DOLAR9,262
EURO10,7921
ALTIN526,091
BIST1409,56
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 22°C
Sağanak Yağışlı
sonhaber16.com

İletişime yol aç

İletişime yol aç
30.11.2020
A+
A-

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

 

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

                                             Orhan Veli

***

Kelimeleri ustaca kullanan Orhan Veli bu şiirinde anlatamamanın çaresizliği içindedir. Şiirde kendini ifade etmedeki zorluk ve çaresizlik anlatılmaktadır. Orhan Veli’nin şiirdeki seslenişi insanların empati kurmaları ve onu anlamalarını istemesi üzerinedir.

Onca şey anlatıyor, konuşuyoruz ama birbirimizi gerçekten anlıyor ve dinliyor muyuz?

Uzun süredir gözlemlediğim çoğu iletişim sanki tek taraflı ilerliyor. İnsanlar birbirlerini dinlemeye çalışsalar bile, ‘karşımdakinin sözü bitse de bir an önce ben de kendi hikayemi anlatsam’ sabırsızlığıyla verilen ilk es’de akıllarındaki hikayeyi anlatmaya başlıyorlar. Böylelikle ilk anlatıcının hikayesi havada kalıyor, ne herhangi bir duygu paylaşılmış oluyor ne de anlatılan şeyin bir değeri kalıyor. Mesela eskiden telefonlar konuşulanı sırayla iletirdi. O zamanlar konuşmak için telefonda karşı tarafın konuşmasını bitirmesini beklemek zorunda kalırdık. Acaba bu sistem daha mı iyiydi? Şimdilerde yüz yüze olan konuşmalarımızda bile kimse birbirini dinlemiyor, herkes bir ağızdan konuşup bildiğini okuyor. Hatta dinlenip dinlenmediğimiz, dinlensek de anlaşılıp anlaşılmadığımızdan emin olamıyoruz.

İnsanlar tek yönlü, sanki sadece kendileriyle konuşuyormuşçasına içlerini döküyorlar. Bir nevi kişisel terapi gibi…

İhsan Oktay Anar, Efrasiyab’ın Hikayeleri’nde şöyle der;

‘’Bazı hikayeler sadece anlatıcıyı mutlu etmek için anlatılır.’’

Kişisel tatminini bu şekilde sağlayan kişi de, tekrar birini dinlemek için bir çaba harcamıyor.

Oysa ki, anlamak ve dinlemek, hayat içinde güçlü bir iletişim kurabilmek ve bu iletişimi sürdürebilmek için çok önemlidir.

“Başkalarını iyilikle, saygıyla dinlemek iç zenginliğin en güzel belirtisi ve daha iyi olmanın en büyük yardımcısıdır.”

John Stuart Mill

Karşımızdaki kişi veya kişiler ile iyi bir iletişim kurabilmenin yolu, iyi bir dinleyici olmaktan geçer. Anlamak, anladığımızı ifade etmek ise sadece karşımızdaki insanı sözleri ile anlamak değildir. Yüz ifadesi, mimikleri, beden dilini de göz önünde bulundurarak, duygularımızı da ön plana koyarak dinlemek yani kalbimizle de hislerine ortak olmaktır. Karşımızdaki kişinin istek ve düşüncelerini sezebiliyorsak, anlamaya başlamışız demektir.

Üstelik dinlemek, karşı tarafa gösterdiğimiz saygının ifadesidir. Ayrıca iyi bir dinleyici olmak, karşı tarafla güçlü bir bağ kurmaktır.

Herkesin olduğu gibi kendimizin de gerçekten dinleyen birine ihtiyacı vardır. Dinlemek ve anlamak tüm sosyal bağlarımızı güçlendirerek, iletişimimizi daha sağlıklı kılar, bize ve çevremize güvenli bir ortam oluşturur.

Dinlemek herkesin yaptığı ve yapabileceği bir şey gibi gözükse de aslında kişisel beceri gerektiren önemli bir kavramdır.

İyi bir dinleyici değilsek, karşı tarafa zarar verebiliriz. İyi bir dinleyici, karşı tarafla kendisi arasında çift yönlü bir köprü oluşturur. Dinlediğimiz kişi ile aynı fikirde olmak, aynı düşünceyi paylaşmak gerekli değildir. Farklı düşüncelere saygı göstererek anlamaya çalışmalı ve empati kurmalıyız. Empati, aslında etkin dinlemenin temel dayanağıdır.

İletişim kurarken, kendi düşüncelerimizden uzaklaşıp karşı tarafa odaklanarak dinlememiz gerekir. Kendi zihnimiz doluyken, karşı tarafı dinlemek, dinler gibi yapmaktan öteye geçmez. Hal böyle olunca da karşımızdakini anlamak maalesef mümkün olmayacaktır. Çünkü dinlemek sadece kulaklarla yapılan bir eylem değildir. Dinlemenin gerçekleştirilebilmesi için bireyin etkin bir biçimde harekete geçmesi ve başkasına odaklanması zorunludur.

