
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Esma GÜMÜŞ, Author at sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/author/esmagumus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/author/esmagumus/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Nov 2023 05:31:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bize Saray Değil, Meclis Gerek&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/bize-saray-degil-meclis-gerek/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/bize-saray-degil-meclis-gerek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Oct 2023 15:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=351596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saraylar, herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğu keyfi düzenlerde vardı. O düzenlerde köle pazarları vardı. İnsanlar para ile alınıp satılabiliyordu. Hele kadınlar. Kadın bile denilmiyor ve insandan da sayılmıyordu. Onlara avrat deniyordu. Hani avret yerleri vardır ya! İşte ismini o cisimden alıyor ve sadece o gözle bakılıyordu. O düzenlerde insanlar arasında eşitlik yoktu. Güçlü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bize-saray-degil-meclis-gerek/">Bize Saray Değil, Meclis Gerek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saraylar, herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğu keyfi düzenlerde vardı.</p>
<p>O düzenlerde köle pazarları vardı. İnsanlar para ile alınıp satılabiliyordu. Hele kadınlar. Kadın bile denilmiyor ve insandan da sayılmıyordu. Onlara avrat deniyordu. Hani avret yerleri vardır ya! İşte ismini o cisimden alıyor ve sadece o gözle bakılıyordu.</p>
<p>O düzenlerde insanlar arasında eşitlik yoktu. Güçlü olan haklıydı, hayatın tadını onlar çıkarıyordu. Hukuk zaten yoktu. Kanunlar da her zaman güçlüden yanaydı. Gücün kaynağı yalancılık, düzenbazlık, hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlük, eşkıyalıktı. Buna karşılık halkın yoksullaşması, çaresiz kalması güçlülerin gücünü arttırmakta, iktidarlarının ömrünü uzatmaktaydı.</p>
<p>İşte Osmanlı denen saray rejimi, böyle bir düzenin adıydı.</p>
<p>Yüz yıl önce ninelerimiz, dedelerimiz bu saray rejimi dedikleri keyfi düzene, bunu dinen meşru gösteren hilafete ve bu mezalimden beslenen içerideki ve dışarıdaki kan emicilere karşı dünyanın en haklı kurtuluş savaşını verdiler.</p>
<p>Bu savaşı, Türklerin en büyük atası Mustafa Kemal Paşa ve onun etrafında kenetlenmiş bir grup kahramanın, adına Büyük Millet Meclisi dedikleri kurumun öncülüğünde verdiler.</p>
<div id="attachment_351598" style="width: 584px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-351598" class=" wp-image-351598" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma_gumus-2.jpg" alt="" width="574" height="340" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma_gumus-2.jpg 800w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma_gumus-2-650x385.jpg 650w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma_gumus-2-500x296.jpg 500w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma_gumus-2-768x455.jpg 768w" sizes="(max-width: 574px) 100vw, 574px" /><p id="caption-attachment-351598" class="wp-caption-text"><em><strong>Yağlıboya: Esma Gümüş&#8230;</strong></em></p></div>
<p>O meclis, sadece bozkırın ortasında mütevazı bir binadan ibaret değildi tabi. Asıl o meclis,  ezilen, sömürülen, aşağılanan halkımızın bağımsızlığa, özgürlüğe, adalete, medeniyete, yoksulluktan ve cehaletten kurtuluşa olan susamışlığını temsil etmekteydi. Bu susamışlığı iki sene gibi kısa bir zamanda gidermenin azmini ve kararlılığını da fevkalade gösterdi.</p>
<p>Geçen yüz yıl içinde kadın erkek insandan sayıldık. Sosyalleştik. Eşit yurttaş olduk. Tek yürek bir halk, bir ulus olduk. Dünyada da itibar gördük. Bizi itibarlı kılan, bozkırın ortasında bir çiçek gibi açan sonra bütün vatanı çiçeğe kesen kalbimizin sesi o mütevazı Türkiye Büyük Millet Meclisi idi.</p>
<p>Ancak Kurtuluş Savaşında, içerideki saray şürekâsı ve dışarıdan gelen işgalcilerle işbirliği yapanların yol evlatları ile bel evlatları, milletimizin kalbinin sesi o mütevazı meclisimizin sesini kesmekle meşguller, geldiğimiz bu yüz yılın sonunda.</p>
<div id="attachment_351599" style="width: 316px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-351599" class=" wp-image-351599" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma-gumus-3.jpg" alt="" width="306" height="383" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma-gumus-3.jpg 642w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma-gumus-3-384x480.jpg 384w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2023/10/esma-gumus-3-240x300.jpg 240w" sizes="(max-width: 306px) 100vw, 306px" /><p id="caption-attachment-351599" class="wp-caption-text"><em><strong>&#8220;Daha nice yüz yıllarda, yedisinden yetmişine, nesiller boyunca Cumhuriyetle yaşamak&#8230;&#8221;</strong></em></p></div>
<p>Başarabilirler mi? Bugünkü dünyada saray rejimlerinin yerini gittikçe demokrasiler alıyor. Halbuki milletimiz yüz yıllık cumhuriyetle birlikte demokrasinin nimetlerinden yararlanıyor. Onun için, saray rejimlerinin, memleketi kendi keyfine göre yönetmek isteyenlerle onların soytarılarının düzeni olduğunu milletimiz çok iyi biliyor.</p>
<p>Dolayısıyla kimse milletimizin, yüz yıl sonra kendisine giydirilmeye çalışılan melanet hırkası herhangi bir saray düzenini kabulleneceğini düşünmesin. Yani başaramayacaklardır. Çünkü artık milletimiz var oldukça onu esenliğe kavuşturan bir cumhuriyeti, dilinin, duygularının, aklının ve kalbinin sesi olan bir meclisi var.</p>
<p>Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına erişmesinin haklı gururunu yaşıyoruz. Hepimize kutlu olsun. Bu onuru bize yaşatan büyük Atatürk’e ve bu uğurda savaşmış şehitlerimize, gazilerimize sonsuz teşekkürler.</p>
<ul>
<li><strong>29 Ekim 2023</strong></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bize-saray-degil-meclis-gerek/">Bize Saray Değil, Meclis Gerek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/bize-saray-degil-meclis-gerek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir cumhuriyet kadınından DSP&#8217;lilere çağrı&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/bir-cumhuriyet-kadinindan-dsplilere-cagri/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/bir-cumhuriyet-kadinindan-dsplilere-cagri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 06:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=306685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genel Başkan Önder Aksakal’ın, yıkımın eşiğine getirdikleri ülkemizi 14 Mayıs’taki seçimden sonra da bölüp parçalayacak olan Cumhur İttifakının yanında yer alması, tam bir skandaldır. Demokratik Sol Parti, Bülent Ecevit’in kurduğu partidir. Siyasi yelpazenin solundadır, demokrattır, cumhuriyetin kurucu değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine, Türkiye’nin devlet geleneğine sıkı sıkıya bağlı partidir. Bülent Ecevit, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Atatürk’ten [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bir-cumhuriyet-kadinindan-dsplilere-cagri/">Bir cumhuriyet kadınından DSP&#8217;lilere çağrı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Başkan Önder Aksakal’ın, yıkımın eşiğine getirdikleri ülkemizi 14 Mayıs’taki seçimden sonra da bölüp parçalayacak olan Cumhur İttifakının yanında yer alması, tam bir skandaldır.</p>
