
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F. Zehra KORUCUOĞLU, Author at sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/author/f-zehra-korucuoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/author/f-zehra-korucuoglu/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 May 2021 14:32:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çocukların öldüğü hiçbir dava haklı değildir…</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/cocuklarin-oldugu-hicbir-dava-hakli-degildir/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/cocuklarin-oldugu-hicbir-dava-hakli-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[F. Zehra KORUCUOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 May 2021 14:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=171223</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail polisinin geçen hafta Kudüs&#8217;te Mescid-i Aksa&#8217;da Filistinlilere müdahalesiyle başlayan gerilim Gazze Şeridi&#8217;ne, ardından Batı Şeria&#8217;ya ve İsrail&#8217;deki Filistinli Arap nüfusun yaşadığı kentlere yayıldı. İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye hava saldırıları ve Hamas&#8217;ın Gazze&#8217;den İsrail kentlerine fırlattığı roketler nedeniyle aralarında en az 14 çocuğun da olduğu onlarca kişi hayatını kaybetti. İsrail ile Filistin; Orta Doğu&#8217;nun kanayan, iyileşmeyen yarası. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cocuklarin-oldugu-hicbir-dava-hakli-degildir/">Çocukların öldüğü hiçbir dava haklı değildir…</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsrail polisinin geçen hafta Kudüs&#8217;te Mescid-i Aksa&#8217;da Filistinlilere müdahalesiyle başlayan gerilim Gazze Şeridi&#8217;ne, ardından Batı Şeria&#8217;ya ve İsrail&#8217;deki Filistinli Arap nüfusun yaşadığı kentlere yayıldı. İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye hava saldırıları ve Hamas&#8217;ın Gazze&#8217;den İsrail kentlerine fırlattığı roketler nedeniyle aralarında en az 14 çocuğun da olduğu onlarca kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>İsrail ile Filistin; Orta Doğu&#8217;nun kanayan, iyileşmeyen yarası. Yara kapanmadığı gibi acısının yol açtığı nefret ve öfke de yıllar değil kuşaklar boyu kanayarak şiddet ve ölüm getirmeye devam ediyor. Yahudiler ve Araplar, Akdeniz ve Ürdün Nehri arasındaki topraklarda yüz yılı aşkın bir süredir egemen olma mücadelesi veriyor. 1948’de kurulan İsrail, kuruluşundan bu yana Filistinlilere ağır yenilgiler yaşattı ama hala kazanamadı.</p>
<p><strong>Yalnızca İsrail ile Filistin olaylarında değil, Doğu Türkistan’da da sürekli kanayan bir yara var.</strong></p>
<p>3 milyondan fazla Uygur Türkü Müslüman, Çin&#8217;de toplama kamplarına yerleştirildi. Çin Hükümeti, bu insanlara işkence ediyor, dini ibadetlerini yerine getirmelerine izin vermiyor ve dinlerini reddedip <strong>“normal vatandaş” </strong>olmaları için beyinlerini yıkıyor. Erkekler toplama kamplarına götürülüyor, çocuklar yetimhanelere gönderiliyor ve kadınlar diğer Çinli erkeklerle zorla evlendiriliyor. Uygur Türklerinin suçsuz yere toplama ve çalışma kamplarına gönderilen milyonlarca çocuğu, hala asimilasyon merkezlerinde tamamen Çin kültürüyle yetiştiriliyor. Çocukların akrabaları dahil dış dünya ile bağlantıları neredeyse yok.</p>
<p>Çin mahkemelerinde uydurma gerekçelerle idama mahkum edilen, duvar diplerinde kurşuna dizilen Doğu Türkistan’lı Türkler’in organları Çin’li doktorlar tarafından alınıp helal organ pazarında satılıyor. Çin&#8217;in esir ettiği Uygur Türkleri&#8217;nin organlarını zengin Araplara helal organ diye sattığı, ilk ağızdan anlatılıyor. Bu vahşete zorla ortak edilen ve daha sonra Avrupa&#8217;ya sığınan doktorun itiraflarını anlatan haberi kanımız donarak okuduk, organları alınan cesetlerin fotoğraflarına içimiz yanarak baktık.</p>
<p>Ve tarih boyunca dünyanın birçok yerinde ölen, öldürülen insanlar, çocuklar; yayınlanan görüntüler, fotoğraflar yüreklerimizi yakıyor. İnsanlığın sosyal medya hesaplarından savaşa, ölümlere hayır demesiyle, ülkelerin ürünlerini boykot etmeleriyle çözülecek bir mesele değil tüm bu olanlar.</p>
<p><strong>Lev Tolstoy, Savaş ve Barış</strong> kitabında; <strong>“Elma olgunlaşınca düşer. Ama neden düşer? Bir güç onu toprağa çektiği için mi? Sapı kuruduğu için mi? Güneşte kurumaya başladığı için mi? Rüzgar estiği için mi, yoksa aşağıda duran bir çocuk o elmayı yemek istediği için mi?&#8230; Tarihi olaylarda </strong>“büyük adam” <strong>denilen insanlar olup bitenlere etiket yapıştırırlar; olaya ad takarlar. Oysa verilen bu adın, olayla, etiketin kendisi kadar az ilgisi vardır. Onlara herhangi bir nedene bağlı olarak meydana geliyormuş gibi görünen olaylar, tarihi anlamda insan iradesine bağlı değildir; tarihin genel akışına bağlıdır ve meydana gelişleri daha yüzyıllarca önceden hazırlanmıştır.”</strong> der. Haklıdır da tüm bu olup bitenler tarihin genel akışına bağlı ve meydana gelişleri daha yüzyıllarca önceden hazırlanmış. Lakin <strong>George Orwell</strong>’ın <strong>Hayvan Çiftliği</strong>’nde <strong>&#8220;&#8230;Hepsi yalan. İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.&#8221;</strong> dediği gibi insanoğlu kendi çıkarından başka bir şey gözetmediği için tarihin akışı sanılanın aksine çok daha çetin geçmekte.</p>