Diyelim ki üzüntülü ve stresli bir konu dinliyoruz, işte tam burada duygularımızla dinlememiz, karşı tarafı anlayabilmemiz, çözüm üretebilmemiz ve çıkar yol gösterebilmemiz önemlidir. Dinleme sürecinde bize her zaman şu soru rehberlik etmelidir: “Bu olay benim başıma gelseydi, ne hissederdim, ne düşünürdüm?”

Boşver, takma’, ‘her şey olacağına varır’ gibi cümleler kurarsak, karşımızdaki insanı önemsememiş oluruz. Bu durumda karşımızdaki insanı bir parça daha zedeleyeceğimiz gibi keşke anlatmasaydım hissine de kolayca sürükleyebiliriz. Ortada sağlıklı bir iletişim söz konusu olmadığı gibi elimizde de boşa harcanan bir zaman kalır.

Dinlemek; bir başkasının duygularını anlamak, değerlendirmek ve ona geri bildirim verebilmektir. Her şeyden önce bir başkasının varlığını görmek ve kabul etmektir.

Bir başka ifadeyle birey, dinleme sürecinde ilgisini tamamen diğer kişiye yöneltir ve aslında dinlediği kimsenin varlığını, diğerlerinden ayırt eder. Bu bakımdan dinlemek, bilinçli bir eylemdir ve “duymaktan” ayrılır.

Sözgelimi, karşımızdaki konuşurken onun sesini duyabiliriz. Ama tabii ki bu tek başına bir dinleme eylemi değildir. Ne zaman karşımızdakine dikkatimizi yöneltir, onun duygularını ve düşüncelerini anlamak için çaba gösteririz, o zaman dinleme sürecini başlatmış oluruz.

İyi bir dinleyici karşısındakinin nasıl anlattığına, anlatım tarzına bakmaz diye düşünsek de anlatırken anlaşılır olmak için net ve düzgün cümleler kurmak, laf kalabalığı yapmadan sade bir dil kullanmak önemlidir. Kullandığımız bu sade dil yalnızca konuşmaktan geçmez. Bazen bizi anlayacak kimseyi bulamadığımız için susarız. Bazen de yargılanma korkumuz ve utanma duygumuz anlatma isteğimizi baskılar.

Bir bakışıyla ne demek istediğini anladığımız insanlar vardır hayatta. Yine bu insanlar bir bakışıyla ne demek istediğini anlatırlar.

Bazen susmak da anlatmak istediklerimize en güzel tercüman olur.

Anlamak ve anlaşılmak dileğiyle…

Sabahattin Ali’nin de dediği gibi;

“Dünyada bana ‘Ne istiyorsun?’ diye sorsalar hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur:

Anlaşılmak istiyorum.”

REKLAM ALANI
YORUMLAR

  1. Tansel Saylı dedi ki:

    “Anlamak ve anlaşılmak dileğiyle…”. zaten en önemli eksiğimiz bu değil mi… Keşke bu duygu kapsamında … tek taraflı olmamak koşulu ile… iletişim sağlamak… toplumsal ve bireysel mutluluğa, huzura giden yold olacaktır…

    1. Nurten Soydan İncegül dedi ki:

      Tansel arkadaşım, yorumunuz o kadar net olmuş ki, konunun önemini bir kez de siz vurgulamışsınız. Teşekkür ederim.

  2. Raji dedi ki:

    Kalabalıklar içindeki yalnızlaşmış kent insanları olduk birden,
    öğüttük tükettik güzellikleri.
    Lanet olası bu kötü dönem bile ders vermezse bizlere,
    gelecek kuşakları düşünemiyorum.
    Anlaşıldın,
    hem de çok iyi anlaşıldın sevgili yazarım.
    Yüreğine kalemine sağlık …

    1. Nurten soydan incegül dedi ki:

      Çok teşekkür ederim Raji arkadaşım. Sizde o kadar çok şey anlatmışsınız ki bu güzel yorumunuzla. Sağlıkla kalın…

  3. Ayten Karagöz dedi ki:

    Dinlemek, anlamak ve anlatmak ve bunları hissettirmek. Hayatın tadı bu. Yoksa sonun koskoca bir yalnızlık. Çok güzel bir konuya dikkat çekmişsin kardeşim.

    1. Nurten soydan incegül dedi ki:

      Anlamak , anlaşılmak ve yalnızlığa meydan okumak dileklerimle güzel kardeşim.

  4. İnci Şahin dedi ki:

    Anlamak için gönülden dinlemek ,Anlaşilmak içinde karşidakinin gönülden dinlemesi gerekli.Kalemine,ellerine sağlık Nurten.👏

    1. Nurten soydan incegül dedi ki:

      Anlamak ve anlaşılmak dileklerimle sevgili İnci, teşekkür ediyorum.