
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Ayşe TARIM, Author at sonhaber16.com</title>
	<atom:link href="https://www.sonhaber16.com/author/aysetarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sonhaber16.com/author/aysetarim/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 Dec 2023 12:17:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ailelerin en büyük korkusu: Ateşli havale</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/ailelerin-en-buyuk-korkusu-atesli-havale/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/ailelerin-en-buyuk-korkusu-atesli-havale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2021 14:34:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=180152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ailelerin en büyük korkularından biri çocuklarının ateşli havale geçirmesidir. Bundan dolayı bu yazımda bu konuya değinmek istedim. Ateşli havale, 6 ay ile 6 yaş arasındaki, herhangi bir nörolojik (beyin hastalığı) sorunu olmayan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkan ateşin tetiklediği havalelerdir. Görülme sıklığı %2-5&#8217;tir. Her 25 çocuktan biri, 1 kez bu tarz havale geçirebilir. Çocukların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ailelerin-en-buyuk-korkusu-atesli-havale/">Ailelerin en büyük korkusu: Ateşli havale</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin en büyük korkularından biri çocuklarının ateşli havale geçirmesidir. Bundan dolayı bu yazımda bu konuya değinmek istedim.</p>
<p>Ateşli havale, 6 ay ile 6 yaş arasındaki, herhangi bir nörolojik (beyin hastalığı) sorunu olmayan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkan ateşin tetiklediği havalelerdir.</p>
<p>Görülme sıklığı %2-5&#8217;tir. Her 25 çocuktan biri, 1 kez bu tarz havale geçirebilir. Çocukların üçte birinde havale tekrarlayabilir. Çocuk ne kadar küçükse bu ihtimal o kadar yükselir. Ailesinde ateşli havale geçiren birey varsa, ateş yeni başlamışken veya fazla yüksek değilken (38 C civarında) geçirilmişse ateşli havalenin tekrarlama riski o kadar  yüksektir.</p>
<p>Çocuk, ateş hızla yükselirken ya da düşerken havale geçirebilir bazen havale esnasında ateş saptanır ve aile çocuğun hastalandığının farkına varır. Havale sırasında bilincini kaybeder, kol ve bacaklarda kasılmalar, titremeler görülür, gözler yukarı doğru kayar, çene kilitlenir, ağızdan salya-köpük gelir. Bazen de kendini tamamen salar. Bu tarz nöbetler genelde 1-2 dakika sürer, ama aileye saatler gibi gelebilir. Aileler için çok korkutucu olsa da  genelde ateşli nöbet zararsızdır. Beyinde hasara yol açtığı saptanmamıştır, okul başarıları etkilenmez ve daha sonra sara (epilepsi) hastası olacağı anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Ateşli havale geçiren çocuğa yaklaşım şu şekilde olmalıdır:</strong></p>
<p>Çocuk yan yatırılmalı, kollar ve bacaklar tutulmamalıdır. Kilitlenmiş olan çene herhangi bir cisimle açılmaya çalışılmamalıdır. Dilini ısırmaması için katlanmış bir mendil konulabilir. Sıkan kıyafetleri gevşetilmeli, üstü örtülmemelidir. Nöbet durduktan sonra ateş düşürücü fitil ya da şurup verilebilir. Ilık duş aldırılıp  hastane aciline başvurulmalıdır.</p>
<p>Acilde çalışan doktor ateşli havalenin nedenine yönelik bazı kan tahlilleri isteyebilir. Eğer  havale sadece basit bir ateş kaynaklıysa hastaneye yatırılmaya gerek yoktur. Fakat uzun sürmüşse ya da ateşe neden olan hastalık yakın takip gerektiriyorsa doktorunuz hastane yatış önerebilir. Sonrasında çocuk nöroloji doktorundan ileri tetkikler için randevu alınabilir.</p>
<p><strong>Ateşli havalede tekrarlama riskini artıran faktörler:</strong></p>
<p>* Ailede ateşli havale geçiren ebeveyn</p>
<p>* İki havale arasında 2 aydan kısa süre geçmesi</p>
<p>* 12 aydan küçük olma</p>
<p>* Ateş yüksekliğinin derecesinin düşük olması</p>
<p>* Beyin elektrosunda (EEG) anormallik saptanması</p>
<p><strong>Ateşli havalede tedavi prensipleri:</strong></p>
<p>Havaleyi durdurmak ve tekrarını önlemek, sara hastalığına ilerlemesini önlemek, aileyi bilgilendirip ateşe yaklaşımı öğretmek olmalıdır. Her ateşli havaleye uzun süreli bir tedavi önerilmez. Fakat uzun bir nöbet geçirdiyse, bir hastalık döneminde birden fazla geliştiyse doktor nöbeti komplike olarak adlandırıyorsa hastanın nöbet geçirmesini önleyecek bazı ilaçlar başlanabilir. Bunlar ya her gün düzenli verilecek türden ilaçlardır ya da çocuk ateşlendiği dönemde uygulanacak tarzda ilaçlardır. Böyle önleyici tarzda bir tedavinin gerekip gerekmediği doktorunuzla görüşmede belirlenecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ailelerin-en-buyuk-korkusu-atesli-havale/">Ailelerin en büyük korkusu: Ateşli havale</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/ailelerin-en-buyuk-korkusu-atesli-havale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyotlu tuz mu, himalaya tuzu mu?