<p><strong>Demokratik Sol Parti,</strong> Bülent Ecevit’in kurduğu partidir.</p>
<p>Siyasi yelpazenin solundadır, demokrattır, cumhuriyetin kurucu değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine, Türkiye’nin devlet geleneğine sıkı sıkıya bağlı partidir.</p>
<p><strong>Bülent Ecevit,</strong> Türkiye Cumhuriyeti devletinin Atatürk’ten ve İnönü’den sonra gelen üçüncü adamıdır.</p>
<p>Türkiye’de sendikal özgürlüğün önünü açan, çalışma hayatını emeği ile geçinenlerin lehine düzenleyen bakandır, başbakandır.</p>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk topraklarının fatihidir. Kıbrıs Türk toplumunun yakın tarihimizdeki kurtarıcısıdır.</p>
<p>Nasıl ki Cumhuriyet Halk Partisi ile cumhuriyet, Atatürk’ün eseri ise Demokratik Sol Parti ile cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılması da Bülent Ecevit’in eseridir.</p>
<p>Önder Aksakal’ın, bu büyük mirası bir milletvekilliği ile takas etmesi asla kabul edilemez.</p>
<p>Genel Başkanın bu tercihi Türk demokrasisine, Ecevit’in manevi şahsiyetine ve Demokratik Sol Partinin kurumsal kimliğine ihanettir.</p>
<p>Milletimize karşı zerrece sorumluluk taşıyan tüm Demokratik Sol Partililerin, memleketimizin hayrına bir tutum takınmaları zorunluluk arz etmektedir.</p>
<p>Ülkemizi federasyonlara bölerek şeriata sürüklemek isteyen cumhur ittifakına karşı, ülkemizin bölünmez bütünlüğünden, demokrasiden yana olan millet ittifakı ile birlikte yol alacağınızı ortak bir bildirge ile kamuoyuna duyurmanız, tarihi bir sorumluluktur.</p>
<p>Bu sorumluluğu hiç vakit kaybetmeden yerine getireceğinize olan inancımla, ülkemin tüm demokratik solcularını en içten duygularımla selamlıyorum.</p>
<ul>
<li><strong>Esma Gümüş / 8 Nisan 2023 &#8211; Bursa</strong></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/bir-cumhuriyet-kadinindan-dsplilere-cagri/">Bir cumhuriyet kadınından DSP&#8217;lilere çağrı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/bir-cumhuriyet-kadinindan-dsplilere-cagri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadının Uyanışı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/kadinin-uyanisi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/kadinin-uyanisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 13:21:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=302508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadının yarım yamalak değil tam bir insan olduğunu, partilerinin özüne dönmesiyle anladı, üç AKP’li siyasetçi kadın. En azından bundan sonra Atatürk’ü anlamak isterler mi bilmem ama ben yine de Atamızın kadınlara dair bir sözüyle kendilerine seslenmek isterim: “Kadınlar ilim ve fen sahibi olacak, erkeklerin geçtiği bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyecek, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kadinin-uyanisi/">Kadının Uyanışı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadının yarım yamalak değil tam bir insan olduğunu, partilerinin özüne dönmesiyle anladı, üç AKP’li siyasetçi kadın. En azından bundan sonra Atatürk’ü anlamak isterler mi bilmem ama ben yine de Atamızın kadınlara dair bir sözüyle kendilerine seslenmek isterim: <strong>“Kadınlar ilim ve fen sahibi olacak, erkeklerin geçtiği bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyecek, birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır. Ey kahraman Türk kadını; sen her yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” </strong>der, cumhuriyetimizin kurucusu.</p>
<p>Cumhuriyetin devrim kanunları yüz yıldır kadının <strong>‘eksik etek’</strong> değil, doğuştan <strong>‘tam ve özgür insan’ </strong>olduğunu, erkeklerin sahip olduğu tüm hak ve hürriyetleri özgürce yaşayabileceğini söyler. Partinizin, dedikleri tartışılmaz, sorgulanmaz genel başkanı ise <strong>‘fıtratı gereği kadın eksiktir’</strong> der durur.</p>
<p>Mahallenizin erkeği, kadını, hep birlikte cumhuriyetin içini boşalttınız. Hukuku yok ettiniz. Millete ait olan hazineden beslediğiniz tarikat, trol ve vakıflar eliyle kendinize lümpen taraftar kitleler yarattınız. Müslüman Türk kadınının ve toplumunun değerlerini altüst ettiniz. Kadını yücelten laik cumhuriyetin karşıtı olmak tam da bunu gerektirir, siz de bunu yaptınız.</p>
<p>Hâlbuki kadının toplumun en hayati yapıtaşı olduğunu, toplumun, kadının aşağılandığı ölçüde yozlaşarak geriye gideceğini bildiğinizi düşünüyorum.</p>
<p>Unutmayın, kadın olarak milletin iradesinin temsil edildiği Mecliste iktidar partisinin grup başkan vekili, bakan ve büyükşehir belediye başkanı olmanızı cumhuriyete borçlusunuz. Cumhuriyetin içini bu kadar boşaltmasaydınız, kadın düşmanı iki çağdışı parti, kadınları ve çocukları şiddetten koruyan 6284 sayılı kanunun kaldırılması karşılığında partinizle seçim ittifakı yapmazdı.</p>
<p>İşte, getirdiğiniz rejim böyle bir şey, sizi bile şaşırtacak ölçüde kadınların dünyasını karartır. İşin kötüsü, mahallenizin erkeklerinin, bu karanlığa giden yolun taşlarını siz kadınlara döşettirmiş olmasıdır.</p>
<p>Yine de endişelenmeyin ve kendinizi hiç yalnız hissetmeyin. Cumhuriyet, bütün kimsesizlerin kimsesi olduğu gibi hiçbir kadının kendisini yalnız hissetmemesi için de var. Yeter ki ona saldırmaktan vazgeçin, içini boşaltmaktan vazgeçin. Hep birlikte cumhuriyetin özgür karakterli kadını olmak varken, çağdışı düzenin ve o düzenin erkeğinin kölesi olmak da neyin nesi!</p>
<ul>
<li><strong>Esma Gümüş 20 Mart 2023</strong></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kadinin-uyanisi/">Kadının Uyanışı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/kadinin-uyanisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALTILI MASA</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/altili-masa/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/altili-masa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2022 12:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=276422</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8221;Altılı Masa&#8221; ismi, başkalarını bilmem ama bende mobilya mağazasındaki veya evdeki altı kişilik bir yemek masası görüntüsünü çağrıştırmaktadır. İki yıl önce &#8221;Millet İttifakı&#8221; diye insana umut veren ne güzel bir isim takmışlardı kendilerine. Bu isim, ülkeyi yönetemeyen bu iktidardan milleti kurtarabilecek iradenin de sembol ismiydi sanki. Ama o beklenti, yerini, son bir yılda tanrı misafiri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/altili-masa/">ALTILI MASA</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8221;Altılı Masa&#8221;</strong> ismi, başkalarını bilmem ama bende mobilya mağazasındaki veya evdeki altı kişilik bir yemek masası görüntüsünü çağrıştırmaktadır.</p>
<p>İki yıl önce <strong>&#8221;Millet İttifakı&#8221;</strong> diye insana umut veren ne güzel bir isim takmışlardı kendilerine. Bu isim, ülkeyi yönetemeyen bu iktidardan milleti kurtarabilecek iradenin de sembol ismiydi sanki.</p>
<p>Ama o beklenti, yerini, son bir yılda tanrı misafiri gibi çat kapı kendilerine katılanlarla birlikte, semt esnafının arada bir birbirlerinin dükkânındaki buluşmalarda konuşulanlara bırakmış gibi görünüyor. Kimin hangi yemeği beğendiği, hangi vitaminleri kullandığı, hangi kıyafetleri giydiği, hangi marka arabaya bindiği, çoluk çocuk davar doluk gibi havadan sudan konuların konuşulduğu buluşmalar! Komşu esnaf ve müşteriler bu buluşmalardan ne anlıyorsa, Türk halkı da altılı masadaki buluşmalardan onu anlıyor.</p>
