Selçuk: Kısa çalışma ödeneğine yeniden başvuru almaya başladık

Selçuk: Kısa çalışma ödeneğine yeniden başvuru almaya başladık
11.12.2020
A+
A-

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “1 Aralık itibarıyla kısa çalışma ödeneğine yeniden başvuru almaya başladık. Yeni başvuruları da ilk defa bir yenilik olarak e-Devlet üzerinden alıyoruz.” dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, TBMM Genel Kurulu’nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerinde bakanlığının faaliyetleri ve bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Barış Pınarı Harekat Bölgesinde terör örgütünce gerçekleştirilen saldırıda iki askerin şehit olduğunu ve sekiz askerin yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirten Selçuk, şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diledi.

“Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak aileyi, çocuklarımızı, kadınlarımızı, engellerimizi, yaşlılarımızı, işçilerimizi, işverenlerimizi, emeklilerimizi, iş arayanlarımızı, ihtiyaç sahiplerimizi, şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi korumak görevini üstleniyoruz.” diyen Selçuk, bütün bu toplum kesimlerini koruma çalışmalarını da sosyal koruma olarak adlandırdıklarını kaydetti.

Selçuk, sosyal devlet anlayışının gereği olarak sosyal kalkınmayı gerçekleştirmeyi ve sosyal refahı arttırmayı amaçladıklarını ifade ederek, “Bakanlık olarak yürüttüğümüz politikaların nihai hedefi mutlu birey, uyumlu aile ve müreffeh toplumdur. Bu anlamda bütün çalışmalarımız, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal yardımlar olmak üzere dörtlü sacayağı üzerine bina edilmiştir.” dedi.

Küresel bir salgınla mücadele edildiğini anımsatan Selçuk, “Şu ana kadar geliştirdiğimiz bütün istişareler sonucu hayata geçirdiğimiz sosyal koruma kalkanı kapsamında aldığımız tedbirlerle vatandaşlarımıza doğrudan aktardığımız kaynağın toplam tutarı bugün itibarıyla 45 milyar liraya yaklaşmış durumda.” diye konuştu.

Selçuk, 3,5 milyonun üstündeki çalışana 23 milyar lirayı aşkın kısa çalışma ödemesi yapıldığını belirterek, şunları söyledi:

“1 Aralık itibarıyla kısa çalışma ödeneğine yeniden başvuru almaya başladık. Yeni başvuruları da ilk defa bir yenilik olarak e-Devlet üzerinden alıyoruz. İşçilerimiz işlerini kaybetmesin diye, işçilerimizi koruyalım diye, istihdamlarını koruyalım diye sözleşme fesih kısıtı getirdik ve bu süreçte de nakdi ücret desteği verdik. 2 milyonun üstünde çalışanımıza 6,4 milyarın üstünde nakdi ücret desteği ödedik. Fakat istiyoruz ki ekonomimiz hızlı çarkları döndürsün, tekrar normalleşebilelim. Dolayısıyla hem işçilerimizin gelir kaybının önüne geçmek, hem de ekonomimizin daha çabuk toparlanarak üretim kapasitesini arttırmasını hedefliyoruz. Bu anlamda da normalleşme desteğimizi başlattık ve şu ana kadar 2,5 milyonu aşkın çalışanımıza yaklaşık 2 milyar destek verdik.”

Bunun aynı zamanda ekonominin büyük bir çoğunluğunun normalleşmeye geçtiğini gösterdiğini de dile getiren Selçuk, salgından çok etkilenen sektörlerdeki işletmelerin, toplamı 40 milyar lirayı bulan üç aylık SGK primlerinin ödemelerini de ertelediklerini kaydetti.

Selçuk, kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinin doğrudan çalışanlara aktarılmış bir kaynak olduğunu vurguladı.