</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/iyotlu-tuz-mu-himalaya-tuzu-mu/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/iyotlu-tuz-mu-himalaya-tuzu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2021 14:16:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=177002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde işleyişine devam etmesi için yeterli ve dengeli beslenmeli, gerekli vitamin, mineral, eser elementleri alınmalıdır. İyot da besinlerle alınması gereken vücudumuzun üretemediği önemli bir elementtir. Besinlerde bulunan iyotun kaynağı denizler ve topraktır. Dünya üzerindeki toprakların iyot miktarı değişkenlik gösterir. Özellikle Himalayalar ve And Dağlarında iyot eksikliğine en ağır olarak rastlanır. Ülkemizde de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iyotlu-tuz-mu-himalaya-tuzu-mu/">İyotlu tuz mu, himalaya tuzu mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde işleyişine devam etmesi için yeterli ve dengeli beslenmeli, gerekli vitamin, mineral, eser elementleri alınmalıdır. İyot da besinlerle alınması gereken vücudumuzun üretemediği önemli bir elementtir.</p>
<p><strong>Besinlerde bulunan iyotun kaynağı denizler ve topraktır. </strong></p>
<p>Dünya üzerindeki toprakların iyot miktarı değişkenlik gösterir. Özellikle Himalayalar ve And Dağlarında iyot eksikliğine en ağır olarak rastlanır. <strong>Ülkemizde de iyot eksikliği Karadeniz Bölgesi’nde daha sıktır. </strong>Yapılan çalışmalar ülkemizin orta derecede iyot eksikliği grubunda olduğunu göstermiştir.</p>
<p>İyot, enerji metabolizması başta olmak üzere vücudumuzda birçok önemli görevde yer alır. Tiroid hormonlarının yapımında rol oynar. Eksikliğinde, kadınlarda doğurganlık (fertilite) azalabilir. Anne karnındaki bebeğin kaybı söz konusu olabilir. Küçük bebeklik döneminde de ciddi zeka geriliklerine sebep olur. Nörolojik gelişim ve büyüme yavaşlar, hatta durur.</p>
<p><strong>İyot eksikliğinde görülen en sık belirtiler şu şekildedir: </strong></p>
<p>Boyunda şişlik (guatr) oluşumu, sürekli yorgunluk, uykululuk, kabızlık, cilt kuruluğu, kilo alma, kolesterol yüksekliği, saç dökülmesi, kas gücünde azalma, boy uzamasında duraklama ve depresyon.</p>
<p>Hamileliğin özellikle ilk 3 ayındaki iyot eksikliği düşük ve bebekte zeka kaybı ile sonlanabilir. Yenidoğan bebeklerdeki tiroid fonksiyon bozukluklarının, gebelik sırasında ya da öncesinde iyot eksikliğinin düzeltilmesiyle önlenebileceği gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Guatr oluşumunun en önde gelen nedeni iyot eksikliğidir.</strong> İyot desteğiyle bunun azaltıldığı gösterilmiştir. Fakat kimi bölgelerde iyot eksikliği olmadan da guatr görülebilir. Bu da guatrojen besin alımından kaynaklanır. Lahana, kara lahana, karnıbahar, brokoli, tatlı patates, turp, şalgam, soya fasulyesinde bulunan bazı maddeler tiroid bezinin büyümesine sebep olan bazı maddeleri içerir. Bu besinlerin sürekli ve fazla miktarda tüketimi de tiroid bezinde iyot tutulumunu bozduğu için guatra neden olabilir.</p>
<p>Vücudumuzun sorunsuz çalışması için düzenli iyot alımı gereklidir. <strong>Günlük ihtiyaç yaşa göre değişir.</strong> <strong>0-5yaş arası 90 mcg/gün, 6-12 yaş arası 120 mcg/gün, gençlerde ve yetişkinlerde 150 mcg/gün, hamilelik ve emzirme döneminde 200-300 mcg/gün iyot ihtiyacı vardır. </strong>Dünyadaki iyot kaynağı denizlerdir, en çok da deniz yosunlarında bulunur. Fakat ülkemiz için böyle bir tüketim söz konusu değildir. Bu nedenle bu miktarların besinlerle sağlanması çok zordur. Hamilelik dönemi boyunca doktor kontrolünde vitamin takviyeleri içinde verilebilir. Ama tüm toplumda bu şekilde vitamin ilaçlarıyla eksikliği gidermek imkansızdır.</p>
<p><strong>İyot eksikliğinin giderilmesinde toplumsal düzeyde en etkili yöntem tuzların iyotlanmasıdır.</strong> Bu nedenle kullandığımız sofra tuzlarının<strong> &#8221;iyotlu tuz&#8221; </strong>olmasına dikkat etmeliyiz. İyotlu tuzların kullanım şekli de çok önemlidir. Yemek pişip soğumaya bırakılınca eklersek iyot  aktivitesini kaybetmez. Ayrıca tuzu ışık geçirmeyen porselen saklama kapları ve tuzluklarda saklamalıyız. Piyasada bulunan iyot içermeyen Himalaya tuzu veya kaya tuzu gibi tuzlara itibar etmemeliyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/iyotlu-tuz-mu-himalaya-tuzu-mu/">İyotlu tuz mu, himalaya tuzu mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/iyotlu-tuz-mu-himalaya-tuzu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İshalli çocuğa yaklaşım&#8230;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/ishalli-cocuga-yaklasim/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/ishalli-cocuga-yaklasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 14:23:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=174247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ishali 24 saatte üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü (ya da formül mama) ile beslenen bebeklerde ise her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama olarak tanımlar. Dünyada her yıl beş yaş altındaki çocuklarda yaklaşık bir milyar ishal vakası görülmektedir. İshalli hastalıklar klinik ve tedavi yaklaşımları olarak dört gruba ayrılır: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ishalli-cocuga-yaklasim/">İshalli çocuğa yaklaşım&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ishali 24 saatte üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü (ya da formül mama) ile beslenen bebeklerde ise her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama olarak tanımlar. Dünyada her yıl beş yaş altındaki çocuklarda yaklaşık bir milyar ishal vakası görülmektedir.</p>