<p>Ulusal çıkarlarına önem veren devletler arasında bazıları güçlenerek uluslararası sistemde söz sahibi olmayı başardı. Bazı devletlerde güçlü devletlerin gölgesi altında kalarak uluslararası sistemdeki etkinliğini zayıflattı. Bazı devletler belirli dönemlerde daha da güçlenerek sisteme egemen olmak için girişimlerde bulundu. Ancak bu girişimler sistemdeki diğer güçlü devletler tarafından engellendi. Bazı devletler kontrolsüz bir biçimde güçlenerek ve bu gücü istismar etti. Buna karşılık diğer devletler kendilerini tehdit altında hissetti ve vekalet savaşları yahut doğrudan müdahale ederek karşılık verdi. Üstüne bir de küreselleşme, ekonomiden uluslararası ilişkilere kadar çeşitli alanlarda dünyayı etkileyen, uluslararası toplumun dokusunu ve yapısını eskiye oranla tanınmayacak ölçüde değiştiren bir güç olarak karşımıza çıktı. Sonuç olarak adil bir güç dağılımı olmadığı için faturayı hep halk ödedi, ödemeye de devam ediyor.</p>
<p><strong>Bu güç dengesi ve küreselleşme ile:</strong></p>
<ul>
<li>Birleşmiş Milletler (BM), Gazze&#8217;den İsrail&#8217;e roket atılmasını &#8221;güçlü&#8221; bir şekilde kınarken, İsrail&#8217;in Gazze&#8217;de aralarında çocukların da olduğu sivillerin hayatını kaybetmesine neden olan hava saldırılarını kınamadı.</li>
<li>Barış süreci yedi yıl boyunca bağımsız bir Filistin devleti kurma yolundaki koşulları yaratma iddiasını taşıdı da ne oldu? Barıştan çok Filistinlileri İsrail’e daha da bağımlı kılacak ekonomik ve siyasal altyapıyı meydana getirdi.</li>
<li>Azerbaycan için sesini yükselten ama Doğu Türkistan için sesini yükseltmeyen, çaba sarf etmeyen bir Türkiye var artık.</li>
<li>Ermeni Soykırımı var diyen <strong>Biden’e ‘‘ABD’nin bu gerçekler ışığında attığı yanlış adımdan bir an önce dönmesini umut ediyorum. Ermeni lobisine Türkiye’yi değişiyorsunuz?’’</strong> diyen umut dolu bir Cumhurbaşkanımız var.</li>
<li>Karadeniz’e İstanbul Boğazından geçemeyenler için yapılacak olan ve çatlasanız da patlasanız da Kanal İstanbul yapılacak diyen bir iktidarımız var.</li>
<li>Dış İşleri Bakanlığının ABD’deki görevlerini ve neden hala ABD’de bir Türk Lobisi oluşturulmadığını sorgulayan ve acilen Türk Lobisi oluşturulması gerektiğini söyleyen siyasetçilerimiz yok.</li>
<li>Kanal İstanbul’u istemiyorum demenin suç haline gelmesi için iktidar partisi ile birlikte neredeyse tüm siyasi partiler el ele verdiler.</li>
</ul>
<p>Türkiye’deki 104 Amiralin bildirisi, ABD&#8217;de 124 emekli general ve amiralin bildirisi, Fransa&#8217;da 20&#8217;si emekli general ve bazıları halen görevde 100&#8217;ü subay binden fazla askerin yayınladığı &#8216;iç savaş&#8217; uyarılı mektup, insanoğlunun bitmek bilmeyen aç gözlülüğü ve küreselleşmenin de etkisiyle dünyadaki güç dengesi sisteminde ne gibi değişiklikler olacağını hep birlikte göreceğiz. Ama sonuçta hepimiz biliyoruz ki faturayı hep halk ödedi, ödemeye de devam edecek. Erkekler, kadınlar, çocuklar ölecek ve ben inanıyorum ki, <strong>“Çocukların öldüğü hiçbir dava haklı değildir…”</strong> O yüzden küreselleşme ve güç dengelerinde adil olunmak zorunda. Bu belki de bir hayal ama başka çaresi yok bunun.</p>
<p><strong>“Bir zulmü engelleyemiyorsanız en azından onu herkese duyurun.”</strong> demiştir Hz. Ali. Sessiz kalmamalı, zulümleri tüm dünya duymalı ve engel olmalı. Hiç kimse ölmemeli, hele çocuklar hiç ölmemeli. Keşke tüm insanlık dini inancı, ırkı, maddi varlığı ne olursa olsun, önce can, önce insan diyebilse ve insanlar, çocuklar hiç ölmese..</p>
<p>Küreselleşme ve güç dengeleri ne olursa olsun; dünya hepimizin huzur ve barış içinde yaşamasına yetecek kadar imkana sahip. Bu haksız ve insanlık dışı davranışların, İsrail ile Filistin arasındaki savaşın, Doğu Türkistan’a yapılan bu zulmün son bulmasını, çocukların insanoğlunun aç gözlülüğü yüzünden ölmemesini diliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cocuklarin-oldugu-hicbir-dava-hakli-degildir/">Çocukların öldüğü hiçbir dava haklı değildir…</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/cocuklarin-oldugu-hicbir-dava-hakli-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öteki Kahramanlar…</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/oteki-kahramanlar/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/oteki-kahramanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[F. Zehra KORUCUOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 15:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=161624</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Tahlîs-i Can Madalyası” nedir bilir misiniz? Osmanlı, yapılan fedakârlıkları karşılıksız bırakmazdı. Fedakârlıkların en büyüklerinden olan, yerine göre canını tehlikeye atarak bir başkasının hayatını kurtaranlar için değerli bir mükâfat olarak madalyalar hazırlanmıştı. Madalyalar mühim bir hadisenin, bir muharebenin, tamirin veyahut bir merasimin hatırasına hazırlatılırdı. Bunlardan başka, daha dikkat çekici olan bir madalya ise hayat kurtarma fedakârlığına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/oteki-kahramanlar/">Öteki Kahramanlar…</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Tahlîs-i Can Madalyası”</strong> nedir bilir misiniz?</p>