<p>Cumhur İttifakının devleti kendisiyle eşitleyen adayı belli. Milleti soyup soğana çeviren siyaseti de belli. Önceleri seçmenin yarısından fazlası bundan memnundu, şimdi bu oran yüzde otuza inmiş durumda. Ama ne yazık ki altılı masanın ne söylediği anlaşılamadığı gibi AK Parti&#8217;den memnun olmayan bu yüzde yetmişi peşine takabilecek bir formülü de yok hala.</p>
<p>Masanın kurucusu Kılıçdaroğlu’nun kendisi ve yakın çevresi bir yandan adaylığını her şekilde ima ederken bir yandan da adayı masa belirleyecek diyor. Akşener cumhurbaşkanı değil, başbakan adaylığını en başta açıklamışken, kurmayları, muhafazakârların hissiyatının Kılıçdaroğlu’nun kazanamayacağı yönünde olduğunu dillendiriyor. On beş yıl boyunca Erdoğan’la birlikte bataklığa soktukları Türkiye’yi, yine biz kurtaracağız diyor Babacan ile Davutoğlu, sanki kimse geçmişlerini bilmiyormuşçasına! Diğer iki ortak da seçimi etkileme yönünden varla yok arasında bir şey. Sol partilerin ve HDP’nin seçmenleri ise altılı masa tarafından dışlandığına göre bu çelişkiler yumağı ile karşı karşıya bırakılan halka, kendisini açlıkla, korkuyla terbiye eden iktidara yeniden teslim olmaktan başka bir seçenek kalmıyor herhalde.</p>
<p>Buna, seçmenin yeniden bir Ekmeleddin vakasını yaşama kaygısını da eklediniz mi, önümüzdeki seçimin, bu kez Allah’ın değil altılı masanın AK Parti&#8217;ye bir lütfu olduğunu o gün hep beraber anlamış olacağız.</p>
<p>İlköğretimdeyken yeterince anlayamadığım güneş sistemindeki gelişmeleri, Türkiye’nin bugünkü siyasetinden öğreniyorum. Erdoğan güneşi temsil ediyor, muhalefet liderleri de güneş sistemindeki gezegenleri, uyduları ve gök taşlarını. Erdoğan onları canının istediği gibi kendi etrafında ve bazen de birbirleriyle çarpıştırarak döndürüyor. Bu döngüde başı dönen, bilincini ve duygularını yitiren muhalefet, olanları halka anlatamıyor. Halk da Erdoğan’ı yerinde sarsılmaz bir güneş olarak görmeye devam ediyor. Oysa doğru yerden bakıldığında Erdoğan, Putin ve Biden gibi devasa yıldızların etrafında çok daha yüksek bir hızda ve daha uzun mesafeler kat ederek dönüyor. Dönerken de ülkenin maddi ve manevi değerlerini saçıp savuruyor.</p>
<p>Cumhuriyetin değerlerine samimiyetle bağlı bir muhalefetin bugün yapması gereken şey, güç birliği yaparak, başka merkezlerden idare edilen Erdoğan’ın yörüngesinden çıkıp, yüz yıl önce evrenin merkezine kurularak evrendeki bütün yıldızları kendi etrafında toplamayı başaran Atatürk’ün yörüngesine yerleşmesidir.</p>
<p>Şunun şurasında seçime belki altı ay bile kalmadı. Artık söyleyecek neyiniz varsa söylemeli, yapacak neyiniz varsa yapmalısınız. Yerelde halkla iç içe olan temsilcilerinize de dikkat etmelisiniz. Çünkü halk, sizi onların şahsında görerek tarafını belirleyecektir. Mesela uzun süren siyasi hayatında, haramdan ve gayrı meşru yollardan elde ettiği güçle Bursa’nın sınırlarını aşarak ülkenin bile toplumsal dokusunu çürütecek boyutlara ulaşan birini sürekli omuzlarınızda taşımayacaksınız. Türkiye’nin o günkü şartları, muhalefetin yüzde yüz Bursa Büyükşehir Belediyesini kazanmasından yana olduğu halde, halk adayı istemediği için seçim kaybedildi. Bundan sonra da ister yerel, ister milletvekili, ister cumhurbaşkanlığı seçiminde olsun, öylelerini bırakın aday göstermeyi yanınızda gezdirmeniz dahi seçimleri kaybetmenizin sebebi olacaktır.</p>
<p>Kaybettiği büyükşehir belediye başkanlığı seçimini yeniden kazanacağını hayal eden, rüyasında gören ya da gaipten kendisine bildirildiğini sananların peşinden giderseniz ne olacağını şimdiden size söyleyeyim: En başta onunla birlikte tekrar boşluğa düşersiniz. Ardından atı alan Erdoğan, Üsküdar’dan geçerken size bay bay edip el sallıyor olacak. Bu da siyaseten sizin sonunuz demektir. O zaman ben dâhil kimse size yanmayacak ancak ülkesini seven herkes çağdaş Türkiye’nin sonunun geldiğine, yeni neslin ve seksen yedi milyonun umutlarının sonsuza kadar boşa çıktığına yanacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/altili-masa/">ALTILI MASA</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/altili-masa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ecevit’e kasa atmak mı!</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/ecevite-kasa-atmak-mi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/ecevite-kasa-atmak-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 13:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[BÜLENT ECEVİT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=242810</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktidar, bugünkü büyük zulmünü 2001’de bir esnafın Ecevit’in önüne yazar kasa atma eyleminin yaşandığı yüzeysel ve geçici sıkıntılı dönemi emsal göstererek  örtmeye çalışıyor. Kıyaslaması bile gülünç! Ecevit, CHP’nin üçüncü genel başkanı olsa da asıl unvanı cumhuriyet tarihimizin üçüncü sıradaki kişisi olmasıdır. Hatta gericiliğe ve sömürüye karşı tutumuyla İnönü’nün önüne bile geçer. Ecevit, Türklüğü Akdeniz’den silmeye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ecevite-kasa-atmak-mi/">Ecevit’e kasa atmak mı!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İktidar, bugünkü büyük zulmünü 2001’de bir esnafın Ecevit’in önüne yazar kasa atma eyleminin yaşandığı yüzeysel ve geçici sıkıntılı dönemi emsal göstererek  örtmeye çalışıyor. Kıyaslaması bile gülünç!</p>
<p>Ecevit, CHP’nin üçüncü genel başkanı olsa da asıl unvanı cumhuriyet tarihimizin üçüncü sıradaki kişisi olmasıdır. Hatta gericiliğe ve sömürüye karşı tutumuyla İnönü’nün önüne bile geçer.</p>
<p>Ecevit, Türklüğü Akdeniz’den silmeye çalışanların çanına ot tıkayan bir Türk fatihidir. Kıbrıs Türk toplumunun kurtarıcısıdır.</p>
<p>Ecevit, sosyal demokratları üç defa iktidara getiren samimi bir solcudur. Ama ne yazık ki her seferinde Türkiye’nin ve dünyanın bütün kötüleri başına çullanıp onun hükümetlerinin ömrünü kısalttı. Buna rağmen Türkiye’de bir devlet aklı, bir demokrasi bilinci kaldıysa onun eseridir.</p>
<p>12 Eylül darbecilerinin hedeflerinden biri de Ecevit’i CHP’nin başından uzaklaştırmaktı. Başardılar. O da DSP’yi kurdu. Solu yeniden iktidar yaptı ama sağlığı bozulmuş, enerjisi tükenmişti. Fikirleri genç olsa da yaşlı bedeni şeriatçıların baskısına ve çil yavrusu gibi dağılan solu toparlamaya elvermedi.</p>
<p>Keşke Ahmet Necdet Sezer kırmızı ışıkta durmadaki inisiyatifini, ekonomiyi krize sokarak Ecevit’i başbakanlıktan düşürmeye çalışanların planına karşı da kullansaydı. Deniz Baykal gibi AKP’ye iktidar yolunu açmasaydı. Buna rağmen Ecevit, dünya ekonomi otoritelerinden bir Türk’ü, Kemal Derviş’i bulup getirerek ekonomiyi kısa sürede düze çıkardı.</p>
<p>Peki, Ecevit’in, İnönü’nün, Atatürk’ün CHP’sine ne oldu derseniz; Kenan Evren’le kadrolarına bir güzel ayar verildi, Ekmeleddin Vakası’yla hepsi hizaya sokuldu, şimdi de altılı masa ile Türkiye’nin kuruluş değerlerinin, cumhuriyetin özellikle de laiklik ilkesinin ruhuna Fatiha okutuluyor.</p>
<p>Türkiye’yi batırmak üzere çıktıkları yolda Sayın Erdoğan Fetullah Gülen’e <strong>“Menzilimiz aynı”</strong> diyerek methiler düzüyordu. CHP’nin, <strong>“Yahu bu DSP, Türkiye her dara düştüğünde Hızır gibi imdadına yetişen Ecevit’in partisi, ülke tarihinin en dar gününde biz niye onunla beraber yürümüyoruz”</strong> demek aklına gelmiyor nedense. Bunun yerine, solun liderliğini ülkeyi bölmeye çalışan etnikçilere bırakıp cumhuriyeti geliştirenlerin değil dönüştürenlerin kuyruğuna takılıyor.</p>