Yaklaşık 290 milyar liralık SGK alacağına da yapılandırma getirdiklerini dile getiren Selçuk, engellilerin, kronik rahatsızlığı bulunanların sağlık raporu ve reçete sürelerini uzattıklarını, istirahat raporlarındaki düzenlemeleri yaptıklarını, iş göremezlik ödeneğinin koşullarını rahatlattıklarını söyledi. Selçuk, şöyle konuştu:

“En önemlisi salgın olduğunda verilen tanı ve tedavi hizmetlerini ‘acil hal’ kapsamına alarak vatandaşlarımızdan katılım payı ilave ücret alınmamasını sağladık. Yoğun bakım tedavi ücretlerini iki katına çıkarttık. Onun dışında kovid-19 hastalarının tedavisinde kullanılan bütün ilaçların, immün plazma tedavisi de dahil olmak üzere geri ödeme listemize aldık. Bütün bu genel sağlık sigortası kapsamında yaptığımız ödemeler şu ana kadar 4,4 milyar lirayı aşmış durumda. Bu batan bir SGK ile yapılmıyor, işleyen sürdürülebilir bir SGK ile yapılıyor.”

Salgın sürecinde sosyal hizmet kuruluşlarındaki tedbirleri hızla arttırdıklarını vurgulayan Selçuk, DSÖ’nün de belirttiği üzere huzurevlerindeki yaşlı ölümleri konusunda dünyaya kıyasla en az etkilenen ülkelerin başında gelindiğini aktardı.

Bu süreçte, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün bütünleşik sistemi, İŞKUR ve SGK veri tabanlarından aynı anda istifade edilebilmesiyle sosyal yardımların hızlı bir şekilde doğru haneleri ulaştırılabilmesini sağladığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“Bir noktada sosyal muhtaçlarımızın yoksullarımızın sayısı artmıyor. Dönemsel ihtiyaç diye bir durum vardı Kovid’de. Dolayısıyla da dönemsel ihtiyacı olan, işyerleri kapanan bütün çalışanlarımıza da biz destek vermek durumundaydık. Dolayısıyla e-Devlet üzerinden şeffaf bir şekilde bütün vatandaşlarımızın başvurularını aldık. Bunlar sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımız tarafından değerlendirilerek hanelere ulaştırılmış oldu. Dolayısıyla e-Devlet kapısı üzerinden alınan başvurular illerde ve ilçelerdeki vakıflar tarafından değerlendirilerek yaklaşık 6,3 milyar lirayı aşkın nakdi destek sağlandı. Artı bizim periyodik paylarımız vardı vakıflara. Ayrıca 2 milyar tutarındaki ‘Biz bize yeteriz kampanyası’ndaki dağıtımları da yapmış olduk.”

Kadın odaklı sosyal yardım programlarının da aylık miktarlarını artırdıklarını belirten Selçuk, “Pandemi döneminde kadınlarımızın daha fazla sahip çıkmak için tematik sosyal yardımlarımızı yüzde 10 ile yüzde 50 arasında artırdık.” dedi.

Çalışma barışını artırmak adına tüm sosyal taraflarla çözüm odaklı, yenilikçi bir yaklaşıma inandıklarını belirten Selçuk, bu doğrultuda da 2002’den bu yana çalışanların, işverenlerin haklarında iyileşme sağlayan birçok önemli düzenlemeyi hayata geçirdiklerini ifade etti.

Selçuk, çalışma hayatının dinamik bir süreç olduğuna işaret ederek, “Bizim çocuklarımızı, geleceğimizi, gençlerimizi bu dinamik sürece hazırlamamız ve bu kadar hızlı dönüşen bir sürece uyum sağlamamız, ekonomimizin dayanıklılığını artırmamız ve çalışanlarımızın hak ve hukukunu koruyarak çalışma mevzuatımızı sosyal diyalog çerçevesinde gözden geçirmemiz ve güncellememiz de gerekmekte.” diye konuştu.

Çalışma hayatına dair dijital dönüşümü tamamlamanın sendikal örgütlenmenin de yaygınlaşmasına katkı sunacağını dile getiren Selçuk, sendikalılaşmayı katılımcı demokrasi anlayışı ve çalışanların hakları bakımından çok önemsediklerini vurguladı.