<p>Osmanlı, yapılan fedakârlıkları karşılıksız bırakmazdı. Fedakârlıkların en büyüklerinden olan, yerine göre canını tehlikeye atarak bir başkasının hayatını kurtaranlar için değerli bir mükâfat olarak madalyalar hazırlanmıştı. Madalyalar mühim bir hadisenin, bir muharebenin, tamirin veyahut bir merasimin hatırasına hazırlatılırdı. Bunlardan başka, daha dikkat çekici olan bir madalya ise hayat kurtarma fedakârlığına karşılık hem hayat kurtaranı takdir hem de fedakârlığı teşvik için verilmekteydi. Bu madalyaya <strong>“Tahlîsiye / Tahlîs-i Can Madalyası” </strong>ismi verilmişti. Bir diğer ismi de <strong>“Cankurtaran Madalyası” </strong>olan bu mükâfat yangın, sel, deprem gibi türlü felâketler veya birdenbire vuku bulan tehlikeler karşısında ölümle burun buruna gelenlere, canını hiçe sayarak kurtaranlara devlet tarafından veriliyordu.</p>
<p>Madalya, başvuru esasıyla verilirdi ve başvuran kişinin canını tehlikeye atarak bir kişiyi kurtarması beklenirdi. Olay yerindeki şahitlerin, şahitliği ile alınırdı. Altın, nikel, bakır ve gümüş madenlerinden yapılırdı. Dört kademeli madalyanın ilk kademesi yeşil kurdele, ikinci kademesi kırmızı kurdele, üçüncü kademesi beyaz kurdele ve dördüncü kademesi bu üç rengin karışımdan oluşan renkli bir kurdeleye sahipti. Madalyayı ilk kez alan kişiler birinci kademe yeşil kurdeleli madalyayı alırken, zaten madalyası olan bir kişi tekrar can kurtarırsa bir üst kademedeki madalyayı almaya hak kazanırdı. Madalyanın arka yüzünde <strong>&#8220;İnsanlara tehlikeye düştüğü zaman yardım edenler, övgü ve takdirle anılırlar&#8221;</strong> anlamına gelen bir söz yazmaktaydı.</p>
<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının Türkiye&#8217;deki ilk vakasının 11 Mart 2020’de açıklanmasının üzerinden bir yıl geçti. İnsanoğlunun yüz yılda bir yaşayacağı, bilimin tek çare olduğunu ve sağlıkçıların ne kadar değerli olduğunu çok net olarak öğrendiğimiz bir yıl yaşadık hep birlikte. Covid-19 salgını insanoğlunun tarihinden bugüne yaşadığı ilk salgın değil. Büyük kayıplar verse de insanlık bugüne kadar başına gelen en korkunç salgınları sağlık bilimindeki bilgisi, sağlıkçıları sayesinde atlatmayı ve türünü devam ettirmeyi başardı.</p>
<p>Salgının başından bu yana mücadelenin içinde olan hekimlerimiz, hemşirelerimiz, paramedik ve anestezi teknisyenlerimiz, hasta bakıcılarımız, hastanelerimizin kadrolarında görevli çalışanlar da dahil olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın iş yükü her geçen gün daha da artmaya devam ediyor. İş yükü, Covid-19 salgını ve bir de artan şiddet vakaları yüzünden sağlık çalışanlarımız <strong>“tükenmiş”</strong> durumda.</p>
<p>20 yıllık bir hastabakıcının, <strong>“Yetişemediğim, oturup ağladığım anlar oldu. Nisanda vasiyetimi hazırladım. Oğlumu, sevdiklerimi bir daha göremeyeceğim diye uzun uzun oğlumun yüzüne bakıyordum…”,</strong> bir doktorun <strong>“Bizi en çok zorlayan artan iş yüküydü. Benim de çoğu çalışanın da en çok endişe duyduğu şey kendisinin Covid-19 olması değil, yakınlarına bulaştırma endişesiydi.”,</strong> bir hemşirenin <strong>“Hastanede çalıştığım için altı aydır yurtta kalıyorum. Annemi altı aydır sarılıp, öpemedim, koklayamadım ve onu kaybettim. Uzaktım, geçecek göreceksin diye avutuyordum kendimi; artık hiç göremeyeceğim.” </strong>dediğini basında okuduk, dinledik. Onlarla üzüldük, ağladık, canımız yandı..</p>
<p>Yalnızca sıkıntılar altında ezilip, sevdiklerini kaybetmediler. Salgınla mücadelede birçok ülke de olduğu gibi ülkemizde de alınan birçok önleme rağmen; sağlık çalışanlarımız da hastalandı, hayatını kaybetti. Ülkemizde 24 Mart 2020 tarihinde 33 yaşındaki <strong>Dilek Tahtalı</strong>, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden ilk sağlık çalışanımız oldu ve ne yazık ki bugün de sağlık çalışanlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz.</p>
<p>Covid-19 salgınının sosyal, ekonomik ve teknolojik boyutuyla ilgili sorunlar dillendirilirken, bugün artık sağlık çalışanlarının salgındaki en önemli aktör olduğunu tüm dünya anladı. Onları daha iyi anlamak, daha güçlü kılmak ve seslerini duyurabilmek amacıyla birçok araştırma yapıldı ve salgın kontrol altına alınsa bile sağlık çalışanlarının bulunduğu sosyal ve psikolojik karmaşıklığın devam edebileceği belirtildi. Hâl böyle olunca ilk günlerde her akşam alkışlarla <strong>“Yanınızdayız”</strong> mesajları vermenin motive kaynağı olduğu fakat yaşadıkları huzursuzluk ve sıkıntıların çoklukla devam etmesinden dolayı sağlık çalışanlarımıza hak ettikleri değeri vermediğimiz kanısındayım. Yaşanan pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının ne kadar zorluk yaşadıkları ortada. Tüm bunlar göz önüne alındığında pandemi süreci devam ederken ve sonrasında sağlık çalışanlarına yönelik bir dizi önlemler ve çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Zaferi, Kıbrıs Barış Harekatı da dahil olmak üzere tarihi boyunca nice savaşlar, nice felaketler yaşamış bir millet olarak sayısız kahramanlara sahibiz. Geçmişten günümüze ilerledikçe tarihte anlatılanlar farklı olaylar yeni kahramanlar çıkarır karşımıza. Tarih çoklukla yaşanılan olayda canını tehlikeye atarak bir başkasının hayatını kurtaran sivil ve askeri kahramanları anlatır bize. Pandemi’de bize yeni kahramanlar kazandırdı. Adı konulmamış, öteki kahramanlarımız onlar. Canımızı kurtaran sağlıkçılarımız onlar.</p>