<p><strong>İshalli hastalıklar klinik ve tedavi yaklaşımları olarak dört gruba ayrılır:</strong></p>
<ul>
<li>Akut ishal,</li>
<li>dizanteri (kanlı) ishal,</li>
<li>persistan (uzamış)ishal,</li>
<li>kronik ishal</li>
</ul>
<p><strong>Akut </strong><strong>İshal</strong>: Ani başlayan, 14 günden kısa süren (çoğunlukla 7 günde sonlanan) ishaldir. Dışkıda kan yoktur. En sık etken olarak rota virüs, koli basilini görmekteyiz.</p>
<p><strong>Dizanteri ishal</strong>: Kanlı ishal olarak tanımlanır. Barsak cidarında hasar oluşur. Burada da şigella, salmonella, koli basili ve amip görülmektedir.</p>
<p><strong>Uzam</strong><strong>ış (persistan) ishal: </strong>14 günden uzun süren ishaldir. Nedenini araştırmak gerekir.</p>
<p><strong>Kronik ishal: </strong>1 aydan uzun süren ishaldir. Çoğunlukla altta yatan bir sebep vardır. Nedeni araştırılmalıdır.</p>
<p>İshalli hastalıkların ortaya çıkmasında bazı risk faktörleri vardır. İlk 4-6 ay anne sütü alamama. Biberon ve emziklerin temizliğinin zor olması ve tam yapılamaması. Pişmiş gıdaların oda sıcaklığında beklemesi. Temiz olmayan su kullanımı. Tuvalet sonrası ellerin yıkanmaması. Evde yeterli kanalizasyonun bulunmaması. Beslenme yetersizlikleri, malnütrisyon, bağışıklık sistemindeki zayıflıklar da sayılabilir.</p>
<p>Çocukların yaşı da önemlidir. İshalli hastalıklar 6-11 ay arasında daha sıktır. Burada ek gıdaya geçilmede sorunlar, anneden geçen koruyucu faktörlerin azalması ve çocuğun bağışıklık yanıtının henüz olgunlaşmamış olması sayılabilir.</p>
<p>İshalde mevsimsel farklılıklar da vardır. Bakteri ve amip ishalleri daha çok yazın görülürken, rotavirüs ishaller tüm yıl özellikle kış aylarında sıktır.</p>
<p>İshalle gelen çocuğa ateş, kusma, karın ağrısı, karında şişlik, halsizlik gibi belirtiler de eşlik edebilir. Su kaybı ileri derecede olunca çocukta uykululuk hali, ciltte morluk, el ve ayaklarda soğukluk gibi belirtiler de eklenebilir.</p>
<p>En gelişmiş yöntemlerle bile toplumda görülen ishal vakalarında  %50 oranında mikrobik ajan tespit edilmektedir. Etkenin saptanmak istenmesi, hastalığın ağırlaşmasını önlemek, süreyi kısaltmak, bulaşmayı önlemek ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç olup olmadığını karar vermek içindir. Antibiotik tedavisine gerek duyulan ishallerin çoğu dizanterik tipte bakteriyel ishallerdir.</p>
<p>İshal tedavisinde amaç sıvı ve elektrolit (Na, K) dengesini korumaktır. İshal başlar başlamaz evde uygun sıvı gıdalar verilmeye başlanmalı, emzirme artırılarak sürdürülmelidir. Çünkü sıvı kaybı özellikle 12 ay altındaki çocuklarda hızla gelişebilir.</p>
<p>İshal başlayınca emzirme ve beslenmesi kesilen, günde 8&#8217;den fazla sulu kaka yapan, 2&#8217;den fazla kusan çocuklarda  dehidratasyon (susuzluk) çok çabuk gelişir. Bu çocuklar huzursuzdur, gözyaşı ve idrar çıkımı azalmıştır.</p>
<p>Dudaklar ve dil kurudur. Cilt soğuktur. Solunum hızlanabilir.</p>
<p>Dehidratasyonu (susuzluk belirtileri) olmayan çocuklar evde sıvı alımı artırılarak izlenebilir.</p>
<p><strong>Dehidratasyonu önlemek için s</strong><strong>ıvı verin</strong></p>
<p><strong>Önerilen s</strong><strong>ıvılar: </strong>Kaynamış, ılınmış su, çorba, pirinç suyu, ayran, elma, şeftali suyu gibi sıvılardır. Ek gıdaya geçmeyen bebeklerde emzirme sıklaştırılır.</p>
<p><strong>Önerilen s</strong><strong>ıvı miktarı: </strong>Her ishalden sonra 2 yaş altına 1/2-1 çay bardağı,</p>
<p>2 yaşından büyüklere 1/2-1 su bardağı kadar kusturmadan yudum yudum verilebilir.</p>
<p><strong>Beslenmesini sürdürün </strong></p>
<p>Anne sütüne devam edilmeli, sık sık emzirilmeli. Anne sütü almıyorsa her zamanki mamaya devam edilmelidir. Bebek 6 aydan büyük ve ek gıda alıyorsa kısa aralıklarla enerjiden zengin, protein de içeren yumuşak püre şeklindeki yiyecekler (yoğurt, yağsız et, patates püresi, pirinç lapası) taze hazırlanarak verilebilir. Probiotik eklenebilir.</p>