Selçuk, 2020 yılı itibarıyla işçi ve memur sandikalaşma oranının yüzde 22’ye yaklaştığını ifade ederek, 1 milyondan 1,9 milyon üyeye ulaşmış işçi sendikacılığından, 1,3 milyondan 2,6 milyona ulaşmış memur sendikacılığından bahsettiklerini belirtti. Selçuk, “Bu da sendikal faaliyetlerin önünü ne kadar çok açtığımızın net bir göstergesi, tam 2 kat artmış üye sayılarıyla.” dedi.

Sosyal taraflarla, devamlı bir araya geldiklerini ve bu yıl Kamu Personeli Danışma Kurulunu tarihte ilk defa gündemli olarak topladıklarını vurgulayan Selçuk, bu sene başlattıkları çalışma hayatı buluşmalarında da işçi, işveren temsilcileriyle akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer ilgili tüm taraflarla istişare ettiklerini bildirdi.

Asgari ücret görüşmeleri

Asgari ücret görüşmelerinin de başladığını hatırlatan Selçuk, “Biz bakanlık olarak asgari ücrette de hakem rolü üstleniyoruz. Umuyoruz ki işçi ve işveren temsilcilerimizin bu sene uzlaşısıyla sonuçlanır. Bu sene 4 Aralık’ta başladı, aralık ayındaki son toplantıyla beraber de asgari ücret komisyon tarafından açıklanacak.” diye konuştu.

Kamu istihdamında 2002 yılında 2,6 milyon olan kamu personel sayısının yüzde 60’a yakın bir artışla 4 milyonu aştığını belirten Selçuk, özellikle salgın döneminde kamudaki insan kaynağının ne denli kritik bir rol oynadığına şahit olduklarını kaydetti.

Bu nedenle nitelikli personel istihdamına öncelik verdiklerini dile getiren Selçuk, 18 yılda hemşire sayısında yüzde 364, hakim ve savcı sayısında yüzde 132, tabip sayısında yüzde 174, öğretmen sayısında yüzde 69 gibi bir artış olduğunu söyledi.

“Bizim en büyük değerimiz, en büyük gücümüz insan kaynağımız ve bu anlayışla da biz istihdam dostu bir büyümeyi, nitelikli insan kaynağına dayalı bir kalkınmayı önceliyoruz.” diyen Selçuk, her yıl ortalama 500 bin kişinin iş gücü piyasasına dahil olduğunu belirtti. Selçuk, şunları söyledi:

“2020 yılı Ağustos ayı itibarıyla iş gücümüz 31,7 milyon, istihdamımız 27,5 milyondu, bugün TÜİK yeni değerlerini açıkladı. Fakat baktığımız zaman, mayıs ayında başlayan sigortalı sayısındaki artış trendiyle beraber, normalleşmenin başladığı haziran ayından itibaren sigortalı rakamlarımız artmaya başladı ve 2020 Eylül ayında hizmet akdine bağlı çalışanlarımız Mayıs ayına kıyasla 1 milyon kişi artmış durumda. Dolayısıyla hızla toparlanıyoruz.”

İŞKUR aracılığıyla özel sektörde toplam 9,5 milyon kişiyi işe yerleştirmeye aracılık ettiklerini dile getiren Selçuk, bunların yarıdan fazlasını kadınların oluşturduğunu söyledi. Selçuk, Kovid salgınına rağmen de bu sene de 800 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini dile getirerek, İŞKUR’da her sene artan bir işe yerleştirme durumu olduğunu ifade etti.

Kayıt dışı istihdamla da mücadele edildiğini, kayıtlı istihdamın teşvikine inandıklarını vurgulayan Selçuk, “Kayıt dışı istihdamda 1 puan gerileme bizim ekonomimize 4,3 milyar kazandırıyor. Sizin ‘çalışmıyor, iş yapmıyor, teftişe göndermiyorsunuz’ dediğiniz müfettişlerle biz yüzde 52 olan kayıt dışı istihdamı 2020 Eylül ayı itibarıyla yüzde 32,2’ye düşürmüş durumdayız. 20 puan geriletmiş durumdayız. Yeter mi? Yetmez. Ama daha ilerleteceğiz ve kayıt dışı istihdamı daha da minimum sayılara indireceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’de işsizliği etkileyen unsurların bir kısmının konjonktürel, bir kısmının da yapısal olduğunu anlatan Selçuk, istihdamı korumak, işsizliği azaltmak anlamında birçok program başlattıklarını dile getirdi. Selçuk, şu anda 1,3 milyon Mesleki Yeterlilik Belgesi’ne sahip nitelikli iş gücü bulunduğunu, 2021 yılında bu sayıyı 1,5 milyona çıkaracaklarını bildirdi. Bakan Selçuk, “Mesleki Yeterlilik Belgesi’nin ücretlerini, bedellerini, 900 milyonu devlet olarak biz ödüyoruz.” dedi.