<p>Solcu ve Müslüman geçinen ahaliye sormak lazım: Kısacık süren bir ekonomik krizde esnaf boş yazar kasasını başbakanlığın kapısında Ecevit’e fırlatabiliyordu. Bugün esnafın, memurun, emeklinin, işçinin, çiftçinin midesi boş, ekmek dahi girmiyor. Sarayla birlikte hazineden geçinenlerin dışındaki bütün millet aç. Enflasyon % 167. Bırakın kasa fırlatmayı gıkını çıkarabilen var mı?</p>
<p>Ecevit, kitlelere seslenirken <strong>“toprak işleyenin, su kullananındır”</strong> diyecek kadar emekten, emekçiden yana bir solcuydu. Bugün hangi solcu yüzde doksanbeşi emekçi olan ülkemizde bunu söyleyebiliyor?</p>
<p>Ecevit, boğazından haram lokma geçmeyen, bir kıyafeti yirmi yıl boyunca giyebilecek, maaşından başka bir geliri, mütevazı bir evden başka mal varlığı olmayacak kadar israftan uzak gerçek bir Müslüman’dı. İslam’da israf haramsa bugün minareyi kılıfını hazırlayarak çalanlar, deveyi hamutuyla yutanlar hangi İslam’ın Müslüman’ları?</p>
<p>Medyaya gelince; yüzde doksan beşinin iktidarın güdümünde olduğu söyleniyor. Peki, geri kalan yüzde beşi gerçekten muhalif mi? Sanmıyorum. O da tam bir sağ ittifak olan altılı masanın borazanlığını yapıyor sadece. Duyarlı bir yurttaş olarak, sözde muhalif bir kanalın hafta içi her sabah demokrasi meydanı dediği çalar saat programının sunucusuyla bizzat kendim iki defa görüştüm. <strong>“Altılı masa ittifakının genel başkanlarını, yetkili mensuplarını hemen her gün programınıza konuk ediyorsunuz da neden DSP genel başkanını bir gün davet edip, o partinin ülkenin gidişatıyla ilgili düşüncelerinin neler olduğunu kamuoyu ile paylaşmasına aracı olmuyorsunuz” </strong>dedim. Bana her seferinde <strong>“tamam, yaparız ederiz” </strong>dese de aradan kaç ay geçti programa almadıklarına göre ipe un serdikleri, yapmayacakları belli.</p>
<p>Şimdi anladınız mı neden Cumhur İttifakının iktidarı kaybedecek ölçüde erimediğini? Çünkü Cumhur İttifakının alternatifi, kendi içinden çıkmış üç parti, kendisine benzeyen iki parti ve CHP gibi kendisine benzeme yolundaki bir partiden oluşan ittifaktır da ondan. Bunların, iktidara geldikten sonra CHP’yi tümüyle kendine benzetip geldikleri yer olan AKP ve MHP çizgisine dönmeyecekleri ne malum? Belki o zaman AKP ile MHP’nin adı olmayacak ama Türkiye yine aynı anlayışla, aynı dünya görüşüyle yönetilecek!</p>
<p>Onun için olsa olsa; cumhuriyetin kurucu değerleri olan Atatürk ilke ve inkılaplarını temel alan ve bunun üzerine evrensel demokrasiyi koyan bir sol muhalefet alternatif olabilir ancak. Medya da bu gerçekleri söyleyecek muhalefeti kamuoyu ile buluşturabiliyorsa muhalif medyadır.</p>
<p>Bunların hepsinden daha önemli bir çift sözümüz de DSP’ye olacaktır: Atatürk’ün ve onun en sadık yoldaşı Ecevit’in fikirlerinin, ideallerinin vücut bulduğu partinin bugünkü mensuplarısınız. Dolayısıyla varlığı tehlikede olan demokrasiyi bu tehlikeden kurtaracak azmi ve kararlılığı göstermek, herkesten çok sizin görevinizdir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ecevite-kasa-atmak-mi/">Ecevit’e kasa atmak mı!</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/ecevite-kasa-atmak-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağlama Duvarı</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/aglama-duvari/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/aglama-duvari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 15:27:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=228615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelin bugün CHP’nin tarih ve sanat anlayışına bir göz atalım: Bursa halkının Bursa’nın yerel medyasına bir ilgisi kalamamış olmalı ki CHP Bursa İl Başkanlığının 28.01.2022&#8217;de partinin yüz yıllık tarihini yaklaşık üç bin fotoğraf ve gazete kupürüyle yansıttığı anı duvarının varlığından ancak bugünlerde ulusal medyada haber olunca biz Bursalılar bilgi sahibi olabildik. Bu, partiyle duygusal bağı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/aglama-duvari/">Ağlama Duvarı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelin bugün CHP’nin tarih ve sanat anlayışına bir göz atalım:</strong></p>
<p>Bursa halkının Bursa’nın yerel medyasına bir ilgisi kalamamış olmalı ki CHP Bursa İl Başkanlığının 28.01.2022&#8217;de partinin yüz yıllık tarihini yaklaşık üç bin fotoğraf ve gazete kupürüyle yansıttığı anı duvarının varlığından ancak bugünlerde ulusal medyada haber olunca biz Bursalılar bilgi sahibi olabildik.</p>
<p>Bu, partiyle duygusal bağı olan herkes açısından sevindirici bir durum. Ailesinden izler bulmak için gidip duvarın önünde duygu yoğunluğu yaşayanlara elbette saygı duyuyorum.</p>
<p>Bu durum, Bursa’daki CHP’li sayın yetkililerle defalarca kesişen yollarımın en azından iki tanesini anlatma fırsatını da vermiş bulunmaktadır bana.</p>
<p>Haklı olarak <strong>“Peki, sen kimsin?” </strong>diye soracaksınız. Evet, ben kimim? Ben bir Cumhuriyet kadınıyım. Ressamım. Bir kadın olarak özgürlüğümden sahip olduğum insanlık değerlerine, her şeyimi Cumhuriyete borçluyum. Dolayısıyla Cumhuriyete dil uzatanların karşısında, onu yüceltenlerin de yanında ve hiçbir etki altında kalmadan dik durmak benim için en büyük fazilettir.</p>
<p><strong>Şimdi, bu yazıyla birilikte yayına giren iki yağlı resim tablomun rehberliğinde gelelim Bursa’daki CHP’li yetkililerle yaşadıklarıma:</strong></p>
<p>CHP’li Nilüfer Belediyesinin resim atölyesinde on küsur arkadaşımla resim yapmaktaydım. Atölyenin bulunduğu Konak Kültürevinde Mayıs 2016’da düzenlenen resim sergisine o sergi için yaptığım 110&#215;100 ebatlarındaki <strong>“Başkomutan Atatürk” </strong>yağlı tablomu teslim ettim. Sergi günü bu tablomun <strong>“Kapının dış mandalı”</strong> denilmişçesine dış kapının çıkışına yakıştırıldığını görünce, üzüntülerimle birlikte itirazımı sunduysam da dikkate alınmadı.</p>
<p><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-228617" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1.jpg" alt="" width="687" height="515" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1.jpg 800w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1-640x480.jpg 640w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1-400x300.jpg 400w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 687px) 100vw, 687px" /></a></p>
<p>Bunun üzerine Bursa’da tablo çok konuşulunca Başkan Mustafa Bozbey tablonun belediye meclis salonuna yakışacağını söyleyip, emekli bir memur olan eşimin gönüllü olarak hizmet verdiği belediyedeki odaya götürmemizi istedi. Sözde tabloyu belediyenin meclis salonuna astıracaktı! Tablo en az altı yedi ay o odada tutuldu. Sonra CHP genel merkezi özel kaleminden, tablonun Ankara’ya CHP genel merkezine, Bursa milletvekillerinden hangisinin aracı uygunsa onunla göndermemiz istendi.</p>
<p>CHP Bursa milletvekilleri Ceyhun İrgil, Orhan Sarıbal ile Erkan Aydın’a söyledik. Ha bugün ha yarın dediler ama nedense her seferinde ipe un serdiler. Nihayet Erkan Aydın kendi aracının tabloyu taşımaya uygun olduğunu söyleyerek şoförüyle aracını Nilüfer Belediyesine gönderdi. Gönderdi göndermesine ama belediyede kendisine kim ne dediyse artık, şoför tabloyu almadan hiçbir açıklama da yapmadan çekip gitti. Birileri tablonun Ankara’ya götürülmesine de engel olmuştu.</p>