<p><strong>Osmanlı’dan bu yana kahramanlarımıza saygı duyan, madalya vererek onurlandıran bir millet olarak sağlık çalışanlarımıza maaşla taltif ile birlikte; pandeminin ilk günlerinde yaptığımız “Yanınızdayız” alkışını devamlı hale getirmek, pandemi döneminde hayatlarını hiçe sayıp tehlikeye atarak çalışmalarından dolayı üstün hizmet beratı olarak onurlandırmak için “Tahlîsiye / Tahlîs-i Can Madalyası” vermeyi öneriyorum.</strong></p>
<p>Osmanlı’nın yaptığını neden şimdi yapmayalım?</p>
<p>Osmanlı’da olduğu gibi altın, nikel, bakır, gümüş madenlerinden yapılsın ve dört kademeli olsun. Madalyanın ilk kademesi yeşil kurdele, ikinci kademesi kırmızı kurdele, üçüncü kademesi beyaz kurdele ve dördüncü kademesi bu üç rengin karışımdan oluşan renkli bir kurdele olsun. Madalyayı ilk kez alan kişiler birinci kademe yeşil kurdeleli madalyayı alırken, zaten madalyası olan bir kişi tekrar can kurtarırsa bir üst kademedeki madalyayı almaya hak kazansın ve madalyanın arka yüzünde <strong>&#8220;İnsanlara tehlikeye düştüğü zaman yardım edenler, övgü ve takdirle anılırlar.&#8221;</strong> yazsın. Madalya almaya hak kazananlar için dijital bir ilan defteri olsun; madalyayı alan (kurtaran) ve hayatını kurtardığı (kurtulan) kişi o anlarda, sonrasında yaşadığı duyguları yazsın. Madalya; kendisinden sonra ailesine bir onur nişanı olarak kalsın. Onlardan sonra gelecek nesillere övgü dolu bir anı olsun.</p>
<p>Bu madalyayı almaya hak kazanmanın mutlak kuralı; kendi hayatını tehlikeye atarak başka birinin hayatını kurtarmak. Pandemi döneminde hayat kurtaran sağlıkçılarımıza, Covid-19 servislerinde çalışanlara verelim. Pandemi sonrasında da Hastane, İtfaiye, Afat gibi kurumlarda çalışıp hayat kurtaranlara ve trafik kazası, boğulma gibi birçok farklı durumda hayatlarını riske ederek hayat kurtaran vatandaşlarımıza verelim.</p>
<p><strong>Devlet büyüklerimizden ve her seferinde sağlıkçılarımızın haklarını dile getirenlerden; sağlık çalışanlarımıza üstün hizmet beratı olarak onurlandırmak için “Tahlîsiye / Tahlîs-i Can Madalyası” vermelerini isterim. </strong></p>
<p>Halkın ileride sizleri anarken bu konuda iyi anmalarını istemez misiniz?</p>
<p>Bir çocuğun elindeki madalyayı göstererek; benim annem, benim babam bu ülke için canını verdi, kanıtı bu madalya diye gururla göstermesini istemez misiniz?</p>
<p>Gelin sağlık çalışanlarımıza bu madalyayı verelim, değerli olduklarını hissettirip, onları ve ailelerini onurlandıralım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/oteki-kahramanlar/">Öteki Kahramanlar…</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/oteki-kahramanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yeniden Kuruluş!..&#8217; diyen bir AKP ve adam yerine konmak&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/yeniden-kurulus-diyen-bir-akp-ve-milyonlar/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/yeniden-kurulus-diyen-bir-akp-ve-milyonlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[F. Zehra KORUCUOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2021 10:10:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=156835</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKP ve yandaşlarının reform, değişiklik, yeniden kuruluş dedikçe düne kadar savunduğu anayasayı değiştirmek istemesi, kaybettiğimiz 13 canımız ve Karadeniz&#8217;de keşfedilen doğalgazın kimlere ne fayda sağlayacağı konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle. *** Yeniden Kuruluş Anayasası.. ABD’de Biden’in kazanmasının ardından AKP sürekli reform diyor, değişiklik diyor, farkında mısınız? ABD&#8217;de CIA ile anlaşıp AKP’deki ve devlet yönetimindeki tüm [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yeniden-kurulus-diyen-bir-akp-ve-milyonlar/">&#8216;Yeniden Kuruluş!..&#8217; diyen bir AKP ve adam yerine konmak&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKP ve yandaşlarının reform, değişiklik, yeniden kuruluş dedikçe düne kadar savunduğu anayasayı değiştirmek istemesi, kaybettiğimiz 13 canımız ve Karadeniz&#8217;de keşfedilen doğalgazın kimlere ne fayda sağlayacağı konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong><em>Yeniden Kuruluş Anayasası..</em></strong></p>
<p>ABD’de Biden’in kazanmasının ardından AKP sürekli reform diyor, değişiklik diyor, farkında mısınız? ABD&#8217;de CIA ile anlaşıp AKP’deki ve devlet yönetimindeki tüm isimleri veren Rıza Zarrab’ın dosyasına ilerlemesini engelleyici biçimde baskı kuran Trump seçimi kaybedip, AKP Hükümeti için olumsuz düşünceler besleyen Biden seçimi kazanınca; AKP çok daha önceleri kendisi için zaten başlattığına inandığım ekonomi ve hukuk reformunu telaffuz etti. Önce Merkez Bankası Başkanı, ardından da Hazine ve Maliye Bakanı görevden alındı. (Pardon affını istemişti!)</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Adalet Bakanı Abdulhamit Gül</strong> ne hikmetse birden, <strong>“Adalet Bakanı”</strong> olduğunu hatırladı ve efelik lafları etmeye başladı. HSK, ansızın Osman Kavala’yı tutuklayan ve tahliyesini reddeden tüm hakimlerin listesini istedi. Ama ne hikmetse rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun suikastının faillerinin hepsinin cezasını çekmesi için bir şey yapmadı. Hükümetin tüm kademelerindekiler gibi genel başkanlarına biat ederek görev yapanlardan olan<strong> Abdulhamit Gül, Cemil Çiçek, Bülent Arınç </strong>sırayla sahneye çıkıp konuştu ve biz bu iktidarda olmak için her şeyi yapabilirizi gösterdiler bize.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ekonomi reformu adı altında daha kimleri görevden alacak, hukuk reformu adı altında daha kimleri parmaklıklar arkasından çıkartacaksınız kim bilir. Ne KHK’lar çıkarıp kimlerin canının yandığını, kimlerin ne faydalar sağladığını göreceğiz kim bilir…</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Şimdi de sıra tek adam düzeniyle devam etmek isteyenlere çanak tutanlar ile birlikte Anayasanın ilk 4 maddesinin değiştirilmesini gündeme getirmeye geldi. Adına <strong>“Yeniden Kuruluş Anayasası”</strong> dedikleri bir değişiklik bu&#8230;</p>
