Keşke hayat herkese bayram olsa…

Keşke hayat herkese bayram olsa…

Selam tüm okuyuculara, sevgiye, barışa ve refah içinde yaşamayı hak eden tüm insanlara…

*** 

Evet bir bayram daha yaşıyoruz, ne güzel…

Dün Heykel, Kapalı Çarşı, Şehreküstü civarlarındaydım.

Malum her zaman kalabalık olur orası, ne de olsa Bursa’nın kalbi diyeceğimiz noktadır. Tabii bayram arefesi olması dolayısıyla biraz daha kalabalıktı. Alt gelirli insanların daha uygun alışveriş yapabileceği yerler çoktur burada. Fiyatlar alabildiğine uygundu gerçekten. Esnaf elinden geleni yapmıştı bayramda, ‘belki sürümden kazanırım’ diye…

Reyhan pazarından geçerken hıncahınç kalabalığın içinde yavaş yavaş ilerliyordum. Meyvesi taze ve güzel olur. İncirleri de görünce almak için durdum. 5 liradan çocuk kıyafetlerini tezgaha dökmüştü pazarcı. Dört çocuklu bir aile ve birkaç çocuklu anne baba daha tezgahın önünde, içinden seçiyorlardı. Dört çocuğuna birer üst aldı baba. “Altlarına da alsak mı?” diye sordu karısına dönerek, “kalsın şimdi” dedi karısı. ”Şurdan biraz sebze alalım bakarız” diye ilave etti.

O sırada esmer bir kadın yanındaki kız çocuğunun elinden çekiştirerek tezgahın önüne geldi. Kızına beğendirmeye çalışıyordu içinden seçtiği bir tişörtü… Belli ki bir önceki yerden baktıkları tişörtteydi kızının aklı. Ama annesi ısrarla birini alıyor, diğerini gösterip beğendirmeye çalışıyordu kızına. Bir ara çocuk ne de olsa; ağlamaya başladı; ‘ben diğerini istiyorum’ diye… Annenin cevabı; “10 lira niye verelim bak onun yerine buradan sana altına şort da alabiliriz.” dedi.

Evet yanlış duymadınız, 10 liraya da olsa çocuklarını sevindirmeye veya mutlu etmeye çabalıyordu diyelim. Bu fiyata çok kalite kimse bekleyemez tabii. Ama bu fiyata da ne alınabilir ki başka. Kaldı ki bu fiyatlarla bile arefe gününe göre çok da satış yapamadığı belliydi esnafın. Çünkü insanlarımızın çoğu artık doyabilme derdinde.

Neden mi?

Açlık sınırının 2400 TL olarak belirlendiği raporlarda 2324 lirayla geçinmeye çalışan birçok insan var.

Bakın açlık sınırı diyorum, yoksulluk sınırıyla karıştırmayalım.

Kira, faturalar, eğitim giderleri, mutfak giderleri vs dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise istatistiksel raporlara göre 7200 lira civarında…

‘Hadi ya, çok’ demeyin; bunlar birçok araştırma merkezi ve sendikaların ortak raporu. Biraz da olsa normal şartlarda yaşama standartları… Ve maalesef ki ülkemizde binlerce insan bu koşullarda yaşamak zorunda.

Pazardan çıkıp Ulucami yanındaki meydanda bir çay içip soluklanmak istediğimde ise Kızılay’ın standını gördüm. Hemen caminin çıkış kapısının önüne kurulmuştu.

Ne güzel değil mi?

Bayramda bizim alt gelirli, açlık sınırında veya yoksulluk sınırının altındaki vatandaşlarımıza kurulmuş sanarak tam sevinecektim ki, üstünde asılı olan yazıyı gördüm; ”Afrika’ya yardım. Kurbanlarını bağışlamak isteyenler 600-900 liraya yardım edebilirsiniz” türünden bir yazı…

Aynı gün bir vakfın da Abdal meydanında buna benzer bir standını görmüştüm. Üstüne de Kızılay’ınkine benzer bir yazı asmıştı. Onunki daha da ayrıntılıydı; şu ülkeye; 600, şu ülkeye; 900, onun komşusu şu ülkeyeyse; 1300TL kurban yardımlarınızı bekliyoruz diye…