<p><strong>İkincisine gelirsek;</strong> Bursa’daki akademik odaların hepsi <strong>“Bursa Akademik Odalar Birliği”</strong> adıyla bir merkezde aynı binanın çatısı altında toplanmış bulunmaktadırlar. Sanata önem veren <strong>Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesinin</strong>, bünyesinde oluşturduğu <strong>“Nilüfer Sanat Grubunun”</strong> dokuz ressamından biriydim. Yılda üç temalı sergi düzenlenirdi. Mart 2017’de <strong>Dünya Emekçi Kadınlar Günü</strong> temalı sergiye ben <strong>“Türk Kadınına Seçme Ve Seçilme Hakkının Verilişinin</strong> <strong>83.’üncü yılı</strong> münasebetiyle CHP genel sekreteri <strong>Selin Sayek Böke, kadın kolları başkanı Fatma Köse, Bursa milletvekilleri Lale Karabıyık ile Nurhayat Kayışoğlu’nu</strong> Atatürk’le birlikte aynı karede gösteren 100&#215;70 ebatlarında bir yağlı boya tablo yapıp sergiye koydum.</p>
<p><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/Milletvekilleri-ve-Esma-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-228618" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/Milletvekilleri-ve-Esma-1.jpg" alt="" width="486" height="541" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/Milletvekilleri-ve-Esma-1.jpg 600w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/Milletvekilleri-ve-Esma-1-431x480.jpg 431w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2022/04/Milletvekilleri-ve-Esma-1-269x300.jpg 269w" sizes="auto, (max-width: 486px) 100vw, 486px" /></a></p>
<p>Bu tabloyu yapmakla Atatürk’ün liderliğinde Cumhuriyeti kuran, ileri çağı yakalayan devrimleri yapan, o devrimlerden biri olan kadına seçme ve seçilme hakkı veren CHP’yi kendi sanatımla onurlandırdığımı, CHP’nin Bursa’daki yöneticilerine değil ama bir Türk kadını olarak Atatürk’e olan vefa borcumu yerine getirmeye çalıştığımı düşünmüştüm. Yoksa başka partilerde de kadın milletvekilleri ve yöneticiler vardı; onları da yapabilirdim!</p>
<p>Peki, teması bu kadar belirgin olan bir eseri hem de yağlı boya resmi, anı duvarınıza çok mu gördünüz, yakıştıramadınız mı? Yüz yıllık CHP tarihi diyorsunuz; sanatın bir asırlık tarihinizde hiç mi yeri ve önemi yok? Atatürk,<strong> “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”</strong> sözünü demek ki herkes için söylemiş bir tek sizin için söylememiş! Onun bu sözünü üzerinize alsaydınız, yüz yıllık tarihinizde sanatı kapı önüne koymamanızın dışında <strong>anı duvarınızda</strong> da sanatın yeri olurdu herhalde!</p>
<p>Gelin görün ki bu sergiye <strong>“Bacalardan duman geldi, arpa buğday saman geldi, karşı köyden imam geldi”</strong> lakin davetli olmalarına rağmen tek bir CHP’li gelmedi. Yolunu şaşırmış bir ilçe başkanının geldiğini, onun da sergi salonunun altındaki restoranda bir arkadaşıyla tavla oynadığını gördük!</p>
<p>Yahu, Bursa Akademik Odalar Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla temalı bir resim sergisi düzenlemiş; Ben de partinizin o günkü Bursa kadın milletvekillerinin ve genel merkezindeki kadın yöneticilerinin yağlı boya tablosunu yapmışım; Odalar Birliği sizi tek tek davet etmiş; İnsan onurlandırıldığı ya da resminin yapıldığı böyle bir sergiye icabet etmez mi? Yoksa ben varım diye mi gelmemiştiniz?</p>
<p>Sizi tanıdıkça, Türkiye’nin dördüncü büyük emekçi kenti olan Bursa’dan hala neden beş milletvekilliği ve üç ilçe belediye başkanlığı ancak alabildiğinizi daha iyi anlıyorum. İnsanın, <strong>“Ey Ahali; bunlar sandığınız gibi Cumhuriyetin, demokrasinin samimi taraftarı değiller, Atatürk’ün ve eserlerinin gölgesinde kurdukları kişisel çıkarlarına dayalı saltanatlarının malikidirler, o kadar</strong>” diye çığlık atası geliyor!</p>
<p>Gördüm ki anı duvarınıza <strong>Atatürk, İnönü ve Ecevit</strong>’in görsellerini de asmışsınız. Allah aşkına önce onlara bir bakın, sonra da dönüp kendinize bakın; Göreceksiniz ki sizin ve sizin gibilerin halkı uyuttukları politikalar yüzünden AKP iktidarının ömrü uzamakta. Sizin yüzünüzden AKP her seferinde seçim sandığından zaferle çıkmakta. Sizin bu göründüğünüz gibi olmayışınız yüzünüzden kimileri Atatürk’le İnönü gibi iki kurucu kahramana <strong>ayyaş</strong> demekte. Kimileri de <strong>“Keşke Yunan kazansaydı”</strong> diyen püsküllüye ve <strong>“Devleti ele geçirecek güce ulaşana kadar kendinizi gizleyin”</strong> diyen salyalı sümüklüye, hem de ayağına gidip el etek öperek <strong>evliya</strong> demekte.</p>
<p>Siz Bursa’yı, şimdi altılı masa da Türkiye’yi uyutmaktadır. Sözde milliyetçi Bahçeli, iktidarı dinci AKP’ye altın tepside sunmuştu. Sözde solcu CHP de zorba AKP’den kopup gelen ılımlı AKP’lilere iktidarı altın tepside sunmaya hazırlanıyor. Ya arkadaş, yetmiş küsur yıldır sol Türkiye’de iktidar olmadı. Milletin tümü AKP zulmünden yaka silkiyor. Böyle bir süreçte solda ittifak kurup iktidar olacağınıza, gidip sağı birleştiriyorsunuz ki sağ yeniden iktidar olsun! Olacak iş mi?</p>
<p>Bu bir öngörüsüzlükten de öte sol adına sağın ülkeye daha çok kötülük etmesine bile isteye ortak olmaktır. AKP’den kopan seçmen başkadır, AKP’nin zihniyetini yeniden ve bir başka biçimde iktidara taşımak için AKP’den ayrılan siyasetçi başkadır. Bunları ayırt etmek lazım. Bu siyasetçileri anlamak o kadar da zor değil. Ben ilkokul mezunu halimle birinin yeni dinci tüccar Menderes, birinin de Türkiye’nin geleceğini Emevi camilerinde arayan gerici bir hayalperest olduğunu anlayabiliyorum. Bunların derdi Türkiye’yi yeni trajedilere sokmak, bugünkü CHP’nin yaptığı da bunlara çanak tutmakmış gibi geliyor bana.</p>
<p><strong>CHP’ye ve CHP’yi Bursa’dan sevk ve idare edenlere bir çift sözüm var:</strong> Eğer solcuysanız, yüreğiniz ve vicdanınız yetiyorsa solda birleşmeyi sağlayın ki AKP’nin kandırdığı yurttaşlar yeniden sağa oy vermesin. Siz kendilerine umut olacaksınız ki sola oy verebilsinler.</p>
<p>Bilmelisiniz ki ne söylediğiniz, nasıl göründüğünüz değil ne yaptığınız, ne olduğunuz önemlidir. <strong>Ne yapıyorsanız siz osunuz.</strong> Kanka olduklarınız her kimse siz de onlarsınız. Demem o ki özgüveniniz çok yüksek ama <strong>ne Türk halkına ne de</strong> <strong>Bursalılara güven vermiyorsunuz.</strong> Mesela olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi de olmayan mevcut adayınızla Bursa Büyükşehir Belediyesini hiçbir zaman alamayacaksınız. Üzüldüğüm nokta; kaybedenin siz değil; Bursa ile Türkiye, bir de Atatürk’ün kurduğu parti CHP olmasıdır. <strong>Bunun nedeni de CHP davulunun Ankara’nın boynunda, tokmağınınsa Bursa’nın elinde olmasıdır.</strong></p>
<p>Yüz yılda yapa yapa fotoğraflardan, gazete kupürlerinden oluşturduğunuz ve önünde durup duygularınızı tatmin edeceğiniz ancak halkta hiçbir karşılığı bulunmayan bir <strong>ağlama duvarı</strong> yapmışsınız.</p>
<p>Hayrını görün, nasılsa vatana millete bir hayrı yok.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/aglama-duvari/">Ağlama Duvarı</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/aglama-duvari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların Kadim Savaşı&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/kadinlarin-kadim-savasi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/kadinlarin-kadim-savasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 12:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=215043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihin kadimden beri süregelen en büyük savaşı, kadınların erkeklere karşı verdiği hak ve eşitlik mücadelesidir. Kadın insan statüsünde kabul görseydi çok daha insanca bir medeniyet yaşanırdı dünyada. Türkiye’de de öyle. Kültürlerin harman olduğu Anadolu’da toprağın, bereketin, yaratıcılığın sembolü ana tanrıça Kibele’dir. Ademleşme yani sosyalleşme Anadolu’da başladığına göre bu demektir ki yerleşik hayat ve ardından uygarlaşma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kadinlarin-kadim-savasi/">Kadınların Kadim Savaşı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihin kadimden beri süregelen en büyük savaşı, kadınların erkeklere karşı verdiği hak ve eşitlik mücadelesidir.</p>