<p>Potasyumdan zengin besin olarak muz püresi ya da taze sıkılmış meyve suyu verilebilir. Şeker yerine nişastalı yiyecekler (tahıllı gıdalar) seçilmelidir. Öğünler az ama sık sık yedirilmelidir. İshal geçtikten sonra iki hafta süreyle 1 öğün fazla verilerek çocuğun kaybettiği büyümeyi yeniden yakalaması sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Çok fazla kaka yapma, tekrarlayan kusmalar, yemek yiyememe, su içememe, ateş, belirgin huzursuzluk ve susama, dışkıda kan görülmesi gibi durumlarda hemen doktora götürülmelidir.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/ishalli-cocuga-yaklasim/">İshalli çocuğa yaklaşım&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/ishalli-cocuga-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil yapraklardaki vitamin; &#8216;Folik Asit&#8217;</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/yesil-yapraklardaki-vitamin-folik-asit/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/yesil-yapraklardaki-vitamin-folik-asit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 11:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=174137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunduğu için yaprak anlamına gelen &#8221;folium&#8221;a ithafen folik asit denilmiştir. DNA ve RNA metabolizmasında önemli rol oynar. DNA sentezi için folata gereksinim vardır. Bu da kanserden korunma için önemlidir. Bazı aminoasitlerin yapımında da rol alır. Eksikliğinde metionin isimli aminoasit azalacağı için kanda homosistin birikir. Bu birikim kalp hastalıkları yönünden bir risktir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yesil-yapraklardaki-vitamin-folik-asit/">Yeşil yapraklardaki vitamin; &#8216;Folik Asit&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunduğu için yaprak anlamına gelen <strong>&#8221;folium&#8221;</strong>a ithafen folik asit denilmiştir.</p>
<p>DNA ve RNA metabolizmasında önemli rol oynar. DNA sentezi için folata gereksinim vardır. Bu da kanserden korunma için önemlidir.</p>
<p>Bazı aminoasitlerin yapımında da rol alır. Eksikliğinde metionin isimli aminoasit azalacağı için kanda homosistin birikir.</p>
<p>Bu birikim kalp hastalıkları yönünden bir risktir.</p>
<p><strong>Yeşil yapraklı sebzelerde (ıspanak, brokoli, marul, maydanoz, kuşkonmaz), sakatat, turunçgiller, yumurta sarısı, baklagiller özellikle mecimek, tahıllar, fıstık, bademde yoğun olarak bulunur.</strong></p>
<p>Günlük ihtiyaç erişkinlerde 400 mikrogramdır. Bu miktar hamilelikte artmaktadır.</p>
<p>Folik asit pişirme işleminden ve güneşten etkilenir.</p>
<p>Buzdolabında saklanmazsa folatın %70&#8217;i birkaç günde, suda haşlamada ise %90&#8217;ı kaybolur.</p>
<p><strong>Folat eksikliğinin başlıca nedenleri: </strong>Yetersiz alım, artmış gereksinim, barsaktan emilim bozukluğu ya da folatın uygun kullanılamamasıdır.</p>
<p><strong>Yetersiz alım: </strong>Alkolikler, psikiyatrik bozukluğu olanlar, bakıma muhtaç yaşlılarda alım yetersizdir. Folat içeren besinlerin uygun koşullarda pişirilmemesi, karaciğer ve böbrek hastalarındaki iştahsızlık ve kısıtlı diet de yetersizliğe neden olur.</p>
<p>Emilim bozuklukları: Barsağın bir bölümünün alındığı operasyonlarda, çölyak hastalığında ve bazı havale ilacı kullanımlarına bağlı olarak da eksiklik ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Artmış gereksinim: </strong>Metabolizma hızının arttığı durumlarda; özellikle süt çocukluğu dönemi, gebelik, emzirme dönemi ve ergenlikte gereksinim artar.</p>
<p><strong>Kayıpların artması: </strong>Hemodiyaliz hastalarında, alkoliklerde folatın artan kaybına rastlamaktayız.</p>
<p>DNA, RNA ve protein sentezi için önemlidir. Eksikliğinde hücre bölünmesinde sorun ortaya çıkar. Bu da kanser riskini artırır.</p>
<p>Hızla çoğalan hücreler folata ihtiyaç duyarlar. Bu eksiklik kemik iliğinde alyuvarlarda yapım bozukluğuyla karşımıza çıkar.</p>
<p>Oluşturduğu kansızlık durumuna megalobastik anemi denir ve demir eksikliği anemisinden sonra en sık görülen kansızlık nedenidir. Yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon kaybı, çarpıntı, hipotansiyon görülebilir. Aynı belirtileri vitamin B12 eksikliği de yaptığı için vitamin B12 düzeyi de muhakkak kontrol edilmelidir.</p>
<p><strong>Bu tarz anemide dil şiş, kırmızı ve ağrılı olabilir. Yemeklerden sonra bulantı, karın ağrısı, kusma, ishal görülebilir. Tüm bu belirtiler folat takviyesiyle 24-48 saatte normale döner.</strong></p>
<p>Hamilelikte folat eksikliği düşüklere, bebeklerde omurilik anomalilerine neden olabilir.</p>
<p><strong>Unutkanlık, uyuklama hali ortaya çıkabilir.</strong></p>
<p>Folat eksikliğinde kanda artan homosistin düzeyi ateroskleroz riskini de artırmaktadır.</p>
<p><strong>DNA bölünmesi üzerine olumsuz etkileri olduğu için de kanser riski yükselebilir.</strong></p>
<p>Diyetle fazla alınmasında herhangi bir yan etki saptanmaz.</p>
<p><strong>Günde 0.4 mg erişkinler için yeterlidir; ama 1mg rahatlıkla tolere edilir.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/yesil-yapraklardaki-vitamin-folik-asit/">Yeşil yapraklardaki vitamin; &#8216;Folik Asit&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/yesil-yapraklardaki-vitamin-folik-asit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>B vitamin ailesinden bir vitamin: BIOTIN</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/b-vitamin-ailesinden-bir-vitamin-biotin/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/b-vitamin-ailesinden-bir-vitamin-biotin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 12:32:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=173674</guid>