<p>1982 yılında halk oylamasına sunulan ve kabul edildikten sonra üzerinde defalarca değişiklik yapılan Anayasa&#8217;nın ilk dört maddesini hatırlatmak isterim size:</p>
<p><strong>Madde 1:</strong> Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.</p>
<p><strong>Madde 2:</strong> Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.</p>
<p><strong>Madde 3:</strong> Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe&#8217;dir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.</p>
<p><strong>Madde 4:</strong> Anayasanın 1’inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Evet. İlk 4 madde hükümleri kesinlikle değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.</p>
<p>Devlet Bahçeli; <strong>&#8220;Bütün partilerin Anayasa&#8217;nın ilk dört maddesine bağlı bir tutumla bir araya gelmesi milletin talep ve beklentisidir.”</strong> dedi. Ali Babacan, ileride <strong>&#8220;zemin ve şartlar daha uygun olduğunda&#8221;</strong> Anayasa&#8217;nın ilk dört maddesi üzerinde de konuşulabileceğini söyledi. Bu cümleleri nasıl sarf edebilirsiniz? Daha üç yıl önce kararlılıkla savunduğunuz Anayasayı, şimdi niye değiştirmek istiyorsunuz?</p>
<p>MHP’liler, DEVA’lılar ve hatta bazı AKP’liler, <strong>“Anayasanın ilk dört maddesi değişmez çizgimizdir.” </strong>naraları atıyorlar. Her parti de olduğu gibi <strong>“Düzen”</strong> hep aynı. En üst kademede belirlenen strateji, hedefler ve onlara ulaşmak için uygulanacak eylemlerden tabanın, orta kademenin ve hatta bazı üst kademedekilerin haberi yok. Bu ülkenin kurulması için canını veren, kanı dökülen binlerce şehit ve ardından Cumhuriyet’in ilanı. Anayasanın yıllar ilerledikçe son halini alması. AKP’nin 19 yıllık iktidarının başlamasıyla artan şehit haberleri. Gittikçe yoksullaşan halk. Söylemlerinde halkla dalga geçen yöneticiler. Üç maymunu oynamaktan vazgeçin artık; gerçeği görün..</p>
<p><strong>“Ekonomi ve Hukuk Reformu” kimin için? </strong></p>
<p><strong>“Yeniden Kuruluş Anayasası” kimin için? </strong></p>
<p>Laiklik’ten Atatürk’ten nefret ediyorsunuz. Kininiz yıllardır bitmek bilmiyor..</p>
<p>Siz reform, değişiklik, yeniden kuruluş dedikçe asıl işinizi yapmıyorsunuz. Evlatlarımıza sahip çıkmıyorsunuz. Analarımız ağlamaya devam ediyor, hem de bu sefer hiç susmayacak biçimde..</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong><em>Kaybettiğimiz 13 can…</em></strong></p>
<p>Devleti tarafından adam yerine konmayı bekleyen 13 can!.. 13 hayat!.. 13 şehit!.. verdik Gara’da.</p>
<p>Devletin kapısında adam muamelesi görmek isteyen yurdum insanının; ışıkları yanarken dışarıdan aydınlık görünse de içleri acıdan kararan evlerine yenileri eklendi…</p>
<p>Yıllar önce kaçırıldılar. 6 yıl boyunca kurtarılmayı beklediler. Anneleri evlat nöbetine çıkıp, devletten evlatlarını istediler. Ülkemizde güvenliği sağlamaktan sorumlu, tek vazifesi bizim can ve mal güvenliğimizi tesis etmek olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, <strong>“Murat Karayılan&#8217;ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün.” </strong>dedi. Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar ise Haziran 2019&#8217;daki soru önergesine verdiği yanıtta; <strong>&#8220;Terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir&#8221;</strong> dedi. Canlarımızı kaybettikten sonra da, <strong>“Vatandaşlarımızı şehit eden teröristler öldürüldü.”</strong> dedi.</p>
<p>6 yıldır kayıp olan bu askerlerimiz için sesi çıkmayanlar, annelerinin ailelerinin sesini duymayanlar, verilen 6 soru önergesini reddedenlerin sesleri ancak çıkmaya başladı.</p>
<p>Her konuşmasında AKP Genel Başkanı olarak konuşma yapan, her şeyi ben yapıyorum edasıyla PTT’nin Ayçiçek yağı satışını bile açıklamaktan memnuniyet duyan, Esma için hüngür hüngür ağlayan, Arap kralı için yas ilan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba günü PKK tarafından esir alınan 13 vatandaşımızın kurtarıldığı müjdesini mi verecekti? Ama konuşamadı, şehitlerimizi de konuşmadı, <strong>&#8217;13 canımız gitti&#8217; </strong>diyemedi. Şehitlerimizi Malatya Valisi açıkladı.</p>
<p>İmralı’daki bebek katilinin kardeşi Osman Öcalan&#8217;ı TRT&#8217;de konuşturan bir zihniyetin Bakanları olarak şehit olmadan önce kurtarmalıydınız evlatlarımızı. Şehit olduktan sonra konuşmanız yaralarımıza merhem olmuyor ki. Anaların yüreğinin kanamasını durdurmuyor ki. Çözüm süreci diye tutturduğunuzda Karayılan&#8217;ın PKK&#8217;sına şehirlerimiz teslim edilmişti; Murat Karayılan&#8217;ı yakalayıp bin parçaya böleceğinize nasıl inanacağız biz şimdi!..</p>