<p>Kadın insan statüsünde kabul görseydi çok daha insanca bir medeniyet yaşanırdı dünyada. Türkiye’de de öyle.</p>
<p>Kültürlerin harman olduğu Anadolu’da toprağın, bereketin, yaratıcılığın sembolü ana tanrıça Kibele’dir. Ademleşme yani sosyalleşme Anadolu’da başladığına göre bu demektir ki yerleşik hayat ve ardından uygarlaşma kadına saygı duyulması, kadının yüceltilmesi ile başladı.</p>
<p>Kadının <strong>“saçı uzun, aklı kısa”</strong> olarak aşağılanması, baskılanması ise kadınlarla erkekler arasındaki kadim savaşın tarihi olsa gerektir. Bütün dünyaya yayılan ve hala devam eden bu savaşta erkeğin kölesi yapılmışsa da kadın insanlığından bir şey kaybetmemiştir. İnsanca bir yaşantının kırıntıları varsa dünyada, bu yine kadınların yüzü suyu hürmetinedir. Erkeğin fiziki gücüne dayanarak <strong>“Fıtratım gereği ben kadından üstünüm”</strong> demesi ise onun <strong>“insan”</strong> olmaktan çıktığının göstergesidir.</p>
<p>Biz Türkler açısından durum biraz farklıydı oysa. Türk kadını doğuştan özgürdü. Söz, yetki ve karar sahibiydi. Eski Türklerde toplulukları birleştirip devlet kuran Han’lar, hanlığını ilan ederken yanındaki eşini de tanıtır ve <strong>“Ben sizin hanınızım ama bu da benim hanım”</strong> deyip ülkeyi birlikte yönetirlerdi. Türkçedeki <strong>“Hanım”</strong> kelimesi de buradan geliyor. Demek ki her Türk kadını bir Han’dır.</p>
<p>Türkçede <strong>“Osmanlı Kadını”</strong> diye bir terim de vardır. Bu da Türk kültüründe dürüst, adabı muaşeret kurallarını bilen, güzel ahlaklı, ağırbaşlı, güvenilir, kılık kıyafetine özen gösteren, gerektiğinde otoriter şeklindeki övgüyü hak eden bir kadın olma halidir. Demek ki Osmanlı uygarlığında saray Araplaşıp yozlaşsa, kadını haremindeki sürüden saysa da sarayın dışındaki halk kadını yücelten kültürünü devam ettirebilmiştir.</p>
<p>Cumhuriyetin kazanımlarının başında da kadına sağlanan <strong>“Hak ve fırsat eşitliği” </strong>gelir. Kadına hem seçme hem de seçilme hakkını veren dünyadaki ilk laik ülkedir Türkiye. Anlaşılıyor ki Türk tarihi, fedakarlığından ötürü kadını her dönemde yüceltmenin tarihidir. Peki, kadını eş ve eşit bilen o geçmişe ne oldu da her gün en az bir kadının hunharca katledildiği bir sürece girildi Türkiye’de?</p>
<p>Bilmek, hatta görmek isteyenler için her şey meydanda aslında. Cumhuriyetin kurucusu Büyük Atatürk, <strong>“Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir”</strong> der. Onun için kadınlar sabanda, sırada, tezgahta, çarşıda, pazarda, evde, sokakta erkeklerle eşit çalıştı, yaşadı. O yüzden bir nebze de olsa çağdaş bir ülke oldu Türkiye.</p>
<p>Yirmi yıldır iktidarda olan Sn. Cumhurbaşkanı ise <strong>“Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanacağı ülküsünden ayrılmayacağına”</strong> yemin edip başbakan olduktan sonra <strong>“Kadın, fıtratı gereği eksiktir ve erkekle eşit olamaz”</strong> diyerek yeminini çiğnemişti. Onun için kadınlar bugün tamamen toplum dışına itildi. Fıtratı gereği dedikleri ikinci sınıf insan yapıldı. Türkiye ise dünyanın en kırılgan ekonomisine sahip, en itibarsız ülkesi oldu.</p>
<p>Nasıl oldu derseniz; kadın korumasız bırakıldı deriz! En başta can güvenliği kalmadı. Gün olmuyor ki sokak ortasında herkesin gözleri önünde bir kadın öldürülmesin! Tecavüz edildikten sonra yüksekten atılmış, çöp konteynerine ya da ormana bırakılmış bir genç kız cesedi bulunmasın!</p>
<p><strong>Kadın dünyanın her yerinde ailesinin ocağının dumanını tüttüren insandır.</strong> Onu kendi insan haklarından mahrum bıraktığınızda, can güvenliğini ortadan kaldırdığınızda çocuklarını da güvencesiz ve kimsesiz bırakmış olursunuz. <strong>Yani ocağını söndürmüş olursunuz.</strong> Aile toplumun en küçük yapı taşı olduğuna göre, ocağı söndürülmüş, yoksul ve parçalanmış ailelerden nasıl güçlü bir toplum, güçlü bir millet, güçlü bir devlet beklersiniz ki?</p>
<p>Uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık, şiddet batağına sürüklenmiş, bağımlısı ya da aracısı yapılmış çocuklar, kadının ikinci sınıf varlık yapıldığı ailelerin çocuklarıdır.</p>
<p>Kadını ötelenen, örselenen bir memleket tümüyle sahipsizdir. Eğitim ve sağlık giderlerini karşılayamadıkları, besleyemedikleri çocuklarını çaresizlikten din bezirganı tarikatlara, dinci vakıflara emanet eden aileler de az değildir. Bu din görüntüsü altındaki kurumların kurs, okul ve yurtlarında taciz, tecavüz ve cana kast gibi saldırılara maruz kalmaları sonucu gelecekleri ellerinden alınanlarsa bu ailelerin çocuklarıdır.</p>
<p>Dolayısıyla iktidar olmak isteyen muhalefet partilerinin ülkeye huzur, barış ve refah getirmek gibi bir niyetleri varsa, en önce kadını erkekle eşit yapacak, laikliği harfiyen uygulayacak, hayatın her alanında kadının yer alacağı altyapıyı hazırlayacak politikalar oluşturması gerekmektedir.</p>
<p>Çünkü laikliğin ve kadının erkekle eşit olmadığı yerde <strong>güçlendirilmiş parlamenter rejimi</strong> getirseniz de demokrasi olmaz.</p>
<p><strong>8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/kadinlarin-kadim-savasi/">Kadınların Kadim Savaşı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/kadinlarin-kadim-savasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatın Gücü&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/sanatin-gucu/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/sanatin-gucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 13:41:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=211867</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar arasında etkileşim söz ile başladı. Her söz aynı etkiyi yaratmaz; çok söz laf kalabalığıdır, az söz sanattır. İyi veya kötü olsun her insan her şey olabileceği gibi her sözü de söyleyebilir ama sanatçı olamaz, sanatçının sözünü de söyleyemez. Bazıları söyledikleriyle halkını kandırır. Dini değerlerini, milli duygularını ve emeğini sömürür. Kendine o kadar bağlar ki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/sanatin-gucu/">Sanatın Gücü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar arasında etkileşim söz ile başladı.</p>
<p>Her söz aynı etkiyi yaratmaz; çok söz laf kalabalığıdır, az söz sanattır.</p>
<p>İyi veya kötü olsun her insan her şey olabileceği gibi her sözü de söyleyebilir ama sanatçı olamaz, sanatçının sözünü de söyleyemez.</p>
<p>Bazıları söyledikleriyle halkını kandırır. Dini değerlerini, milli duygularını ve emeğini sömürür. Kendine o kadar bağlar ki ihtiraslarının kulu, kölesi yapar. Kendini hayatın her alanında toplumsal yaşamın merkezine oturtur. Söylediği az sayıdaki doğruları ile söylediği çok sayıdaki yanlışlarının üstünü örter.</p>
<p>Kandırdığı insanlar ise onun hep doğru söylediğini savunur. Kepaze edilseler de kendilerini dünyanın en itibarlı kişileri bilir. Karınları açlıktan guruldasa da kendilerini darı ambarında sanır. Baştan ayağa budalalık aksa da kendilerini dünyanın en akıllı insanlarından sayar.</p>
<p>Bir de bunların tam tersini düşünen ve yapan insanlar var: Seven, saygı duyan, çalışkan, vicdanlı ve ahlaklı olan, aklını kullanan, kula kulluk etmeyen, baskıya boyun eğmeyen aklı ve vicdanı hür insanlar!</p>
