siz müziğe nasıl başladınız?

Ben Ankaralıyım ve 9 yaşında başladım. Abim başlamıştı müziğe benden bir sene önce. Evde bir gitar var onla beraber başladık. 60’larda başladık, Hippi döneminin bitiminde. Aslında biz yeni başladı sanıyorduk ama bitimiymiş. 55’li yıllarda ‘Hippilik öldü’ diye New York caddelerinde gösteriler yapılıyormuş. Biz de bu şekilde başlamış olduk.

Sizin o yıllarda çaldığınız meşhur bir gitar var, siz yapmışsınız… Ondan biraz bahsedebilir misiniz?

İsveç’te yaşayan Siret Yurtsever adında bir arkadaşım vardı. 1983 yılında Ankara’ya konsere gelmişlerdi. Yanında da aletlerini taşıyordu. 4-5 tane gitar sapı vardı, bir tanesini çıkardı ‘Kendine bir gitar yapsana’ dedi. Benim o zaman gitar yapma konusunda en ufak bilgim yok. ‘Nasıl yapacağım?’ derken yaptım. O bana ön ayak olmuş oldu. O zamanki grubumuzda çalan basçı arkadaşımla beraber çok eski bir kütük bulduk. Kocaman 30-40 senelik, yarısı çürümüş bir kütüktü. Ondan iki gövdelik bir tahta çıktı.  Bir tanesi benim gitarımın gövdesi, bir tanesi kendisinin yaptığı bas gitar gövdesi oldu. Şansımıza bir sürü şeyi doğru yapmışız, çok güzel oturdu. O muhteşem bir gitar.

Siz Bulutsuzluk Özlemi grubunda gitaristiniz ve daha sonra ayrıldınız. Bunun sebebi neydi?

Numara albümünde çalmak üzere ben gruba girdim. Nejat Yavaşoğulları, ‘albümde bir-iki parçada çalar mısın?’ diye bana bir teklif getirdi. Zevk duydum. Tabii o parçaların kaydı esnasında ‘devam edelim istersen?’ dedi ve daha sonra 15 konsere katıldım. Konserlerin sonrasında albüm kayıtları bitti, yollar ayrıldı.  Şu an 2 tane grubum var. Birisi ‘Spitfire’ 2. Dünya Savaşı’ndaki ünlü avcı uçağının adı. Diğeri de ‘In Rock’.

Albüm yapıyor musunuz?

Maalesef. Çünkü kendi parçalarımız yok. Sadece cover yapıyoruz.

Peki albüm yapmayı düşünüyor musunuz?

Bu şu anda cevap verebileceğim bir şey değil. Her zaman olabilir veya hiçbir zaman olmayabilir. Bestecilik çok farklı bir kavram, çalgıcılık ise daha farklı. Ben çalgıcıyım.

Canlı müzik azalmaya başladı. Biz bunu daha çok konserlerde görüyoruz. Siz canlı müziğin atmosferinden, enerjisinden ve öneminden bize biraz bahsedebilir misiniz?

Stüdyo kaydının da çok ayrı zevkleri var. Fakat benim için müzik, o anda yapılan müziktir, doğrusuyla yanlışıyla. Canlı müzikte her akşam çaldığınız parçalar aynı fakat başka bir havası oluyor.

80’li yıllardan beri siz dinlemeye gelen bir kitleniz var mı?

Var tabii aynı yaşlara geldik. O zaman daha genç olan şu anda bayağı büyümüş olan insanlarla karşılaşıyorum. Nostalji yaşıyoruz beraber.

Çocuklarınızı da müzisyen olarak yetiştiriyor musunuz?

Ben onları özellikle müziğe yönlendirmedim. Büyük oğlum Akın Bağcıoğlu davul çalıyor. Muhteşem bir davulcu. Küçük oğlum Kemalcan Bağcıoğlu çok iyi bir dinleyici ama müzisyenlik tarafına kanalize olmadı. İkisini de yöneltmeye çalışmadım. Evdeki çalışmalarım, dinlediğim müzikler onları yönlendirdi.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.