<p><strong>Ruhları şad, mekanları cennet olsun aslanlarımızın.</strong> <strong>Biz şehitlerimize haklarımızı helal ederiz ama o 13 şehit, 13 ana, gitme baba diye ağlayan çocukları sizleri affeder mi, haklarını helal eder mi bilmem?</strong></p>
<p>Evet siz reform, değişiklik, yeniden kuruluş dedikçe asıl işinizi yapmıyorsunuz ama ne hikmetse sessizce hep birilerinin işleri ilerliyor!</p>
<p><strong><em>Keşfedilen doğalgaz kimlere ne fayda sağlayacak&#8230;</em></strong></p>
<p>sonhaber16.com&#8217;daki 06.07.2020 tarihli <strong>“Yine özelleştirme, yine AKP…”</strong> ve 20.08.2020 tarihli <strong>“Yiyin efendiler yiyin!..”</strong> başlıklı yazılarımda 03.06.2020 tarihinde Resmî Gazete&#8217;de yer alan 2186 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile TCDD Genel Müdürlüğünün bağlı ortaklıkları olan Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayii A.Ş. (TÜLOMSAŞ), Türkiye Vagon Sanayii A.Ş. (TÜVASAŞ) ve Türkiye Demiryolu Makinaları Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜDEMSAŞ)’ın birleştirilerek Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) adı altında İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) statüsünde birleştirildiğini yazmıştım. Kararla birlikte birleştirilen üç kamu şirketinin hak ve yükümlülükleri, taşınır ve taşınmazları ve personelleri TÜRASAŞ’a devrolunacağı bilgisini vermiş, tüm bu olanların nedenini sorgulamıştım. &#8216;AKP raylı sistemlerimize gözünü dikti&#8217; demiştim.</p>
<p><strong>Raylı sistemlerimize gözünü diken AKP, şimdi de doğalgazımıza mı gözünü dikti?</strong></p>
<p>Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre, Karadeniz&#8217;de keşfedilen 405 milyar metreküplük rezerve sahip doğal gaz sahasını işletmek üzere Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı&#8217;nın (TPAO) bağlı ortaklığı Turkish Petroleum Overseas Company Limited (TPOC) tarafından üç yeni şirket kurulması kararlaştırıldı. Kurulacak üç şirketin toplam kuruluş sermayesi 1 milyar 653 milyon 500 bin dolar olacak.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Kurulacak bu üç şirketi öğrendikten sonra şu soruları sormaktan kendimi alamadım:</strong></p>
<ul>
<li>TPAO, BOTAŞ ve TPOC bugüne kadar çalışıyordu da şimdi mi çalışmıyorlar?</li>
<li>Ne değişti de üç şirket kurulması gerekti?</li>
<li>Üç şirketi kurmaktaki asıl amaç nedir?</li>
<li>Bu işten kim kazançlı çıkacak?</li>
<li>Milletim bu şirketlerden gerçekten kazançlı çıkacak mı?</li>
<li>TÜRASAŞ’ın ardında Katar gizli ortaklığı var diye konuşuluyor. Bu üç şirketin ardında da Katar mı var?</li>
<li>Merkezi Ankara’da olacak denen TÜRASAŞ’a bir adres bile belirlenmemişti. Açılacak bu üç şirket içinde böyle mi olacak?</li>
<li>TÜRASAŞ’da olduğu gibi atamalarda yine AKP’li isimler mi öne çıkacak?</li>
<li>Şirketlere malzeme ve hizmet sunan tedarikçilerin durumu ne olacak?</li>
</ul>
<p>***</p>
<p>Bülent Ecevit, bir mitinginde, <strong>&#8220;Bu düzen değişecek&#8221; </strong>dediğinde bir vatandaş, <strong>&#8220;Düzen hayatından memnun, düzülen ne zaman değişecek?&#8221; </strong>diyeli 23 yıl oldu. 23 yılın 19 yılında yönetim hep tek eldeydi ve değişen bir şey olmadı!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Adam yerine konmayı bekleyen milyonlarca yurdum insanı; Değiş artık..</strong></p>
<p>Gerçeği görüp görmezden gelmek, gerçeği duyup duymazdan gelmek, gerçeği bilip bilmezden gelmek ve hiçbir şey yapmamak olmaz.</p>
<p><strong>Evinde kal Türkiye’m ama üç maymunu oynama lütfen…</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yeniden-kurulus-diyen-bir-akp-ve-milyonlar/">&#8216;Yeniden Kuruluş!..&#8217; diyen bir AKP ve adam yerine konmak&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/yeniden-kurulus-diyen-bir-akp-ve-milyonlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasi Partilerde Makyavelci Yönetim</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/siyasi-partilerde-makyavelci-yonetim/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/siyasi-partilerde-makyavelci-yonetim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[F. Zehra KORUCUOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2021 06:37:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=152037</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasette amaca ulaşmak için; töreye, ahlaka aykırı da olsa, her türlü aracı, yolu kullanma temeline dayanan bu siyasal öğretiyi artık yalnızca devlet yönetiminde değil siyasi parti yönetimlerinde de görür olduk. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin yönetimindeki kalitenin yıllar geçtikçe yerini Makyavelci yönetime bıraktığı gibi siyasi partiler de ilk kurulduklarında yönetimlerindeki kaliteyi yıllar geçtikçe Makyavelci yönetime bıraktığını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/siyasi-partilerde-makyavelci-yonetim/">Siyasi Partilerde Makyavelci Yönetim</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette amaca ulaşmak için; töreye, ahlaka aykırı da olsa, her türlü aracı, yolu kullanma temeline dayanan bu siyasal öğretiyi artık yalnızca devlet yönetiminde değil siyasi parti yönetimlerinde de görür olduk.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin yönetimindeki kalitenin yıllar geçtikçe yerini Makyavelci yönetime bıraktığı gibi siyasi partiler de ilk kurulduklarında yönetimlerindeki kaliteyi yıllar geçtikçe Makyavelci yönetime bıraktığını görüyoruz.</p>