<p>Türkiye, kandırılmışlığın ve kör itaatin yoğun şekilde yaşatıldığı karanlık bir süreçten geçiyordu ki iki gün önce söz konusu karanlığın ucunda bir ışık belirdi. Bir umut ışığı…</p>
<p>Türk halkı, sıkıştırıldığı cendereden kurtulmak için ülkenin hem mangalda kül bırakmayan, hem de hiçbir şey yapamayan üstelik de hantal muhalefetinden ve ahkam kesen aydınlarından bir çıkış yolu bulmalarını ya da çaresizlik içinde Allah’ın tokadını beklerken, hiç ummadığı bir cenahtan, bir sanatçıdan, Tarkan’dan kurtuluş umuduna dair bir ışık yakıldı.</p>
<p>Dünyada Türkiye denince akla gelen üç isim var: Birinci sırada Atatürk, ikinci sırada Nazım, üçüncü sırada ise Tarkan. Bu gerçek, bize sanatın gücünü gösteriyor. <strong>“Atatürk sanatçı mı ki?”</strong> diye içinizden geçirdiğinizin farkındayım. Evet, Atatürk, her konuda olduğu gibi sanatın da önünü açan dünyanın en seçkin lideridir. Yoksa <strong>“Karanlığın ve aydınlığın gelişini herkesten önce hisseden ve ona karşı koyma cesaretini gösterenler sanatçılardır”, “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”</strong> diyebilir miydi? Yüz yıl önce tarihin akışını değiştiren ve gelecek daha nice yüzyıllarda da aynı kudrette tarihe yön verebilecek olan <strong>“Geldikleri gibi giderler”</strong> sözünü söyleyebilir miydi?</p>
<p>Tarih boyunca insanlığı en çok, sanatın gücü derinden ve kalıcı şekilde etkilemiştir. Çünkü dünyadaki en dürüst tanrılar, gerçek sanatçılardır. Kimseye <strong>“Bize iman veya itaat edin”</strong> demezler. Bütün insanlara karşı aynı mesafededirler. Ayrıştırıcı, çatıştırıcı değildirler. İçten ve dıştan gelen baskılara karşı isyanlarını, yarattıkları sanatsal değerlerle hem de rahatsız edici boyutlarda ifade ederler. Kişisel hiçbir menfaat beklemeden karşılıksız ve yağmur adaletinde herkese eşit sunarlar. Canları pahasına da olsa insanları özgürlüklerine kavuşturmak amacıyla tanrısal mesajlarını vermekten çekinmezler.</p>
<p>Bunlardan biri de söylediği <strong>“Geççek”</strong> şarkısıyla halkımızın AKP’nin esaretinden kurtulacağının umudunu veren, belki de müjdesini veren Tarkan kardeşimdir.</p>
<p>Hakikaten de AKP’lilerin, sonunda tek adam rejimine evirdikleri bu ceberut yönetim anlayışı, insanımızı insanlığından etti. İyilik, güzellik adına ne varsa hepsini sildi süpürdü. Yerine, yukarıda değindiğim insan doğasına aykırı zorbalığı ve bu zorbalığa boyun eğen lümpenliği getirdi. Öyle ki kimsenin geçmediği bir köprü, bir otoyol, uçmadığı bir havaalanı yapmakla halkın iradesini satın alıp ömür billah iktidarda kalacaklarını sanıyorlar. Akıllarının almadığı şey; zulümle abat olunamayacağını ve demokrasi ile laikliği tatmış Türk halkının ilelebet zulme boyun eğmeyeceğini bilmiyor olmaları. Bir de galiba bu ülkedeki herkesi kendileriyle karıştırıyor olmaları.</p>
<p>Atatürk’ün <strong>“Geldikleri gibi giderler”</strong> sözünün tarihte bıraktığı izin önemini kavrayamadıkları için de bugün Tarkan’ın <strong>“Geççek”</strong> şarkısıyla doyamadıkları iktidarlarından taburcu oluyorlar.</p>
<p>Halkın özlemini çektiği şarkıyı söylediğin için diline sağlık, sevgili Tarkan.</p>
<p>Yaş ortalaması otuz iki olan genç Türkiye Cumhuriyetinin morali ve heyecanı dorukta, zillerini takmaya hazır seksen dört milyon yurttaşı; hadi hep beraber; <strong>Geççek geçek elbet bu da geççek. Gör bak umudun gününü gün etçek…</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/sanatin-gucu/">Sanatın Gücü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/sanatin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktidar güç kaybederken muhalefet neden güçlenemiyor?</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/iktidar-guc-kaybederken-muhalefet-neden-guclenemiyor/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/iktidar-guc-kaybederken-muhalefet-neden-guclenemiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2021 13:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=199755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sadece ekonomide değil her alanda çöküş var. Dünyadaki büyük küçük, güçlü güçsüz düşman kesimlerin tümü devletimizin ve milletimizin geleceğine kastetme cesaretini kendilerinde görmeye başladı. İçeride ve dışarıda milletin dostu kim, düşmanı kim belli değil. Yaşanan yetki karmaşasında bilenlerin susturulması bilmeyenlerin de uluorta konuşması, soyup soğana çevirdikleri milletin olup bitenleri anlamasını ve yorumlamasını imkansız kılmaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iktidar-guc-kaybederken-muhalefet-neden-guclenemiyor/">İktidar güç kaybederken muhalefet neden güçlenemiyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sadece ekonomide değil her alanda çöküş var.</p>
<p>Dünyadaki büyük küçük, güçlü güçsüz düşman kesimlerin tümü devletimizin ve milletimizin geleceğine kastetme cesaretini kendilerinde görmeye başladı. İçeride ve dışarıda milletin dostu kim, düşmanı kim belli değil.</p>
<p>Yaşanan yetki karmaşasında bilenlerin susturulması bilmeyenlerin de uluorta konuşması, soyup soğana çevirdikleri milletin olup bitenleri anlamasını ve yorumlamasını imkansız kılmaya yönelik bir politikadır. Milletin, kimin ülkenin lehine çalıştığını ya da aleyhine iş çevirdiğini anlaması o yüzden güçleşmektedir.</p>
<p>Kafası bir sürü tuhaflıklarla dolu bu yorgun milletin, çeşitli hilelerle memleketin her köşesinin işgal edildiğinin, devletin tüm kurumlarıyla ele geçirildiğinin farkında olup olmadığından bile bazen emin olamayabiliyoruz.</p>
<p>Yine de AKP’nin yirmi yıllık iktidarının sonunda ülkeyi batırıp parçalamanın eşiğine getirdiğini, halkı son kuruşuna kadar soyup kendine yakın bir azınlığı da dünya çapında zengin ettiğini millet bilmiyor değil. Millet, bir yandan AKP’den ve küçük ortağından alabildiğine kaçmak isterken bir yandan da sığınacak güvenli bir liman arıyor fakat bulamıyor. İşte, milletin kafasını karıştıran durum bu!</p>
<p>Türk toplumu sağduyu sahibidir. İçinde kopan kıyametlerle didişen bir sanatçıya olduğu gibi içinde yüce değerleri enine boyuna tartan bir bilgeye de benziyor. Doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü hissediyor ve anlıyor. Dolayısıyla iktidarın eğretiliğini gördüğü kadar muhalefet partilerindeki güven vermeyen tutum ve davranışları da görüyor. Belki de bu yüzden onlarla tereddütsüz bir dayanışma içine girmek istemiyor.</p>
<p>Bugünkü şartlarda Türkiye’nin dağınık ve zayıf olmayan, tek ses ve tek yürek olmuş, tepeden tırnağa güven ve liyakatle kuşanmış güçlü bir muhalefete ihtiyacı var. Ne var ki bunu dünyanın en sinsi teşkilatları olan Gülen Hareketi ve benzerleri de biliyor. Barışlar’ın Metastaz kitabında da anlatıldığı gibi bu teşkilatlar ve onların işbirlikçileri, Türk toplumuna ve Türkiye cumhuriyetine <strong>“etkisizleştirmek üzere”</strong> sirayet etmişlerdir.</p>
<div id="attachment_199757" style="width: 326px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/12/esma-gumus-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-199757" class=" wp-image-199757" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/12/esma-gumus-2.jpg" alt="" width="316" height="447" srcset="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/12/esma-gumus-2.jpg 543w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/12/esma-gumus-2-339x480.jpg 339w, https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/12/esma-gumus-2-212x300.jpg 212w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" /></a><p id="caption-attachment-199757" class="wp-caption-text"><em><strong>Yağlı boya tablo: ESMA GÜMÜŞ</strong></em></p></div>