Aktif iş gücü programına aktardıkları kaynağın 11 milyar lirayı aştığını dile getiren Selçuk, işbaşı eğitim programlarına katılanların yüzde 75’inin hala istihdamda olmasının, programın istihdama destek konusundaki etkinliğini gösterdiğini belirtti.

Selçuk, iş kulüpleri ve İŞKUR kampüslerinin sayısını 2 kat artırdıklarını ifade ederek, iş kulüplerinin 68 ilde, İŞKUR kampüs birimlerinin 73 ilde bulunduğunu, 2021’de bütün illerimizde bulunmasını hedeflediklerini anlattı.

2021 yılında İŞKUR aktif programlar kapsamında sektör odaklı işbaşı eğitim programlarını artıracaklarını, kadınlar, gençler, engelliler gibi özel politika gerektiren grupları önceleyeceklerini dile getiren Selçuk, “Bu sene kişi başını 65 bin liraya çıkardığımız engelli hibe desteğimize de 100 milyona yakın kaynak aktarmıştık, bunu da e-devlete taşıyoruz ve bu sayede daha fazla engellimizin girişimciliğine destek olmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Geçici bir süre istihdam edilemeyen vatandaşlarımıza gelir desteği sağlamak için uyguladıkları pasif iş gücü programlarına 2002’den bugüne yaklaşık 82 milyar lira aktarıldığını belirten Selçuk, bu paranın yaklaşık yarısının aktarımının bu yıl gerçekleştiğini bildirdi.

“İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı istihdamı korumak”

“İşsizlik Sigorta Fonu’nun amacı nedir? Niye oradan harcanıyor?” diye sorulduğunu belirten Selçuk, “İşsizlik Sigorta Fonu’nun amacı istihdamı korumak.” dedi.

Devletin, işverenin ve işçinin ortak hedefinin istihdamı korumak olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları söyledi:

“Bu bilinçle de İşsizlik Sigorta Fonu, yüzde 2 işveren, yüzde 1 devlet, yüzde 1 de işçi paylarından oluşuyor. Yani yüzde 50, yüzde 25, yüzde 25 katkıları var İşsizlik Sigorta Fonu’nun oluşmasında. Fon’a katkı sağlayan bu 3 yapı, işveren, işçi ve devlet aynı zamanda fonun giderlerinin de kontrolünden sorumlu. Yani kaynağın etkin ve doğru yönetimini sağlamak, giderlerini kontrol etmekten de sorumlu. Yani bu fon, kamu haricinde, devlet haricinde işçi ve işveren temsilcilerinden oluşuyor ve elbette ki Sayıştay tarafından denetleniyor. Dolayısıyla aktif ve pasif iş gücü programlarımızın kaynakları kanunda belirtildiği üzere İşsizlik Sigorta Fonu’ndan geliyor. Fon’un dağılımı bu şekilde, işveren primi, devlet primi, işçi primi, diğer gelirler ve faiz gelirlerinden oluşan İşsizlik Sigorta Fonu’muzun tamamı, bu şekilde bir dağılımı var.

Diyorlar ki ‘İşsizlik Fon’undan siz işverene veriyorsunuz’ ama dağılımı söyleyeyim. Katkı payları yüzde 50, yüzde 25, yüzde 25. Ama bakıyoruz yüzde 25 veren işçiye biz yüzde 66 kaynak aktarıyoruz. Devlet yüzde 25’inin yüzde 17’sini yine işçiye veriyor.”