<p>Ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi partilerin birçoğunun kendilerini yönetemediklerine şahit oluyoruz. Her seferinde <strong>parti içi yönetimde demokrasi var</strong> diye söylemekten bıkmayanların, demokrasiye tecavüz edişini izliyoruz. <strong>Ağam, paşam, reisim; benim dediğim olacak, fikrini sormuyorum, konuşmayacaksın. Tamam efendim, tabii efendim, olur efendim… </strong>Biri değil, birçoğu bu biçimde.</p>
<p>Partilerin sırasıyla ilçeler, iller ve genel merkez kongreleri olmaya başlar. Demokrasinin üç temel özelliği olan <strong>“temsil, katılım ve denetim”</strong> uygulanacak denir. Demokratik bir seçim olacaktır ama ne hikmetse tüm ilçe ve il delegeleri, ilçe başkanları, il başkanları, genel merkez delegeleri ve hatta Genel Merkez yönetimi zaten önceden belirlenmiştir. Belirlenenleri seçer ve demokrasi çığırtkanlığı yaparlar. Partilerin kongrelerinin çoğunda oldu bu olaylar. Basında izledik, okuduk hepimiz.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Yönetim;</strong> adaletli, ahlaklı, demokratik, bilgili, etik değerlere saygılı bir lider, iyi bir strateji, iyi ve liyakatli bir ekip olduğunda ve yönetim biçimi de düzenleyici adaletli kurallar olduğunda teşkilatların adil, mutlu verimli çalışmasını sağlar. Siyaset adamlarının stratejileri, ahlakları, yönetim biçimleri; teşkilatlarının ve partisinin hayatını sürdürmesine yön verir.</p>
<p>Makyavelci yönetimi 1513’te kaleme aldığı <strong>“The Prince”</strong> kitabında dile getiren Nicola Machiavelli, <strong>“Liderlerin kalitesini anlamanın en kısa yolu, etrafındaki kişilere bakmaktır.”</strong> demektedir.</p>
<p>Siyasi partilerin yönetim kademelerindeki yöneticilerine ve delegelerine sormak istiyorum: <strong>Seçtiğiniz yöneticiler size düşüncenizi sorma nezaketi gösterseydiler, bir partili olarak şu sorulara ne yanıt verirdiniz: </strong></p>
<ul>
<li>Sizce partimiz yönetiminde gerçekten insan olmayı bilen, bilgili, kaliteli, kendi geleceği için değil de ülkenin geleceği için çalışıp fikir üreten, elinden geleni yapan kaç yönetici vardır?</li>
<li>Sizce partimiz adaletli, ahlaklı, demokratik olarak yönetilmekte ve liyakatli davranılmakta mıdır?</li>
</ul>
<p><strong>“İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludurlar.”</strong> hatırlatmak isterim size. İçinizden geçirdiğiniz cümleleri sesli söylemediğiniz müddetçe sizde her yanlışa ortaksınız demektir…</p>
<p>Demokrasi, halkın tamamının <strong>&#8220;yaşam&#8221;</strong> hakkı korundukça sıhhat kazanır; çokluk ve farklılık zaaf değil, güçtür. Bu sebeple ister devlet kurun, ister parti her yeni oluşumda demokrasi, ahlak, edep, adalet, liyakat olur, farklı düşünenlerin bir arada olması istenir. Ardından zaman ilerledikçe, günümüz siyasetini patolojik eğilimlere açık hale getiren zihinsel saplantılardan olan demokrasi düşmanlığı (eleştiriye tahammülsüzlük) baş gösterir, biat edilmesi istenir.</p>
<p>İtiraz eden darbecidir,</p>
<p>Baş kaldıran bölücüdür,</p>
<p>Kabul etmeyen haindir,</p>
<p>Biat etmeyen teröristtir,</p>
<p>Peşimden gelmeyen kâfirdir,</p>
<p>Söz dinlemeyen alçaktır,</p>
<p>Boyun eğmeyen kalleştir,</p>
<p>Alkışlamayan namerttir,</p>
<p>Ses çıkaran şerefsizdir, der bu saplantılı zihinler.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Lidere, partiye, davaya sadakat</strong> diye tuttururlar. Bir de bakarsın kendileri makam-mevkie sadakat gösterirler. Hakikatli olmak onların yakınlarından bile geçmemiştir. Tarlada izi olmayanların harmanda yüzü olduğuna şahitlik edersin.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Dücane Cündioğlu, <strong>“Edep ve ahlak arasında ne fark var? Ahlaksızlık suçtur, edepsizlik ayıp. Ahlaksızlık gizlice yapılır, edepsizlik açıkça. Ahlaksız yaptığından utanır, edepsiz utanmaz. Ahlaksıza kızılır, edepsizden iğrenilir. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık değil edepsizlik.”</strong> der bilir misiniz? Haklı, çok haklı…</p>
<p>Atalarımızın Kurtuluş Savaşında canlarıyla alıp bize emanet ettikleri vatanımızda köhnemiş zihniyetli siyasetçiler olmamalı artık, edep ahlak olgusunu toplumdan farklı gören siyasetçiler olmamalı, adaleti yalnızca kendi için kullanan, yalnızca kendini koltuğunu kariyerini cebini düşünen siyasetçiler olmamalı. Birilerine biat etmekle övünen, düşünemeyen siyasetçiler olmamalı. İçinde vatan bayrak sevgisi olan, insan olmayı bilen, kültürlü, vizyon sahibi, doğru bildiğini söylemekten hiçbir zaman korkmayacak siyasetçiler gerek ülkeme. Topluma ilimden, fenden, sanattan, spordan, eğitimden, yüksek ekonomik seviyeden bahsedecek siyasetçiler gerek.</p>
<p><strong>En son hatırımda kalan bu olduğu için İYİ Parti’den bir örnek vermek isterim yazdıklarımın biraz daha kafanızda netleşmesi için:</strong></p>