					<description><![CDATA[<p>B grubu vitaminlerdendir. Suda eriyen bu vitamine tüm canlıların ihtiyacı vardır. Fizyolojik olarak dört enzimin aktivasyonu için gereklidir. Yağ asidi sentezi, glikoz sentezi, aminoasit ve kolesterol metabolizması için önemli bir katalizatördür. DNA’nın bölünüp çoğalmasında da rol alır. Besinlerin çoğunda olmasına rağmen özellikle yumurta sarısı, karaciğer, baklagiller, karnabahar, mantar ve maya biotinden zengindir. Biotin eksikliğinde: Saçlarda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/b-vitamin-ailesinden-bir-vitamin-biotin/">B vitamin ailesinden bir vitamin: BIOTIN</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>B grubu vitaminlerdendir. Suda eriyen bu vitamine tüm canlıların ihtiyacı vardır.</p>
<p>Fizyolojik olarak dört enzimin aktivasyonu için gereklidir.</p>
<p>Yağ asidi sentezi, glikoz sentezi, aminoasit ve kolesterol metabolizması için önemli bir katalizatördür.</p>
<p>DNA’nın bölünüp çoğalmasında da rol alır.</p>
<p>Besinlerin çoğunda olmasına rağmen özellikle yumurta sarısı, karaciğer, baklagiller, karnabahar, mantar ve maya biotinden zengindir.</p>
<p><strong>Biotin eksikliğinde:</strong></p>
<p>Saçlarda dökülme, göz çevresinde, burun, ağız ve genital bölgelerde kırmızı renkte pullanma saptanır. Depresyon, halüsinasyon, uykululuk, kollar ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma olabilir.</p>
<p>Biotin metabolizmasının kalıtsal hastalıklarda da rolü vardır. Bağışıklık sisteminde zayıflama kendini bakteri ve mantar enfeksiyonlarına yatkınlıkta artış ile gösterebilir.</p>
<p>Anne karnında gelişmekte olan bebeğin hızla bölünen hücrelerinin biotin ihtiyacı artmıştır.</p>
<p>Bu nedenle hamilelere biotin desteğinin verilmesi çok önemlidir. Nöral tüp defektini (omurilikteki gelişim bozukluğu) önlemek için kullanılan 400 mikrogram folik asit yanında 30 mg/gün biotin alınmalıdır.</p>
<p>Havale nedeniyle ilaç kullananlarda ve bazı karaciğer hastalıklarında da biotin desteği verilmelidir.</p>
<p>Biotin düzeyi kan ve idrarda ölçülebilir. Özellikle idrardaki düzeyi önemlidir.</p>
<p>Tedavi olarak günde 1-10mg biotin verilmesi yeterlidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/b-vitamin-ailesinden-bir-vitamin-biotin/">B vitamin ailesinden bir vitamin: BIOTIN</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/b-vitamin-ailesinden-bir-vitamin-biotin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balıkyağı (Omega-3) Mucizesi</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/balikyagi-omega-3-mucizesi/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/balikyagi-omega-3-mucizesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 08:52:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=171707</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan dietinde yer alan yağlar, karbonhidrat, protein, vitamin ve mineraller beslenmenin ana bileşenleridir. Beslenmeyle aldığımız yağ ana enerji kaynağıdır ve 1 gram yağ 8-9 kcal enerji verir. Yağların yapısında bulunan bazı yağ asitleri vücut tarafından sentezlenemediği için mutlaka besinlerle alınmalıdır. Bu nedenle biz onları esansiyel yağ asitleri olarak adlandırıyoruz. Bunlardan, halk tarafından en çok bilineni [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/balikyagi-omega-3-mucizesi/">Balıkyağı (Omega-3) Mucizesi</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan dietinde yer alan yağlar, karbonhidrat, protein, vitamin ve mineraller beslenmenin ana bileşenleridir. Beslenmeyle aldığımız yağ ana enerji kaynağıdır ve 1 gram yağ 8-9 kcal enerji verir. Yağların yapısında bulunan bazı yağ asitleri vücut tarafından sentezlenemediği için mutlaka besinlerle alınmalıdır. Bu nedenle biz onları esansiyel yağ asitleri olarak adlandırıyoruz. Bunlardan, halk tarafından en çok bilineni de omega-3 olarak adlandırdığımız linolenik asittir.</p>
<p><strong>Omega -3&#8217;ün en önemli etkisini kalp damar sistemi üzerinde görmekteyiz.</strong></p>
<p>Grönland eskimolarında yapılan çalışmalarda tüm ölümlerin %3,5&#8217;ini iskemik kalp hastalıkları oluştururken, batı toplumlarında on kat fazla rastlanmaktadır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda omega-3 yağ asitleriyle beslenme aterosklerotik kalp hastalıklarından korunmada serum lipid (yağ) düzeylerini düşürerek  etkili olduğunu göstermiştir. Kandaki trigliserit denilen yağ seviyesini de azaltmada etkilidir. LDL kolesterol/HDL kolesterol oranını iyi huylu kolesterol (HDL) yönünde değiştirmektedir. VLDL düzeyi azalır. Pıhtı oluşumunu azaltma ve kalp ritmi üzerinde düzenleyici etkileri de vardır.</p>
<p><strong>Bebeklerde beyin gelişimi, bellek, öğrenme yeteneği ve görme üzerinde olumlu etkileri vardır.</strong></p>