Kovid-19 salgını sürecinde en önem verdikleri konulardan birinin de iş sağlığı ve güvenliği olduğuna işaret eden Selçuk, bu konuda ciddi bir bilinçlenme ve farkındalık oluşturmak gerektiğini söyledi.

Selçuk, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü yaymak için birçok çalışma yaptıklarını ifade ederek, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alan iş yeri sayısının 7,5 kat arttığını, 100 binde ölümlü iş kazası oranının da yarıya düştüğünü dile getirdi.

“Sosyal güvenlik kapsamı yüzde 99”

Selçuk, sosyal sigortacılık ve sağlık sigortacılığı alanında büyük yol katedildiğini, sosyal güvenlik sisteminin kapsamının da 2002’de yüzde 70 iken yüzde 99’a ulaştığını kaydetti.

Hiçbir hükümetin gerçekleştiremediğini Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti hükümetlerinin gerçekleştirdiğini belirten Selçuk, “Şu anda Türkiye’de aile sigortacılığı var.” şeklinde konuştu.

Selçuk, uygulanması gereken ILO’nun sözleşmesinde yer alan bütün sosyal risklere karşı sosyal koruma sağlayan aile sigortacılığı sisteminin, AK Parti hükümetleri tarafından işletildiğini vurguladı. Selçuk, “Arkadaşlar, güneş balçıkla sıvanmıyor. Türkiye bunu başardı, daha büyük reformları da başaracak. Bu sadece siyasi kadroların değil bütün olarak memurlarımızın, işçilerimizin, işverenlerimizin, esnaflarımızın, emekçilerimizin, kısaca hep birlikte Türkiye’mizin başarısı. Bırakın da bununla iftihar edelim.” diye konuştu. Selçuk, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemine bakıyoruz. 1999’larda neydi Türkiye’nin güvenlik sistemi gelirlerinin giderlerini karşılama oranı yüzde 64, prim gelirlerinin emekli aylığını ve sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 55’ti. Çok iyi yöneten SGK Başkanı sayesinde! Şu anda baktığımızda ise 2020 yılı yıl sonu tahmini kovid-19 salgınının bütün prim ötelemelerine rağmen, bütün kaynak aktarımlarımıza rağmen, sosyal güvenlik sisteminin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı yüzde 84, prim gelirlerinin emekli aylık ve sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 66. Dolayısıyla biz bütün bu Kovid-19 salgınıyla mücadelemize rağmen, hala mali ve yapısal açıdan uluslararası normlara göre sürdürülebilir bir sistemdeyiz ve aktüeryal dengemiz sağlam durumda.”

Geri ödeme kapsamındaki ilaç sayısının 8 bin 880’i aştığını, tıbbi malzeme sayısının da 4 bin 833 olduğunu belirten Selçuk, Türkiye Eczacılar Birliğiyle imzaladıkları dört senelik bir protokol ile bu sektöre 235 milyon liralık bir ek kaynak sağladıklarını söyledi.

İlaç tüketim analizleri yaptıklarını ve genel sağlık sigortacılığında kaynakları doğru değerlendirmek amacıyla çeşitli revizyonlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Selçuk, Mart 2020’de Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan 9 bin 47 işlemin tamamında yüzde 10 ile yüzde 25 oranında bir iyileştirme sağladıklarını açıkladı.

Selçuk, vatandaşlara daha iyi hizmet sunmanın gayreti içinde bulunduklarını ifade ederek, “Türkiye’nin 83 milyonluk büyük bir aile olduğuna inanıyoruz ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında da ailenin önemini bilmekteyiz.” diye konuştu.

Aileye, gençlere yönelik faaliyetler hakkında da bilgi veren Selçuk, 36 ilde 247 aile destek merkezi, 12 ilimizde 32 sosyal destek merkezi olduğunu anlattı. Selçuk, Yeşilay iş birliğinde de Türkiye bağımlılıkla mücadele eğitimlerini yürüttüklerini ve 850 bin kişiye ulaştıklarını da dile getirdi.