<p>Dolayısıyla ihanet etmeye kurgulu bu örgütlerin mensupları solcudan daha solcu, sağcıdan daha sağcı, dinciden daha dinci ve demokratın alası rolünü oynamayı çok iyi beceriyorlar. Gücü ele geçirdiklerinde ise dünyanın en güçlü ordularından Türk Ordusu ile en köklü devletlerinden Türkiye Cumhuriyetini kurumlarıyla birlikte dağıtabildiklerini milletimiz gözleriyle gördü.</p>
<p>Önümüzdeki seçimde iktidarın el değiştireceğini bildiklerinden, bunların, iktidara gelme ihtimali yüksek muhalefet partilerine yerleşmeleri kaçınılmazdır. Hatta bunun hesabını en baştan yapmış olmalılar ki genelde ve yerelde muhalefet partilerinde siyaset veya yöneticilik yapanların bir kısmını kamuoyu biliyor ve tanıyor. Bilmeyenler içinse <strong>“Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim” </strong>düşüncesinden hareketle yola çıkıldığında çok net anlaşılacaktır. Ayrıca yakın tarihimiz nerde bir yalancı, soyguncu, çıkarcı, yüzsüz ve ahlak yoksunu varsa, onun ihanete kurgulu meşru ve gayrimeşru yapılanmaların mensubu olduğunu bize öğretmiş bulunmaktadır.</p>
<p>Eğer bu gözlem, şüphe ve tanılar olmasaydı, muhtemelen AKP’nin limon ve üzüm gibi sıkıp posasıyla idare etmeye çalıştığı halk kitleleri çoktan muhalefet partilerinin arkasında hizalanmıştı. Ancak halk, yurttaşları kamplara bölerek toplumsal barışı bozanlarla ülkenin egemenliğini ve varlıklarını devredenlerin de içinde olduğu <strong>“herkesle helalleşileceği, kimsenin yargılanmayacağı” </strong>biçimindeki akla ziyan söylemlerin, o melek yüzlü haramilerin yeniden köşe başlarını tutmalarına sebep olacağından duyduğu endişe üzerine muhalefete mesafeli duruyor. Haklı da; çünkü Türkiye kirli geçmişiyle hesaplaşarak ondan temizlenmedikçe asla hukukun üstünlüğüne dayalı aydınlık geleceğini kuramaz.</p>
<p>AKP sonrasında Türkiye’nin demokrasiye halel getiren her türlü münafıklıklardan temizlenmiş, daha güvenli ve daha müreffeh bir ülke olacağının garantisini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymadıkça, muhalefetin halkın onayını alması mümkün olmayacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iktidar-guc-kaybederken-muhalefet-neden-guclenemiyor/">İktidar güç kaybederken muhalefet neden güçlenemiyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/iktidar-guc-kaybederken-muhalefet-neden-guclenemiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umudu diri tutmak</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/umudu-diri-tutmak/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/umudu-diri-tutmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma GÜMÜŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 14:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=188397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şunun şurasında 2023’ün Haziran’ına ya da 2022’nin Kasım’ına ne kaldı ki! Muhalefetin bir arada olma görüntüsünü vermesi bile başta Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli olmak üzere tüm AKP’lilerle MHP’lilerin aklını şaşırttı. İktidardan gideceklerini anlamış olmalarının verdiği moral bozukluğu ile ülkenin gerçeklerinden kopuk, kendilerinin bile inanmadıkları mesnetsiz suçlamalarla muhalefete yükleniyorlar. Ama ne yapsalar da artık milletin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/umudu-diri-tutmak/">Umudu diri tutmak</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şunun şurasında 2023’ün Haziran’ına ya da 2022’nin Kasım’ına ne kaldı ki!</p>
<p>Muhalefetin bir arada olma görüntüsünü vermesi bile başta Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli olmak üzere tüm AKP’lilerle MHP’lilerin aklını şaşırttı. İktidardan gideceklerini anlamış olmalarının verdiği moral bozukluğu ile ülkenin gerçeklerinden kopuk, kendilerinin bile inanmadıkları mesnetsiz suçlamalarla muhalefete yükleniyorlar. Ama ne yapsalar da artık milletin onların bu gereksiz çığırmalarını dinlemeye ne ihtiyacı, ne de tahammülü kaldı.</p>
<p>Kandırıldığını fark eden millet, bu ceberrut yönetimin kendi derdiyle hemhal olmak gibi bir amacının olmadığını, aksine kendisi perişan haldeyken bile niyetinin iktidarını sürdürmek olduğunu anladı artık.</p>
<p>Cumhur İttifakını bu güne kadar bir arada tutan şey, bu ittifaka mensup dar bir grubun milletin dini ve milli değerleriyle cebi üzerinden oluşturduğu çıkar ilişkileriydi. Ülkeyi bir ahtapotun kolları gibi saran bu ilişkiler ağı milleti böldü, parçaladı, açlık derecesinde yoksullaştırarak yönetmeye başladı. <strong>Milleti maddi manevi bütün değerlerinden etti ama umudunu yok edemedi.</strong></p>
<p>Sn. Erdoğan muhalefet belediyelerini <strong>“topal ördeğe”</strong> dönüştüreceğine kadar, onların gösterdiği performans karşısında, birbirlerinin gölgesine sığınarak birlikte memleketi uçuruma sürükledikleri Sn. Bahçeli ile beraber kendileri <strong>“şaşkın ördeğe”</strong> dönüşüverdiler. İşte muhalefetin bu demokratik, gerçekçi ve samimi başarısı, keyfi tutum içerisindeki Cumhur İttifakının iktidardan indirilmesi gerektiğine dair <strong>milletin umudunu daha da güçlendirdi.</strong></p>
<p>Böylece memleketi uçuruma sürüklenmekten kurtarmaya muktedir olduğunu topluma hissettiren muhalefetin yereldeki başarısı ile birlikte ülkenin siyasi gündeminin belirlenmesinde üstünlüğü ele geçirmesi, <strong>Sn.</strong> <strong>Erdoğan ile Sn. Bahçeli’nin uykularını kaçırıyor olmalı ki ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdalar.</strong></p>
<div id="attachment_188399" style="width: 784px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-188399" class=" wp-image-188399" src="https://www.sonhaber16.com/wp-content/uploads/2021/11/esma-gumus-tablosu.jpg" alt="" width="774" height="537" /><p id="caption-attachment-188399" class="wp-caption-text"><em><strong>Yağlı Boya Tablo: ESMA GÜMÜŞ</strong></em></p></div>
<p><strong>Türkiye ihanetlere doydu.</strong> İktidarın yirmi yıldır milleti ayrıştırmak üzere ektiği kin ve nefret tohumları hastalıklı olduğundan beklendiği gibi yeşermedi. Oysa muhalefet partilerinin bir süredir dayanışarak demokratikleşmeden yana köklü bir dönüşüm yapacakları konusunda verdikleri umut, toplumda karşılık buldu ve herkesi birleştiriyor.</p>
<p><strong>Sağcısı solcusu, kadını erkeği bugüne kadarki kötü gelişmelerden yeterince ders çıkardı.</strong> Muhalefet partileri de ülkenin tehlikeye sürüklendiği böyle bir zamanda birlikte hareket edilmesi gerektiğini nihayet anladı. Onlar da ülkenin rantını kapma yarışına katılmak yerine, hep birlikte seçimi kazanıp ülkenin sorunlarına çözüm üretmenin tatlı rekabetine girerek milleti huzura kavuşturmaktan başka bir şanslarının olmadığını kavradı.</p>
<p>Anlaşılan Türkiye seçim sathı mailine girmiş bulunmaktadır. Uykuları kaçsa da hala <strong>“hep ben hep ben, hep bana hep bana”</strong> demeye doymayanların kaybettiği, <strong>“ben değil biz diyenlerin</strong>, <strong>halka karşı söylediklerinde samimi olup yalan söylemeyenlerin”</strong> kazanacağı, kazanılacak seçim zaferinin ise halkın hanesine yazılacağı günler kapıda.</p>
<p>Güzel ülkemizin iyi insanları, <strong>umudunuzu diri tutun;</strong> Türkiye’nin normale döneceği, hepimizin de hep birlikte huzura kavuşacağı günler çok yakın!</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/umudu-diri-tutmak/">Umudu diri tutmak</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/umudu-diri-tutmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