<p>Bildiğiniz gibi İYİ Parti’de bir süre önce İstanbul Milletvekili Sn. Ümit Özdağ, İstanbul İl Başkanı Sn. Buğra Kavuncu hakkında bazı açıklamalar yapmış ve konu mahkemeye taşınmıştı. Hukuki süreç başlatıldığından doğrusunu yanlışını konuşmayacağım. Benim söylemek istediğim parti üyelerinden tutun da yöneticilerine kadar birçok partili daha konunun ne olduğunu anlamadan bu iki isim ile resimler paylaştılar, diğer kişiye hakaretler ettiler. Düşünmekten yoksun zihniyetler, sorgulamadan desteklediler. Ve ne illerde, ne de üst yönetimde hiçbir disiplin kurulu ne hikmetse görev yapmadı. Aynı durum geçenlerde MHP’de de olmuştu, her partide oluyor ve disiplin kurulları ne hikmetse bu tip işlere bakmıyor…</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ardından 81 ilin, 80 tanesinin İl Başkanı ve bazı ilçelerinin başkanları İstanbul Milletvekili Sn. Ümit Özdağ’ın partiden ihracı için imza toplayıp Genel Başkan Sn. Meral Akşener’in kapısına gidiyor. Ne hikmetse Meral Hanımın kapısına eli sopalı adamlar dayandığında; kapının önünde Meral Hanım&#8217;a siper olmayan, sosyal medyadan naralar atma cesaretini gösteren birkaçı ve gösteremeyenler olan bu kişiler, İstanbul Milletvekili Sn. Ümit Özdağ’ın partiden ihracı için kapıda bitiveriyorlar. Bildiğim kadarıyla İl ve İlçe Başkanları yönetimleri ile karar alırlar, tek başlarına hükümdarlık yapmıyorlar sonuçta. Bu sebeple çok merak ediyorum: İl ve İlçe Başkanlarının kaç tanesi il yönetimlerini toplayıp, yönetim adına ihraç için imza yetkisi aldı? Ya da pardon soru yanlış oldu. İl ve İlçe Başkanlarının görev tanımlarının içerisinde, halkın seçtiği Milletvekilinin ihracını istemek var mıdır?</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Sonrasında Sn. Ümit Özdağ’ın ihracı için imza vermeyen <strong>Muğla İl Başkanı Sn. İncilay Gezgin Şekerdağ</strong>’ın İl Yönetim Kurulunun istifası ile İl Başkanlığı görevi sonlandırıldı. İhraç için imza verseydi acaba yönetim kurulu istifa eder miydi? <strong>(Ki söylemeden geçmek istemiyorum; bu davranışından dolayı tebrik ediyorum kendisini, bir kadın olarak gurur duydum. İYİ Parti Sn. İncilay Gezgin Şekerdağ’ı kaybetmemelidir.)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Şimdide İYİ Parti son birkaç gündür İstanbul’un ilçelerinde kurucu üyelerin, yönetim kurulunda yer alan yöneticilerin disiplin kuruluna verilmeleri ile çalkalanıyor. İstanbul İl Başkanlığında disiplin için işleme konan dosyadaki maddeler arasında aşağıdaki birkaç maddenin olduğu paylaşılıyor;</p>
<ul>
<li>Partili bir gencimizin asker eğlencesine katılmak,</li>
<li>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Mansur Yavaş&#8217;ın &#8220;Yolsuzluk konusunda, en yakınım olsa gözünün yaşına bakmam.&#8221; konulu demecini sosyal medyadan paylaşmak,</li>
<li>İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Sn. Ali Dinçer Çolak ile çekilmiş fotoğraflarını dosyaya koymak.</li>
</ul>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Şaka gibi.. Dilerim gerçek değildir. Çalışması gereken yerde çalışmayan disiplin kurulları, çalışmaması gereken yerde mi çalışıyor?..</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>İsmini saydığım tüm bu kişileri uzun zamandır takip ediyorum. Hepsi İYİ Parti’ye inanmış, var olması için çalışmış, akıllı, bilgili, değerli ve kaliteli (insana değer veren, saygılı, kelimelerini özenle seçen, bir duruşu olan vb.) kişiler. Özellikle İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Sn. Ali Dinçer Çolak ile ilgili olarak bu şekilde bir anlayışa gidilmesini hiç doğru bulmadığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü İYİ Parti’nin İstanbul’da var olması için canla başla çalışan, herkes tarafından önce insan sonra iyi bir yönetici olduğu için çok sevilen, bilgili, kültürlü, değerli biri olduğunu görüyorum. İYİ Parti böyle değerleri kaybetmek yerine kazanmalıdır. Yalnızca İYİ Parti değil tüm partiler Sn. Ali Dinçer Çolak gibi Başkanlarına sahip çıkmalıdırlar.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>24 yıldır iş hayatında çeşitli yönetim kademelerinde görev alan ve 13 yıldır da ülkemizde birçok farklı sektörde ve büyüklükte firmaya Kurumsallaşma konusunda danışmanlık yapan bir Yönetim Danışmanı ve bir köşe yazarı olarak, yıllardır oy kullanan bir T.C. vatandaşı olarak yazdığım bu yazımda devlet yönetiminden siyasi parti yönetimlerine kadar her seferinde sormadan edemiyorum: <strong>Hani demokrasi, hani adalet, hani ahlak, hani edep, hani liyakat? Çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakmak için çalışıyorsunuz siz? </strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Tüm bu olanları anlamakta güçlük çekiyor insan. Ve ne yazık ki birçok partide yaşanıyor bu olaylar. Bazen ulusal basında bazen yerel basında bazen de partilere üye olan dost ahbap sohbetlerinde öğreniyoruz hepimiz bunları. <strong>Yazımın başında da dediğim gibi;</strong> ilk kurulduğunda farklılıkların zenginlik olduğunu düşünenler, demokrasi, ahlak, edep, adalet, liyakate özen gösterenler; zaman ilerledikçe eleştiriye tahammülsüzlük gösteriyorlar. Demokrasiyi yalnızca kendileri için uyguluyorlar.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Devlet ve parti yönetimlerinde demokrasiye tecavüz eden yöneticilere şu sözü hatırlatmak isterim: <strong>“Dervişe, galiba bu sefer kaybettiniz dediklerinde, mecnun olan hiç leylasını kaybeder mi, kaybetse kaybetse biraz zaman kaybeder demiş.”</strong></p>
<p>Yani partisini Leyla’sı bilen bu kişiler; Leyla’sını hiç kaybetmez, sayenizde yalnızca biraz zaman kaybederler hepsi bu!</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/siyasi-partilerde-makyavelci-yonetim/">Siyasi Partilerde Makyavelci Yönetim</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/siyasi-partilerde-makyavelci-yonetim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