Türkiye Afet Müdahale Planı gereğince de afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetlerini sunmaktan sorumlu olduklarını bildiren Selçuk, afet bölgesindeki vatandaşlara destek sunduklarını belirtti. Selçuk, “Bütün bunların sonucu olarak da daha güçlü bir ülkeye daha güçlü ailelerle, daha sağlam aile yapılarımızla kavuşacağımıza da inanıyoruz.” dedi.

Ataerkil veya anaerkil değil “aileerkil” bir millet olduğumuz şuuruyla hareket ettiklerini vurgulayan Selçuk, güçlü kadının güçlü aile olacağına ve güçlü Türkiye’yi oluşturacağına da inandıklarını kaydetti.

Selçuk, 18 yılda karar alma mekanizmalarında daha fazla kadını gördüklerini, bugün araştırma görevlilerinin yüzde 51’inin, avukatların yüzde 46’sının, mimarların yüzde 43’ünün, kamu personelinin yüzde 40’ının, sigortalıların yüzde 30’unun ve milletvekillerinin yüzde 17,3’ünün kadınlardan oluştuğunu dile getirdi.

Kadın istihdamının 8,5 milyon seviyesini aştığını, bu rakamın daha artmasını istediklerini ifade eden Selçuk, kadınların aynı zamanda iş ve aile arasında dengesini sağlamak için de hayatlarını kolaylaştırıcı projeleri hayata geçirdiklerini söyledi.

“Kadına karşı şiddetle mücadelemize hiçbir siyasi argümanın alet edilmesine izin vermeyeceğiz.” diyen Selçuk, şiddetin nesilden nesile aktarılan bulaşıcı bir virüs olduğunu belirtti.

Selçuk, bu virüsün bulaşıcılığını azaltmak, şiddet zincirini kırmakla da yükümlü hissettiklerini dile getirerek, buna dair de koordinasyon programlarının işlediğini anlattı.

“Mercan Seferberliği”

Topyekün bir seferberliğe ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Selçuk, bunun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde Mercan Seferberliği başlattıklarını açıkladı. Selçuk, Mercan Seferberliği’nin sadece kadına yönelik şiddetle mücadele etmediğini, iş ve aile hayatını dengeleyecek politikalar geliştirmeyi, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alacak uygulamalar yapmayı ve kadınları sosyoekonomik açıdan da güçlendirmeyi hedeflediğini kaydetti.

Çocuklara da önem verdiklerini anlatan Selçuk, Türkiye’de bulunan 23 milyon çocuğa sağlanan her imkanın Türkiye’nin yararına yapılan bir yatırım olduğunu vurguladı.

Selçuk, aile odaklı hizmetlerden yararlandırılan çocuk oranının yüzde 39’lardan yüzde 91’e yükseldiğini, çocukların bakım kuruluşlarına alınmasından ziyade sosyal, ekonomik destek vererek, onların ailelerin yanında bakımlarının yapılmasını tercih ettiklerini bildirdi.

Ailelerinin yanında bakımları olmuyarsa onları kuruluşlarına yerleştirdiklerini anlatan Selçuk, “Şu anda evlat edindirme ve koruyucu ailelerimizin yanındaki çocuklarımızın sayısı da yaklaşık 25 binde.” dedi.

Selçuk, 14 bine yakın çocuğa da bakanlığın kuruluşlarında hizmet verdiklerini dile getirdi.

Çocuk işçiliğiyle de mücadele ettiklerini anlatan Selçuk, onların çalıştırılmasının önüne geçmeye çalıştıklarını bildirdi. Selçuk, ayrıca “muzır neşriyatla mücadele” kapsamında, hem dijital içerikleri kontrol edecek, hem de çocuk dostu yayınların yapılmasını sağlayacak “muzır içerikle mücadele” projesini başlattıklarını da ifade etti.

Engellilerin de yanında olmayı sürdüreceklerini dile getiren Selçuk, bu yıl engelsiz vizyon belgesine, yaşlılık vizyon belgesine dair de bir strateji belgesini hayata geçirdiklerini aktardı.