<p>Omega -3 balıkyağı, keten tohumu, ceviz, koyu yeşil yapraklı sebzeler (dereotu, semizotu, tere), doğal beslenen hayvanların eti, sütü,  yumurtasında bulunur. Omega-3 soğuğa karşı koruyucudur. Bu nedenle derin ve soğuk denizlerde yaşayan siyah etli olan balıklarda daha yüksektir. Somon, sardalya, yağlı hamsi, uskumru, ton balığı gibi balıklar omega-3 açısından zengindir. Alg ve planktonlardan aldıkları maddelerle omega -3 üretirler. Bu nedenle, bu maddelerle beslenmeyen kültür balıklarında ve az yağlı balıklarda çok az saptanır.</p>
<p>Vücudumuz omega-3 üretemediği için her daim dietimizde olmalıdır. Bu nedenle haftada 2 kez balık, günde 3 &#8211; 4 adet ceviz  tüketmeye çalışmalıyız. Balık tüketmeyi sevmeyen bireyler için doktorlarının önereceği balıkyağı şurup ve kapsülleri kullanılabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/balikyagi-omega-3-mucizesi/">Balıkyağı (Omega-3) Mucizesi</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/balikyagi-omega-3-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOENZİM Q10</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/koenzim-q10/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/koenzim-q10/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 May 2021 09:42:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=171463</guid>

					<description><![CDATA[<p>1957 yılında  sığır kalbi mitokondrisinde  saptanmıştır. Hücrelerimizin enerji kaynağı olan mitokondrilerde enerji üretimine destek olan kuvvetli bir antioksidandır. Yüksek enerji ihtiyacı olan dokularda (kalp, kaslar, karaciğer, pankreas gibi) daha fazla oranda bulunur. Vücudumuzda tirozin denilen aminoasitten sentezlenir. Bu sentez için folik asit, B2 (riboflavin), B6 (pridoksin), B3 (niasin) vitaminlerine ihtiyaç duyulur. Bu vitaminlerin eksikliği koenzim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/koenzim-q10/">KOENZİM Q10</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1957 yılında  sığır kalbi mitokondrisinde  saptanmıştır. Hücrelerimizin enerji kaynağı olan mitokondrilerde enerji üretimine destek olan kuvvetli bir antioksidandır. Yüksek enerji ihtiyacı olan dokularda (kalp, kaslar, karaciğer, pankreas gibi) daha fazla oranda bulunur. Vücudumuzda tirozin denilen aminoasitten sentezlenir. Bu sentez için folik asit, B2 (riboflavin), B6 (pridoksin), B3 (niasin) vitaminlerine ihtiyaç duyulur. Bu vitaminlerin eksikliği koenzim Q10 eksikliğiyle sonuçlanabilir. Diyetle alınan yağlar emilimini kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Koenzim Q10&#8217;un vücudumuzda iki önemli görevi vardır:</strong> Hücrede enerji üretimine yardımcı olmak ve antioksidan olarak serbest radikalleri yakalamak. Bu konuda vitamin E kadar güçlü olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca kalp hastalıklarında kanın akışkanlığını artırarak kalbin kan akımını düzenler.</p>
<p>Balıklar (sardalya, uskumru), etler (karaciğer böbrek gibi), soya yağı, fıstık önemli koenzim Q10 kaynaklarıdır. Diyetle yeterli almadığımız durumlarda, malnütrisyonda da eksiklik saptanabilir.</p>
<p><strong>Yaşla beraber koenzim Q10 oranlarında azalma olur.</strong></p>
<p>Kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları, kanser, hipertansiyon da koenzim Q10 azalmasına neden olur.</p>
<p><strong>Bazı ilaçlar da sentezi bozdukları için yetersizlikle sonuçlanabilir.</strong></p>
<p>Örneğin kan lipit seviyesini düşüren ilaçlar, bazı kanser ilaçları, antidepresanlar, beta bloker denilen ritim düzenleyici ilaçların yan etkisi olarak koenzim Q10 eksikliği gelişebilir.</p>
<p><strong>Koenzim Q10 eksikliğinde yorgunluk, kas ağrıları, kalp yetmezliği bulguları, dişeti hastalıkları ortaya çıkabilir.</strong></p>
<p>Doktora danışılmadan alımlarda toksisite bulgularına rastlanılabilir. Midede rahatsızlık, bulantı, ishal, karaciğer tahlillerinde bozulma, uykusuzluk saptanabilir. Warfarin gibi kan sulandırıcıların etkinliğini bozabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/koenzim-q10/">KOENZİM Q10</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/koenzim-q10/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allerjik rinit</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/allerjik-rinit/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/allerjik-rinit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 10:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=169850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yıldır pandemiyle savaşan ülkemizde zamanımızı iç mekanlarda geçirmekten kaçındık. Kısıtlamaların izin verdiği ölçüde doğa yürüyüşlerine, açık havada yapılan faaliyetlere daha çok yöneldik. Havaların güzelleşmesi, tabiatın yeniden uyanmasıyla doğada geçirdiğimiz zaman artmaya başladı. Birçoğumuz için neşe kaynağı iken her açık havaya çıktığında hapşıran, burnu su gibi akan, gözleri kaşınan bireyler için eziyet olmaya başlar. Mevsimsel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/allerjik-rinit/">Allerjik rinit</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yıldır pandemiyle savaşan ülkemizde zamanımızı iç mekanlarda geçirmekten kaçındık. Kısıtlamaların izin verdiği ölçüde doğa yürüyüşlerine, açık havada yapılan faaliyetlere daha çok yöneldik. Havaların güzelleşmesi, tabiatın yeniden uyanmasıyla doğada geçirdiğimiz zaman artmaya başladı. Birçoğumuz için neşe kaynağı iken her açık havaya çıktığında hapşıran, burnu su gibi akan, gözleri kaşınan bireyler için eziyet olmaya başlar. Mevsimsel allerjik rinit hastanın yaşam kalitesini düşüren önemli bir sağlık sorunudur.</p>