Evet; güzel…

Tüm bu gördüklerimden birkaç saat öncesinde bir yerde oturup bir şeyler yerken gençten birinin önce uzakta durup masalara bakışı dikkatimi çekmişti. Eski kıyafetler vardı üstünde, temiz yüzlü biriydi. Elinde içinde ne olduğunu bilmediğim bezden eski bir çantası vardı. Masaların arasında tedirgince yürüdü. Oturacak yer arıyor sandım. İki kişinin oturduğu bir masaya yanaştı, sessizce bir şeyler söyledi ve uzaklaştı. Bu arada ona baktığımı gördü yanımdan geçerken birkaç adım sonra döndü ve dedi ki; ”çok açım” anlamadım önce söylediklerini, yüz ifademden anlamış olacak ki tekrarladı “çok açım, lütfen yardım eder misiniz?” dedi. Ben ve oradaki birçok insan yemek yerken orda ‘açım’ diyen biri vardı. Elimdeki çatalı bıraktım o  anda yemeye devam etmeye utandım belki de… Açıkçası söyleyeyim, biraz tedbirli davrandım öncelikle. Nasıl saçma bir güvensizlik peydah olmuşsa bizlere. Sanki beni nüfusuna geçir diyordu(!) Para isterse inanmayacaktım. “Yemek ister misin?“ diye sorunca, gözlerindeki o utangaç (benim utanmam gerekirken) onaylamayla yanıtını vermişti. Karşılıklı konuştuk biraz. İş için Yozgat’tan geldiğini, bir haftadır iş aradığını ve bulamadığından bahsetti. “Abla inanıyorsun değil mi bana? İnan ben dilenci değilim” dedi.

Evet bu bir örnek olsa keşke ama maalesef birçoğumuzun çok kez rastladığı hatta medyada da zaman zaman içimizi burkan ne çokları var… Dünya genelinde aç insanlara bir nebze de olsa yardım etmek tüm insanlığın görevi. Bunda hemfikiriz. Üstelik biz ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ söylemiyle beslenen bir inançtan geliyoruz. Çok da sevdiğim doğru ve güzel bir hadistir. Fakat benim evde çocuğum ‘açım’ diyerek ağlarken cebimdeki iki kuruşumu öncelikle komşunun çocuğuna mı vermeliyim yoksa önce çocuğumun karnını doyurup sonra komşununkine mi yardım etmeliyim. Mesele bu aslında…

Yanlış anlaşılmasın!

Dünyada yardıma ihtiyacı olan her bireyden, dünyada yaşayan her birey sorumludur. Vicdanı olan herkesi de üzer mutlaka.

Keşke ekonomik koşullar el verse keşke ülkemizde her vatandaşın gelir düzeyi iyi olsa, çocukların hepsi et yiyebilse, süt içebilse, iyi eğitim alabilse, kışın ayağı üşümese, çocuk yaşta çalışmak zorunda kalmasa, babasının param yok mahcubiyetini yüzünde görmeye gerek kalmasa, annesi ona istediği o on liralık tişörtü alabilse…

Keşke…

Ve o zaman biz de dünyada ihtiyacı olan tüm insanlara sadece gıda yardımı değil, onlara hayat olabilsek ve keşke dünyada adilce bir yaşam olsa hatta zenginlerde vicdan olsa, dünyada açlık olma ihtimali bile olmazdı…

Bugün bayram ve bu bayramın amacı özellikle et alamayanlara bu vesileyle yardım etmek. Öyle iki parça verip görevimizi yaptık deyip, mangalları yakıp, salataları yapıp yemek değil…

İhtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürmek mesele…

Unutmayalım et yiyebilmek için bayramları bekleyen onca insan var ve madem bizler dini vecibeler sebebiyle kurban kesiyoruz o zaman önceliğimiz de kutsiyetine uygun şekilde hak sahiplerine dağıtımını yapmakla da mükellefiz…

Herkesin bayram tadında kutlayacağı, herkesin mutlu olacağı, huzurla geçireceği daha nice bayramlara…

***

Ya ağlamasın hiç kimse

Ya da gülmesin şu her zaman gülenler

Ya kimsede olmasın para denen illet

Ya da paylaşmasını öğrensin paralı millet

Ya kimse söylemesin sevdiğini

Ya da yapsınlar şu asıl sevginin tarifini

Ya şu bayramlar hiç yaşanmasın

Ya da bayramlarda et yemeyen kalmasın

(Atalay Demirci)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