Selçuk, yarım milyonu aşkın kişinin evde bakım yardımı aldığını belirterek, engelli iş koçluğu gibi uygulamalarla engellilerin iş bulma süreçlerini desteklemeye devam ettiklerini dile getirdi.

Türkiye’de özellikle aşırı yoksulluğun sorun olmaktan çıktığını ifade eden Selçuk, “Biz daha ziyade refahı paylaşmayı ve bu süreçteki acil durumlarda vatandaşlarımızın yanında olmayı hedefleyen bir sosyal yardımı önemsiyoruz.” diye konuştu.

Selçuk, sadece 2020 yılında 100 bini aşkın şehit, gazi ailesiyle iletişime geçtiklerini ve onların her daim haklarını korumaya, yanlarında olmaya, destek olmaya gayret ettiklerini kaydetti. Onları sosyal koruma kalkanı atında korumaya devam edeceklerini dile getiren Selçuk, “Çünkü onları, vatanımızın bize emaneti olarak görmekteyiz.” dedi.

Bakan Selçuk, bakanlığının bütçesi üzerinde yapılan eleştirilere cevap verdi

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, meslek hastalığı tartışmalarına ilişkin, “Meslek hastalığı, bedensel veya ruhsal olarak zarara uğraması anlamına geliyor. Eğer çalışan işçi 4A statüsündeyse meslek hastalığı kapsamında oluyor, memursa da vazife malulü kapsamında oluyor. Şu ana kadar bize ulaşmış olan 5 başvuru var, 5 başvurunun 2’si memur statüsünde ve biz ikisinin de vazife malulü kapsamında aylıklarını bağladık. Dolayısıyla var olmayan bir sorunu konuşuyoruz aslında.” dedi.

Selçuk, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığın bütçe görüşmeleri üzerine yapılan eleştirilere cevap verdi.

Kovid-19 önlemleri veya sendikal mobbing konusundaki şikayetleri incelediklerini belirten Selçuk, konuyla ilgili müfettiş görevlendirildiğini vurguladı.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun fütursuzca kullanıldığının Sayıştay tarafından tespit edildiğine yönelik iddiaların gerçekleri yansıtmadığını dile getiren Selçuk, “Sayıştay’da böyle bir tespit yok. Fon’a 7,3 milyar sosyal yardım harcaması yaptık. Bunların her birinin nerelere dağıtıldığı belli.” diye konuştu.

Selçuk, “pandemi döneminde kadınlar daha fazla yoksullaştı” şeklindeki eleştirilerin de doğru olmadığını, yaptıkları sosyal yardımların yaklaşık yüzde 60’ının kadınlara yönelik olduğunu, bakanlık bünyesinde en fazla bütçenin Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne verildiğini vurguladı.

Meslek hastalığı konusundaki tartışmalara da değinen Selçuk, meslek hastalığının, bedensel veya ruhsal olarak zarara uğraması anlamına geldiğini belirtti.

Selçuk, “Eğer çalışan işçi 4A statüsündeyse meslek hastalığı kapsamında oluyor, memursa da vazife malulü kapsamında oluyor. Şu ana kadar bize ulaşmış olan 5 başvuru var, 5 başvurunun 2’si memur statüsünde ve biz ikisinin de vazife malulü kapsamında aylıklarını bağladık. Dolayısıyla var olmayan bir sorunu konuşuyoruz aslında.” şeklinde konuştu.

Şartlar ile illiyet bağının kurulması durumunda sağlık çalışanlarının 4A veya 4C oluşuna göre vazife malulü ya da meslek hastalığı olarak kabul edildiğini dile getiren Selçuk, “İlliyet bağı kurulup gerekli dokümanlar ve şartlar sağlandığı sürece zaten buna dair geçerli ve yürürlükte olan seneler boyunca işleyen bir mevzuatımız söz konusu.” ifadesini kullandı.

Bakanlık bütçeleri kabul edildi

TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinin üçüncü turunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Nükleer Düzenleme Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Devlet Personel Başkanlığının 2021 yılı bütçeleri kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, bütçelerin kabul edilmesinin ardından, birleşimi, bugün saat 11.00’de toplanmak üzere kapattı.

(AA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.