sonhaber16.com

ÇİFTÇİMİZİN DEĞİL, İHVAN’IN MUHİPLİĞİ

ÇİFTÇİMİZİN DEĞİL, İHVAN’IN MUHİPLİĞİ

Türkiye önce bir tarım ülkesiydi. Sonra demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti oldu. Şimdi her ikisi de değildir. Yeniden bunların olması için, ülkenin namuslu ve çalışkan yurttaşları gayret göstermektedir. Ancak olmaması için çaba harcayanlar da az değil, hatta belki daha fazladırlar. Anlaşılan bu kavga, tarihteki bilgi ile sonsuz cehalet arasında süren kavga gibidir. Veya doğaları gereği, varlıkları birbirlerinin varlığına muhtaç olan iyi ile kötü arasındaki ezeli savaş gibidir.

O GÜN BAŞARDIK

Konunun daha net anlaşılması bakımından da örneklendirebiliriz. Biliyorsunuz 1918’de İstanbul’un işgaliyle yurdumuz parçalanarak teslim alınmak istendiğinde, millet Atatürk’ün önderliğinde etnik ve dini farklılıklarını bir tarafa bırakarak, meşru müdafaasını Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kanatları altında birleşerek onurlu bir şekilde Kuvayı Milliye ruhuyla işgale karşı koydu. Koca Osmanlı İmparatorluğu’nu çökerten padişah, halife, şeyhülislam ve yalakaları ise vatan ve milletten daha çok önemsedikleri şahsi menfaatlerini ve canlarını teslim ettikleri ‘işgalciler galip gelsin’ diye İngiliz Muhipleri Cemiyeti vb etnik ve dini temelli derneklerin çatısı altında toplanarak, kurtuluş mücadelesi verenleri hezimete uğratmak gibi bir ihanetin içine girdiler.

Gerileme döneminden itibaren, Osmanlı’nın başına geçirdikleri çuvalı, aynı güçler bu kez Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçirmenin çabasındalar. Bu amaçla 1946’dan itibaren verdikleri çabalar bugün meyvesini vermiş ve ne yazık ki Cumhuriyeti, Osmanlı’nın son günlerine benzer bir noktaya kadar da taşımış bulunmaktadırlar.

Biliyoruz ki tarım iyi durumdayken ülkemiz zengindi, halkımız mutluydu. Tarım yok edilince ne hukuk kaldı, ne ekmek. Bunun, sadece devleti idare edenlerin beceriksizliğinden değil, tam tersi tarımıyla, demokrasisiyle devleti tümden işlemez hale getirme konusunda mahir olan iktidar tarafından bilinçli şekilde yapıldığı kanaatindeyiz. Neticede üretim düşmüş, tarım ürünlerinde tamamen dışa bağımlı hale getirilmiş bulunmaktayız.

Tarımsal üretim; devlet tarafından desteklenmeden, hatta çoğu zaman sübvanse edilmeden küçücük işletmelerle, örgütsüz, bilinçsiz ve yoksul çiftçilerle yapılamaz. Dünya ile rekabet de edilemez. Türkiye bugün bu olumsuzluklarla yüz yüzedir. Bu gerçeği kabullenmek ve ona göre tavrımızı belirlemek, planlamamızı yapmak zorundayız. Çiftçinin üretim kooperatiflerinde örgütlenmesi, gücünü birleştirmesi ve üretime dönük uygulamalarla ilgili tüm konularda eğitilmesi, ardından üretimden tüketime kadar uzanan zincirin tüm halkalarının muhkem bir planlama ile oluşturulması gerekmektedir.

İktidardakilerin bunu yapmayacakları çok açık. O zaman iş muhalefet partili belediyelere ve toplumun diğer demokratik dinamiklerine düşüyor. Örneğin İzmir, Eskişehir ve Aydın belediyelerinin bu konudaki çabaları takdire şayandır ama yeterli değil. Onun için yurt sathındaki tarımla ilgili tüm kesimler, özellikle de üretimde, kurtuluş günlerindeki gibi bir kararlılıkla organize olmak zorundadırlar.