<p>Burun içini kaplayan dokunun allerjik nedenlerden dolayı etkilenmesi, bir çeşit iltihaplanmasıdır. En sık karşılaştığımız allerji türüdür. Her yaş gurubunda görülebilir. Allerjinin gelişmesinde genetik, immünolojik (bağışıklık sistemi) ve çevresel faktörler rol oynar. Yapılan araştırmalara göre çocuklarda %5-9, ergenlerde %20 oranında saptanmaktadır.</p>
<p>Allerjik rinitli hastalarda bazı immünolojik mekanizmalarla allerjenlere karşı IgE tipi antikor üretilir. <strong>Kanda IgE tipi antikor üretimine neden olan maddelere allerjen diyoruz.</strong> Bu allerjen maddeler vücudumuza tekrar ve tekrar girdiğinde IgE-allerjen etkileşimi meydana gelir. Bunun sonucu olarak da hücrelerden çeşitli kimyasal maddeler salgılanır. Bulundukları organlara göre belirtiler ortaya çıkar. Bu tipik allerji belirtileri daha çok burun, göz, akciğer, cilt gibi organlarda görülür.</p>
<p>Bazı hastalarda allerjik şikayetler uzun sürelidir. Perennial (yıl boyu) allerjik rinit şikayetleri olan hastalarda belirtilerden ev tozu akarları, evcil hayvan tüy ve salgıları, mantar, küf allerjenleri sorumludur.</p>
<p>Bir grup hastada da belirtiler yılın bazı aylarında ortaya çıkar. Genelde ilkbahar ve sonbaharda şikayetlerin arttığını görürüz. Rüzgarla uçuşan çiçek, çim, yabani ot, ağaç tozları (polenleri) sorumludur. Yaşanılan coğrafik bölgeye göre polen miktarı ve türü değişebilir. Kuru ve rüzgarlı havalarda polen miktarı arttığı için belirtiler kötüleşir.</p>
<p><strong>Hastalarda görülen belirtiler:</strong> hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğazda, burunda ve üst damakta kaşıntı, gözlerde sulanma ve kaşıntı, gözaltlarında morluk, şişme, koku ve tat duyularında azalmadır. Yakınmalar genelde sabahları olur.</p>
<p>İki veya daha fazla şikayetin günde 1 saatten daha uzun sürmesi  tanı için önemlidir.</p>
<p>Allerjik rinit tanısında doktorunuz muayenenizi yaptıktan sonra sorumlu allerjeni saptamaya yönelik kan veya cilt testleri isteyebilir. Sinüzitin eşlik ettiği durumlarda endoskopi ve sinüs tomografisi gerekebilir.</p>
<p>Allerjik rinit yakınmalarıyla doktora başvuran hastaların yaşam kalitesi bozulur. Uyku bozukluğu saptanan hastalarda derslerde konsantrasyon güçlüğü, dikkat dağınıklığı gözlemlenir. Bu da çocuğun okul başarısının düşmesine neden olur.</p>
<p><strong>Astım, allerjik rinitli hastalarda sık görülmektedir.</strong> Çünkü tek hava yolu, tek hastalık olarak kabul edilmektedir. Rinit tam olarak kontrol edilmezse astımın kontrolü zorlaşır. Allerjik rinit astım için önemli bir risk faktörüdür.</p>
<p>Tedavi edilmemiş vakalarda olaya sinüzit ve seröz otit (orta kulakta sıvı birikmesi) eşlik edebilir. Bu durum işitme azlığı ile sonuçlanabilir.</p>
<p><strong>Eğer çocuk sık sık bademcik iltihabı (tonsillit) oluyorsa altta gizli seyreden bir allerjik rinitten şüphelenmemiz gerekir.</strong></p>
<p>Egzemalar da (allerjik cilt hastalığı) rinitle beraber görülebilir.</p>
<p><strong>Allerjik rinit tedavisi allerjenden korunma, ilaç tedavisi ve immunoterapiyi kapsar.</strong> Doktorunuz uygulanacak tedaviyi belirtilerin şiddeti ve zamanına göre belirler. Temel prensip sorumlu allerjenden kaçınmaktır. İlk seçilecek olan ilaçlar antihistaminiklerdir. Bunlar burun yoluyla ya da ağızdan alınarak  uygulanırlar. Belirtilerin kontrol altına alınamadığı, uzun sürdüğü durumlarda da burun içine uygulanan kortizon içeren spreyler önerilir.</p>
<p>Diğer bir tedavi yöntemi de immunoterapidir. Korunma önlemlerine ve ilaç tedavisine rağmen belirtilerin kontrol altına alınamadığı özellikle astıma doğru ilerlemenin saptandığı durumlarda allerji doktorları tarafından uygulanan yöntemdir. Ağızdan veya aşı olarak uygulanabilir. Genellikle 3-5yıl sürebilen uzun vadeli bir tedavidir.</p>
<p><strong>Dikkat:</strong></p>
<p>* Polenlerin etkin olduğu ilkbahar ve sonbaharda pencerelerinizi kapalı tutun.</p>
<p>* Çamaşırlarınızı polenle temas edeceği yerlere asmayın.</p>
<p>* Evinizde ve arabanızda allerji sınıfı klima filtresi kullanımına, düzenli olarak değiştirilmesine özen gösterin.</p>
<p>* Kuru ve rüzgarlı günlerde evde  kalmayı tercih edin.</p>
<p>* İlaçlarınızı doktorunuzun önerdiği şekilde kullanın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/allerjik-rinit/">Allerjik rinit</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/allerjik-rinit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda insülin direnci</title>
		<link>https://www.sonhaber16.com/cocuklarda-insulin-direnci/</link>