BUGÜN DE BAŞARACAĞIZ

Bursa, öteden beri tarım ürünleri ihracatı bakımından önde gelen birkaç ilimiz arasındadır. Çiftçisi, Türkiye ortalamasının üzerinde bir tarımsal bilince sahiptir. Bir zamanlar iç ve dış pazarlara yönelik faaliyetlerde bulunan güçlü kooperatifleri de vardı. Fetullah Gülen’in Amerika’dan döneceği ve Bursa’ya yerleşeceği haberlerinin Türkiye’nin gündemini oluşturduğu günlerde, dönemin valisi öncülüğünde bir kadın dernekleri furyası başlamıştı Bursa’da. Sadece iktidar değil, muhalefet partisine mensup belediyeler de katılmıştı bu furyaya. Günübirlik gidip gelinebilecek köylerde kadın dernekleri kurduruluyor, köy kadınları ev imalatı yemeklerini ve yiyeceklerini tatil günlerinde kentin gürültüsünden kaçıp gelenlere sunacak, böylece tarım gelişecek ve ekonomi canlanacaktı. Fetullah Gülen Bursa’ya gelip yerleşir ve Türkiye’nin dört bir yanından milyonlarca müridi ona akınca, Bursa’nın köyleri bu iç turizmden ihya olur gibi bir hesapları da olmuştur muhtemelen!

Dönemin valisi ve belediye başkanları, köy kadın dernekleri kadar, mevcut köy kalkınma kooperatiflerini destekleselerdi, hatta bir adım daha ileri gidip köylerde üretim kooperatifleri, şehirde de tüketim kooperatiflerinin kurulmasına önayak olsalardı, Bursa’nın bugün ne durumda olacağını siz okuyucular daha iyi tahmin edebilirsiniz. Zira bugünün Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, aslında üretim kooperatifleridir.

TARIM ÇÖKÜYOR, YOKSULLUK ARTIYOR

Ne yazık ki bütün bu yanlışların çok acı sonuçlar doğurduğunu görmekteyiz bugün. Humeyni’nin İran’a dönüşü gibi Türkiye’ye dönüş yapması beklenen Fetullah Gülen gelmedi ancak okyanus ötesinden meşru hükümeti devirmek üzere darbe yaptırdı Türkiye’de. Çiftçi üretim yapamaz hale geldi. Tarım ürünlerinin neredeyse tamamı ithal edilmektedir. Öyle ki köy kadın derneklerinin müşterilere sundukları yemeklerde kullandıkları malzemeler dahi marketlerden aldıkları ithal ürünler oldu. Köylerde beklenen ekonomik kalkınma ise maalesef olmadı. Hatta birçok köy kadınının bu konuda elleri koynunda kaldı.

Onun yerine, tarih tekerrür etti ve bu kez Müslüman kardeşleri koruma, kollama modası başladı. Osmanlı yıkılırken, aklını ve menfaatlerini İngilizlere teslim edenler, bugün Türkiye’de tarım çökerken, yoksulluk artarken, Türk halkı ve çiftçisi yerine, ülkesine ihanet etmiş Suriyelilerle yalelli oluyorlar. Suriyelilerle dayanışma, yardımlaşma ve kültür derneklerinden geçilmiyor. Hayatında hiç üretimde bulunmamış, her zaman devletten, dinden, milletin sırtından, yani avantadan geçinmeye alışmış bu İngiliz muhiplerinin ardılları, yine din kardeşliğini kendilerine sermaye edip bu sefer Suriyelilerle birlikte ekonomisi batmakta olan bu milletten aşırdıklarını pişirme, yeme derdine düşmüşler.

Kanıyla elde ettiği vatanında onuruyla çalışarak yaşayan milletimizin, yoksullaştırılıp yozlaştırıldıktan sonra kolayca bölünebilmesi için, milli haysiyetten yoksun güruhların Suriye’den toplanarak yurdun dört bir tarafına sürüldüğü umurlarında bile değil. Dünün İngiliz muhipleri, bugünün İhvan muhipleri olmuş anlayacağınız.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