					<comments>https://www.sonhaber16.com/cocuklarda-insulin-direnci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ayşe TARIM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 06:33:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sonhaber16.com/?p=168846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite, besinlerle alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olması sonucunda vücudumuzda yağ oranın artması ile sonuçlanan tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artan oranlarda saptanan bir sağlık sorunudur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son 1 yıldır Covid-19 nedeniyle sadece yetişkinler değil, çocuklar da evlere hapsolmuş durumdadır. Eğitimin online olarak yapılmasıyla bilgisayar başında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cocuklarda-insulin-direnci/">Çocuklarda insülin direnci</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite, besinlerle alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olması sonucunda vücudumuzda yağ oranın artması ile sonuçlanan tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artan oranlarda saptanan bir sağlık sorunudur.</p>
<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son 1 yıldır Covid-19 nedeniyle sadece yetişkinler değil, çocuklar da evlere hapsolmuş durumdadır. Eğitimin online olarak yapılmasıyla bilgisayar başında geçirilen zaman artmış, dışarıya çıkıp arkadaşlarıyla sosyalleşemeyen, spor yapamayan çocuklar boş zamanlarını daha çok sanal ortamda değerlendirir hale geldiler. Daha az enerji harcayan ama kaygı ve sıkıntının da etkisiyle daha çok abur cubur tüketen, daha çok enerji alan çocuklar tıpkı yetişkinler gibi kilo almaya başladılar. Kilo artışının sonucunda artık pek çok çocuk, insülin direnci sorunuyla karşı karşıya kaldı.</p>
<p>İnsülin direncine sıklıkla obezitede rastlanır ama kural değildir, obez olmayanlarda da nadiren rastlayabiliyoruz. <strong>Kilolu olmayan ergenlerde fizyolojik olarak ortaya çıkabilen insülin direnci tedavi gerektirmez.</strong></p>
<p>İnsülin, şekerin hücre içine girmesini sağlayan bir hormondur. İnsülin direncinde şeker, hücre içine giremediği için kan seviyesi artar. Bu da, tip 2 diyabet gelişimine yol açabilir.</p>
<p><strong>İnsülin direnci başladığında, henüz tip 2 diyabet başlamamışken bile vücudun metabolik dengesi bozulur.</strong> Kanda kolesterol ve trigliserit yüksekliği saptanır. İyi kolesterol (HDL) ile kötü kolesterol (LDL) arasındaki denge bozulur. Karaciğerde yağlanma başlar.</p>
<p>Bu sürece dur denmezse çocuklarda tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları ve siroz gibi hastalıklara rastlanması hiç de sürpriz olmaz.</p>
<p><strong>İnsülin direncinde özellikle boyun arkasında, koltuk altında ve kıvrım yerlerinde sanki hiç yıkanmamış, kirliymiş gibi gözüken cilt sorunlarına rastlanabilir.</strong></p>
<p>Artan androjenik aktivite nedeniyle çocuklarda koltukaltı ve genital bölgelerde erken dönemde kıllanma artışı olabilir.</p>
<p>Polikistik over hastalığı genç kızlarda obezite, adet düzensizliği ve artmış kıllanma ile kendisini gösteren bir insülin direnci sorunudur.</p>
<p>İnsülin direnci karşımıza sık acıkma, tatlı yeme isteği gibi belirtilerle gelebilir. Aileler bunu evde sıkıntıdan sürekli atıştırıyor gibi bir nedene bağlayabilirler. Bu çocuklarda insülin direnci mutlaka akla getirilmelidir.</p>
<p>İnsülin direncinin diğer belirtileri arasında yorgunluk, konsantrasyon kaybı, yemeklerden sonra uyuklama, karın şişliği ve gaz şikayetlerini de sayabiliriz.</p>
<p><strong>Tedavinin temeli; beslenmenin düzenlenmesi ve spordur. </strong></p>
<p>Diyetteki basit şeker ve yağlardan uzak durmalıyız. Glisemik indeksi düşük gıdaları tercih etmeliyiz. Unlu ve şekerli gıdaların glisemik indeksi yüksektir. Bu nedenle kek, börek, poğaça, beyaz ekmek pirinç pilavı, makarna, tost gibi yiyeceklerden uzak durmamız daha çok sebze, meyve, tam tahıl, kuruyemişler, kinoa, karabuğday gibi besinleri beslenmemize katmalıyız. Beslenme planı çocuğun büyümesi engellemeyecek şekilde yaşına uygun kalori, protein, yağ ve şeker oranı hesaplanarak yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Spor yapmak insülin direncini azaltır.</strong> Günde 30-60 dakika süren ritimli yürüyüş, bisiklet sürme, yüzme, ip atlama, dans etme önerilen egzersizlerdir.</p>
<p><strong>Özetle</strong>, çocukluk yaş grubunda fazla kilo alımının önüne geçmek için doğru beslenme ve sporun yaşam biçimi olarak kabul edildiği bir ortamın yaratılması gerekir. Kemik sağlığında ve bağışıklık sisteminde önemli rolü olan D vitamini eksikliğinin giderilmesi de şarttır.</p>
<p>Diyet ve egzersiz yapmasına rağmen tedaviye yanıt vermeyen, kilo almaya devam eden büyük çocuk ve ergenlerde doktor kontrolünde ilaç tedavisi gerekebilir.</p>
<p><strong><em>Selam ve saygılarımla.</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sonhaber16.com/cocuklarda-insulin-direnci/">Çocuklarda insülin direnci</a> appeared first on <a href="https://www.sonhaber16.com">sonhaber16.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sonhaber16.com/cocuklarda-insulin-direnci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
